keşke kitabı öneren kişi hâlâ hayatımda olsa keşke kitabı unutsam tekrar okusam keşke kitap bu kadar pahalı olmasa da satın alsam keşke bir şeyler yolunda gitse keşke artık beklentilerim hayata geçse . yorum bu kadardı uzun yazınca laf ediyorsunuz!
keyifli cumartesiler herkeslere efenim benim için keyif kısmı gerçekleşmiyor gece 4'de birtakım sağlıksal sorunlar uykumu kaçırdığı için (günlerdir böyle artık bu işin tadı kaçtı muhsin) uykusuzum. güzel dua dilek temennilerinizi (artık hangi dine ya da dinsizliğe mensupsanız siz ona göre…devamıkeyifli cumartesiler herkeslere efenim benim için keyif kısmı gerçekleşmiyor gece 4'de birtakım sağlıksal sorunlar uykumu kaçırdığı için (günlerdir böyle artık bu işin tadı kaçtı muhsin) uykusuzum. güzel dua dilek temennilerinizi (artık hangi dine ya da dinsizliğe mensupsanız siz ona göre ayarlayın) beklemekteyim.
dün de yine uykusuzluk ve sancılarla mücadele ederken netflixe yeni eklenmiş bu filmi gördüm sonra filmin imdb puanını ve sonra sizin acımasız yorumlarınızı... kalbiniz yok mu yahu bu film bu kadar ağır eleştirileri hak etmiyor bence. yani sırf oyuncu kadrosu ve sondaki minik tatlı ters köşe bile insanı mutlu etmeye yetebilir diye düşünüyorum. bir de bizim sinema sektöründe mafyatik olmayan her işi şaşkınlıkla destekliyorum ben. tamam belki yabancı versiyonunu izlemedim belki o çok daha güzeldir olabilir ama en azından bizim de farklı bir şeyler yapıyor olmamız gayet hoş öyle değil mi? öyle.
okb hastası 6 kişiyi bi odada toplayan bu film biraz argo dolu ama rahatsız etmiyor yani en azından beni etmedi bence sizi de etmez hani bir de bence zafer alagöz küfredince nedense cuk oturmuş gibi geliyor yakışıyor ağzına galiba bilemedim. neyse işlenişi belki basit olabilir ama yine de ben beğendim kardeşim. siz de böyle her konuda çok yüksek beklentilere sahip olursanız hiçbir şeyi beğenmezsiniz benden söylemesi. ne kadar az beklenti o kadar az hayal kırıklığı! konu buna nasıl geldi bilmiyorum. film hakkında söylenecek çok şey yok anlattıkları ve imdb puanı kadar kötü değil kesinlikle. zaman geçirmelik çerezlik bi yapım. hafiften komedi emareleri de içeriyor izlenir yani. şimdiden keyifli seyirler ve keyifli cumartesiler (ne kadar mümkünse)
allah aşkına izliyor gibi bir de bu yıl 100 film hedefi koymuşum rezalet ya asla izleyemiyorum ben tüm gün ne yapıyorum yüce rabbim hiçbir şey yapmadan bitiyor gün :/
fonda çalan şarkı:
mayın tarlası/şebnem ferah
savaşlarda ve savunmalarda kullanıldı benliğim. kendim komutan, kendim er, kendim olmuş muharebe, vurdum, vuruldum emri de verdim. oysa kabul-ü mecbur büyülü bir hediye kendime kendim. peki kimle niye cenge girdim? kendimden kopmaya, yaralamaya ve ben varım ulan demeye. bir başkasına…devamısavaşlarda ve savunmalarda kullanıldı benliğim.
kendim komutan, kendim er, kendim olmuş muharebe,
vurdum, vuruldum emri de verdim.
oysa kabul-ü mecbur büyülü bir hediye kendime kendim.
peki kimle niye cenge girdim?
kendimden kopmaya, yaralamaya ve ben varım ulan demeye.
bir başkasına koşmaya mı?
neye geldim?
tanrılar edindim tanrım.
deadline tanrısı, burs tanrısı, takdir tanrısı ve koşulsuz sevgi tanrısı,
görmeden taptım onlara.
ama iman etmedim.
beklentiden iğneleri soktum soktum durdum gözlerime.
imansız tapınmak neymiş bildim.
şimdi hangi savunma beni bana geri verebilirki?
öfkem tükendi.
tanrıcıklarım hepinizi affettim…
cenge, ispata, korkuya, koşuşa değil; ışıl ışıl bir arayışla ben ancak keşfe ve şehadete geldim.
ha şimdi yazacağım ha şimdi yazdım derken sanki ülkenin en meşgul insanıymışımcasına (böyle bi kelime yok bence yani umarım yoktur) erteledim durdum inceleme yazmayı. çünkü evin işi assssla bitmiyor ve sonsuz bi kısır döngüyle devam ediyor. yat kalk temizle... sancım…devamıha şimdi yazacağım ha şimdi yazdım derken sanki ülkenin en meşgul insanıymışımcasına (böyle bi kelime yok bence yani umarım yoktur) erteledim durdum inceleme yazmayı. çünkü evin işi assssla bitmiyor ve sonsuz bi kısır döngüyle devam ediyor. yat kalk temizle...
sancım var tüm gece uyuyamadım gün boyu yatarım dinlenirim hayali kurmuşken devasa birikmiş ütü yığını bana göz kırptı (gözü çıksın inş amin) sonrasında çamaşır katla yerleştir, mutfağı topla, raftaki tencereleri parlat, mutfak dolaplarını sil, yemeği hazırla tekrar mutfağı topla derken yani tam olarak şu an oturabildim (19.18) ben erkek olmak istiyorum. hani şu grip olduğunda sanki 3 gün ömrü kalmış gibi sürekli yatan erkekler var ya hah işte ondan olmak istiyorum. zaten acı içinde kıvranırken bir de ev işi yapmak istemiyorum. nolur artık çok zengin olayım da şu işleri başkaları yapsın ben değil NOLUR!
bunun kitapla ne alakası var diyecek olursanız hiçbir alakası yok o yüzden demeyin böyle bir şey. çok yorgunum bir de sizinle münakaşa edemem. okumayın geçin kardeşim!
✨kitap yorumu burda başlıyor✨
utanç verici bir gerçek benim bu yazardan okuduğum ilk kitap bu. evet uçurtma avcısını okumadım daha hıhım evet bin muhteşem güneşi de okumadım aynen öyle evet en yanlış kitapla başladım ben de biliyorum tamam linç bitti mi? devam edelim.
kötü bir kitap mı? hayır değil ama okuması zor ve karmaşık. hunharca betimlemeler kullanmış sevgili yazarımız. yani bu betimleme aşkını tüm kitaplarına eşit olarak yaysana be adam. hepsini yığmışsın buraya. oku babam oku oku babam oku bitmiyor. bir de hoşuma gitmeyen bir kısım daha var. o da olayların şak diye gerçekleşmesi veyahut gereksiz çok uzatılması. şimdi ne alaka diyeceksiniz şöyle ki bir kişiyi okuyoruz okuyoruz uzunca anlatmış ama böyle gereksiz her şeyi öğreniyoruz o kişi hakkında sonra aniden bi cümlede şey diyor. "ve evlendi" YA NASIL NE ZAMAN NERDE NEYLE NE ALAKA BİRDEN NOLDU ALLASEN??? gerçekten sinir bozucu geldi bu durum bana. yani anladınız umarım ne demeye çalıştığımı? bence anladınız sizden kaçmaz. heh bir de kitap kesinlikle beklediğim gibi değildi ben daha çok peri ve abdullah üzerinden ilerler acıklı bi abi kardeş romanı olur sanıyordum ama neler okudum neler. şaşırtıcı oldu bu kısım benim açımdan. iyi mi kötü mü ondan pek emin değilim gerçi. nötr galiba.
her neyse sevdiğim kısımlara gelecek olursak eğer birçok hayata tanıklık etmiş olmak, fazlaca karakter tanımak, onlarca insanın hayatlarının bir şekilde birleşiyor olmasını okumak çok keyifli idi. beklemediğim garip olaylar oldu kitapta ve bu bence okuma zevkini arttırdı. ek olarak kitabı benim gibi uzatmayıp kısa sürede bitirirseniz daha iyi bir deneyim yaşamış olursunuz. yorumlarda abarttıkları kadar kötü bir kitap değil. gereksiz beklentilerinizi kenara bırakırsanız şayet gayet okunabilir diye düşünüyorum. daha ekleyecek bir şey yok sanırım size iyi akşamlar bana iyi dinlenmeler (dinlenme kısmı şüpheli)
fonda çalan şarkı:
şaşkın/erkin koray
ayyyy selamlar selamlar selaammmllaaaarrrrrrr güpgüzel bir pazartesi gününden (pazartesi nasıl güzel olabilir diye isyan eden çalışanları ve öğrencileri duyabiliyorum) seeelllaaammlar. (o kadar enerjik bi giriş ki kendimi günaydın diye bağıran seda sayan gibi hissediyorum) güne pazarcı teyzenin "pazarın en güzel…devamıayyyy selamlar selamlar selaammmllaaaarrrrrrr
güpgüzel bir pazartesi gününden (pazartesi nasıl güzel olabilir diye isyan eden çalışanları ve öğrencileri duyabiliyorum) seeelllaaammlar. (o kadar enerjik bi giriş ki kendimi günaydın diye bağıran seda sayan gibi hissediyorum)
güne pazarcı teyzenin "pazarın en güzel kızı sensin" iltifatı ile başladık elhamdülillah (ürünlerinin fiyat etiketini yazıp yerleştirmemi rica etti iltifat muhtemelen bu yüzdendi ama olsun) o yüzden günümüz çok hoş geçiyor. hazır bu kadar enerjiyi kendimde bulmuşken diziyi de bitireyim dedim çünkü çok uzattım izlemeyi. 101 oynamaktan dizi/filme vakit ayıramaz oldum Allah'ım sen 101 bağımlılarının da Rabbisin...
463646 satırlık muhabbetten sonra dizimize gelelim. alışılmışın dışında muazzam bir senaryo, yeri geldiğinde güldürüyor yeri geldiğinde duygulandırıyor, sonunda da fena olmayan bir ters köşeyle sizi şaşırtıyor. oyunculuklar gayet güzel ve içten ek olarak esra bilgiç mükemmel güzel bir kadın söylemeden geçemeyeceğim.
en beğendiğim sahneler çoğunlukla duygusal sahneler oldu. isa ve seda'nın babaları ile yüzleşmeleri hem duygusal hem güzeldi. yer yer yapılan güncel şakalar komikti gayet. özellikle yüzyüzeyken konuşuruz, dolu kadehi ters tut kısmında nedense fazla güldüm (gülmeye ihtiyacım varmış) sonunun da böyle ucu açık bitmesi 2. sezonun habercisi oldu. kimileri gereksiz diyor ama bence izlenir. her ne kadar bazı sahneler zaman zaman sıksa da böyle yapımlar yapıyor olmamız bile çok güzel bi adım o yüzden Allah bereket versin. bu arada urla sokaklarının güzelliği, mimarisi ne kadar harika öyle :') dünya gözüyle görmek nasip olur umarım...
kısacası efeniimm gayet tatlı çerezlik bir dizi ben ev işi, yemek yaparken açıp izledim 1 haftada bitti. tavsiyemdir izleyinnnnnnn.
fonda çalan şarkı:
dönsen bile/ ferdi özbeğen
-bu bir kitap yorumu değildir- merhabalar yarım kalanların insanı bendeniz hindiba yine yarım bıraktığı (bırakmak zorunda kaldığı) bir kitapla sizlerin karşısında... bu eseri arkadaşla birlikte kütüphaneden almıştık birlikte okuyalım edelim güzel olur üzerine konuşuruz diye ama benim hayat yoğunluğu buna…devamı-bu bir kitap yorumu değildir-
merhabalar
yarım kalanların insanı bendeniz hindiba yine yarım bıraktığı (bırakmak zorunda kaldığı) bir kitapla sizlerin karşısında...
bu eseri arkadaşla birlikte kütüphaneden almıştık birlikte okuyalım edelim güzel olur üzerine konuşuruz diye ama benim hayat yoğunluğu buna gem vurdu maalesef. 160 sayfa kadar okudum teslim tarihi geldiği için iade etmek durumunda kaldım istesem uzatabilirdim galiba ama uzatmadım mantıklı hiçbir sebebim yok (işim çıktı devam etcem bi sn)
bu giriş cümlesini yazalı 4 gün olmuş o yüzden tekrar merhaba!
kitap hakkında konuşmaya gelmedim çünkü istemeden yarım bıraktım ne konuşabilirim ki? şimdi tekrar alıp devam etsem olmaz bi defa yarım kalmış sonuçta, baştan başlasam sıkılırım en iyisi bazı şeyler yarım kalsın, istemeden de olsa. okuduğum kadarıyla güzel akıcı bi kitaptı ki ben zaten camus seven bi insanım. depresif insanlara bayılıyorum en azından realistler. siz alın okuyun sonunu da bana anlatın anlaştık mı?
her neyse son kalan sosyal medya hesabım burası artık. çünkü yaklaşık 1 ay önce 1000kitap hesabımı da kapattım tamamen. dondursam tekrar açardım kendimi biliyorum o sebeple kökten sildim her şeyi. insan 5 yıllık emeğini pat diye silince biraz garip oluyormuş orası benim günlüğüm gibiydi ama artık günlüğümü ateşe verdim.
pişman mıyım?
evet
yine olsa yine yapar mıyım?
evet
her şeyi kapatınca sorunları çözülecek sanan o kişiyim burayı ne zaman kapatırım muamma ama yakındır gibi hissediyorum. her neyse albert camus, veba, salgın, hastalık, yarım kalan kitap. alın okuyun okutturun bana da anlatın belki hevese gelip ben de okurum.
fonda çalan şarkı:
uykusuz ve dengesiz/ yüzyüzeyken konuşuruz
her bir kemiğim hatta hücrem hatta her bir yerim kırılmış gibi ağrıyor üstüne üstlük bir de mr günü idi... her şey üst üste geldiğine göre benim hayat rutine oturmuş demektir. günün acısını hafifletmek adına haftalardır elimde sürünen bu kitabı bitireyim…devamıher bir kemiğim hatta hücrem hatta her bir yerim kırılmış gibi ağrıyor üstüne üstlük bir de mr günü idi... her şey üst üste geldiğine göre benim hayat rutine oturmuş demektir. günün acısını hafifletmek adına haftalardır elimde sürünen bu kitabı bitireyim dedim. neyse ki yazarı da kitaplarını da çok sevdiğim için bir nebze olsun iyi geldi.
amy bi tıp öğrencisi ve bir gece psikiyatri koğuşunda nöbet tutması gerekiyor. ama pek de normal bir koğuş değil burası. birçok tesadüf ve aksilik üst üste geliyor. hastalara, hayat hikâyelerine yakından şahitlik etmiş oluyoruz. ben seviyorum böyle kitapları, psikolojik hastalıkları konu edinen romanlar hep ilgi çekici gelmiştir zaten (acaba neden)
zaman zaman okurken acaba kim deli kim değil diye sorguluyorsunuz. bi ara ulan acaba ben mi delirdim diye düşündüm sonra da bunun yeni bir şey olmadığı aklıma geldi. neyse ki sonuca kolay ulaştım. yani kitabın sonucuna...(smile in pain)
bu ablamızın kitaplarının türkçe'ye çevrilmesi beni çok mutlu ediyor. her ne kadar pahalı olsalar da ben pdf'den devam ettiğim için çok etkilenmiyorum. gönül isterdi alalım kitaplığa koyalım ama bu gönül işte her şeyi istiyor haddini hududunu bilmiyor. şu anda da laf uzuyor konu sapıyor o sebeple herkese hayırlı iftarlar...
zaman zaman bir şeyleri yaparken suyunu çıkartıyorum. ve sürekli onu yapıyorum. bu aralar da dizi izlemenin suyunu çıkartma vakitleri sanırım çünkü yılın başından bu yana (eski halime kıyasla) çok dizi izliyorum. asaf da o dizilerden birisi. (türk işi olanlara sardım…devamızaman zaman bir şeyleri yaparken suyunu çıkartıyorum. ve sürekli onu yapıyorum. bu aralar da dizi izlemenin suyunu çıkartma vakitleri sanırım çünkü yılın başından bu yana (eski halime kıyasla) çok dizi izliyorum. asaf da o dizilerden birisi. (türk işi olanlara sardım bu sıralar)
dizi kötü değil ama yani güzel de değil sanırım bilmiyorum tam bir karar veremedim. ters köşe sahneler var özellikle 1 sahnede gereksiz şekilde fazla şaşırdım (hâlâ insanların kandırmacalarına şaşırmam da ironik) oyunculuklar da güzel aslında ama sanırım ben konunun akışını beğenmedim. böyle mafyavari çeteli cart curt dizileri sevemiyorum. dizinin finali de hoşuma kaçmadı zaten. izlemiş olmak için izledim işte çok bi olayı yok. şimdi de yazmış olmak için yazıyorum kesinlikle bi inceleme falan değil bu, lütfen.
hızlı bi akışı var zaten mini dizi çabuk bitiyor ama yüksek beklentilerle başlamayın yoksa her şey gibi bu da hayal kırıklığı olur. son gücümle bu satırları yazıp veda ediyorum adaya. hoşça kalın.
galiba uzun yıllar boyunca (abartma be kızım) unutamayacağım bir roman olacak. gerçi bu kitaba roman demek haksızlık olur. başlı başına insanın suratına tokat gibi çarpan gerçek bir hayat hikâyesi bu bu aralar hayatımın her alanında doğru seçimler yapıyorum (2 güzel…devamıgaliba uzun yıllar boyunca (abartma be kızım) unutamayacağım bir roman olacak. gerçi bu kitaba roman demek haksızlık olur. başlı başına insanın suratına tokat gibi çarpan gerçek bir hayat hikâyesi bu
bu aralar hayatımın her alanında doğru seçimler yapıyorum (2 güzel kitap okuyunca girdiğim tripler) bu kitap da dizisini görüp merak ettiğim ama dizisi çok yavaş aktığı için "eehhh yeter seni mi bekleyeceğim kitabı okuyup her şeyi öğrenirim ben" diyerek başladığım bir kitap oldu (umarım biraz daha "kitap" kelimesini kullanmam çünkü sıktı)
bu hanım ablanın eserleri bana hep etiğe aykırı geliyordu (sanki hayatta her şey etiğe uygun tek sorun bu) bu yüzdendir ki okumayı/izlemeyi hep reddediyordum. kendi evimde olsam zaten ne dizisinden haberim olurdu ne kitabından çünkü tv ile alakası olan bi insan değilim, sosyal medya desen zaten yok. ama burda birileri izlerken mecbur benim de gözüm kayıyordu (gözümün de kayası varmış galiba) izliyordum. bu vesile ile kamçılanan merak duyguma yenik düştüm ve 2-3 günde kitabı bitirdim. etkisi üzerimden 2-3 asır gitmez belki (abart) ama olsun. dizisini de izleyeceğim çünkü neden olmasın?
spoilerımsı bişiler
sanki bi psikoterapi seansında gibi okudum tüm eseri. başta kenan'a sinir oldum, ben de tıpkı diğer karakterler gibi ona beddualar ettim, bi hayatı mahvolsa biz de rahatlasak diye düşündüm. sonra çocukluğuna geldi sıra, sonra her şeyini kaybettiği satırları okudum. üzüldüm. o iğrenç diye adlandırdığımız adama sahiden üzüldüm. ve çocukluk döneminde yaşanan her olayın hayatı bu kadar etkilemesine isyan ettim. bizim elimizde olmayan şeylerin bizi böylesi bir şekilde dağıtmasına isyan ettim... son sayfalarda artık tüm o duygu birikimlerine dayanamayıp ağladım (ağlamaya yer arıyorum diye yorumladım).
spoilerımsı bişiler bitti
kitap bitti,
ben de bittim. garip bi burukluk var, güzel bir heyecan var. böyle hayatlara tanık olmuş olmanın verdiği bi yük var. karmaşık hissediyorum kısaca. yorucu ve lezzetli bi okuma deneyimiydi. keşke devlet herkese zorunlu psikoterapi seansı sunsa, hiç öylesine. istek değil ihtiyaç...
yani bir de bak aklıma gelmişken söyleyeyim bugün tam bulaşık yıkarken (derin düşüncelere dalmak için muazzam bir vakit) düşündüm ki millet ne hayatlar yaşıyor ne olaylar dönüyor ne mevzuların içine dahil oluyor. biz de sahur iftar takılıyoruz. hani yanlış anlaşılmasın isyan değil de ne bileyim ne hayatlar var diye bi düşündüm garip geldi. bu ülkede hâlâ bir şeylere şaşırmam da garip, her şey garip. en iyisi gidip yeni kitaba başlamak... iyi akşamlar.
böyle çok ağır ve mükemmel kitaplara inceleme yazmaya çekiniyorum. verdiği hissi güzel bir şekilde anlatamam eksik kalır diye endişe ediyorum. ama yine de böylesi güzel kitaba bir şeyler söylemeden geçemeyeceğim... aytmatov'un kısa kısa kitaplarını bitirdikten sonra ennn popüler kitabına da…devamıböyle çok ağır ve mükemmel kitaplara inceleme yazmaya çekiniyorum. verdiği hissi güzel bir şekilde anlatamam eksik kalır diye endişe ediyorum. ama yine de böylesi güzel kitaba bir şeyler söylemeden geçemeyeceğim... aytmatov'un kısa kısa kitaplarını bitirdikten sonra ennn popüler kitabına da bir şans vermek istedim abimin de şiddetli tavsiyeleri sonucu başladım. ve kesinlikle harika bir deneyimdi.
bi roman bitirmiş gibi değil de sanki onlarca romanı okumuş gibi hissediyorum. öylesine dolu bir kitaptı ki, anlattıkları öylesine değerli ve güzeldi ki. insan yüreğinin en derinine dokunuyordu. o bozkırda tren istasyonunda sanki tüm olayı oturup izliyormuşsunuz gibi anlatılıyordu her şey. uzun süre akıldan çıkmayacak bir eser olduğu aşikâr.
kitabı okurken ağlamak, yeni destanlar öğrenmek, bambaşka karakterleri tanımak, insanların hırsını, kinini görmek, bu güzel kültürü daha derinden öğrenmek çok güzeldi. her şeyiyle kesinlikle tatmin edici bir okuma deneyimi oldu. nice keyifli kitaplara:)