Ailece izlenebilecek, hem komik hem de dram bir arada 2 saatin nasıl geçtiğini anlamayacağınız türden eğlenceli bir film. Aile olmak, çocuk sahibi olmak ne demek çok güzel fikir veriyor... Tavsiyemdir. 7/10
Daha önce HOGAR (The Occupant) filmi ile anımsadığım Javier Gutiérrez filmlerinden biriydi. Filmde, yazar olma fikrine kafayı takmış başrol oyuncumuz Álvaro, yazarlık dersleri aldığı Juan'a yazdıklarını gösterir, Juan ona gerçekçi ve hayatın içinde bir şeyler yazmasını söyleyince, Álvaro etrafını manipüle…devamıDaha önce HOGAR (The Occupant) filmi ile anımsadığım Javier Gutiérrez filmlerinden biriydi. Filmde, yazar olma fikrine kafayı takmış başrol oyuncumuz Álvaro, yazarlık dersleri aldığı Juan'a yazdıklarını gösterir, Juan ona gerçekçi ve hayatın içinde bir şeyler yazmasını söyleyince, Álvaro etrafını manipüle etmeye ve onların hayatlarını dikizleyerek hikayeleştirmeye başlar.
Gerçekten finali ile ters köşe yapan, genelde durağan ama kendini izleten bir İspanyol yapımıydı. Álvaro'nun evde çıplak yazı yazması ve kapıcı kadınla birlikte olduğu sahneler sebebiyle ailece izlemeye uygun değil.
2010 yılındaki ilk filmin devamı gibi düşünmek bence hatalı olur, bu film ilk filmden bağımsız olarak kendi başına da değerlendirilip izlenebilir. Bu film bize 1960 - 2020 arasında geçen 50 yılda değişen değerlerimizi iki aşk hikayesi üzerinden anlatıyor. 1960'lardaki aşkın…devamı2010 yılındaki ilk filmin devamı gibi düşünmek bence hatalı olur, bu film ilk filmden bağımsız olarak kendi başına da değerlendirilip izlenebilir. Bu film bize 1960 - 2020 arasında geçen 50 yılda değişen değerlerimizi iki aşk hikayesi üzerinden anlatıyor. 1960'lardaki aşkın duruluğu, sağlamlığı ile günümüzde geçen, barda tanışıp aynı gece yatakta sona eren sözde aşklar ile kıyaslandığında, neleri kaybettiğimizi bize en naif şekilde anlatmaya çalışmış. Ayrıca 60'lı yıllarda patlak veren Rum azınlıkların durumları da kör siyasetin insanların hayatlarını nasıl mahvedebileceği, acıklı bir aşk hikayesi içinde bize sunulmuş. Kısacası, film son yıllarda kaliteli işler çıkarma konusunda bir kısırlık yaşayan Türk sineması açısından yüzakı sayılabilecek güzellikte olmuş. 1960 dönemi çok güzel resmedilmiş, gerek dekorlar, gerek o dönemin popüler şarkıları gerekse de oyuncuların performansları ile duygu dolu 2 saat geçirebileceğiniz güzel bir film. Tavsiye ediyorum hepinize.
Son dönemlerde izlediğim en iyi dizi. Benim gibi satranç bilmeseniz de keyifle izleniyor. 1960’lı dönemin işlenişleri, kostümler, saçlar, objeler seveni için görsel şölen niteliğindeydi. Ayrıca satranç hakkında bilgisi olmayanlar da bile merak uyandıracak ve öğrenmeye sevk edecek kadar başarılı. Ve…devamıSon dönemlerde izlediğim en iyi dizi. Benim gibi satranç bilmeseniz de keyifle izleniyor. 1960’lı dönemin işlenişleri, kostümler, saçlar, objeler seveni için görsel şölen niteliğindeydi. Ayrıca satranç hakkında bilgisi olmayanlar da bile merak uyandıracak ve öğrenmeye sevk edecek kadar başarılı. Ve tabi ki Anya'nın harika performansı göz dolduruyor. Hamleleri, rakibiyle el sıkışı, yürüyüşü, bakışları inanılmazdı. karakteri oynamamış adeta giymiş sanki. Gerçi satranç tahtasında olağanüstü bir yeteneğe, müthiş bir hafızaya ve ustalığa sahip olan, saldırgan açılışları ve imzalı finalleri ile var olan bir kadının gerçek hayatta tam tersi bir yıkım içinde olması karakteri çok daha ilginç kılmış. Bu tezat, dâhilik olarak okunabilir ama aynı zamanda satranç tahtasının aslında onun için bir kaçış sahası olduğunu da söyleyebiliriz.