Spoiler içeriyor
a:bence bu bir ceza, çünkü herkes gibi değiliz.. t: bence bu bir ödül, çünkü herkes gibi değiliz.. Samsun yolundan selamlarr.. belim iki büklüm, midem sizlere ömür, başım burdan göçeli çok olmuş, tek kulaklı kulaklığımdan dinlediğim şarkıyla yola devam ediyorum.. Türkiye'de…devamıa:bence bu bir ceza, çünkü herkes gibi değiliz..
t: bence bu bir ödül, çünkü herkes gibi değiliz..
Samsun yolundan selamlarr..
belim iki büklüm, midem sizlere ömür, başım burdan göçeli çok olmuş, tek kulaklı kulaklığımdan dinlediğim şarkıyla yola devam ediyorum..
Türkiye'de çekilmiş en iyi fantastik dizi "bence"
evet kafada bazen soru işareti bırakıyor, bu burda ne alaka, bu nereye kayboldu vs diyoruz ama dizi 10 yıl önce çekilmiş, o zamanlar olabilecek en iyisi buydu.. ve daha iyisi çıkana kadar en iyisi budur.
2015-2016 yıllarıydı..
her pazar çıkardı, duş alıp sobanın önünde bi taraftan ısınıp bir taraftan diziyi izleyip, diğer taraftan ödev yapardım.. ne günlerdi ama..
tikim, atarlı kekim..
aylin, küçük jeneratörüm..
sonsuzlukta sonsuz olun..
bende yola devam..
iyi uykular Charlie..
dalgındı.. zaten çoğu zaman dalgın olurdu ama bu sefer bakışları yere çevrilmiş susuyordu. gözlerindeki çığlıkları duyabiliyordum, oysa günah biçilmiş bir acı gibi susuyordu. anlatsa rahatlardı belki ama, anlatmaya kıyamadığı bir acıydı bu.
Selamlar minik raf halkı.. sınav sonrası h. ile otururken vakit geçirmek için film izleyelim dedik sonra bunu açtık (bizim saçma filmler serisi diye bi serimiz var devamı gelsin diye bunu izledik) Offff o kadar komikti ki filmi üniversitede açtığımız an…devamıSelamlar minik raf halkı..
sınav sonrası h. ile otururken vakit geçirmek için film izleyelim dedik sonra bunu açtık (bizim saçma filmler serisi diye bi serimiz var devamı gelsin diye bunu izledik)
Offff o kadar komikti ki filmi üniversitede açtığımız an liseli öğrenciler üniversiteyi gezmeye geldi hepsi şaşkın şaşkın ikimize bakıyordu çünkü oturduğumuz yer o kadar saçmaydı ki .d neyse sonra ordan kalkıp koltuklara geçtik orda da öğrenciler ikide bir çat pat diye kapıyı açıp kapatıyordu vs neyse..
En az filmi izlediğimiz yer kadar filmde komikti hemde çok fazla.. kızın mimikleri, olay örgüsü gerçi düzgün bi olay örgüsü yoktu ama neyse, babaanne lddkjdkddk
aşırı saçmaydı yaniii izlemeyin vaktinize yazık, tabii eğer bizim gibi saçma bi film seriniz yoksa..
İyi uykular Charlie..
Öncelikle selam.. çok yorgun olduğum (4saatlik uykuyla ayaktayım) bir günden yazıyorum bi de üstüne Ürdün'e gitme planlarım falan her şeyim bitti.. neyse.. kitaba geçelim. öğrenci kızımız DEHB'li değilse bende bir şey bilmiyorum, kızımızın DEHB'li olduğu çığlık atıyor resmen, ben burdayım…devamıÖncelikle selam..
çok yorgun olduğum (4saatlik uykuyla ayaktayım) bir günden yazıyorum bi de üstüne Ürdün'e gitme planlarım falan her şeyim bitti..
neyse.. kitaba geçelim.
öğrenci kızımız DEHB'li değilse bende bir şey bilmiyorum, kızımızın DEHB'li olduğu çığlık atıyor resmen, ben burdayım diyor. kızda ara ara kendimi bulduğum sayfalar oldu ki çokça beni andırdığı satırlar oldu o yüzden sevdim DEHB'li kızımızı.
sayfa 34'ün son satırları ve sayfa 35 bana o kadar annemi anlattı ki okurken bi ara sayfalar bulanıklaştı, sonrasında baya bi süre duvara boş boş baktım..
syf:52
"mutluluk bir gün geriden gelir."
bundan bi 5-6 ay öncesine gitsek ve ben bu alıntıyı okusaydım muhtemelen ne saçmalıyor bu "mutluluk olduğun anın içindedir." derdim ama şu an değil 1 gün bir kaç saat önceki mutluluğun bile geriden gelmesi çok farklı bi olay. neler değişti, neler dönüştü bilmiyorum ama bazı şeyler soğumadan güzel. neyse..
oda arkadaşlarım uyumama müsaade etmediği için yazdım incelemeyi yoksa hiç yazasım yoktu. bitki çayı yapıp ders çalışcam..
iyi uykular Charlie..
filmin kapak görselini kapata kapata yaptığım bi inceleme kusur aramayın, arayacaksanız da yazmayın, sormayın. hayır yani miss gibi bi günün ardından neden bu film izlenir ki zaten keçilerimizi mi kaçırdık ne? ya aslında korkunç vs değil ama cin olunca işin…devamıfilmin kapak görselini kapata kapata yaptığım bi inceleme kusur aramayın, arayacaksanız da yazmayın, sormayın.
hayır yani miss gibi bi günün ardından neden bu film izlenir ki zaten keçilerimizi mi kaçırdık ne?
ya aslında korkunç vs değil ama cin olunca işin içinde o ürkütüyor.
her ne kadar film boyu korkudan bütün karakterlere küfür edip arkadaşlarımı bezidrsemde onlarsız izleyemezdim. şu an da zaten ışıklar sönük ama ben korktuğum için flaşım yakılı yazıyorum ve uyuyorum daha film biteli yarım saat olmadı bile arkadaşım uyuya kaldığı her an uyan nolur korkuyorum dedim ama sonunu da merak ettiğim için kapatamadım öyle de inadım inattır. neyse..
iyi uykular Charlie tabii flaşsız uyuyabilirsen..
ya of of of.. daha önce bir çok kez izlediğim ama tam olarak hangi replik hangi bölüme ait, hangi bölümde ne oluyor hatırlamadığım bir seri ve baştan izlemeye karar verdim çünkü neden olmasın? Harry Potter denilince aklıma ablam geliyor o…devamıya of of of..
daha önce bir çok kez izlediğim ama tam olarak hangi replik hangi bölüme ait, hangi bölümde ne oluyor hatırlamadığım bir seri ve baştan izlemeye karar verdim çünkü neden olmasın?
Harry Potter denilince aklıma ablam geliyor o çok fazla tutkunuydu hem serinin hem kitaplarının. gerçi bana da kitaplarını alıp okumak farz oldu da neyse. he bi de 2020 yılı.. karantina evde bi akşam yemeğinde ailece otururken kanalD'de çıkmıştı. o sıralar köydeydik, saat 19.00 civarı bir şey köye has o gece kokusu, o yıldızlı karanlık ve evim.. o gece yanlış hatırlamıyorsam Ateş Kadehi bölümü vardı bütün aile kitlenip izleniştik.. eskiyi özlemeyen biri olarak o günlere çokça özlem duyuyorum açıkçası..
neyse büyük bi heyecan ve haranlıkla izlediğim bi seri yani Harry Potter serisini övmeme burada gerek yok ne kadar başarılı bir başyapıt olduğuna hepimiz aşinayız..
ama son bölüm offff..
bilmiyorum ama Snape çok içime oturdu her anıyla, her hareketiyle. zaten bi tek onun ölümüne ağladım bu seride he bi de cedric var üzümlü kekim.. neyse son bölümde ağladım biraz o üzdü beni buraya da yazmak istedim işte.. ve Harry'in oğluna Albus Severus adını vermesi...
iyi uykular Charlie..
Biz o bankta oturmuşuz Kâlu Belâ'dan beri. Kaç bahar görmüşüz kim bilir, kaç zemheri. İlk kez ayın hâlesine sırnaşığım; Yaşım yirmi altı. Sana kırk senedir aşığım.
Spoiler içeriyor
incelememe hoş geldinizzz bayağıdır roman kurgusu okumuyordum, okuluydu,yurduydu,arkadaşıydı,yaşama çabasıydı derken ara tatil oldu hamdolsun. (kimsenin haberi yok ama kur sınavından kaldım) neyse önemsiz konular bunlar. Öncelikle incelememe "Sarı Yüz"ün anlamını belirterek başlamak istiyorum. Sarı Yüz: genellikle bir gösteri dahilinde Doğu…devamıincelememe hoş geldinizzz
bayağıdır roman kurgusu okumuyordum, okuluydu,yurduydu,arkadaşıydı,yaşama çabasıydı derken ara tatil oldu hamdolsun. (kimsenin haberi yok ama kur sınavından kaldım) neyse önemsiz konular bunlar.
Öncelikle incelememe "Sarı Yüz"ün anlamını belirterek başlamak istiyorum.
Sarı Yüz: genellikle bir gösteri dahilinde Doğu Asyalı insanlar gibi görünmek için yapılan makyaj.
R.F Kuang muhtemelen bir çoğumuzun ilk defa denk geldiği bir yazar keza aynı şekilde benimde. kalemi akıcı, gereksiz detay vermiyor Yu Hua'nın aksine (yanlış anlaşılmasın sadece Yaşamak adlı kitabın baş karakterinden pek hazetmiyorum) kendisinin okutan bir eser ortaya çıkarmış.
iki arkadaş ya da arkadaş olduklarını sanan 2 genç kız. Athena ne kadar güzel, zarif, göz önünde başarılı bir yazarsa June onun tam tersi, yazdığı ilk kitap istediği şekilde satılmamış, ilgi görmemiş ve bir kenara atılmış bir yazar..
bir gün Athena'nın Netflix ile anlaşma yapıp kitabının filme uyarlanmasını kutlarken fazla samimi oluyorlar normalde olanın aksine ve Athena'nın evine geçiyorlar. June Athena'nın evini, yaşam şeklini görüp bir kere daha Athena'yı kıskanıyor.
Tabii bu sırada ikisinin de alkol hâlâ damarlarında, kafaları güzel bu sırada krep yapıp yeme yarışmasına karar veriyorlar.
Krepleri yeme başlıyorlar June hızlıca yiyip ben kazandım diyecekken Athena'nın boğlumak üzere olan suratıyla karşılaşıyor.
Heimlich manevrasını yapmaya çalışıyor ama nafile başaramıyor ve hemen 911'i arıyor ama kurtarma ekipleri gelene kadar Athena (ambiyane tabirle) çoktan nalları dikiyor.
Hikayenin bundan sonrası June'nin Athena'nın kurgusunu çalması ve ardından yaşanan olayları konu ediniyor.
June o telaşla hangi ara Athena'nın yeni kurgusunu aldı bilmiyorum ben olsam kalp krizi falan geçiririm onun soğukkanlılığı hayran uyandıracak bi şey bence.
Kitap hakkında kendi düşüncelerime gelecek olursak;
ben kitabı bir de Athena'nın bakış açısından okumayı çok isterdim, kitabın ikinci serisi olsa ve orda Athena'nın gözünden olaylar anlatılsa 2.sini de koşa koşa almaya giderdim o derece merak ediyorum. Çünkü kitaptaki neredeyse her karakter düştüğü an Athena'yı kötülüyor, o şöyle, o böyle merak ettim ne kadarı gerçek ne kadarı yalan??
Kitabın sonunda June'ye şantaj yapan kişinin çok daha farklı biri olmasını isterdim açıkçası çünkü Candice çok tahmin edilebilir biriydi. Sanırım kitapta biraz Agatha Christie ters köşesi bekliyordum.
sonu açıkçası beklentimi karşılayamadı, ben olasıkları değil olanları okumak isterdim son sayfalarda. June'nin o kitabı yayınlanmasını ve sonrasındaki tepkileri, eleştirileri okumak isterdim.
Kitapta bir karakter olsaydım net June olurdum, çünkü.. çünküsü yok o olurdum işte
Her ne kadar sonu beklentimi karşılamasa da, gerçek anlamda bazen sayfaları nasıl çevirdiğimi hatırlamıyorum (bunun B12mle alakası yok) kitap akıcıydı, kendini okuttu ve beğendirdi.
kitap hakkında okurken söyleyeceğim çok şey vardı ama hepsini unuttum (bunun B12mle alakası var) sanırm artık kitapları okurken not almaya başlıycam.
kendinize cici bakınn..)
iyi uykular Charlie..
Giden mi daha çok üzülür yoksa kalan mı sorusundan çok "çıt" sesinin nedeni aranmalı bence.. selam raf ailesi, ben bu film inceleme olayını sevdim sanırım çünkü genelde izlediğim filmleri kimseyle konuşmam h. dışında ama burda insanların okuma ihtimali bile farklı…devamıGiden mi daha çok üzülür yoksa kalan mı sorusundan çok "çıt" sesinin nedeni aranmalı bence..
selam raf ailesi, ben bu film inceleme olayını sevdim sanırım çünkü genelde izlediğim filmleri kimseyle konuşmam h. dışında ama burda insanların okuma ihtimali bile farklı bi hissiyat veriyor bana :)
bana aşırı derecede yaz vibeı veren bi filmdi sebebini bilmiyorum hislerim öyle hissetmek istemiş.
Müzeyyen aslında her kadının gizli bi yönü; normları umursamayan, gerektiğinde arsız, özgür ruhlu, çoğu kez gamsız gibi görünüp içine gömen küçük bi biz..
Müzeyyen hiçbir zaman Arif'i sevmedi, bu duyguyu bilirim.. biri orda vardır seni sonuna kadar seveceğini bilirsin, seni anlayacağını, ilgisiz bırakmayacağını ve ruhunu seveceğini bilirsin ama biri gelir kafanı karıştırır ve o kişi o an biter. o yüzden Müzeyyen bi nevi ben, bi nevi biz..
filmde şu detayı fark ettim genel olarak erkekler mi böyle hiçbir fikrim yok ama Arif yalnız kaldığı her an soluğu başka kadında aldı, tek başına var olamadı ya da olmak istemedi bilemiyorum..
filmden hoşuma giden alıntılar ve kendimce yorumlamalarım;
1)-alıntı
Ne kadar çok ayrılık, o kadar hazırsın ölüm acısına.
katılmıyorum, katılmıyorum, katılmıyorum. Ben birinin bana ölüm acısı çektirmesini değil dünyada yaşamayı öğretmesini istiyorumdur belki. evet birileri her zaman gider, ister sebebi olsun ister sebebi olmasın ama bence en çok koyan şey birinin gideceğini ilk günden bilmene rağmen geçirilen vakit ve sonrasındaki gitme..
2)-alıntı
Bir şeyin kalbini kırması için illa yanlış olması gerekmez ki.
neden bu kadar haklı bir alıntı.. evet çok klasikleşti ama özellikle bu alıntıyı yaşadıktan sonra bünyeye zuhur eden o acı... tarifi zor.
3)-alıntı
Ne olmuştu da, "Seninle dünyanın her yerine gelirim," diyen Müzeyyen, durduğu yerden çekip gitmelere başlamıştı. Nerelere gidiyordu? Gelirken getirdiği bakışlar ne dalgaydı? Hangisi Müzeyyen' di? Ya da Müzeyyen kimdi? İlk tanıdığım kimdi, şimdiki kim?
hani Teoman kadının gidişi şarkısında "kadının gidişi sessiz olur derdin inanmazdım." der ya tam olarak bu alıntı o şarkı. Arkadaşlar bir kadın gitmeden önce 100 defa düşünür de siz fark etmezsiniz. fark etmeyince de gidişi sessiz oldu dersiniz ama aslında o gidiş fırtına sonrası durulmadır.
gelelim içimde defalarca tekrarladığım o diyaloğa..
4)-alıntı
Beni niye bırakıp gittin Müzeyyen?
- Elimde değildi, kendime engel olamadım. Ona aşıktım. Seni üzmek istemezdim ama kendimden de vazgeçemedim.
- - Değdi mi peki?
- - Mesele bu değil ki, yaşamam gerekiyordu yaşadım. Ama biliyorsun işte bitiyor en nihayetinde her şey gibi.
- - Çay için teşekkürler.
- - Gitme! Lütfen! Diyelim ki gitmedin. Seninle beraber olmaya devam ettik. Ne değişecekti? Ne yapacaktık?
- -Sevişirdik.
- Başka? Sabahları beraber uyanırdık. Ben senden önce kalkardım. Senin uyuyuşunu izlerdim. Sonra sen uyanırdın. Bana gülümserdin.
- - Sonra?
- - Sonra, sabahları çayı tek şekerli içtiğini, günün diğer saatlerinde şekersiz içtiğini biliyor olurdum. O ilk şekeri ben atardım çayına, zarifçe eritişini izlerdim.
- - Sonra?
- - Sonra, en çok boynundan öpülmeyi sevdiğini biliyor olurdum.
- Güzelmiş.
- -Sonra dışarı çıkardık. Dışarıda yağmur yağıyor olurdu. Biz şemsiyeyi almazdık. Sırılsıklam olurduk. Sonra sen bana sokulurdun. Ama saçağın altına hiç girmezdik. Sonra sen üşütürdün. Ayakların buz gibi olurdu. Ben sana en sevdiğin o mavi çoraplarını getirirdim. Sonra bayramları babaannenin mezarını ziyaret etmeye giderdik.
- - Gider miydik gerçekten?
- - Giderdik. Hayatta en sevdiğin kadın için ağlayışını izlerdim senin. Hiçbir şey yapmazdım; gözyaşlarını silmezdim, seni teselli etmezdim. Orada öylece ağlayışını izlerdim senin. Başka insanların mezarlarının arasında dolaşarak, hayatın ne kadar şahane bir şey olduğunu düşünürdüm. Sonra hiçbir şey yapmazdık. öylece otururduk. Çok bilinmeyenli bu sorunun yanıtını arardık. Hayat bizi yalancı çıkarana dek, bulduğumuz cevapları doğru sanırdık.
- - O zaman, bir çay daha içelim mi?
- Daha fazla çay içmek istemiyorum ben..
Arif'in vazgeçişi güzeldi, yani en azından vazgeçmeyi öğrendi bi şekilde, acı da olsa..
o duvarı kendi örmedi örmek zorunda kaldı ona o duvarı Müzeyyen ördürdü.
Ufak bir eklenti..
Aradan sonra hani Müzeyyen Arif'e değişmişsin ama daha iyi görünüyorsun dedi ya o an aklımda şu alıntı vardı;
"Gözlerimi dolu görmedin diye, göğsüm ağrımaz mı sandın?"
arkadaşlar kimse sizin ne zoruklar yaşadığınızı umursamıyor emin olun bunu bizzat kendim yaşayarak tecrübe edindim, kimseye zayıf noktanızı belli etmeyin, insanlar sadece sonuca odaklanır. elinizden geldiğince yaranızı kendi içinizde sarın çünkü bugün biri size yâr olan ertesi gün yara olur..)
İncelemye ne alaka bilmiyorum yazasım geldi (bu yoktu aslında içimden geldi .d)
iyi uykular Charlie ve minik raf halkı..