Kısa ve çok kafa yormayan bir film izlemek istiyorsanız akıyor, üst düzey bir yapıt beklememek lazım. Çerezlik bir film ve seri olduğu için önceki filmlerdeki olayları bir tık hatırlamak gerekiyor ama çokta gerekli mi derseniz bence değil. İzlenir.
Kitapta yer alan “evrene mesaj gönderme” ya da “enerji frekanslarıyla gerçekliği değiştirme” gibi iddiaların bilimsel temellere dayanmadığını düşünüyorum ve bu durum kitabın bazı bölümlerini sorgulanabilir hale getiriyor; ayrıca bireyin yaşadığı olumsuzlukları yalnızca kendi düşüncelerine bağlamasını, sosyal ve çevresel faktörleri göz…devamıKitapta yer alan “evrene mesaj gönderme” ya da “enerji frekanslarıyla gerçekliği değiştirme” gibi iddiaların bilimsel temellere dayanmadığını düşünüyorum ve bu durum kitabın bazı bölümlerini sorgulanabilir hale getiriyor; ayrıca bireyin yaşadığı olumsuzlukları yalnızca kendi düşüncelerine bağlamasını, sosyal ve çevresel faktörleri göz ardı etmesi açısından eleştiriyorum. Sonuç olarak Rezonans Kanunu’nun motivasyon ve farkındalık kazandırma açısından etkili olduğunu düşünüyorum ancak sunduğu fikirlerin bilimsel gerçeklikten ziyade kişisel inanç ve yorumlara dayandığını göz önünde bulunduruyor ve bu nedenle kitabın eleştirel bir bakış açısıyla okunması gerektiğini düşünüyorum açıkçası.
Baudelaire kardeşlerin başına sürekli talihsiz şeyler gelmesine rağmen birbirlerinden hiç vazgeçmemeleri ve zekâlarıyla her durumdan çıkmaya çalışmaları müthiş keyifliydi. Dizi hem biraz karanlık hem de garip bir şekilde eğlenceli bir atmosfere sahipti. Özellikle Neil Patrick Harris’in oynadığı Kont Olaf karakteri…devamıBaudelaire kardeşlerin başına sürekli talihsiz şeyler gelmesine rağmen birbirlerinden hiç vazgeçmemeleri ve zekâlarıyla her durumdan çıkmaya çalışmaları müthiş keyifliydi. Dizi hem biraz karanlık hem de garip bir şekilde eğlenceli bir atmosfere sahipti. Özellikle Neil Patrick Harris’in oynadığı Kont Olaf karakteri o kadar abartılı ve ilginçti ki çoğunlukla sinir olsam da bir kısımda kahkaha atarak izlemek çok keyifli oluyordu. İzlerken bir yandan üzülüp bir yandan da merakla “acaba şimdi ne olacak?” diye düşündüğüm, gerçekten aklımda kalan dizilerden biri.
Modern bilimin en merak uyandırıcı sorularından biri evrenin nasıl başladığı, nasıl işlediği ve nereye doğru gittiğidir bence. Ünlü teorik fizikçi Stephen Hawking’in kaleme aldığı Zamanın Kısa Tarihi, bu sorulara bilimsel ama aynı zamanda anlaşılabilir bir dille yanıt arayan önemli eserlerden…devamıModern bilimin en merak uyandırıcı sorularından biri evrenin nasıl başladığı, nasıl işlediği ve nereye doğru gittiğidir bence. Ünlü teorik fizikçi Stephen Hawking’in kaleme aldığı Zamanın Kısa Tarihi, bu sorulara bilimsel ama aynı zamanda anlaşılabilir bir dille yanıt arayan önemli eserlerden biri. 1988 yılında yayımlanan kitap, karmaşık kozmoloji ve fizik konularını geniş kitlelere ulaştırması bakımından bilim tarihi açısından da özel bir yere sahip. Hawking, kitap boyunca evrenin doğasını anlamaya yönelik insanlığın düşünsel serüvenini anlatır. Anlatı, Antik Yunan filozoflarının evren tasavvurundan başlayarak Newton fiziğine, Einstein’ın görelilik teorisine ve modern kuantum mekaniğine kadar uzanır. Bu yönüyle kitap yalnızca bir fizik kitabı değil, aynı zamanda bilimsel düşüncenin tarihsel gelişimini de gözler önüne seren bir rehber niteliğinde denilebilir.
Kardeşimin Hikayesi romanını okurken en çok hoşuma giden şey, hikâyenin başta oldukça sakin ve sıradan görünmesine rağmen sayfalar ilerledikçe altındaki gerçeklerin yavaş yavaş ortaya çıkması oldu. Özellikle anlatıcının geçmişine dair parçalar ortaya çıktıkça olaylara bakışımın değiştiğini hissettim. Kitabın sonunda birçok…devamıKardeşimin Hikayesi romanını okurken en çok hoşuma giden şey, hikâyenin başta oldukça sakin ve sıradan görünmesine rağmen sayfalar ilerledikçe altındaki gerçeklerin yavaş yavaş ortaya çıkması oldu. Özellikle anlatıcının geçmişine dair parçalar ortaya çıktıkça olaylara bakışımın değiştiğini hissettim. Kitabın sonunda birçok şeyin aslında sandığım gibi olmadığını fark etmek beni oldukça etkiledi. Okurken hem merak duygumu canlı tutan hem de insanın iç dünyasına dair düşündüren bir roman olduğunu düşünüyorum.
Canavarın trajedisi: Film, gotik atmosferiyle yalnızlık ve yaratım sorumluluğu temasını o kadar etkileyici hissettiriyor ki, canavarın trajedisi korkudan çok zihinsel bir empati uyandırıyor. Klasik bir hikâyeyi yeniden anlatırken bu kadar duygusal ve düşünsel kalabilmesi gerçekten etkileyici. Ama sonunda affetmesi… ne…devamıCanavarın trajedisi:
Film, gotik atmosferiyle yalnızlık ve yaratım sorumluluğu temasını o kadar etkileyici hissettiriyor ki, canavarın trajedisi korkudan çok zihinsel bir empati uyandırıyor. Klasik bir hikâyeyi yeniden anlatırken bu kadar duygusal ve düşünsel kalabilmesi gerçekten etkileyici. Ama sonunda affetmesi… ne münasebet!
Uzun zamandır film izlemeye vakit bulamayan biri olarak, yaptığım bu açılışın bu kadar keyifli bir filmle olması..
Bir Aşk Masalı aşkın yalnızca romantik bir duygu olmadığını, insanın iç dünyasında derin etkiler bırakan güçlü bir deneyim olduğunu anlatan bir eser. Kitapta aşkın mutluluk kadar özlem, hüzün ve hatıralarla da iç içe olduğu görülüyor. Ahmet Ümit’in sade ve etkileyici…devamıBir Aşk Masalı aşkın yalnızca romantik bir duygu olmadığını, insanın iç dünyasında derin etkiler bırakan güçlü bir deneyim olduğunu anlatan bir eser. Kitapta aşkın mutluluk kadar özlem, hüzün ve hatıralarla da iç içe olduğu görülüyor. Ahmet Ümit’in sade ve etkileyici anlatımı sayesinde hikâye kolayca anlaşılır ve akıcı bir şekilde ilerledi. Karakterlerin yaşadığı duygular okuyucuya güçlü bir şekilde aktarılmış. Özellikle geçmişle yüzleşme ve hatıraların insan üzerindeki etkisi anlatılırken hikâye daha da anlam kazandı aslında. Eserde aşkın insanı değiştiren ve olgunlaştıran bir duygu olduğu vurgulanıyor bence. Bu yönüyle de Bir Aşk Masalı hem duygusal hem de düşündürücü bir okuma sunan etkileyici bir eser diyebilirim.
“Leziz Kadavralar” başından sonuna kadar akıcı, merak uyandıran bir hikâyeye sahipti içerik her ne kadar aşırı derecede mide bulandırıcı olsada sayfalar öyle hızlı aktı ki fark etmeden kitabın sonuna geldim. Ancak final… böylesine beklenmedik ve bu kadar korkunç olacağını hiç…devamı“Leziz Kadavralar” başından sonuna kadar akıcı, merak uyandıran bir hikâyeye sahipti içerik her ne kadar aşırı derecede mide bulandırıcı olsada sayfalar öyle hızlı aktı ki fark etmeden kitabın sonuna geldim. Ancak final… böylesine beklenmedik ve bu kadar korkunç olacağını hiç tahmin etmezdim. Yazar, sakin başlayan akışı bir anda sert ve beklenmedik bir finale dönüştürerek en azından sonunun iyi bittiğini görüp rahatlama imkanını elimden aldı. Kısa sürede bitse de zihnimde yer edecek bir okuma deneyimi oldu diyebilirim.
Sanırım kitap değil de daha çok yazar dikkat çekmiş gibi. Hastalandığı için öleceğini zanneden yazar öldükten sonra eşinin geçimini sağlayabilmesi için kitaplar yazmaya başlamış. Ve kitap o dönemin bir ürünü aslında. Kitapla alakalı olarak da argonun biraz fazla kullanıldığı bir…devamıSanırım kitap değil de daha çok yazar dikkat çekmiş gibi. Hastalandığı için öleceğini zanneden yazar öldükten sonra eşinin geçimini sağlayabilmesi için kitaplar yazmaya başlamış. Ve kitap o dönemin bir ürünü aslında. Kitapla alakalı olarak da argonun biraz fazla kullanıldığı bir kitap olmuş hikayede bulunan baş karakter olan Alex sanırım varolan öfkesinin dışa vurumunu argo ile yapmış denilebilir.
Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi, aslında yalnızca bir aşk hikâyesi değil; tutkunun, saplantının ve yüksek oranda hatıraların romanı. Kemal’in Füsun’a duyduğu derin, zamanla çok fazla hastalıklı bir hâl alan aşkı, bizleri İstanbul’un çok eski sokaklarında sanki bir müzeyi geziyormuş gibi dolaştırıyor.…devamıOrhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi, aslında yalnızca bir aşk hikâyesi değil; tutkunun, saplantının ve yüksek oranda hatıraların romanı. Kemal’in Füsun’a duyduğu derin, zamanla çok fazla hastalıklı bir hâl alan aşkı, bizleri İstanbul’un çok eski sokaklarında sanki bir müzeyi geziyormuş gibi dolaştırıyor. Nesnelerle; yaşananlar ve hatıralar arasındaki bağ, romanın genel ve temel dokusunu oluştururken, anlatı biçimiyle ve betimlemeleriyle gerçeklikle kurgu arasında büyüleyici bir denge kuruyor. Masumiyet Müzesi, aşkın ne kadar incitici ama aynı zamanda ne kadar “ölümsüz”olabileceğini önümüze seriyor.