Her sabah aynı saatte düşüyorum hayata Ellerim dizlerim hep aynı yerden kanıyor Uyuşuk bedenim artık hissetmiyor acıyı Gülümsüyorum sürekli aklım gökyüzünde Ulaşmak istediğim her şey o engin mavilikte.
Şimdi bir gülüşe takılıp düşebilirim Çaresizliğimi kelimelere dökemem Alfabeyi baştan sona bilmem İmla kurallarına aykırı hareket ederim Kural tanımaz olduğumdan değil Büsbütün cahil olduğumdan Ulaşamam bir türlü mutluluğa.
Boşa çabalıyorum Hiç iyileşmeyecek bu yaralar Sadece görmezden gelerek Derinlere gömeceğim Nefessiz kalana dek Ve çırpınarak devam edeceğim Yaşam denen bu girdaba.
Yorgun gülüşlerin ardında saklı gerçek yüzüm İyi niyetlerimin son damlasını kim tüketti bilmiyorum Şimdi yalnız ve iyi olma çabası içerisinde Ömrümün sonunu nasıl getiririm diye düşünüyorum Kendimle olan savaşımı kaybetmeden.
Kaybediyorum Korkularım büyüdükçe Zamanın telaşı sarıyor dört bir yanımı Boşa yaşanmış bir ömrün yasını tutma zamanı şimdi Ağlamak hiçbir çare getirmiyor Sesim kendimden başkasına da gitmiyor Uykulara sarılıp ömrümü tüketiyorum Hülyalarda.