Spoiler içeriyor
Arada atıştırmalık Witcher. Çeviri de güzel, akıyor ya. Hikayelerin özeti 1. The Witcher Temeria kralı Foltest’in kızı Adda strigaya dönüşmüştür. Geralt geceyi striganın mezarında geçirerek laneti kaldırmaya çalışır ve ağır yaralanır. Melitele tapınağını öğreniriz. 2. A Grain of Truth Geralt,…devamıArada atıştırmalık Witcher. Çeviri de güzel, akıyor ya. Hikayelerin özeti
1. The Witcher
Temeria kralı Foltest’in kızı Adda strigaya dönüşmüştür.
Geralt geceyi striganın mezarında geçirerek laneti kaldırmaya çalışır ve ağır yaralanır. Melitele tapınağını öğreniriz.
2. A Grain of Truth
Geralt, Nivellen ve bruxa
Geralt, Vereena’yı öldürür.
Vereena ölünce Nivellen’in laneti de bozulur ve tekrar insan olur.
3. The Lesser Evil (Ehvenişer)
Geralt Blaviken kasabı oluyor.
4. A Question of Price
Geralt, Calanthe, Duny ve Pavetta. Cintra sarayındaki bir ziyafete süpriz yasası
5. The Edge of the World
Geralt, Dandelion ve Torque adlı sylvan.
Elflerin lideri Filavandrel orman bakiresi sebebiyle serbest bırakır
6. The Last Wish
Geralt ve Yennefer tanışıyor.
Dandelion cin tarafından yaralanır ve Yennefer cini kontrol etmek için tedavi eder.
Geralt ile Yennefer’in kaderlerini birbirine bağlanır
Lan ben ne ara witcher manyağı oldum. yatıyorum witcher kalkıyorum witcher. beynim çorba oldu hangi olayın kitapta mı dizide mi filmde mi geçtiğini algılayamıyorum artık. neyse, bu filmde de 2. kitaptaki bir hikaye anlatılıyor. Baya güzel olmuş. kitaba uygun, tadında.…devamıLan ben ne ara witcher manyağı oldum. yatıyorum witcher kalkıyorum witcher. beynim çorba oldu hangi olayın kitapta mı dizide mi filmde mi geçtiğini algılayamıyorum artık. neyse, bu filmde de 2. kitaptaki bir hikaye anlatılıyor. Baya güzel olmuş. kitaba uygun, tadında. tadımlık film
Ayrıca, bu raf’a oyun ekleme seçeneği de gelmeli. Kamuoyu oluşturalım acil
Spoiler içeriyor
Yordu be. Akıcıydı akıcı olmasına ama Nietzsche beni her haliyle yoruyor. Bazı fikirleri insanı insan olmaktan çıkarıp bir makineye dönüştürüyor gibi hissediyorum ama kendisi tam tersini iddia ediyor. her neyse, keşke bu romanı okumadan önce daha çok Nietzsche okuması yapsaymışım.…devamıYordu be. Akıcıydı akıcı olmasına ama Nietzsche beni her haliyle yoruyor. Bazı fikirleri insanı insan olmaktan çıkarıp bir makineye dönüştürüyor gibi hissediyorum ama kendisi tam tersini iddia ediyor. her neyse, keşke bu romanı okumadan önce daha çok Nietzsche okuması yapsaymışım.
Kitap birbiriyle çağdaş olan Breuer ve Nietzsche’nin diyaloglarından oluşuyor ve felsefi roman kategorisinde. Anlamsal olarak yoğun diyaloglar var. Beni en çok etkileyen şey ise, kitaptaki bazı kavramları 17-18 yaşlarımda düşünüp kendi içimde tartışmış olmamdı (neyim ben Nietzsche falan mı).
Kutsal olan hakikati değil, kişinin kendi hakikatini aramasıdır! İnsanın kendisini sorgulamasından daha kutsal ne olabilir? /100
Başka bir şeyi, dua düşeyleri tercih eden seçimler insanı güçsüzleştirir. İnsanı olduğundan daha azini indirger. Bense bizden daha fazla yapan şeyleri severim. /101
Zeus’un insanın eziyet çekmeye devam etmesi arzusunu unutup gittik. Ümit kötülüklerin en büyüğüdür çünkü eziyeti uzatır. /102
Ölümün nihai ödülü artık ölmeyecek olmamızdır. /102
Erişilen özgürlüğün mührü nedir -kişinin artık kendisinden utanç duymamasıdır? /113
Hiç kimsenin tamamen başkaları için asla bir şey yapmadığını anlayacaksınız. Tüm eylemler kişinin kendisine yöneliktir, tüm hizmetler kendisine hizmettir, tüm Sevgiler kendisine olan sevgisidir. /153
onun özgür bir ruh olmak isteyen ama inancının prangasından kurtulamayan biri olduğu teşhisini koyuyorum. Sadece evet leri duymak, kabul görmek, tercih edilmek istiyor, hayır duymak istemiyor, hiçbir şeyden vazgeçmek istemiyor. Kendi kendini kandıran biri: tercihler yapıyor ama tercih yapan kişi olmayı reddediyor. Acı çektiğini biliyor ama yanlış şey için acı çektiğini bilmiyor! /253
40 yaşında olmak benim için her şeyin mümkün olduğu fikrini yerle bir etti. Birden hayatın en bariz gerçeğini fark ettim: zamanın geri döndürülemez olduğu ve hayatımın sona yaklaştığı gerçeğini. /263
Geçen hafta kendine uzak bir mesafeden bak dediğimde soyledigim şey tam olarak buydu. Kozmik bir bakış açısı, trajediyi her zaman azaltır. Yeterince yükseğe tırmanırsak trajedinin artık trajik görünmediği bir yüksekliğe ulaşırız. /286
Pençeler olmadığı için kendine iyi diyen insanlardan biri olmasını engellemeliyim /295
Hayatında o olmasaydı hayatın neye benzerdi? /301
Doğru zamanda öl! /336
Bundan bir yıl sonra bugünün beninin yeterince gelişmediğini ve bugün yaptığın tercihlerin sayılmayacağını söyleyebilirsin. Bu kendini aldatmaktan, seçimlerin için sorumluluk almaktan kaçmaktan başka bir şey değil. /350
Hiçbir şey her şeydir! /365
Doğru düşmanı seç /376
Bir evliliğin iki tarafı tutulması için gerekli olmadığı zaman ancak ideal bir evlilik olduğunu söylemek istedim. /379
Onun düşman ya da bir kurtarıcı değil, sadece yaşam döngüsünü paylaştığın bir yoldaş olduğunu anladım /382
Polonya anıları… Polonya gezim öncesinde yana yakıla 1. kitabını aradım, koskoca kadıköyde bulamadım. Ama Polonya’da, Malbork Kalesinde Witcher kitabıyla bir fotoğraf çekilecekti. E napalım, serinin 2. kitabını alacağım o zaman. Yalan yok Polonya’da pek okuma fırsatım olmadı, 70 sayfa falan…devamıPolonya anıları…
Polonya gezim öncesinde yana yakıla 1. kitabını aradım, koskoca kadıköyde bulamadım. Ama Polonya’da, Malbork Kalesinde Witcher kitabıyla bir fotoğraf çekilecekti. E napalım, serinin 2. kitabını alacağım o zaman. Yalan yok Polonya’da pek okuma fırsatım olmadı, 70 sayfa falan okuyabildim ama o fotoğraf çekildi (alkış sesi)
Kitaba gelecek olursak, Witcher evrenine sadece dizilerden ve kısmen oyunlardan hakimdim. Bu temel bilgiler bana kitabı anlayarak okumam için yeterli oldu. Hatta ve hatta seriye devam etme isteği bile uyandırdı. Gayet akıcı, güzel çevrilmiş ve Sapkowski abinin çok kaliteli mizahıyla çok beğendim.
Maalesef yorucu bir kitaptı. Okuduğuma değdi mi? Kesinlikle evet. Aziz efendi kitabı gerçekten kendi kendine konuşur gibi yazmış. Kimseye bir şey ispatlamak zorunda hissetmemiş. Bazı soruları cevapsız bırakmış ve usluca demiş ki “Benden daha zekiler ya da benden sonrakiler bunun…devamıMaalesef yorucu bir kitaptı. Okuduğuma değdi mi? Kesinlikle evet. Aziz efendi kitabı gerçekten kendi kendine konuşur gibi yazmış. Kimseye bir şey ispatlamak zorunda hissetmemiş. Bazı soruları cevapsız bırakmış ve usluca demiş ki “Benden daha zekiler ya da benden sonrakiler bunun cevabını verebilir.”. Kafasının karıştığı noktalarda yaşadığı kaosu çok net bir şekilde hissedebiliyordum (çevirinin kalitesi 10/10). Ben de kendi kendime yazarken bu tarz kafa karışıklıları yaşarken benzer şeyler hissediyorum. Bu yüzden beni asla bırakmadı kitap. Kendimden parçaları çok fazla hissettim.
13 kitaptan oluşuyor. 9. kitaba kadar otobiyografi tadında, 9’dan sonra ise din felsefesi konuları işleniyor. Heleki son kitapta Hıristiyanlık adına bir tefsir gibi hissettirdi.
Kitabı okurken hayret ettiğim birçok nokta oldu ama en şaşırdığım mevzu, bu kitabın çok eski olması. Yaklaşık 1800 yıl önce yazılmış bir kitap olmasından dolayı bilimsel birçok gerçek hakkında bilinmeyen olarak bahsediyor aziz (örneğin dünyanın güneşin etrafında döndüğü). Bu tarz bilinmeyenleri gördükçe hayretler içerisinde kaldım.
bazen isteklerimi yerine getirmiyorlardı işte o zaman bana itaat etmediler diye büyüklerime, bana kölelik etmediler diye başka insanlara öyle kızıyordu ki ağlayıp gözyaşı dökerek onlardan intikam almaya kalkıyordum. 1/6:8
Demek ki bebeklerin sadece narin bedenleri masumdur, ruhları değil. 1/7:11
2/6/13
kötülük yoktur, kötülük denilen şey sadece hiçbir iyi kalmayıncaya kadar iyilikten mahrum kalmaktır. 3/7:12
İnsan zihni içgüdüsel olarak kendi içinde neler olup bittiğini bilmeden, tamamen rastlantı sonucu araştırılan konunun koşullarına ve olgularına uygun bir yanıt bulabilir (astroloji ile değil). 4/3:5
zihnimin hakikatten pay alması için ancak dışarıdan gelecek başka bir ışıkla aydınlanması gerektiğini, çünkü zihnin kendisinin hakikatin Özü olmadığını bilmiyordum. 4/15:25
O tuhaf delilik hali içinde seninle aynı doğaya sahip olduğumu iddia edecek kadar kibirlisini görmüş müydün? 4/15:26
Sen benim gözlerimin önündeydin, bense kendimi terk etmiştim ve kendimi bile bulamıyordum, seni bulmak şöyle dursun. 5/2:2
İnsanların mutlu oldukları kaynaklar farklıdır dilencinin mutluluğu içki dedir sense şans şöhret de mutluluğu yakalamak istiyorsun. Ama bunlar da gerçek mutluluk değil. 6/6:10
uzunca bir süredir niyetlendim rap tanrımimin yoluna girme konusunda düşünüp tartışırken anladım ki bu yola girmek isteyen de bendim istemeyen de. Kendi kendimle savaşıyordum. Bu durum ceza çektiğimi kanıtlıyordu cezaıyı veren de günahkarlıktı. 8/10:22
Mutlu bir yaşamın özlemini duyan insanların önceden ona aşina olmaları gerekir. 10/20
Mutlu yaşam nedir, nerededir? Benden uzak olsun ya Rab. 10/22:32 (:D)
keşke ben Musa olmuş olsaydım ve yazma görevini bana bahşetmiş olsaydın. Keşke öyle bir belagat gücü, kelimeleri derleyip toparlama yeteneği ve bahşetmiş olsaydın da bunu kimse reddedemeseydi 12/26:36 (Aziz efendi biraz uçtun gibi)
…
Balkanlar turu öncesi sahafta rastgele elimi atıp denk gelen bu kitabı tur sonrası bitirebildim şükür. Kitap zaten Nobel ödüllü, bu noktada akıcılığını eleştiremem (ben roman okumayı sevmiyor olsam da akıcıydı) ama sonlarına doğru n’apayım, sıkıldım. İçerik olarak ise, Balkanları Osmanlı…devamıBalkanlar turu öncesi sahafta rastgele elimi atıp denk gelen bu kitabı tur sonrası bitirebildim şükür. Kitap zaten Nobel ödüllü, bu noktada akıcılığını eleştiremem (ben roman okumayı sevmiyor olsam da akıcıydı) ama sonlarına doğru n’apayım, sıkıldım.
İçerik olarak ise, Balkanları Osmanlı zamanından 1915’lere kadar titizlikle ele almış.
Ayrıca Balkan turum boyunca kitabın okuduğum kısmını resmen hissedip yaşadım. Balkan kültürünü çok dürüst ve güzel bir şekilde anlatmış.
Güzeldi
İşin aslı ben bu kitabı ismine bakıp aldım. Kendini bil (scito te ipsum). Ama içeriği bambaşka bir şey çıktı. Aradığımı bulamasam da 100 sayfa kitap, bitti gitti işte. Kitabın içeriğine geçmeden önce, çeviriden kaynaklı ya da eserin çok eski olmasından…devamıİşin aslı ben bu kitabı ismine bakıp aldım. Kendini bil (scito te ipsum). Ama içeriği bambaşka bir şey çıktı. Aradığımı bulamasam da 100 sayfa kitap, bitti gitti işte.
Kitabın içeriğine geçmeden önce, çeviriden kaynaklı ya da eserin çok eski olmasından kaynaklı bir şekilde yorulduğumu söyleyebilirim. İlgisi olmayan okumasın, teolojiyle ilgilenen okusun.
Abelardus, 1100 yıllarında yaşamış aykırı bir filozof/teolog. Dönemin rahipleri bunu hiç sevmezmiş sürgün edilmiş sürekli (çünkü siyasal isla.. öhöm siyasal hıristiyanlığa karşı durmuş, papazları eleştirmiş. Bu senaryo bir yerden tanıdık geliyor ama… çıkaramadım).
Bu kitabında ise, söylenenlere göre etik üzerine bolca durmuş ancak bana daha çok “Günah nedir, neye günah denilebilir, niyet ne kadar önemlidir?” sorularını Kitabı Mukaddesten alıntılarla tartışıp durmuş. Özetinde ise, günahın tanımını “Tanrıyı hoşnutsuz eden davranışlar” şeklinde yapmış ve “önemli olan yapanın fazileti ya da övgüye değer bir eylemde bulunuşu değil niyetidir. (57)” cümlesiyle açıklamıştır.
Ayrıca neden günah işliyoruz sorusunun üzerinde de oldukça durmuştur ve buna cevap olarak “ruhun kusuru” olduğunu söylemiştir.
“ bizi günaha meyilli kılan ruhsal kusur, kötülüğü kabul ederek veya Tanrı’ya karşı gelerek işlediğimiz günahın kendisi, kötülüğün niyet edilmesi ve son olarak kötülüğün gerçekleştirilmesi. (38)”
Teolojiyle ilgilenen biri olarak, günah ve sevap nedir diye düşünüyordum ara sıra. Günahın kavramı olarak bu kitap güzel bir açıklama getirdi.
Son olarak, Tanrı neden bizi imtihana sokuyor? sorusuna verdiği cevap çok hoşuma gitti: “…senin hakkında yüzyıllardır bildiklerimi başkalarına da bildirmek içindi (63)” diye İbrahim peygamberin örneğini vermiştir.
Psikoloji okumalarıma sanırım bir süre daha devam edeceğim. Farkındalık katsayım iyice yükseldi. Ama bu kitabı tam olarak anlayabildim mi? Hayır. Beğendim mi? Eh (ben kimim de eh diyorum, çeviri harika yazar adler. işte bunlar hep kendini beğenmişlik :D). Kitabın üzerinde…devamıPsikoloji okumalarıma sanırım bir süre daha devam edeceğim. Farkındalık katsayım iyice yükseldi. Ama bu kitabı tam olarak anlayabildim mi? Hayır. Beğendim mi? Eh (ben kimim de eh diyorum, çeviri harika yazar adler. işte bunlar hep kendini beğenmişlik :D). Kitabın üzerinde çokça vurguladığını hissettiğim şey, kişinin aşağılık kompleksini yenmeye çalışması, otorite olma çabası ve toplumsallık duygusunun önemi. bu kavramları 6 yaşındaki bir çocuğa anlatacak kadar anlamadığım için üzerinde durmuyorum. Özellikle 2. bölümü aralarda açıp tekrar okumak lazım.
Cinsiyet farklılıklarına, patolojik vakalara ve çocuğun gelişimine etkili olan aile içindeki faktörler üzerinde çok açıklayıcı durulmuş. En anlaşılır yeri bu kısımlardı bence (ya da en ilgimi çeken kısımlar). Ve bu kitabı okurken sürekli flashback yedim. Her ieyi inanılmaz ölçüde unutan biri olarak, çocukluğumla yüzleşmeye karar verdiğimden itibaren bu flashbacklerin sayısı arttı. Teşekkürler Adler
Bu kitaptaki “distopya” yı anlamak için ana karakter olan D-503’ü değil de tarihin her zamanında mevcut olan ve iktidara karşı olan I-330 karakterini ve iktidar olan Velinimeti anlamamız gerekiyor. Ne diyor Mefis grubu? “Özgür değiliz, bizler köleyiz ve özgür olmalıyız.…devamıBu kitaptaki “distopya” yı anlamak için ana karakter olan D-503’ü değil de tarihin her zamanında mevcut olan ve iktidara karşı olan I-330 karakterini ve iktidar olan Velinimeti anlamamız gerekiyor. Ne diyor Mefis grubu? “Özgür değiliz, bizler köleyiz ve özgür olmalıyız. İktidarı yıkmalıyız.”
Peki soruyorum size ey ahali, günümüz dünyasında bile pisliklerle dolu bir toplumda, savaşın her an kapıda olduğu, açlığın ve bebek ölümlerinin olduğu bir dünyada yaşamayı mı istersiniz yoksa herkesin işinde gücünde olduğu, baskı rejimiyle kötülüklerin kaldırıldığı bir toplumda ve dünyada mı yaşamak istersiniz? Totaliter rejimlere halkına refah sunduğu sürece saygı duyuyorum.
Duyguların köreltilmesiyle ve insanın makineleşmesiyle özgür kalacağını söyleyen bir rejim mevcut Biz distopyasında. Cık cık cık, ne kadar kötü (?).
İnsanlık her zaman yozlaşma eğilimindedir. Sokratesin dediği gibi, iktidara filozoflar gelmediği sürece iktidarın başarılı olması imkansızdır (Velinimet bir filozoftur. Son sayfalardaki konuşmasından anlaşılır). Bu distopyadaki evren başarılı bir iktidar mı peki? Hayır. İnsanların serbest alanlarını daha serbest bırakması ve duygu yaşamaya devlet eliyle karar verilmesi gerekirdi. Tek kusuru buydu.
Ve evet, Velinimetin dediği gibi, mutluluk için arzulardan arınmış olmak gerekir. Eskilerin cennet dediği şey gibi.
Ve son olarak, şu anda toplumumuz, kötü iktidarlar altında makineleşmiş durumdadır. Sabah 8 akşam 5 mesai yapıp, kalan boş zamanlarını kontrol edemedikleri arzularıyla geçirmekte veya yalnızlık depresyonu yaşamaktadır. 24+ yaşındaki arkadaşlar dediğimi çok rahat anlayacaktır.
Ben bu distopyanın felsefesini kendime çok yakın bulduğum için çok beğendim.
Makinalaşmak İstiyorum!
trrrrum, trrrrum, trrrrum!
trak tiki tak!
-Nazım Hikmet, 1923