Yarım bıraktım devam edicemide sanmıyorum ya sonu iyi diyip diyip duruyolar banane amk direk filmi direk iyi olması lazım bı spoylerla bırakılabilicek filmlere iyi demek haksızlık rafıda bayadir kulanmiyodum be seviyorum yargılamayı
Bu kitap bana Tatar Çölünü, Teğmen Giovanni Drogo'yu ve Bastiani Kalesini hatırlattı. "Yolumuzu keseceklerse kessinler, ne olacak. Hişbir şey düşünme. Huzur içinde ölemeyeceksem bile en azından kendim gibi öleyim. Cesedim gömülüp toprağa karıştıktan sonra Japonya'da neler olacak, ne rüzgârlar esecek,…devamıBu kitap bana Tatar Çölünü, Teğmen Giovanni Drogo'yu ve Bastiani Kalesini hatırlattı.
"Yolumuzu keseceklerse kessinler, ne olacak. Hişbir şey düşünme. Huzur içinde ölemeyeceksem bile en azından kendim gibi öleyim. Cesedim gömülüp toprağa karıştıktan
sonra Japonya'da neler olacak, ne rüzgârlar esecek, bunların hiçbiri beni ilgilendirmiyor. Panik olmadan, sakince, ölene kadar yaşayayım."
"Demek öyle, dedim. Demek insanlar, başkaları onları izlerken ölemiyor. Anca yalnızken ölebiliyorlar."
Kısacık bir kitap bi şans verin derim...
su koye gelincede insan huzurlu hissediyor valla, kafa dinlemelik on numara yer... ama bi yagmur var, seller sular akiyor. pasifikte birden baslayan muson yagmurlari gibi acayip bastirip ardindan kesiliyor. o yagmur sonrasi gelen bi koku var, toprak, nem, bitki karisik…devamısu koye gelincede insan huzurlu hissediyor valla, kafa dinlemelik on numara yer... ama bi yagmur var, seller sular akiyor. pasifikte birden baslayan muson yagmurlari gibi acayip bastirip ardindan kesiliyor. o yagmur sonrasi gelen bi koku var, toprak, nem, bitki karisik bi koku. bir de sis çökmezdi mesela o da çökmüş, etrafta koyu yesil agaclardan ormanlar.. hissiyati kuvvetli bir andayım su an. elektriklerin kesilmesi olayi var bir de. mumu yaktik, birazdan yine yagmur baslar. hayat durmus gibi ama hic olmadigi kadar icindeyim o hayatin.
İnsanları birbirinden ayıran yaşadıkları değil, yaşadıklarına karşı gösterdikleri tepkilerdir. Farklı bir filmdi. Sonsuzluğun ortasında yoklukla mücadele eden 6 kişinin hikayesiydi. Akışı güzeldi. Ama eksik kalan kısımlar var bence. Buna finali de dahil. Yarım kalmış hissettirdi. Devam filmi var mı diye…devamıİnsanları birbirinden ayıran yaşadıkları değil, yaşadıklarına karşı gösterdikleri tepkilerdir.
Farklı bir filmdi.
Sonsuzluğun ortasında yoklukla mücadele eden 6 kişinin hikayesiydi.
Akışı güzeldi.
Ama eksik kalan kısımlar var bence. Buna finali de dahil. Yarım kalmış hissettirdi. Devam filmi var mı diye araştırmaya bile sevk ettirdi.
Bu kadar çok küfür etmeselerdi daha çok puan verebilirdim.
Güzeldi.
6/10
23 Mayıs 2026 Ben korku filmi izlemeyi sevmesem de sevgilim benimle izlemek istiyordu. Bunu seçtik izlemek için ama keşke başka bir şey izleseydik. Beklentimiz yüksekti fragmanından dolayı ama sevmedik maalesef aval aval bakılan sahneler vardı bilemedim biz çok sevmedik.
unutamadığım o filmlerden biri ⭐️ Hatta bana ilham verdiğinden dolayı o dönem Yürümek üzerine araştırmalar yapmıştım. Hiç fırsatım olmadı ama bir gün bende bir yerlerde yürümek istiyorum . Wild (Yaban), Cheryl Strayed’in kendi gerçek hayat hikayesini anlattığı aynı isimli otobiyografik…devamıunutamadığım o filmlerden biri ⭐️
Hatta bana ilham verdiğinden dolayı o dönem Yürümek üzerine araştırmalar yapmıştım. Hiç fırsatım olmadı ama bir gün bende bir yerlerde yürümek istiyorum .
Wild (Yaban), Cheryl Strayed’in kendi gerçek hayat hikayesini anlattığı aynı isimli otobiyografik romandan uyarlanan, derin bir varoluşçu arınma ve bedensel katarsis hikayesidir.
Annesinin kanserden ani ölümüyle hayatının ekseni kayan, evliliğini sadakatsizlikle bitiren ve ağır bir uyuşturucu bağımlılığının içine düşen Cheryl'in, kendini yeniden bulmak için hiçbir doğa deneyimi olmadan yaklaşık 1770 km Pasifik Crest Yolu'nu tek başına yürümeye karar verir.
1️⃣Cheryl’in sırtına o devasa 'Canavar' çantayı alıp yola çıkması, aslında her birimizin zihninde taşıdığı o geçmişin ağırlıklarının, pişmanlıklarının ve travmalarının fiziksel bir formu.
O çantayla yere kapaklandığı, ayak tırnaklarının söküldüğü sahnelerde içim ezildi.
2️⃣Beni asıl vuran şey ise filmin o muazzam 'kabulleniş' felsefesi oldu. Hepimiz geçmişteki hatalarımızdan, bizi darmadağın eden kayıplarımızdan kaçmaya ya da onları hafızamızdan silmeye çalışıyoruz. Ama Cheryl yolun sonunda bana bambaşka bir kapı açtı.
Geçmişi suçlamayı, onunla kavga etmeyi bırakıp; 'Evet, hepsi bendim, hepsi benim hayatımdı' diyerek o enkazı şefkatle kucaklaması içimde bir yerleri iyileştirdi.🌻
Geçmişi arkada bırakıp uğurlamak, onu unutmak demek değilmiş; onun bizi dönüştürdüğü insanı kabul etmek demekmiş.
Türkiye'nin Kalbi Ankara belgeselini izleyince o dönem Türkiye'sinin durumu tokat gibi yüzüme çarptı. Kitaplardan okumakla o yokluğu doğrudan görmek çok farklıymış. Cumhuriyet ilan edildiğinde ülkenin durumu gerçekten içler acısı. İzlerken daraldım resmen. Bir adamın kıyafeti bile yoktu, üstü başı tamamen…devamıTürkiye'nin Kalbi Ankara belgeselini izleyince o dönem Türkiye'sinin durumu tokat gibi yüzüme çarptı.
Kitaplardan okumakla o yokluğu doğrudan görmek çok farklıymış. Cumhuriyet ilan edildiğinde ülkenin durumu gerçekten içler acısı.
İzlerken daraldım resmen.
Bir adamın kıyafeti bile yoktu, üstü başı tamamen yamadan ibaretti. Buna rağmen o insanların o yoklukta bilmem kaç tane savaşı kazanması hayır kazanmayı bırak o kadar savaşa girip katlanması ardından da cumhuriyetin ilan edilmesi inanılmaz. Bir de ülkeyi baştan aşağı değiştiren o reformları gerçekleştirmek sanırım ancak Atatürk gibi biri önderliğinde mümkün olabilirdi.
Bu belgeselin varlığını yeni öğrendiğim için utanıyorum. İnsan gurur duyuyor tabii ama gerçekten üzücü ya, ne diyeyim
“Filmi biraz daha hızlı işleselermiş, kısa film olurmuş.” Hikâye açısından oldukça potansiyelli bir hikâye. Aynı adlı oyundaki yapı bu filmde de mevcut. Ancak hikâye farklı. İnsanların bilinçaltı ve normal korkularının fiziksel şekilde karşılarına çıkması vb. güzel bir fikir. Fakat o…devamı“Filmi biraz daha hızlı işleselermiş, kısa film olurmuş.”
Hikâye açısından oldukça potansiyelli bir hikâye. Aynı adlı oyundaki yapı bu filmde de mevcut. Ancak hikâye farklı. İnsanların bilinçaltı ve normal korkularının fiziksel şekilde karşılarına çıkması vb. güzel bir fikir. Fakat o kadar kısa ve özensiz işlenmiş ki filmden almak istediğiniz keyfi alamıyorsunuz. Cevapsız kalan çok fazla kısım var. Öyle bir mekân neden ve nasıl oluşmuş? O doktor diğer insanları nasıl kontrol edebiliyor? Nasıl hayatta kalıyor? vs.
Bir diğer olumsuz taraf ise karakterlerin aşırı yüzeysel işlenmesi. Tekrar tekrar ölüyorlar, hem de normal şekilde değil; direkt ruhani varlıklar, ucubeler ve zombiler tarafından ama psikolojik olarak sarsılmıyorlar. Clover öz ablasının zombiye dönüştüğünü görüyor, onu öldürüyor ama hiçbir sarsıntı yaşamıyor. Hatta finalde hiçbir şey olmamış gibi güle oynaya oradan uzaklaşıyorlar. Oldukça absürttü.
Psikiyatrist, yaşananların Clover’ın bilinçaltı korkuları olduğunu söylüyor ama bunların nasıl gerçekleştiğini yine açıklamıyor, bunlar işlenmiyor. Kısacası hâlâ işlenmemiş çok fazla kısım var ama uzatmayacağım.
Oyunculuklar orta seviyedeydi, bazı sahnelerde ise ortalamanın üstündeydi. Atmosfer ve diğer tasarımlar güzel olmuştu. Gerilim ve tempo yüksek seviyedeydi.
Sonuç olarak biraz sci-fi, biraz fantastik öğe katarak bir “film gecesi” filmi çekmişler. Beklentilerinizi çok da yüksek tutmayın.