Dün akşam izleme fırsatı buldum. “Her zaman ve her şartta doğru olanı yapmak” gibi çok güzel bir mesajı olan, 1,5 saat gibi ne uzun ne kısa süresiyle ailece izlenebilecek bir film. 2021 yılı Netflix Meksika yapımı olan film İldiko Von…devamıDün akşam izleme fırsatı buldum. “Her zaman ve her şartta doğru olanı yapmak” gibi çok güzel bir mesajı olan, 1,5 saat gibi ne uzun ne kısa süresiyle ailece izlenebilecek bir film. 2021 yılı Netflix Meksika yapımı olan film İldiko Von Kürthy’nin aynı eserinden uyarlama.
Konusu kısaca şöyle; 2014 yılında Meksika’yı vuran Odile Kasırgası’ndan sonra, Casa Hogar kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Casa Hogar Meksikalı erkek çocuklarının kaldığı yetimhanedir. Kasırganın hasarı ile büyük bir borç yükünün altında kalan yetimhaneyi kurtarmak için, çocukların Omer baba dedikleri yetimhane sorumlusunun tek bir çıkış yolu vardır, o da çocuklardan birkaçı ile katılacakları dünyanın en büyük balıkçılık turnuvası olan “Bisbee” yi kazanmaktır. Hiçbir balıkçılık tecrübesi olmayan takımın en büyük şansı ise, daha önce bu turnuvayı 2 kez kazanmış olan huysuz ve inatçı bir kişiliği olan Wade (Dennis Quaid) ile iş birliği yapmaktır. 3 gün süren turnuva süreci Omar Baba ve çocuklar için olduğu kadar Wade için de oldukça ilginç deneyimlere gebedir… Filmin sonunda gerçek karakterlerin fotoğraflarına da yer verildiği gibi bağış yapabilmek için yetimhanenin adresi de paylaşılıyor... Puanım 7/10
Peaky Blinders sevilen başrol oyunucusu Cillian Murphy ile ünlü oyuncu Robert De Niro’nun bir arada oynadığı filmin sonu hiç beklenmedik şekilde biten, adeta ters köşe yapan cinsten bir yapım. İzlemeye başladığınız anda fazlasıyla merak uyandıran, acaba sonu nereye bağlanacak diye…devamıPeaky Blinders sevilen başrol oyunucusu Cillian Murphy ile ünlü oyuncu Robert De Niro’nun bir arada oynadığı filmin sonu hiç beklenmedik şekilde biten, adeta ters köşe yapan cinsten bir yapım. İzlemeye başladığınız anda fazlasıyla merak uyandıran, acaba sonu nereye bağlanacak diye beklenti içinde kaldığınız filmleri seviyorsanız Cillian Murphy ve Robert De Niro oyunculuğunu da düşünerek izleme listenize ekleyebilirsiniz.
Kablo TV’de denk gelip izlemiştim, romantik komedi severler için eğlenceli bir film. Klişe konusu, işleyişi ve tahmin edilebilecek sonuna rağmen oturduğunuzda sıkılmadan izlenebilecek çerezlik, vakit geçirmelik bir film.
Anne ve babalarımız; kimsenin seçemeyeceği ve olduğu gibi kabul edilmezse hayatımızı zindana çevirebilecek, dünyaya gelmenize aracılık eden eşsiz varlıklardır. Baştan sona sempatik bir film var karşımızda. Sizi kahkahaya boğmaz ama esaslı bir tebessüm kondurur yüzünüze. Hiç fark ettirmeden yaşamla ilgili…devamıAnne ve babalarımız; kimsenin seçemeyeceği ve olduğu gibi kabul edilmezse hayatımızı zindana çevirebilecek, dünyaya gelmenize aracılık eden eşsiz varlıklardır. Baştan sona sempatik bir film var karşımızda. Sizi kahkahaya boğmaz ama esaslı bir tebessüm kondurur yüzünüze. Hiç fark ettirmeden yaşamla ilgili şeyler öğretir, basit görünse de hayatın tam içinden bir parça sunan bir yönü var çünkü. Ne gibi mi, örneğin baba kız arasındaki nesil farkı, diğer film kahramanları ile kültür ve görüş farklılıklarıyla insanın empati kurmasını sağlıyor.
Hastalık hastası, kızını bırakmak istemeyen, onu evlendirmek istemeyen bir baba ve babasına her şeye rağmen bakan kızı. Babasının her türlü saçmalığına sadece babası olduğu için ses çıkarmayan iyi kalpli kız Piku. Tek rahatlama yöntemi ise huysuzca öfke kusarak acısını başkalarından çıkarmak.
Amitabh ve Depy baba-kız rolünde çok uyumluydu. Film 2 saat olmasına rağmen hiç sıkmıyor. Alışkın olduğumuz Hint filmlerinden biraz farklı ama güzeldi, tavsiye ederim.
Ricky Gervais’in After Life dizisi ile tanımadan önce çerez niyetine izlediğim düşük bütçeli ama eğlenceli filmlerinden biriydi. Ayrıca, Gervais’in 2009 yılında çektiği “Yalanın İcadı” filminin devamı gibi mi düşündü acaba bu filmi çekerken, zira New York’da bir İspanyol restoranının üstündeki…devamıRicky Gervais’in After Life dizisi ile tanımadan önce çerez niyetine izlediğim düşük bütçeli ama eğlenceli filmlerinden biriydi. Ayrıca, Gervais’in 2009 yılında çektiği “Yalanın İcadı” filminin devamı gibi mi düşündü acaba bu filmi çekerken, zira New York’da bir İspanyol restoranının üstündeki gizli yerinden sahte savaş haberleri geçiyor film boyunca :) "Bütün gördüklerine, duyduklarına inanan insanlar aptaldır." İşte bu cümle filmin tam karşılığı olsa gerek. Beklentinizi fazla yükseltmeden boş bir zamanında bakabilirsiniz.
Konusunu biraz daha detaylı anlatacak olursak, Finch (Ricky Gervais) çok sevdiği hırslı ve talepkar eşi Eleanor (Vera Farmiga) ile orta karar bir hayat sürmekte olan bir radyo istasyonu ses teknisyenidir. İlerlemiş yaşına rağmen kariyerinde arzu ettiği bir yere ulaşamamış olması evliliğinde sorunlar yaşamasına sebebiyet vermektedir. "Finch"'in iş arkadaşı olan Frank (Eric Bana) ise çalıştıkları radyo istasyonunun hırslı ve başarmak için her türlü yola başvurmayı düşünen bir karakterdir. Ekvator'da yaşanan sosyal bir ayaklanmayı haber yapmak üzere radyo kanalı tarafından Ekvator'a gönderilen ikili pasaportlarını ve biletlerini kaybedince kendi haber kanallarına mahçup olmamak için Ekvator'a gitmiş gibi davranarak saklandıkları yerde ilgili ayaklanmanın haberlerini yapmaya başlarlar. Ancak işler zaman içerisinde daha fazla yalan ve oyun getirecek bir seviyeye taşınmak üzeredir.
Bu film aslında 2015 yılında çekilen filmin devamı niteliğinde bir film ama yapım yılı 2013 olarak girilmiş. 2021 yılı yapımı Prime Video yapımı ve Imdb’de “Drishyam 2” olarak girilen film ile aynı, editörler umarım bu eksiklileri giderir. Filme gelecek olursak,…devamıBu film aslında 2015 yılında çekilen filmin devamı niteliğinde bir film ama yapım yılı 2013 olarak girilmiş. 2021 yılı yapımı Prime Video yapımı ve Imdb’de “Drishyam 2” olarak girilen film ile aynı, editörler umarım bu eksiklileri giderir. Filme gelecek olursak, öncelikle süresi çok uzun, konuya girmeleri yaklaşık 40 dakika sürdü, ilk filmi bilmesem kapatırdım o derece sıkıldım girizgah bölümünden..
Serinin ilk filmi en beğendiğim filmlerden biri olmuştu, konu olarak devam filmi görebileceğimiz ama kadronun tamamen değiştiği bu yapımda, sinemacı ve yapımcı olarak karşımıza çıkan Georgekutty, kızını taciz eden milletvekilinin oğlunu öldürüp karakolun inşaatına gömdükten sonra polisin kanıt bulamaması ile diken üstünde geçen 6 sene sonrasında iki kızı ve eşi ile mutlu! bir hayat sürmektedir. Fakat soruşturmanın tekrar açılması ile epilepsi nöbetleri artan kızı Anju ile polisi her görüşünde tedirginlikleri artan karısı Rani ile kimsenin bilmediği sırrının daha ne kadar tutabilecektir.
Çok güzel bir senaryo ile merak içinde acaba ne olacak şimdi duygusu içinde uzun süresine rağmen kendini izleten bir film ama ben serinin ilk filmine asla değişmem. Ama devamını görmek adına şans verilebilecek bir yapım olduğunu düşünüyorum…
İstanbul Film Festivalinde de gösterilen Hint filmlerinden biriydi. M. Chandra Kumar'ın gerçek yaşam hikâyesinden alınan filmde bir grup Tamil’li göçmen işçinin işlemedikleri bir suçtan dolayı gözaltına alınması ve sorgu sürecinde yapılan işkenceler ele alınıyor. Sonuna kadar mücadelelerini sürdüren işçiler, polis…devamıİstanbul Film Festivalinde de gösterilen Hint filmlerinden biriydi. M. Chandra Kumar'ın gerçek yaşam hikâyesinden alınan filmde bir grup Tamil’li göçmen işçinin işlemedikleri bir suçtan dolayı gözaltına alınması ve sorgu sürecinde yapılan işkenceler ele alınıyor. Sonuna kadar mücadelelerini sürdüren işçiler, polis tarafından bir komplonun içine doğru sürükleniyor ve tüm umutları yok oluyor.
Çarpıklaşmış adalet sistemine getirilen eleştirinin yanı sıra sistem içinde dönen kirli oyunlarda yok olup giden hayatlar oldukça sade bir formda gözler önüne seriliyor. Filmin gerçeğe yakın işkence sahnelerindeki oyunculuklar oldukça başarılıydı. RAF’da gerekli ilgiyi görmemiş herkesin izleyip ders çıkarması gereken çok güzel bir film.
Bir tür Tanrı'yı oynama, doğaya, olağan sürece müdahale etme üzerine senaryolaştırılmış bir bilim-kurgu filmi. 60’lı yaşlarının sonunda kanserden ölmek üzere olan Damian'ın para sorunu yoktur; çünkü ülkenin en zengin adamlarından biridir. İş yaşamında çok acımasızdır... Küçük yaşta koptuğu ve şimdi…devamıBir tür Tanrı'yı oynama, doğaya, olağan sürece müdahale etme üzerine senaryolaştırılmış bir bilim-kurgu filmi. 60’lı yaşlarının sonunda kanserden ölmek üzere olan Damian'ın para sorunu yoktur; çünkü ülkenin en zengin adamlarından biridir. İş yaşamında çok acımasızdır... Küçük yaşta koptuğu ve şimdi kendisinden tamamen uzak yaşayan aktivist kızı Claire ile son görüşmesini bile batıracak kadar kibirlidir, bencildir...
Damian, bilincini, sağlıklı, genç bir vücuda nakledecek operasyona girer. Operasyonu gizli bir laboratuarda, yine gizemli bir adam olan Albright ve ekibi gerçekleştirir...Ve, genç Damian (Ryan Reynolds) olarak uyanır. Albright, ona yeni bedeninin laboratuar ortamında üretildiğini söyler!, Fakat, Damian'ın, yeni vücudunun aslında nereden geldiğini araştırmasıyla birlikte, hiç sahip olmadığını düşündüğümüz vicdanının sesini dinlemesi ve kendi geçmişinin de bir anlamda kefaretini ödemesi sürecinde yaşananlar filmi sürükleyen unsurlar diyebilirim. En hoşuma giden de, evrendeki o müthiş adalet anlayışının kusursuzluğuna ve doğanın taklit edilemezliğine duyduğunuz güvenin pekişmesi oluyor. Belki orijinal değil fakat seyredilmeyi hak eden bir film.
Bir Oriol Paulo klasiği olan yalnız Oriol Paulo'nun bu defa senarist olarak karşımıza çıktığı 2016 yılına ait bir film. İspanyol sinemasının en güzel özelliklerinden biri de, gereğinden fazla filmi uzatmayarak ortalama 1,5 saatte istediği gizem, gerilim ve keyfi yansıtabilmesidir. El…devamıBir Oriol Paulo klasiği olan yalnız Oriol Paulo'nun bu defa senarist olarak karşımıza çıktığı 2016 yılına ait bir film. İspanyol sinemasının en güzel özelliklerinden biri de, gereğinden fazla filmi uzatmayarak ortalama 1,5 saatte istediği gizem, gerilim ve keyfi yansıtabilmesidir.
El Cuerpo, Contratiempo, Los ojos de julia gibi İspanyol şaheserlerini sevdiyseniz bu filmi de mutlaka seveceksinizdir fakat El Cuerpo ve Contratiempo Paulo’nun zirvesi olduğu için bu film için çıtayı çok yüksek tutmadan izleyin derim. Sebep olarak da kendi yazdığı ama kendi çekmediği için diyebilirim.
"Profesyonel oynayacaksan kim olduğundan utanamazsin evlat" Brezilya'nın fakir kenti Bauru'dan Santos'a oradan da tüm dünyaya ulaşan bir efsanenin ilham veren hikayesi... Bu filmi izlerken Pelé'nin hikayesine ortak oluyorsunuz ve her ne kadar bilindik olsa da (ki benim için çok da…devamı"Profesyonel oynayacaksan kim olduğundan utanamazsin evlat" Brezilya'nın fakir kenti Bauru'dan Santos'a oradan da tüm dünyaya ulaşan bir efsanenin ilham veren hikayesi...
Bu filmi izlerken Pelé'nin hikayesine ortak oluyorsunuz ve her ne kadar bilindik olsa da (ki benim için çok da bilindik değildi), film sizi sürüklemeyi başarıyor. Ve her anı dolu dolu geçiriyor, istediği sahnede yaşatmak istediği duyguyu yaşatmayı başarıyor. Hikaye bize hiç de yabancı değil aslında. Fakir bir aile, imkansızlıklar, ağır yaşam koşulları, inatçı bir çocuk, çocukları için her şeyi yapmaya göze alan anne ve baba. Pele'yi canlı izleyemedim ama hikayesini çok duyardım ama abartıldığını düşünürdüm, filmi izleyince fikrim değişti doğrusu ..
Peki bu biyografi filmden öğrendiklerim nedir derseniz;
• Pelé ismi, onunla dalga geçen çocuklar tarafından konulmuş bir isim ve gerçek adının Edson" Arantes do Nascimento olduğunu,
• Pelé'nin bir değil tam üç Dünya Kupası ile kırılması zor bir rekoru elinde tuttuğunu,
• Ginga tekniğinin hikayesi ve bunu dünyaya Pele'nin sevdirdiğini,
Kısaca bu tür yapımları zaten çok seven birisi olarak keşke daha önce izleseydim, vizyondayken sinemada izleseymişim dedim. Çok keyifli, insanın yüzünde tebessüm bıraktıran cinsten. Şiddetle tavsiye ederim. Puanım 9/10