Yıl bitene kadar 33 kitap okuyorum #1 2 ay 13 gün sonra kitap bitti çok şükür. Gören de zanneder cilt cilt eser okudum. 234 sayfalık kitap böylesi bi sürede biter mi? Bitiyormuş demek ki. Öncelikle kitabın akıcılığına diline içindeki olaylara…devamıYıl bitene kadar 33 kitap okuyorum #1
2 ay 13 gün sonra kitap bitti çok şükür. Gören de zanneder cilt cilt eser okudum. 234 sayfalık kitap böylesi bi sürede biter mi? Bitiyormuş demek ki.
Öncelikle kitabın akıcılığına diline içindeki olaylara kesinlikle lafım yok her şeyiyle şahane idi ve en fazla 1 haftada bitebilecek bir eser idi. Ben her şeyi aynı anda yönetme konusunda çok başarılı olmadığım için hayatimdaki yeni ve zorlu güncellemeler sebebiyle bitiremedim.
CANIM SAĞ OLSUN
Kitaba gelecek olursak eğer imkansızlıklar içinde yaşanan duygusal bir aşk hikayesi. Hani bazı şeylerin olmayacağını bilir yine de ona dair hayaller kurar ve en küçük ihtimallere dahi bel bağlarsınız ya. Bu da öyle bir durum. Okurken yazarın anlatmak istediği her duyguyu iliklerime kadar hissettim. Kitap elimde sürünse de fazlaca keyif aldım. Bundan sonra arayı bu kadar açmamayı umuyor ve yıl sonu hedefime ulaşacağıma inanıyorum.
Siz de inanır mısınız
Çünkü
Çünkü lütfen...
Spoiler içeriyor
merhabalar, arkadaşınızda yatıya kaldığınız her gece biraz değişiktir. başta çok eğlenir güler her şeyi şakaya vurursunuz, saçma sapan makyaj yapıp videolar çekersiniz ama tam şu saatlere geldiğinizde ise (02.00) hüzünlü müzikler eşliğinde balkonda o hafif esintide efkarlanır saçma sapan şeyler…devamımerhabalar, arkadaşınızda yatıya kaldığınız her gece biraz değişiktir. başta çok eğlenir güler her şeyi şakaya vurursunuz, saçma sapan makyaj yapıp videolar çekersiniz ama tam şu saatlere geldiğinizde ise (02.00) hüzünlü müzikler eşliğinde balkonda o hafif esintide efkarlanır saçma sapan şeyler düşünürsünüz.
buna biraz ara vermek için buraya kitap yorumu karalamak istedim.
basın açıklaması bitti
tşk
öncelikle ben bu kitabı kişisel gelişim kitabı zannediyordum neden diye sormayın zerre fikrim yok. spontane bi şekilde başladım ve inanılmaz bi şekilde aktı gitti. nasıl bitti pek anlamadım. elinize alınca muhtemelen bırakmayacaksınız...
başrole hepiniz çok sinir olmuşsunuz, hiç empati yeteneğiniz yok sizin de he. tamam başta yaptıkları doğru değildi ama sonra çabaladı. bazen yalpalasa da. o zaten bence cezasını sevdikleriyle çekti... herkes çok ani bi şekilde öldü. fazla acımasız bi kitaptı. her ölümde etkilendim üzüldüm. benden bir şeyler aldı götürdü. tahminen ne zaman getirir bilmiyorum ama benden bir şeyler alanlar genelde geri getirmiyor.
her neyse ne diyorduk
evet kitap
güzel ve çarpıcı. yaşamak ismi ne kadar uygun meçhul. bu biraz da sizin yaşamaktan ne anladığınız ile doğru orantılı. aklıma şairin dizeleri geliyor sadece:
yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi meselâ,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak...
siz nasıl yaşıyorsunuz? ya da yaşıyor musunuz? sadece soluk alıp vermek bi yaşam belirtisi midir? siz zahmet etmeyin ben cevap vereyim, değildir. sağlam sebepler gerek yaşamak için. o da bizde var mı bi iç muhakeme yapalım.
ama şu an değil
çok yorgunum
ve uykusuz
başka bi evde kalmanın tedirginliği üzerimde. zaten olmayan uyku düzenim daha da bozuldu çok şükür.
kitap yorumu nerde diyecek olursanız eğer
iyi bi çocuk olursanız
rüyanızda görebilirsiniz
iyi geceler çocuklar, uyuyun.
🌚
fonda çalan şarkı:
belki bir gün özlersin/ emre aydın
36°- 42° kuzey paralelleri ile 26°- 45° doğu meridyenleri arasında yüzü bi türlü gülmeyenlere merhaba (herkese değil) hiç sevmediğim bi yazarın hiç sevemediğim bi eserini bugün konuşacağız. kitap insanları ikiye bölmüş diyebilirim. sahiden çok sevenler var ama bir o kadar…devamı36°- 42° kuzey paralelleri ile 26°- 45° doğu meridyenleri arasında yüzü bi türlü gülmeyenlere merhaba (herkese değil)
hiç sevmediğim bi yazarın hiç sevemediğim bi eserini bugün konuşacağız. kitap insanları ikiye bölmüş diyebilirim. sahiden çok sevenler var ama bir o kadar da yerenler var, ben ikinci kısımdayım.
kesinlikle bu yazılan dil livaneli dili değil diye düşünüyordum ki sonda yazarla yapılan soru cevap kısmında zaten bunu cevaplamış olduğunu gördüm. tam olarak şöyle söylüyor;
"o dönemin mantığı ve diliyle yazmaya çalıştım. yazar olarak ben anlatsaydım, roman farklı olurdu. bu dil benim değil, anlatıcı haremağası'nın dili. doğrusu dili, günümüzün kelimeleri ve kavramlarıyla kısıtlamadan, özgürce, bütün kaynaklardan yararlanarak kullanmak -hatta biraz savurmak diyebiliriz buna-hoşuma gidiyor."
yani elbette livaneli yazımı bi kitap ama asla onun tarzı ve dili gibi hissettirmedi belki de bu yüzden olacak ki okumak beni mutlu etmedi. başlangıçta daha zordu ama ilk 20-30 sayfa geçtikten sonra alışıp olaylara kendimi verince işler daha kolay bi hâl almaya başladı ve kitabı 24 saat olmadan bitirebildim.
çok hâkim olmadığım saray hayatını hadım bi köleden dinlemek ilginçti. gerçekle kurgunun harmanlandığı farklı bi okuma deneyimi oldu. benim tarih hakkındaki bilgi eksikliğimden kaynaklı biraz verimsiz de oldu ama olsun.
bu arada yanlış anlaşılmasın dili ağır değil ya da okunması zor değil ama bi farklılık ya da ne bileyim anlamlandıramadığım bi değişiklik var. alışılmışın dışında bi livaneli tarzı sanırım o yüzden garipsedim. ama akıcı yani bi günde bitiyor.
bi ara yarım bırakmayı düşündüm ama abimle kitap üzerine sohbet ederken devam etmem için verdiği motivasyon sayesinde bitirdim. bitirdiğim için pişman değilim ama kesinlikle birisine tavsiye edeceğim eser değil kendileri. :(
okumayın okutturmayın iyi akşamlar
🌚
#önerdiğiniz kitapları okuyorum serisi 7 öneri için @ibrakarbra'ya teşekkürler garaib faturası külliyatı ikinci kitabı ile yine buradayım ama fakat velakin o nasıl bir kitap idi arkadaşlar, harika bi eser olduğu yadsınamaz bir gerçek bunu kimse inkâr edemez. sadece son 100…devamı#önerdiğiniz kitapları okuyorum serisi 7
öneri için @ibrakarbra'ya teşekkürler
garaib faturası külliyatı ikinci kitabı ile yine buradayım ama fakat velakin o nasıl bir kitap idi arkadaşlar, harika bi eser olduğu yadsınamaz bir gerçek bunu kimse inkâr edemez. sadece son 100 sayfasında (kitap zaten 188 sayfa) aşırı bunaldım okurken. çok derin felsefi yorumlar yaptığı kısımlar var idi özellikle reisin ve babanın sohbeti beni biraz bunalttı. bunda belki benim okumaya ara vermiş olmam da etkili bir sebeptir bir de tabii kafamda bambaşka düşüncelerin kol geziyor olması...
içeriğinde spiritüellik ve doğaüstü canlıları barındıran, sonu da gayet tahmin edilemez (yani biraz fazla zorlama bi son gibi geldi bana ama neyse) şekilde biten ilginç bi okuma deneyimi oldu benim için.
bazı erkeklere bi tane cadı gerek diye düşünüyorum çünkü öyleleri var ki (sözüm meclisten dışarı yarası olan gocunsun) insanlıktan anlamıyor... onları kendi gibilerle baş başa bırakıp önümüze bakalım biz en iyisi. çünkü muhtemelen cadıyı bile illallah ettirirler. :(
gulyabani kitabını sanırım daha çok sevmiştim neden bilmiyorum ama bu kitapta bazı yerler beni fazlasıyla zorladı ama üstte de dediğim gibi bunun kitapla bi alakası da olmayabilir benimle de olabilir emin değilim. yine de ikisi de edebiyatımızın kesinlikle okunması gereken aşırı güzel iki eseri. bi şans verin bence. kötü de olsa kitap kötü insanlar kadar hayatınızdan bi şey almıyorlar... bu da günün kamu spotu olmuş olsun.
hoşça kalın
🌚
#önerdiğiniz kitapları okuyorum serisi 6 öneri için @carmila'ya teşekkürler başlarken söylemek istiyorum ki kitabı bitirdiğimde bu kadar etkilenip üzüleceğimi ben de tahmin etmemiştim bana da sürpriz oldu... okumanın en güzel yanlarından birisi de sanırım bu. ummadığın hislerle karşı karşıya kalıyorsun…devamı#önerdiğiniz kitapları okuyorum serisi 6
öneri için @carmila'ya teşekkürler
başlarken söylemek istiyorum ki kitabı bitirdiğimde bu kadar etkilenip üzüleceğimi ben de tahmin etmemiştim bana da sürpriz oldu... okumanın en güzel yanlarından birisi de sanırım bu. ummadığın hislerle karşı karşıya kalıyorsun ve hep bi kârın oluyor. yeni hayat, yeni karakter, yeni sözcük, yeni dünyalara tanıklık ediyorsun. astral seyahat gibi (kaç kere astral seyahat yaptıysam sanki)
başlayalı birkaç gün oldu esere ama bi türlü bitiremedim hâlbuki o kadar akıcı ve yalın bir dili var ki birkaç saatte bitebilecek türden. pdf olmasaydı belki her şey daha kolay olurdu ama sağlık olsunn. pdf olmasaydı da bu kadar hızlı temin edemezdim kitabı. (olumlu bakalım hep)
arkadaşlık kavramına bambaşka anlamlar yüklemenizi sağlayacak okurken sizi gerçekten derinden etkileyecek bir kitap. her ne kadar çocuk kitabı gibi görünse de bence kesinlikle her yaştan insanın okuması gereken bi eser.
altı çizilesi birçok cümle barındırıyor içinde. içinizi ısıtacak ama sonlara doğru da ufak hayal kırıklığı yaratacak. şeker portakalı, küçük prens, kiraz ağacının gölgesinde kitapları gibi bir hissiyat veriyor okurken. o yüzden okuyun okutturun zaten gayet akıcı bir kitap.
keyifli okumalar, günaydın, hoşça kalın 🌚
Spoiler içeriyor
onlar eremedi muradına biz çıkamadık kerevetine... bu nasıl kitaptır ki sonunda bir kişi bile mesut olamadı. zehra'nın kıskançlığı, suphi'nin doyumsuz ve aşağılık karakteri, sırrıcemal'in saflığı (masum anlamında değil diğer anlamdaki saflık bu), ürani'nin kurnazlığı... hepsi kendi kendinin sonunu yazmış oldu…devamıonlar eremedi muradına biz çıkamadık kerevetine...
bu nasıl kitaptır ki sonunda bir kişi bile mesut olamadı. zehra'nın kıskançlığı, suphi'nin doyumsuz ve aşağılık karakteri, sırrıcemal'in saflığı (masum anlamında değil diğer anlamdaki saflık bu), ürani'nin kurnazlığı... hepsi kendi kendinin sonunu yazmış oldu kısaca.
kitap kıskanç karakteriyle ön plana çıkan zehra'nın mutlu evliliğinin baltalanmasını ve sonrasını konu ediniyor. eve gelen sırrıcemal adındaki hizmetçi suphi'nin ilgisini çekiyor ve sözde mutlu giden evlilik (sözde diyorum çünkü bi ilişki sahiden mutlu olsaydı çiftlerin gözü dışarıya kaymazdı) bozuluyor. amma velakin bu doyumsuz ve aşağılık karakterli suphi sırrıcemal'le de yetinmiyor. dimyata pirince giderken sadece evdeki bulgurdan değil tüm kuru gıdalardan oluyor. tam kendine yaraşır bi sona erişiyor.
şimdi kitap güzel mi güzel ona lafım elbette yok ama bazen uzun uzadıya anlatılacak bi kısmı 2 cümlede sona erdirip, kısa keseceği kısmı destansı şekilde anlatıp okuyucuyu biraz şaşırtıyor. oldu bittiye gelen çok kısım var. rahatsız edici değil elbette bu ayrıntılar ama benim dikkatimi çekti. onun dışında bi süre sonra kitap artık zehra'dan çok bağımsızlaşmaya başladı gibi hissettim. tamam ana olay her daim onun intikamı idi ama kitaba ismini verecek kadar bi ehemmiyeti(türk edebiyatı okuduğum belli oluyor değil mi? ehemmiyet falan) var mıydı emin değilim. kıskançlık veyahut intikama dair bi başlık belki daha yerinde olabilirdi.
kitapta en çok kime üzüldüm emin değilim ama suphi gibi insanların varlığı gerçekten çok can sıkıcı. sen birisini tüm benliğinle sevip kendini ona adarken o senden daha iyisini/güzelini bulunca aldatmaktan kaçınmıyor. hiç adil değil :( aşk bi kumarmış sahiden. buradaki kumarda ise kazanan hiç kimse yok...
zehra'nın yaşanan tüm iğrenç şeylere rağmen sonunda suphi'ye üzülmesi. aşk sahiden buysa (bence değil) iğrenç bi duyguymuş.
arkadaşım birlikte başlayalım kitaba diye tutturdu ben kitabı bitirdim o daha başlamadı... fıkra bu kadar, iyi akşamlar.
🌚
merhaba, hayatsızlardan ve rahatsızlardan hindiba ben. bugün de yine ve yine dizi incelemesi hariç her şeyi konuşacağız. beklentiniz dahilindeki şeyleri muhtemelen karşılayamayacak bir yazı olduğu için okumadan geçmeniz önemle rica olunur. basın yayın açıklaması bitmiştir iyi akşamlar. izlerken aşşşırı eğlendim…devamımerhaba, hayatsızlardan ve rahatsızlardan hindiba ben.
bugün de yine ve yine dizi incelemesi hariç her şeyi konuşacağız. beklentiniz dahilindeki şeyleri muhtemelen karşılayamayacak bir yazı olduğu için okumadan geçmeniz önemle rica olunur. basın yayın açıklaması bitmiştir iyi akşamlar.
izlerken aşşşırı eğlendim her bir karakter çok sardı beni kendine (beliz ve balım hariç) bir de zaten hepsi aşina olduğumuz kişiler olduğu için (+çok da yakışıklı oldukları için) o samimiyet hissini iliklerime kadar hissettim ve 2 günde diziyi bitirdim. yeey nasıl mutluyum anlatamam (!)
diziye dair tek eleştirim (tek değil de en büyük eleştirim diyelim) herkes çok geniş, özellikle leyla karakteri. yani kimin eli kimin cebinde belli değil, herkes herkesin eski sevgilisiyle aşna fişne, ex'ler bazen next oluyor bazen friends oluyor bazen fuckbuddy oluyor (konuşmaların arasına ingilizce kelimeler sıkıştırılması hep çok itici gelmiştir bana ama bunu bu şekilde ifade etmek içimdeki hissiyatı daha iyi yansıtıyor gibi geliyor) bu bana biraz şey geldi. İĞRENÇ... yani ben sahiden ama sahiden mağaramda çok mutluyum arkadaşlar. ama bu tarz kişisel hayat kaygılarını bi kenara bırakarak sadece eğlenmek için izleyecek olursak eğer sahiden çok keyif veriyor. yani en azından benim için öyle oldu.
o içten arkadaşlıklar, eğlendikleri ânlar, aşklar, ihanetler, evlilikler, nasihatler. hepsini izlemek eğlendirdi beni. serenay sarıkaya oyunculuğunu sevmiyorum diye izlemeyi hep erteliyordum ama şu an iyi ki izledim diyorum. özellikle dizide bu kadar karizmatik oyuncu olduğunu bilsem daha önce başlardım... (şaka) (ya da değil)
hayatım netflix ve kitaplar arasında gidip geliyor bu aralar. yani uyanıyorum kahvaltı yapmadan kitap okuyor ya da dizi izliyorum ufak bi ev işi ve gelecek kaygısı düşünceleriyle kafayı yedikten sonra tekrar dizi izliyor sonra şarjım bitince telefonu şarja takıp kitabı elime alıyorum... bu kısır döngü gün boyu devam ediyor biliyor musunuz. birçok arkadaşımın mükemmel bi yaşam tarzı dediği bu şey yüzünden ben yakında kafayı yiyeceğim... bunlar hep geçmişte eksik dua etmemden kaynaklanıyor arkadaşlar. ben ömür boyu evde olsam mutlu olurum sanmıştım ama o işler öyle olmuyormuş biliyor musunuz. siz benim gibi yapmayın duada koordinatlarına kadar verin her şeyi.
tadım kaçtı o yüzden gidip kitap okuyacağım sonrasında zaten hiç tahmin edilemez bir şey yapıp dizi izleyeceğim. size iyi geceler bana iyi kafayı yemeceler ay yani iyi eğlenceler...
baybay
artık fonda şarkı da çalmıyor eskisi gibi görüyor musunuz
#önerdiğiniz kitapları okuyorum serisi 5 öneri için @yuusha'ya teşekkür ederim gece boyu süren uykusuzluğun ganimeti bu kitap oldu. okumaya başladım ve o kadar güzel bi şekilde aktı gitti ki elimden bırakamadım az önce de bitirdim. hepiniz bilirsiniz az çok selvi…devamı#önerdiğiniz kitapları okuyorum serisi 5
öneri için @yuusha'ya teşekkür ederim
gece boyu süren uykusuzluğun ganimeti bu kitap oldu. okumaya başladım ve o kadar güzel bi şekilde aktı gitti ki elimden bırakamadım az önce de bitirdim.
hepiniz bilirsiniz az çok selvi boylum al yazmalım filmini, ilyas ile cemşiti, sevginin emek olduğunu, o kırmızı kamyoneti... (filmi izleme istediğim nüksetti)
eseri ben gayet beğendim sade bi dille yazılmış akıcı ve çerezlik bir kitap. kısa sürede bitiyor zaten. filmini izlemiş olsanız dahi bence bi şans verip okuyun çünkü okuması fazlasıyla keyifli. dönemin ve ülkenin durumunu her zamanki gibi harika bir şekilde yansıtmış aytmatov. kalemi güçlü bi yazar, okumaya değer.
sanırım kitap hakkında söyleyecek pek fazla şeyim yok ben daha çok ilyas gibiler hakkında konuşmak istiyorum. eğer belli bi olgunluğa erişmediyseniz ilyas'ı seçer aşkın o olduğunu zannedersiniz ama belli bi olgunluğa eriştiyseniz ilyas'ın aslında karakter yoksunu korkak aşağılık bi varlık olduğunu anlar ve doğru kişinin baytemir (filmdeki cemşit) olduğunu anlarsınız.
etrafımız ilyas gibilerle dolu sanırım. aşkı sevgiyi anlık haz olarak gören hevesi geçince aldatıp ihanet eden sonrasında da pişmanlık yaşayanlar... siz siz olun doğru kişinin baytemir olduğunu unutmayın. ilyas gibileri da allaha havale edin. onlarla uğraşılmaz çünkü.
karşınıza yüreği güzel, kıymet bilen insanlar çıkar umarım. hoşça kalın...
.
oysa fazla zorlamayacaksın kendini, yaşamdan alabildiğin kadarına razı olacaksın. yazgısıyla fazla oynamamalı insan.
.
bir kez geçmişle bağları koparmaya kalkınca insan bütünüyle koparmalıydı.
.
eşlerden biri sever, ötekinde böyle bir duygu olmazsa bence o yaşam yaşamaya değmez.
.
yaşam bir yerde kopmuştu benim için, ondan ötesinin bir değeri yoktu.
#önerdiğiniz kitapları okuyorum serisi 4 öneri için @mahir'e teşekkürler (galiba arkadaş hesabını silmiş yorumunu bulamıyorum o yüzden tam kullanıcı adını yazamadım ama ismi buydu diye hatırlıyorum) aşşsırı yorucu bi günden merhabalar. birkaç saatlik uykuyla ayık kalmaya çalışmak zor. bu kitabı…devamı#önerdiğiniz kitapları okuyorum serisi 4
öneri için @mahir'e teşekkürler (galiba arkadaş hesabını silmiş yorumunu bulamıyorum o yüzden tam kullanıcı adını yazamadım ama ismi buydu diye hatırlıyorum)
aşşsırı yorucu bi günden merhabalar. birkaç saatlik uykuyla ayık kalmaya çalışmak zor. bu kitabı okumak daha zor. hepinizin duyduğu bildiği bir kitap. daha önce yazarın anayurt oteli'ni okumuştum ve hatırlıyorum zar zor bitirmiştim. bu kitabın da ilk sayfaları aşırı zorlayıcı ve boğucu idi. bi süre sonra düzelir gibi oldu ama sonlara doğru yine anlatım tarzı bunaltmaya başladı. başta pdf okuyordum o şekilde hiç olmadı yani zaten boğucu bi eser pdf okurken 3 kat daha boğucu oluyor o yüzden kitabı temin ettim. buna değdi mi emin değilim ama yine de böyle büyük bi yazarı okumuş olmak güzel.
eseri sevdim mi sevmedim mi konusuna gelecek olursak eğer hayır sevmedim. birisine önerir miyim asla önermem çünkü insanı reading slump'a sokacak tarzda bi eser. anlatımı biraz kopuk gibi geldi. yazarın diline bir türlü alışamıyorum o yüzden artık alışmak için kendimi zorlamayacağım çünkü hayatta benim zorlamamla giden her şeyin sonucunda ben hep hüsrana uğradım. (konunun kitapla alakası yok)
aslında dün bitirebilirdim ama teknik aksaklıklardan ötürü bugüne ertelendi zaten bugün de bitmese idi eeeh yeter diyerek yarım bırakırdım. neyse ki öyle tatsız hadiseler yaşanmadı. hayır zaten modum yok bir de üstüne üstlük böyle boğucu bi kitap okumak beni daha da yordu ve olan 1 gramlık enerjimi sömürdü... sanırım artık sizin önerdiğiniz kitapları okumuyorum serisi yapacağım (şaka)
c ile çok benziyoruz ikimiz de aylak aylak takılıyoruz, günlerimizi okuyarak ve film izleyerek geçiriyoruz. bu benzerlik hoş değil. bu yılları böyle hayal etmemiştim. kul plan yapar kader gülermiş mevzusu gerçekleşti sanırım. her neyse yorgunum dostlarım o yüzden bu kadar konuşmak kâfi. sakın birilerine bu kitabı önermeyin. kitap kötü değil okuması zor. milletin içindeki okuma sevgisini baltalamayın. ha bir de kimseye güvenmeyin. hayırlı akşamlar.
fonda çalan şarkı:
salaksın/ari barokas
#önerdiğiniz kitapları okuyorum serisi 3 öneri için @simge5'e teşekkürler öncelikle benim kesinlikle sevemediğim ve okurken de eğlenmediğim bir eser oldu. zor bi kitap okuyordum onun zorluğunu alsın arada mola olsun diye bir tiyatro eseri iyi gider dedim ama yok seviyeyi…devamı#önerdiğiniz kitapları okuyorum serisi 3
öneri için @simge5'e teşekkürler
öncelikle benim kesinlikle sevemediğim ve okurken de eğlenmediğim bir eser oldu. zor bi kitap okuyordum onun zorluğunu alsın arada mola olsun diye bir tiyatro eseri iyi gider dedim ama yok seviyeyi daha da zorlaştırdık gibi oldu. biraz zar zor bitirdim diyebilirim.
tiyatro eserlerini okumayı çok sevmediğimi fark ettim. daha önce birkaç defa denemiştim zaten, tekrar şans vermek istedim okumak kolay olur diye ama pek de öyle olmadı. bunda pdf'in kötü olmasının da etkisi büyük. gerçekten başım ağrıdı okurken... (yani belki de ben sevmediğim için böyle hissettim siz hissetmeyebilirsiniz)
güzel yanlarına gelecek olursak eğer fazlasıyla eleştirel bi kitap ama bunu öylesine zekice ve iğneleyici şekilde yapıyor ki insan etkileniyor. özellikle hristiyanlık ve isa'nın çarmıha gerilme kısmı beni güldürdü.
onun dışında canlı maymun lokantası ismini duyunca bunun bi metafor olduğunu düşündüm ama okurken hiç de öyle olmadığını fark ettim. (keşke öyle olsaydı dedirtti)
yazarın gerçekten kültürlü olduğu aşikâr ona sözüm yok. eserin de güzel eleştiriler barındırdığı ortada. tiyatro eseri zaten okumak da kısa sürüyor. eee o zaman niye sevemedim?
öyle işte bazen olmayınca olmuyor. her şey istediğiniz gibi olursa seversiniz sanıyorsunuz ama bi bakıyorsunuz ki bu koca bi yanılgıdan ibaret kalıyor. (konunun kitapla alakası yok)
neyse her eseri seveceğiz diye bir şey yok sonuçta. en azından deneyim oldu diyelim (başıma gelen her kötü olaya deneyim oldu diye diye mentor oldum çıktım) okuduğuma bi tık pişmanım ama okumasam da merak ederdim. keşke demek yerine iyi ki diyoruz o yüzden (ucuz kişisel gelişim kitaplarındaki gibi yazmaya başladım yine)
geceyi de bu şekilde kapatıyoruz. uyku gözlerimden akıyor ama uyuyamıyorum bu da benim vebam arkadaşlar. size iyi geceler (hepinize değil)
fonda çalan şarkı:
heart to heart/mac demarco
(rahatlatıcı ve sakin bi şarkı tam böyle sessiz gecelere uygun)