Sürekli karşıma çıkan ve sonunda izlemeye karar verdiğim bir film The Call. Normalde korku ve gerilim filmlerinden kolay kolay etkilenmem ama bu filmdeki kurgu, görsel atmosfer ve oyuncuların rol becerileri beni gerçekten etkiledi. Her sahnede bir sonraki hamleyi tahmin etmeye…devamıSürekli karşıma çıkan ve sonunda izlemeye karar verdiğim bir film The Call. Normalde korku ve gerilim filmlerinden kolay kolay etkilenmem ama bu filmdeki kurgu, görsel atmosfer ve oyuncuların rol becerileri beni gerçekten etkiledi. Her sahnede bir sonraki hamleyi tahmin etmeye çalışmak işin en heyecanlı kısmıydı. Hele o geçmişle gelecek arasındaki bağlantılar… İnsan bir yerden sonra "Eğer böyle olmasaydı ne olurdu?" diye düşünmeden edemiyor.
Son sahnelere doğru gerilim iyice tırmanıyor, tahmin ettiğin her şey ters köşe yapıyor.
Kısacası sürükleyici, zekice kurgulanmış ve düşündüren bir yapımdı. İyi ki izlemişim dedirtti.
"Benden Önce Sen" adlı filmi izlerken bir anım tetiklendi. Hastanede birçok hasta gördük ve rahatsızlıkları, birçok kişiyi ele geçirmişti. Solunum güçlüğü çeken felçli bir hasta vardı; sadece gözlerini oynatabiliyordu. O an, nefes alışverişlerini duymasam, yaşadığından şüphe edebileceğim bir durumdaydı. Hasta…devamı"Benden Önce Sen" adlı filmi izlerken bir anım tetiklendi.
Hastanede birçok hasta gördük ve rahatsızlıkları, birçok kişiyi ele geçirmişti. Solunum güçlüğü çeken felçli bir hasta vardı; sadece gözlerini oynatabiliyordu. O an, nefes alışverişlerini duymasam, yaşadığından şüphe edebileceğim bir durumdaydı.
Hasta yakını odaya girer girmez bizim yüzümüzdeki ifadeye baktı. Belli ki uzun zamandır açıklama yapmak zorunda kalmıştı. Arkadaşım tereddüt edince hemen yönlendirdim, birlikte hareket ettik. O zaman hasta yakını durdu ve bize bıraktı.
Hastanın gözleri açık maviydi ve sürekli üzerimdeydi. Ona yaptığımız işlemleri açıkladım; endişesini hafifletmek için. Ama gözleri...
( O günden sonra mavi gözlü insanlar bana hep onu hatırlatıyor)
Odadan ayrıldık ve kelimelerin üzerimizdeki ağırlığını atmaya fırsat bulamadan diğer hastalarla ilgilenmeye devam ettik. Öyle ya, unutmak için çok iyi bir fırsat.
Normalde hastanede gördüğüm olaylar ve kişiler kolay kolay etkilemez beni. Her ne kadar duygusal farkındalığımın beni zorladığı zamanlar olsa da... Ama o gün, ilk defa uykumdan o adamın görüntüsü ve gözleriyle uyandım. Normalde deliksiz, uzun süre uyurum ama o gün uyuyamamıştım.
SPOİLER
Flimde geçen adamın kararını belki de anlayamayız çünkü sevdiğin insanlarla yaşama fırsatı varken ölümü seçmek saçma gibi gözükür ama o adam ve yakınını düşününce sevdiğin insana bir yük olduğunu düşünmek...
Hayatım boyunca yüksek farkındalık ve empatiyi bir ceza gibi gördüm… Ta ki, İnsanlar yanımda yargılanmadan dinlenebileceklerini hissedip en derin yaralarını açtığında, Bedeninden büyük hastalıklarla mücadele edenlerin acılarına şefkatle eşlik ettiğimde, Birinin davranışlarındaki küçük detaylarda saklı acıyı sezip, o yarayı kanatmamaya…devamıHayatım boyunca yüksek farkındalık ve empatiyi bir ceza gibi gördüm…
Ta ki,
İnsanlar yanımda yargılanmadan dinlenebileceklerini hissedip en derin yaralarını açtığında,
Bedeninden büyük hastalıklarla mücadele edenlerin acılarına şefkatle eşlik ettiğimde,
Birinin davranışlarındaki küçük detaylarda saklı acıyı sezip, o yarayı kanatmamaya söz verdiğimde,
Tüm duygularımı döktüğüm birinde en ufak bir karşılık görmesem bile, onu yine de iyi dileklerle uğurladığımda...
Fark ettim ki, bu benim en büyük gücümmüş. 🤍✨
Yazarın neler yaşadığını, neler görüp geçirdiğini merak ettirecek kadar yoğun ve çarpıcı bir şekilde kaleme alınmış bir kitap… Birbirinden hüzünlü 21 kadının hikâyesi, insanın içini titreten bir soğuklukla anlatılmış. Başta yalnızca o anı yaşatıyormuş gibi görünse de, her bölümün sonunda…devamıYazarın neler yaşadığını, neler görüp geçirdiğini merak ettirecek kadar yoğun ve çarpıcı bir şekilde kaleme alınmış bir kitap…
Birbirinden hüzünlü 21 kadının hikâyesi, insanın içini titreten bir soğuklukla anlatılmış. Başta yalnızca o anı yaşatıyormuş gibi görünse de, her bölümün sonunda birkaç kelimeyle yüzünüze çarpan o gerçeklik, uzun süre zihninizde yankılanıyor.
Her bir hikâyeyi okuduğumda, içimde tarif etmesi zor bir sarsıntı oldu.
Hem hüzünlendim hem de hayrete düştüm.
Metinlerdeki derinlik, seçilen görsellerle öyle etkileyici şekilde buluşmuş ki, anlatılanların ağırlığını daha da derinden hissettiriyor.
Kapak tasarımı ve adı zaten güçlüydü ama içeriğin bu denli sarsıcı olacağını açıkçası beklemiyordum…
Biomortem, bilimi roman kurgusuyla harmanlayan ve bunu öylesine etkileyici bir şekilde yapan bir kitap ki, beni derinden etkiledi. Kitap yalnızca bir hikâye anlatmakla kalmıyor; bilimsel gerçekliklerle yoğrulmuş bir anlayışı, ölüm gibi kaçınılmaz ve çoğu zaman korkutucu görülen bir kavram üzerinden…devamıBiomortem, bilimi roman kurgusuyla harmanlayan ve bunu öylesine etkileyici bir şekilde yapan bir kitap ki, beni derinden etkiledi. Kitap yalnızca bir hikâye anlatmakla kalmıyor; bilimsel gerçekliklerle yoğrulmuş bir anlayışı, ölüm gibi kaçınılmaz ve çoğu zaman korkutucu görülen bir kavram üzerinden sunuyor.
Yazar, karmaşık bilimsel bağları bile son derece anlaşılır bir dille açıklarken, ölümün aslında bir son değil, bir dönüşüm olduğunu hissettiriyor. Bu yaklaşım, ölümle ilgili toplumsal ve bireysel algımızı yeniden şekillendiriyor. Artık ölüm bana korkulacak bir karanlık gibi değil, varoluşun başka bir hali gibi geliyor.
Roman boyunca anlatılan olaylar, karakterlerin yaşadıkları içsel yolculuk ( Glia 🥹) ve bilimsel gelişmelerle örülmüş anlatımı, bana hem edebi hem de düşünsel anlamda çok şey kattı. “Biomortem”, ölüm konusuna getirdiği farklı bakış açısıyla yalnızca bir roman değil aynı zamanda bir farkındalık rehberi gibi...
Yazarın farklı bir üslupla yazdığı ilk romanı diyebilirim. Şahsen ben çok sevdim, uzun zamandır bu kadar sürükleyici bir roman okumamıştım. Tarihi bir roman değil aslında ama tarihi olaylar dekor gibi kullanılmış. Sanki bir günlüğüne geçmişe gitmişim ama bugünkü ben olarak…devamıYazarın farklı bir üslupla yazdığı ilk romanı diyebilirim. Şahsen ben çok sevdim, uzun zamandır bu kadar sürükleyici bir roman okumamıştım.
Tarihi bir roman değil aslında ama tarihi olaylar dekor gibi kullanılmış. Sanki bir günlüğüne geçmişe gitmişim ama bugünkü ben olarak oradaymışım gibi hissettirdi.
Kitap insan doğasının karanlık ve aydınlık yanlarını, iktidarın zehirli çekiciliğini ve ölümle burun buruna olmanın garip cazibesini çok etkileyici bir şekilde anlatıyor.
Karakter Analizi Yapacak Olursam;
( Sadece 3 karakter üzerinde durucam çünkü diğer karakterleri anlatabilecek kadar tanışmadık)
Anlatıcı: Haremağası
Ruhunu ve bedenini köleliğe adamış biri. Zeki, kurnaz ve işbilir olduğunu düşünse de, aslında efendisinin gölgesinde ruhen zincirli kalmış.
Efendi:
Zulüm ve deliliğin sınırlarında yürüyen bir karakter. Gücün etkisiyle karanlığa sürüklenirken, ancak ölüme yaklaşınca gözleri açılıyor.
Valide Sultan:
Gücünü paylaşmak istemeyen, iktidar için her şeyi yapabilecek biri.
Son olarak Kitap hakkında;
Kitabın ismi önce Haremağasının Anıları gibi düşünülmüş ama fazla Osmanlı'yı çağrıştırdığı için sonradan Engereğin Gözü yapılmış. Bu ismin verilme sebebi de çok güzel: Bakışıyla her şeyi durduran engereğin bile gözünü kamaştıracak kadar sarsıcı bir iktidar anlatısı.
Yazar bu kitapta farklı bir dil kullanmış çünkü olaylar bir haremağasının gözünden anlatılıyor. Zaten kendisi de bu dili sevdiğini ve başka kitaplarda da kullanmak isteyeceğini söylemiş ama her roman kendi üslubunu belirliyor demiş.
Bence sadece geçmişi değil, bugünü ve geleceği de anlatan bir roman bu.
Çok katmanlı, çok güçlü.
Engereğin Gözü, yayımlandığı yıl olan 1997'de Balkan Edebiyat Ödülü’ne layık görülmüştür.
Bu ödül, romanın sadece edebi gücünü değil, insan doğasına ve iktidara dair derinlikli anlatımını da taçlandırmıştır.
Normalde dizi izleme konusunda çok başarılı biri değilim; çabuk sıkılırım ve çoğu zaman yarıda bırakırım. Ama bu dizide bazı şeyler beni öyle etkiledi ki, sonuna kadar izledim. Kurgusu, karakterlerin derinliği, atmosferi, ölüm sahneleri… Hepsi titizlikle tasarlanmış ve oldukça güçlüydü. Özellikle…devamıNormalde dizi izleme konusunda çok başarılı biri değilim; çabuk sıkılırım ve çoğu zaman yarıda bırakırım. Ama bu dizide bazı şeyler beni öyle etkiledi ki, sonuna kadar izledim.
Kurgusu, karakterlerin derinliği, atmosferi, ölüm sahneleri… Hepsi titizlikle tasarlanmış ve oldukça güçlüydü. Özellikle karakterler arasında kurulan ilişki ağları çok gerçekçiydi. Başta ana karakter olan kadın bana "özellikle garip olmaya çalışıyor" gibi gelmişti. Bazı insanlar gerçekten gariptir, bazıları ise sadece öyleymiş gibi davranır. 🤷♀️
Dizinin geçtiği mekanlar, küçük detaylara saklanan anlamlar, puzzle'daki çizimler ve gizemli hava beni içine çekti. İlk defa katili bulmakta bu kadar zorlandım diyebilirim!
Katilin soğukkanlılığı ise başka bir boyuttaydı. Merhametini bir zamanlar öldürecek kadar büyük bir öfke ve nefret taşıdığı çok belliydi ama yine de tüm öfkesi ve nefreti bulaşmayan herkese karşı merhamet barındırıyordu...
Ve evet biraz bağımsız olucak ama bu düşüncemle tekrar karşılaştık...
Ben nedense tiyatroculara ve psikiyatristlere karşı belli belirsiz bir önyargı taşıyorum farkındayım, bu pek doğru değil. Tanıştığım birinin bu alanlarla bağı varsa, özellikle dikkatli olmaya çalışıyorum, ama içimde hep şöyle bir düşünce oluyor: Sanki onlar, karanlık tarafa daha kolay ulaşabilir ve bunu ustaca saklayabilirler gibi geliyor.
Herkesin bir karanlık yüzü vardır aslında; kimisi bunu dizginleyebilir, kimisi ise ustaca kılıfına uydurur. Bir zamanlar ben de doğaçlama, drama gibi alanlarda sahne deneyimi yaşadım. Daha ileri gitmedim ama o kısa süreçte bile şunu fark ettim: Bir anda içinden bambaşka bir "sen" çıkabiliyor... Ve bu bana çok da hoş gelmedi. 🎭