Spoiler içeriyor
-.-..THE LEGEND..-.- Bitmesin diye son bölümü bir ay sonra kendimi zar zor hazırlayarak izleyebildiğim efsane.. Destansı, fantastik, bombastik ötesi, manyak epik bir şaheser. Çekildiği yılın çok ötesinde bir görselleştirmeye ve akışa sahip, inanılmaz bir dizi. Hayatımda bu kadar iyi bir…devamı-.-..THE LEGEND..-.-
Bitmesin diye son bölümü bir ay sonra kendimi zar zor hazırlayarak izleyebildiğim efsane..
Destansı, fantastik, bombastik ötesi, manyak epik bir şaheser.
Çekildiği yılın çok ötesinde bir görselleştirmeye ve akışa sahip, inanılmaz bir dizi.
Hayatımda bu kadar iyi bir epik kurgu görmedim, orjinal mekan kullanımı dışında, ChromaKey'in bu kadar ustaca kullanıldığı bir yapım da görmedim.
Her bir mekanın atmosferinin insanın içine nakış gibi işlemesi ve gerçekçiliği düşündürmeyecek derecede inandırıcı olmasından bahsetmiyorum bile.
Hayatımda izlediğim en ustaca kamera kulllanımıydı tartışmaya açık bile değil benim için, şuanki imkanlarla hiçbir şey değiştirilmeden aynısı çekilse kafayı yememek için izlemem.
Öylesine hayran oldum ki ağzımı kapatmakta zorlandığım anlar arşa falan çıktı.
Kostümlere bayılmaktan gına geldi..
Hanedanlıklarla ve özgür halkla bu kadar özdeşleşen kostümler tasarlamayı nasıl başarmışlar hayret verici doğrusu..
İzlemek için neden bu kadar bekledim inanın bilmiyorum.
Çok fazla fazla karakter ve hanedanlık vardı absürt durmayacak ve vasat kalmayacak şekilde yansıtılmıştı.
Karakterlerin bir çoğuyla kötü de olsa bi bağ yakalıyorsunuz.. (3 œ hariç)
Diyaloglar kimisi için boğucu ve uzun olarak görülse de derinliği olan bir zemine dayanıyordu.
İzlerken tahta ortak olma hissine kapılıyorsunuz..
Ana metin olarak da 'hırsa ve kör olacak derecede kişinin kendine biçtiği göreve, kadere inanmasının, çok sevmenin,istemenin nasıl felakete sürükleyeceğini, gücün aslında ne kadar tehlikeli ve öngörülemez olabileceğini' de veriyor dizi.
Meydan okuma bir süre sonra bir vahşete dönüşebiliyor.
Ortada ne bir kırılacak çark kalıyor ne de semalarda özgürce kanat çırpabilecek bir dişi ejderha..
Her bir hamleyi dikkatle izlerken buldum kendimi.
Saf kötülük ve saf güç barındıran ve bunu tam anlamıyla belli eden karakterler ortaya konmuş.
Güç yönünde ayakları yere basan kendi çelik zırhını deyim yerindeyse, kendi elleriyle kendi vücudu üzerinde döven Snow, Arya ve Khaleesi'yi yerim.:d
Öyle ki Dany'nin veya Arya'nın Bravos'daki ya da Essos'daki devasa heykeller gibi bir heykelini yapacak olsanız beton yetmez.. Ajshshdjsjsjs
Sansa da az değil ama.. Kırılgan bir filizden koca bir çınara dönüşme hikayesi verdi bize
Oyunculuklar çok iyiydi, karakterlerin her birine değinmeyeceğim( hepsi oldukça derin ve tek tek anlatılası aslında) ama özellikle Jamie'nin karakter gelişimi ve dönüştüğü adama evrilme süreci şahaneydi.
Arya merhameti olan çelikten bir kurttu adeta ve başardı..
Sansa potansiyelinin üstündeki gölgeyi dağıttı ve sonuç ortadaydı.
Jon tüm mevsimleri hakkıyla yaşayan bir dağa dönüştü.
Dany minik pişmaniyem, tüm yıkıcı hırsının yanında gerçekti her şeyiyle açık ve cesurdu.
Tyrion adamsın balım..
Ve Cercesi hazımsız, zalim o**spu ajdjdjdkdkdk..
İkonik lady Olena'ya güzel Marjory'ye kızıl alevim Melissandre'ye, Brienne'e Warris'e Rose'a ve yakışıklım Rob'a selam olsun..
Ayrıca Drogo sen benimsin aşkım..erkeğim
Çıplaklıktan zerre rahatsız olmadım, aksine hoşuma gitti( severim)
Enseste değinip yersizce yeren çok olmuş, hikâyenin geçtiği yıllar göz önüne alındığında anlamak çok da zor değil.
İğrenç ama Antik dönemlerde özellikle Mısır'da safkan bir ırka inanılıyordu ve kardeşler birbiriyle evlendiriliyordu..
Dolayısıyla doğru olduğunu savunmamakla ve tiksindirici bulmakla birlikte anlaşılabilir ve hikayeyi güçlendiren bi'şey..
Savaş sahnelerindeki kamera çevrinmeleri ve açıların vuruculuğu, önünde eğilmekten başka çare bırakmayacak türdendi.
Verilmek istenen her duygu zerresiyle içinize işliyordu.
Beğeni mi nasıl tarif ederim bilmiyorum.
Kalp atışlarımın çok kez hızlandığını hissettim ve kendimi yarı gülümsemeyle dudağımı ısırırken buldum ki genelde nadir olur.
Ve çok güzel olduğunu düşündüğüm şeyleri izlerken veya dinlerken gözlerim dolar.
Bu sıkça oldu.
8. Sezonun ikinci bölümünü izledikten sonra işler buradan sonra ihanete mi varacak diye izlemeye ara vermek istedim ama duramadım çünkü;
0 yalan 3 gün boyunca falan gözümü kapattığımda imgelemekten rüyalarıma girecek raddeye geldi iş, senaryo alternatifleriyle sona doğru yürütmeye falan başladım diziyi kafamda..
Asla düşmeyen bağımlı edip pençesine düşüren ve çok ama çok yoğun olmasına rağmen yormayan bir temposu vardı.
Seyir zevkini Everest'e çıkaran bir yapımdı, her şeyiyle..
Ayrıca çok fazla güzel kadın ve yakışıklı erkek vardı.. Şimdi bi' etkilenmedim değil.. O başka konu.. Tabi.
ama
BU SONU HAK ETTIYSEK EYVALLAH
-.-..SPOİLER..-.-
Söylemezsem içimde kalacak şeyler var.
İlk başta Bran ne alaka oldu olacak Tormund geçsin başa dediğim oldu..:D
Bran mantıklı bir seçenek olabilirdi ama daha makul bir akışta.
Mesela Jon yönetmeli ve Bran de eli olmalıydı.
Ya da Dany ile birlikte yönetmelilerdi, el yine Bran olmalıydı.
Ama Daenerys insanlık için ileride bir tehdit unsuru olabilir miydi.. Evet..
Kontrol edilebilir miydi.. Hayır.
Yine de koca bir insanlığı sinsice çöken geceden kurtarmış bir insanın yaptığı hatadan sonra bıçaklanarak sevdiği tarafından öldürülmesi biraz üzücü şimdi be..
Hoş Dany'nin yaptığı da doğru değildi.. Ama Misande'nin son isteğini yerine getirdi..
Cercei'in kefaret yürüyüşünden sonra or*sp*luğu azaltarak bırakacağını düşünürken konseye, Bailor Tapınağına yaptığı şeyin şoku.. Ahsuujsıs ultra kötü olarak döndü hatun.
Boynumu bükmeyen tamamıyla koparan sahneler vardı..
Düğün sahnesi, yılık Ned Stark'ın idamı, Barathion'ın kızını dırı diri yakması.. Gibi..
Jon pezevengi yüzünden, gövde gösterisi yapacağım diye güzelim ejderha heba oldu..bin git işte aw salağı.. İllah gösteriş yapacak..İçime oturmuştur..
Wolder Frei'in ve kokuşmuş adamlarının içinden geçen Arya Queen alev ateş.. The real dragon diyesim gelir..
Jon'a biçilmiş kader de hakikaten kafayı yedirecek raddede adil olmayan bir sondu..
Ne mânâ yani olacak iş değil..
Şunu sona kadar okuyabilen yiğit varsa helal olsun.
Ben okumazdım.. Hssjjssjsjs
Byeee's.. ♥
Olâ Y'all..🫡 Evet Bu dizi benim içimden geçti desem yalan söylemiş olmam. Öte yandan seri devamı olan Bly Manor'la birlikte Victoria Pedretti'yi favori enayim ilan etmeme sebep oldu. Korku/Dram türüne dahil olmasına karşın beni böyle ağlatacağını tahmin etmeyi bırakın, aklımın…devamıOlâ Y'all..🫡
Evet
Bu dizi benim içimden geçti desem yalan söylemiş olmam.
Öte yandan seri devamı olan Bly Manor'la birlikte Victoria Pedretti'yi favori enayim ilan etmeme sebep oldu.
Korku/Dram türüne dahil olmasına karşın beni böyle ağlatacağını tahmin etmeyi bırakın, aklımın ucuna bile getiremezdim.(ciğerim çıktı)
Nellie beni aldı tabiri caiz ise o malikanenin duvarlarına vura vura perişan etti, keza Luke için de benzer şeyleri söyleyebilirim.
Flanagan harika iş çıkarmış.
Kast çok iyi seçilmiş, çocuk ebeveyn özellikle anne benzerlikleri hikayeyi güçlü kılmış.
Oyunculuklar gerçekten iyiydi.
Hele o küçük nell yok mu.. I-sı-rr-rım..♥
Theodora'nın karizmasına Nell'in saf güzelliğine ufaktan bi' düşmedim değil.
Anlatı gücü yüksek bir diziydi, Hill House'ı Bly'dan bi' minik daha başarılı bulmakla birlikte, devam etmemesini inanılmaz saçma buldum, içerledim. 2 sezonla sınırlı kalması üzdü.
Zira her ikisi de çok iyiydi.
Dizi her ne kadar farklı sebeplere inanışın, teslimiyetin felakete sürüklemesini işlese de(temelinde bi' lanet, ele geçirilme öyküsü de var tabi) ailenin parçalanmasına, dağılmasına sebep olan yüzeysel verilmiş şansların, göz ardı etmenin, mesafelerin, fedakarlıkların ve kendini feda edişin de hikayede payı büyüktü.
Metafor kullanımı çok başarılıydı, özellikle takık olduğum kamera açıları da öyle, 360 derece kamera kullanımından ayrıca bahsetmek istiyorum.
Gözüme ayrıca hoş gelen zaman geçişleri, sahne içindeki mekan değişimleri harikaydı.
5.bölüm sonu geçmişe şimşek gibi selam çakan sekansların kaliteyle bezeli olması ve kronolojik bir sıra ile aşağı doğru inilmenin trajik ölümle tasvirlenmesi beni aldı.
Ters köşeler kimi zaman ağzımı açık bıraktı(Bly için de geçerli.)
Mike'ın minik hareket değiştirme oyunlarıyla detaysı görüntüler vermesine bayıldım. Bu tarz şeyleri çok seviyorum.
Arada jump scare kullanımı dozundaydı.
Karakterlerin kendi haklarında düşündükleri şeylerle başkaları vasıtasıyla yüzleşmesini sevdim.
Şiddetle tavsiye ediyorum.. İzleyiniz anlayacaksınız.. Esenlikler.. 💫🌟✨
Spoiler içeriyor
Selaminko raf ahalisi Bitireli bir gün oldu tazeden geleyim dedim. Abartılan ve özellikle yeni çıkan şeyleri hemen tüketmek bana göre değil ama bu alışkanlığım zamanla değişiyor gibi.. Bilemiyorum. Evet Öncelikle hikaye bence oldukça iyi ama işlenişi konusunda daha iyi olunabilir…devamıSelaminko raf ahalisi
Bitireli bir gün oldu tazeden geleyim dedim.
Abartılan ve özellikle yeni çıkan şeyleri hemen tüketmek bana göre değil ama bu alışkanlığım zamanla değişiyor gibi.. Bilemiyorum.
Evet
Öncelikle hikaye bence oldukça iyi ama işlenişi konusunda daha iyi olunabilir miydi?
KoCCaman bir evet.
Kabaca bahsetmem gerekirse viral bir durum sebebiyle insan yapısı ve hayatının olağan akışına dair her şeyin değiştiği.
Milyarlarca insanın tek bir vücudu taklit eder bilinçle hareket ettiği ve insana has dürtülerin kaybolduğu (yalan söylemek, şehvet vs gibi) ve burada bir avuç normal kalabilmiş insanın olduğu bir dünya düşünün.
İnanılmaz konu.. Buraya kadar her şey tamam..
Hikayenin yavaş ilerlemesi bence hoş değildi, 2. Sezona sarkmak için atılmış bir adım olarak yorumladım.
Bakın sıkıcı veya akıcı değil demiyorum hikayenin açılması uzun sürüyor.
Sonlara yaklaşırken konunun gidişatını tamamen değiştiren bir mantık hatası mevcuttu.
Seyir zevkinin tabiri caiz ise içine etti, sakince öylece durdum ve baktım.
Gelelim karakterlere ;
-.-Carol Sturka-.-
İnanılmaz rahatsız edici bir karakter ortaya konmuş(senaryo gereği)
Oyunculuğu iyi şimdi allah var..
Ama ben böyle şımarık bi'şey görmedim.
Hem her şeyi ayağına istiyor hem nasıl memnuniyetsiz.. Bak kafa yedirtir.
Sen Dünya'nın durumuna onca içerle, vay efendim ben dünyayı değiştireceğim, her şeyi eski haline döndüreceğim, onlardan biri olmayacağım, bana dayatılan bu durumu ortadan kaldıracağım diye naralar at.
Dünyayı kurtarmak uğruna evrende senin gibi normal kalabilmiş bir avuç insanı örgütlemeye çalış.
İstediğin olmayınca köpür.
İçlerinden birinin sana inanası tutsun, 9000 km yol tepip yanına gelsin.
Yüzüne bakma.
Hatta baktın işin ucu bir şekilde sana dokunmuyor hemen çark et, daha da ileri git o 7/24 köpek çektiğin insanlardan birine aşık ol.
Şeyinin peşine seksomanyaklar gibi düş ve ajjajajjaja çifte kumrular gibi nerede akşam orada sabah hayatı yaşa.
Sonra bir şekilde yine babayı yiyeceğin ayyuka çıksın ve yeniden kahramancılık oyununa geri dönmeye karar ver.
Madem onca yandın, kavruldun, aşık oldun da iki sn seks, aşk, meşk peşine düşmeseydin de sevdiğin kadını değiştirmeye, normalleştirmeye çalışsaydın.
Yalaksın Carol..
-.-Manousos Oviedo-.-
Tarihin en geri zekalı dizi karakteri olabilir, hani vardır ya gururundan burnu düşse üstüne basıp devam edenler hah işte onların daniskası, bayrak taşıyıp önde yürüyeni ve ultra bombastik aptal olanı falan.
Hayır bir de yalnızca gururlu da değil Ebû Cehil karpuzu adeta herif :d
Bu ne cehalettir, ne fırsatları değerlendirmemektir, ne hıyarlıktır be kardeşim dedirtir.
Bu bir Yaprak Dökümü Ali Rıza iki bs.
En azından karakterli, dik bir duruşu var ama canı pahasına hem de.
Neyse..
-.-♥-.-Zosia-.-♥-.-
Ben böyle bir karizma, böyle bir alım, böyle bir soğuk çekicilik görmedim.
Her şeyiyle bebek gibi, mükemmel, muazzam, sevilesi, aşık olunası, üstüne yapılası kul. (tapu mahiyetinde, amca olsam arsa falan satardım kesin sjjdsjsjs)..
Carol ne kadar iticiyse bu da bir o kadar tatlı.
Zosia'a al bana ver ve izle.
Değil dünyayı değiştirmek Güneş'te yaşam vadederim bir koca yaşam belirtisi gösteren tüm formlara, öyle biri.
Maşallası bi'şey.
Ayrıca yan rollerde ismi dahi olmayan DHL üniforması giyen bir bey vardı ona da benzer hisler besliyorum.. Bebeğimsin kurye çocuk.. Beni bul..
Sonuç olarak izlenilebilir, izleyiniz efendim.
"Gün ışığında, çekiciliğinden hiçbir şey eksilmiyordu; şimdiye dek gördüğüm en güzel yaratıktı." 📍S'24 “Senin yüreğin yaralandığı vakit,benim kabına sığmayan yüreğim de seninle birlikte kanar.” 📍S'27 ...Cenazelerden de nefret ederim. Şu tantanaya bak! Öleceksiniz elbette; herkes ölecek. Ölmek daha mutlu kılar…devamı"Gün ışığında, çekiciliğinden hiçbir şey eksilmiyordu; şimdiye dek gördüğüm en güzel yaratıktı."
📍S'24
“Senin yüreğin yaralandığı vakit,benim kabına sığmayan yüreğim de seninle birlikte kanar.”
📍S'27
...Cenazelerden de nefret ederim. Şu tantanaya bak! Öleceksiniz elbette; herkes ölecek. Ölmek daha mutlu kılar her kişiyi.
📍S'30
"Korkuyor musun canımın içi?
Gerçekten o zavallılar gibi saldırıya uğrama tehlikesi içinde olduğunu düşünsem çok korkardım.
Ölmekten mi korkuyorsun?
Elbette, herkes korkar.
Fakat âşıklar gibi ölmek yok mu... Beraberce ölmek, beraber yaşayabilmek için."
📍S'35
"Ay ışığında nasıl da güzel görünüyordu.
Utangaç ve tuhaf bir bakışla, hemen yüzünü boynuma ve saçlarıma gömdü. Handiyse ağlayacakmış gibi derin derin iç çekerek, titreyen elini avcuma bastırdı.
Yanağıma dayanmış yanağı sımsıcaktı. “Canım, canım benim," diye mırıldandı, "ben senin içinde yaşıyorum ve sen benim için öleceksin işte öyle seviyorum seni."
📍S'40
“Zalim ve çok bencil bulacaksın beni fakat sevgi her zaman bencildir.Ne kadar ateşliyse,o kadar bencildir sevgi.”
📍S'45
“Fakat düşler taş duvarlardan geçer, karanlık odaları aydınlatır yahut aydınlık odaları karartır. Düşlerde kişiler odalara gönüllerince girer, çıkar, kilitleri imal eden çilingirlere gülerler.”
📍S46
"Bazen ılık dudaklar beni öpüyordu sanki; bu öpüşler boğazıma ulaşıncaya değin giderek uzuyor, müşfikleşiyor, fakat oraya gelince dokunuş sabitleniyordu. Kalbimin atışı hızlanıyor, çabuk çabuk, derin derin soluk alıp vermeye başlıyordum. Ağlamaklı oluyordum, sonra bu hal yerini hemen bir boğulma hissine bırakıyordu. Ardından çırpınmaya başlıyordum, hislerim beni terk ediyor, bilincimi yitiriyordum."
📍S'53
Kuvvet, ne zaman istesek toparlanabileceğimizi sandığımız bir şeydir.
📍S'62
📌Sheridan Le Fanu
..♥..Carmilla..🧛♀️..🩸
Deli kuş bilir misin nedir Türküler kadar sevdalanmak Duyabilmek yüreğinde bir depremin uğultusunu.. Suya düşen bir karanfilse yüreğin Bırak kendini ırmaģın türküsüne gülüm Vursun seni o taştan bu taşa, o çağlayandan bu çaglayana sürüklesin.. Kavgadan uzak kalmışsan, sevdadan da uzaksın…devamıDeli kuş bilir misin nedir
Türküler kadar sevdalanmak
Duyabilmek yüreğinde bir depremin uğultusunu..
Suya düşen bir karanfilse yüreğin
Bırak kendini ırmaģın türküsüne gülüm
Vursun seni o taştan bu taşa, o çağlayandan bu çaglayana sürüklesin..
Kavgadan uzak kalmışsan, sevdadan da uzaksın demektir
Devinmez yüreğinin magması
Çatlamaz sabrın kara taşı unutma
🕊..♥-Deli Kuş
📍Ahmet Telli
Selaaaammm.. Bakın şimdi. The Great Masturbatör Salvador Dali'nin çok sevdiğim bir eseridir. Şimdi alın onu The Great Manipulator olarak değiştirin. Ahanda Dropout.. Bir -mış gibi hikayesi.. İzlemeye başlamadan önce Holmes'u baya bi' izledim, gözlemledim, dersime çalıştım. Amanda ne yapmış öyle…devamıSelaaaammm.. Bakın şimdi.
The Great Masturbatör Salvador Dali'nin çok sevdiğim bir eseridir.
Şimdi alın onu The Great Manipulator olarak değiştirin.
Ahanda Dropout.. Bir -mış gibi hikayesi..
İzlemeye başlamadan önce Holmes'u baya bi' izledim, gözlemledim, dersime çalıştım.
Amanda ne yapmış öyle yine.. Çölde vaha, -60'da kardelen falandır benim için.
En sevdiğim olmasına rağmen öyle iyi oynamıştır ki kendinden nefret duyulacak noktaya getirmiştir işi..
Hikaye içindeki karakter gelişimini çok güçlü, sağlam, yere basan şekilde ortaya koymuş.
Elizabeth'i almış üstüne giymiş adeta.
Şapka çıkarır, ön ilikler, eğilirim, öylesi yani.
Elizabeth'i izlerken çoğunlukla öfkelenmeme, anlamlandırmak konusunda güçlük çekmeme rağmen, yaptıklarını onaylamamakla birlikte yine de mantıklı bir zemine oturtmaya yaklaşabildim.
İzlerken onun sevilmekten uzak, ciddi bir saygınlık kazanma yükü ile mükellef bırakıldığını görüyoruz.
Annesinden sevildiğini duymak, onaylanmak isteyen, büyük korkuyla gittiği hastanede, göğsüne endişeyle yattığı babası tarafından işine gönderilen bir genç kız düşünün.. Ne korkunç.
Tüm o insanı duyguların yavaşça yitirilişini,çöküşünü bu sahneden sonra izliyoruz aslında.
Yaşadığı korkunç bir olaydan sonra annesinden "seni seviyorum" cümlesini duymayı isteyen ve görmezden gelinen biri..
Gencecik bir kız için ne kadar travmatik bir yaşam.
Başlarda daha sevecen, anlayışlı ve akla uygun biri varken sonrasında dönüştüğü kişinin hırsı göz korkutucu cinsten.
Aile bağları sorunlu, güç kazanma hırsı uğruna gençliğini heba etmiş, bunu da hayat kurtarma kılıfına uydurmuş arada içindeki 19 yaşındaki tatlı,iyi kızın çıkayazar olduğu ancak anında bastırıp atan bir kadın izliyoruz.
Başta tek amacının hayat kurtarmak olduğuna ikna oluyorsunuz, bence yola çıkarkenki amacı da buydu ancak korkunç inanmışlığı gözünü öyle bürüyor ki her ne pahasına olursa olsun başarılı, güçlü, tırnağıyla kazımış, işi bitirmiş, saygın kadın imajından vazgeçmemek için her yolu mübah görüyor.
Hiç kimseyi önemsemeyen, ölümlerinden bile pişmanlık duymayan hatta bunu fırsata çeviren biri halini alıyor.
Öyle ki "Theranos is my religion" diyebilecek biri haline geliyor.
İnsanın bazı durumlar ve istekler karşısında neye dönüşebildiğinin kanıtı nitelikte bir hadise.
Üniversite terk olup da, Harvard tıp fakültesi yönetim kuruluna giren, kerli ferli, yaşlı başlı nüfuzlu insanları yanına alıp adeta bir Amerikan ordusu kuran ve onları nakdi yönden kullanan, kendine yalandan, içi boş bir imparatorluk inşa edip içindeki her bir bireyi afyonlayıp doğru olmayan şeylere inandırmış büyük manipülatör. (Ve 19 yaşında...) her şey -mış gibi, kılıfa alınmış ve yalan..inanılmaz..
Ayrıca böyle birine dönüşmesine sebep olan destekleyici faktörlerden biri de şüphesiz ki kılığına, soyuna sopuna düttüğüm, sübyancı mikrop Sunny Balwani'dir.
Kızcağızı her anlamda sömüre sömüre bir hal olup işler kızışınca olaydan sıyrılmanın yollarını arayan rezil, ahlaksız, omurgasız, suratına tükürülesi aşağılık bi'şeydir. (Elizabeth de az değil)
Ondan kurtulduktan, tüm olaylar sona erdikten sonra Elizabeth'in kaçırdığı gençliğini, saf duyguları yaşama isteğini yeniden izliyoruz.
Bunu da ustalıkla yine başka birine dönüşerek yapıyor o ayrı.
Böyle çığır açacak bir fikre sahip olup bunu batıran ve diğer kadın bilim insanlarının işini feci şekilde zorlaştıran ve baltalayan, silikon vadisinin yüz karasına dönüşmüş birinin hikayesi.
Bence izleyin.. ♥
Spoiler içeriyor
Uzun zaman sonra se'lam.. Umarım herkes iyidir. Evet, diyorum ki; ikinci sezonda izlediğimiz konu üzerinden daha mantıklı ve sapkınlığa düşmeyecek şekilde ilerlenseydi de, ilk sezondaki o gureba sahnelere tanıklık etmeseydik. Şöyle az ve öz sağlam 1 sezon bize yeterdi.. Müthiş…devamıUzun zaman sonra se'lam.. Umarım herkes iyidir.
Evet, diyorum ki; ikinci sezonda izlediğimiz konu üzerinden daha mantıklı ve sapkınlığa düşmeyecek şekilde ilerlenseydi de, ilk sezondaki o gureba sahnelere tanıklık etmeseydik.
Şöyle az ve öz sağlam 1 sezon bize yeterdi..
Müthiş tuhaf gelen sahnelerden biraz bahsetmek isterim;
Bu arada 2. Sezonda da var ancak onlardan uzun uzadıya bahsetmeyeceğim.
Öncelikle ben ömrümde böyle eskort görmedim sjsjsssjs ne bir estetik, ne bir seksapalite, ne bir duruş hiç bir şey yok.. düz duvardan daha düz bir performans.
Yapalım da bitsin kafası.. Bu arada öyle de olabilir ama daha sert, soğuk, nobran bir performans ortaya koymak gerekli o zaman da. Sahneler estetik gözükme çabası güdülerek çekiliyorsa ve olunamıyorsa komik oluyor..
Bu da oyuncu seçiminin yanlışlığı, ya da karakteri performe etmenin yetersizliğini ortaya koyuyor.
Hayır başroldeki hanım kızımız gayet güzel, tatlı, bıcır bıcır ama,.. anacım madem eskort olacaksın aç bir Mikey Madison izle de gözün gönlün, ufkun açılsın di mi?
O Anora'da neydi öyle üff..
Ya da gogıla yazaydın ya.. Sydney Sweeney full HD 4k.. Ihım Neyse sapmayayım konudan.
Farklı şeyler yapılmaya çalışılmış üzgünüm ama tırt.
Hele diyaloglar, bakın ekranı kapatıp yalnızca dinleyin mide bulantısı ve kahkahalara gark olmak arasında gidip gelirsiniz öyle diyeyim..
Bir de söylemeden geçemeyeceğim dirty talk yapılması çok zor bir dil Türkçe, yani o ince çizgiyi aşmak çok kolay, hal öyle olunca komik ve cringe bi'şey oluveriyor.
Daha dizi başlar başlamaz saçmalık silsilesine bir hello çakıyorsunuz.
Kızımız 120 tane erkeğin olduğu bekarlığa veda partisine gidip, (parti demeye bin şahit, köpek bağlasan durmaz bekar erkek öğrenci evi vibe'ı akıyor). "ahh yok.. ben ağzı açık içkilerden içmiyorum" diyor. nEğ?
Kız seni 150 erkeğin arasına girip ağzı kapalı olmayan içkiden korkmaya kim inandırdı aw... Ajsjsjsjsja
Evet
SHİBARİ konusuna gelelim..
Karakterimizin kızı Şahin K edasında vitrinde sergilenen, g*tüne karanfil iliştirilmiş kuzu gibi bağlaması ve karşısına geçip 31 çekmesi sjdjdjdjdjd rezil bir detay, tik atılsın.
BDSM mevzusu..
Adamcağızı kırbaçlaya kırbaçlaya bir hal olduktan sonra (adama vurduğu da gözükmüyor, böyle bir inandırıcılık ahha) meme uçlarına ahşap mandal takması şoku..
Evet bildiğin ahşap, anam babam usulü mandal.. Balat'ın pencere arası çamaşırları bile böylesi mandal görmüyordur artık :d.
Sonra tuvalette itinayla kaba işeyip adamın önüne koyup şu kelimeleri fısıldaması bakın buraya dikkat!! " çabuk iç, onun hepsi bitecek" sjdjjdkdk
Hayatım, tabağında yemek bırakan çocuğu azarlar gibi ne bu haller amk utanç şelalesi.
Bari üzerine gerçekten işemiş gibi gösterseydiniz de bi' golden shower görseydik belki sinema namına saygı duyardık(sanmıyorum)bir tik daha.
THREESOME olayı..
Adam sevgilisine bizim eskort kız yanındayken onu kastederek dobloyu sattın mı tarzında " bu ufacık bi'şey, yaşı küçük gibi, benimkini alabilir mi yaw" diye soruyor. Öğk×1500.. Esas kızımız da ben 24 yaşındayım ABİ diyor.. Evet ABİ.. Tiiiik.
Gerçi dizide herkes birbirine kaydığı için normal geldi böyle yazınca. Kızımızın babasının düdüklediği hatun da adama Abi diyor.
Esas oğlanımız bay kaş ile evlenecek olan kızımız da adamın abisiyle fındık kırıp kayda almış onu da esas oğlan'a izletiyor falan dizide, sonra bunlar evleniyorlar baya İğrençoğlu iğrenç ulan.
Böyle senaryo yazınca marjinal falan değil düpedüz sapık oluyorsunuz babacım.
İkinci sezonda da toplu mastürbasyon var.. (kılıfına uydurmak için verdikleri örnek de Antik Mısır..beni çok sevdiğim bu konudan soğutmaya yeminli gibi.... )
Kızın biri de strap-on takıp adamı masaya dayayıp düdüklüyor.
Diğer bir kız diğer bir oğlanın vücudunu yalıyor, tuz mu alıyormuş neymiş yine öğk.
Garip gureba iğrenç olaylar silsilesi yani..
Sapıklıque başka bi'şey değil.. Bunların hepsini yapmaya okayim bu arada ama diyaloglar ve konuşulan mevzular iğrenç ötesi olduğu için ve tekrara hunharca düşüldüğü için inanılmaz tiksinç bir temboda ilerliyor olaylar.
Velhasıl kelam yapacak yeterliliğiniz yoksa yapmayın.!
Yapamayacaksanız yapmayın!
Bizi de kendinizi de bu duruma düşürmeyin, bu sapıklığa ve gülünçlüğe şahit etmeyin.
Zaten yeterince çirkinliğe şahit oluyoruz Türk toplumu olarak..
Azad edin bizi be.. Bye.
Spoiler içeriyor
Se'lam Cağnım Türkler'in Umami'yi, umumi diye algılayıp hiç vakit kaybetmeden konuyu şrrrak diye hallldır şaldır alıp tepe tepe, kullandığı filmimiz. Boiling Point filminin remake'i imiş izlemediğimden mütevellit kıyas yapamayacağım, Ancak çok benzer olduğunu defaatle okudum. İzlediğimi değerlendireceğim. Sonra da ona…devamıSe'lam
Cağnım Türkler'in Umami'yi, umumi diye algılayıp hiç vakit kaybetmeden konuyu şrrrak diye hallldır şaldır alıp tepe tepe, kullandığı filmimiz.
Boiling Point filminin remake'i imiş izlemediğimden mütevellit kıyas yapamayacağım,
Ancak çok benzer olduğunu defaatle okudum. İzlediğimi değerlendireceğim. Sonra da ona bakacağım.
Öncelikle tek plan ve neredeyse tek mekan olmasını beğendim, ki zaten mutfak temposu bölük pörçük bir çekim planıyla bu kadar net verilemezdi.
O akış, gergin ortam hali iyi yansıtılmış, bazen kamera olmadık ve gereksiz yerlerde inanılmaz hızlı hareket ediyordu, detay kaçırdım sevmedim..
Öykü Karayel genel olarak fena değildi en çok onu beğendim.
Burak Deniz'in sinir boşalttığı sahne dışında performansını beğenmedim.
Bu kadar yoğun tempoda ve zor şartlarda çalışan insanların hayatlarında her ne olursa olsun, bu düzeni devam ettirme zorunluluklarının olduğunun anlatılması güzeldi.
Hizmet sektöründe hıyar ağası bazı vatandaşlarla yüz göz olunması gerçeği güzel ve sinir bozucuydu.
Araya bir de gay kardeş serpiştirmişler, 'batı'laştırmak adınaysa yazıklar olsun.! Değilse güzel, sevdim çocuğu.
Oyuncuların ortam havasında sezmemizi istedikleri gerginlik, kaos, ve gerektiğinde hüznü büyük oyunculuklarla, abarta abarta vermeleri hoşuma gitmedi. (Tuğba Çom'un öğrencisi ile olan sahnesinden bahsediyorum, ki Çom'u ayrıca bir komedi oyuncusu/oyuncu olarak beğeniyorum.)
Gereksiz egzajere ve Amerikanvari sahneler vardı.
-Kremayı tattıktan sonra, lezzetine dayanamayıp salyalı kaşığı koca kaba anlayamadığım bir iştahla daldırıp yeniden yemek ve onun müşteriye servis edileceği gerçeğinin olması gibi.
-Şeflerin tencere tava fırlatmalı kavgaya dalıp, tüm personelden mutfağı azad edip yemekleri kömür olma yolculuğuna terk etmeleri.. (kan alırlar, öyle kolay sanki😒yemezler.)
-Burak Deniz beyin oyunculuğunu genel olarak beğenmiyorum zaten bir de "of ne biçim gerginim, hayatım boka sarmış vaziyette" var yaa vibe'ı ile bir altta yazdıklarımı yapması. Beyin kanattı adeta..
-Sina beyin ha bire kulak arkalarını, burnunu, suratını elleye elleye bir hal olup tabaklamada hiç çekinmeden yer alması. (böyle yazınca da güldüm)
- Tezgahdaki torşonla terini silip tekrar oraya fırlatmak falan gibi.. Korkunç..
Bunlar bana gayet battı.
Abartılı ve özenti olan sadece sahneler değil, bazı karakterlerdi de.
Evet uyarlama bir film olabilir ancak kendine ait bir tavır sergileme cesaretini göstermeyen veya gösteremeyen oyuncularımız.. Yan lış..
-Herkesin büyük bir ön iliklemeyle Renzo diye diye şişirdiği İtalyan şefin tabiri caiz ise Pezo😅 gibi, kötü bir Danilo Zanna kopyası olarak filme giriş yapması ve daha sonra ortaklık için Sina'ya yalanması şoku.
-Yemek eleştirmeni Nükhet'in yemekten değil de orgazmından bahsediyor gibi bir tavır takınması.
-İşletme müdürümüz bağırsak solucanı kılıklı herifin Melis'ten paparayı yedikten sonra, tuvalette sergilediği anlam veremediğim garip gureba vücut hareketleri(başka ifadem yok buna) ki zaten normal konuşurken pandomim falan yapar gibi bir hali var herifin. 🙄
-Sina beyin boynunda yapıştırma olduğu nezdimde alenen belli olan nal gibi "life is short" dövmesinin olmasının yanında babasının ölüm kalımıyla sınanıyor olması tragedyası.. Saçmalık..
-Barmen çocuğun harala gürele bir çabayla Shakerı karıştıramaması.. Yani ne gerek var.?
-Evet mutfak hiyerarşik bir ortam amenna ancak Sous şefin diğer şefleri parmak şıklatarak fino köpeği gibi çağırması veya tavırlarını düzeltmesi 😁 tuhaf..
Aman allahım aklıma geldi bir de şey var..
Pastacı çocuk sıcaklar kısmına gelip Executive şefimize şu şekil sesleniyor;
"Şef, Sina şefim. Sir.." SİR mü? nEğ?? Ajsjsjsjs
Hayatım ne Sör'ü seslendiğin sadrazamın sol taşş..yani deniz tarağı değil ki.
Bu ne dejenere kendinize gelin!
Yazarken baya güldüğüm bir değerlendirme oldu.
Neyse bir beğeni oranı verecek olursam kendi adıma bu %35-40 olur bence her iki filmi de izleyip öyle yorumlayınız..
Muhtemelen kafa şişirdim.. Bye'ss☺️
Selaminko . . Bu zamana kadar hiçbir yapımı ' ya acaba bu IMDB puanını hakediyor mu 'diye sorgulamadım. Buna da yapmayacağım. Poor Things'in ardından izlemesi kolay olsun diye tercih ettim, umduğum gibi de oldu. Genel anlamda kötü bulmadığımı söyleyebilirim. Elizabeth…devamıSelaminko
.
.
Bu zamana kadar hiçbir yapımı ' ya acaba bu IMDB puanını hakediyor mu 'diye sorgulamadım.
Buna da yapmayacağım.
Poor Things'in ardından izlemesi kolay olsun diye tercih ettim, umduğum gibi de oldu.
Genel anlamda kötü bulmadığımı söyleyebilirim.
Elizabeth Moss'u beğendim, yeterli bir oyunculuk sergilemiş, gerilim unsurunu izleyiciye geçirmekte gayet iyiydi.
Saçma diyemem ancak birçok mantık hatası mevcuttu. O kısımlar biraz daha makul bir şekilde rayına oturtulsa daha keyifli olabilirdi.
Bir de;
🔥James'in izdivacına, iliğim kemiğimle talibim zira çikolata sevdamı herkes bilir. 💅🏽
Filmdeki o ev, Tanrım o ev.. Yükselip alçalmaktan bir hal oldum. Medcezirler tebelleş oldu bünyeme. :D
Yani 2 saati aşan bir süreye yayılması gerekli miydi? Hayır.
Ama gayet izlenebilir Fuhuşçuk Şerbeti izleyeceğinize açın buna bakın derim.
Her manada yeğdir.
Bye's. 🙄