Görecelilik fikri bazen beni çok düşündürüyor. Çünkü dikkat edince hem soyut hem somut birçok şeyin insana göre değiştiğini fark ediyorum. Mesela 3 elma örneği… Sayı sabit; gerçekten 3 elma var. Ama o 3 elmanın 'az',fazla'ya da'yeterli'olması kişiye göre değişiyor. Aç…devamıGörecelilik fikri bazen beni çok düşündürüyor. Çünkü dikkat edince hem soyut hem somut birçok şeyin insana göre değiştiğini fark ediyorum. Mesela 3 elma örneği… Sayı sabit; gerçekten 3 elma var. Ama o 3 elmanın 'az',fazla'ya da'yeterli'olması kişiye göre değişiyor. Aç biri için az olabilir, başka biri için fazla olabilir. Demek ki gerçek ile ona yüklediğimiz anlam aynı şey değil.
Aslında hayatın büyük kısmı böyle kavramlarla dolu. Güzel, çirkin, başarılı, normal, zengin, fakir, iyi, kötü… Bunların çoğu mutlak değil; insanın bakış açısına, yaşadığı çevreye, deneyimlerine ve ihtiyaçlarına göre şekilleniyor. İnsan zihni dünyayı tamamen objektif görmek yerine sürekli karşılaştırarak anlamlandırıyor.
Buradan düşününce ahlak konusu da kafamı kurcalıyor. Eğer her şey bir noktaya kadar göreceliyse, iyilik ve kötülük de göreceli olabilir mi? Bana kötü gelen bir şey başkasına iyi gelebiliyorsa, o zaman 'mutlak doğru'gerçekten var mı? Hatta bir tanrının iyi dediği şey bile bana göre iyi olmayabilir. Çünkü sonuçta iyi ve kötü kavramlarını da yine bilinç yorumluyor.
Ama bir yandan da tamamen göreceli bir dünyada hiçbir şeyi eleştiremeyecek hale geliyoruz. Çünkü o zaman herkes kendi doğrusunu yaratabilir. Bu da başka bir çelişki doğuruyor. Belki de insanlar bu yüzden ortak kurallar oluşturuyor; tamamen evrensel oldukları için değil, birlikte yaşayabilmek için. İnsanların çoğu acı çekmek istemiyor, haksızlığa uğramak istemiyor, güvende olmak istiyor. Belki ahlakın temeli de buradan geliyor.
Yine de kesin bir cevabı olduğunu düşünmüyorum. Sanki insan sürekli mutlak bir anlam arıyor ama evren buna net cevap vermiyor. Belki de hayatın en zor taraflarından biri bu'Kesinlik istemek ama belirsizlik içinde yaşamak.
Az önce bitirdik kızımla. O kadar çok dans etti ki film bitene kadar oturmadı. Eğlenceli bir filmdi. Kahramanınla asla tanışma.📝 Bu cümle ise çok hoşuma gitti. Eğlenmek isterseniz izleyin derim.🌸
Spoiler içeriyor
Merhaba🌸 Bu film bir çıkışı anlatmıyor, bir döngüyü anlatıyor. Hatta daha doğrusu, insanın kendi zihninde kurduğu o güvenli ama çıkışsız alanı.Her şey tanıdık, her şey aynı… ve tam da bu yüzden insan sorgulamıyor. Küçük bir şey değiştiğinde bile sistem bozuluyor…devamıMerhaba🌸
Bu film bir çıkışı anlatmıyor, bir döngüyü anlatıyor. Hatta daha doğrusu, insanın kendi zihninde kurduğu o güvenli ama çıkışsız alanı.Her şey tanıdık, her şey aynı… ve tam da bu yüzden insan sorgulamıyor. Küçük bir şey değiştiğinde bile sistem bozuluyor ama biz çoğu zaman fark etmeyi seçmiyoruz. Çünkü fark etmek, sandığımız kadar kolay değil. Bazen görmemek daha konforlu.
Bence film şunu soruyor: Gerçekten özgür müyüz, yoksa sadece alıştığımız tekrarların içinde mi yaşıyoruz?
Çıkış aslında var gibi… ama onu görmek bir bedel istiyor. Ve insan çoğu zaman gerçeği değil, alışkanlıklarını seçiyor.
Bazı insanlar duygusal acı çekmeyi seviyor. Film tam olarak toksik bir ilişkiyi, manipüleyi ve erkek zihnini ele alıyor. Beni çok fazla rahatsız eden sahneleri oldu. Özellikle bazı sahneleri taciz boyutundaydı. Güçlü bir kadının nasıl kendini yanlış bir insanla bitirdiğini izliyoruz.…devamıBazı insanlar duygusal acı çekmeyi seviyor.
Film tam olarak toksik bir ilişkiyi, manipüleyi ve erkek zihnini ele alıyor. Beni çok fazla rahatsız eden sahneleri oldu. Özellikle bazı sahneleri taciz boyutundaydı.
Güçlü bir kadının nasıl kendini yanlış bir insanla bitirdiğini izliyoruz. Erol karakteri tam olarak ' kadının ağzına vurdun mu oturur' kafasında biriydi. Kadının bu adamı ısrarla terk etmeyişini ise acıyı seviyor oluşuna bağlıyorum. Bir yanda ona gerçek mutluluğu sunan, tüm kalbiyle seven biri varken o tamamen onu sömüren tarafı seçti. Sırf güç ve para için miydi? Sanmıyorum, kim bu kadar aşağılamaya katlanırdı? Erol gibilerden uzak Ümit gibilere yakın olalım.
Bu arada filmin müzikleri berbattı. Oyuncular ise hakkını vermişti. Kadir İnanır tam bir Erol profili zaten kafamda. Neyse, eski ama güzeldi.
İzlediğiniz bütün kötü oyunculukları unutun. Daha kötüsünü göremezsiniz. Harcanan bütçeye çok üzüldüm. Zaten filmde bir anlatım ve olay örgüsü yoktu. Oyuncu ise o kadar olmamıştı. Boşa para harcamak isteyen izleyebilir.
Spoiler içeriyor
Bayram harçlıklarını bu filmi izleyerek ve sonrasında yemekle ezdik kızımla. Film gerçekten çok eğlenceliydi. Ki bilim kurgu açısından da güzel işlenmişti. Uzun zamandır çocuk filmlerinde bunu görmemiştim. Başrol kızımızın 19 değil biraz daha küçük bir yaşta olmasını isterdim. Hayvan bedeninde…devamıBayram harçlıklarını bu filmi izleyerek ve sonrasında yemekle ezdik kızımla.
Film gerçekten çok eğlenceliydi. Ki bilim kurgu açısından da güzel işlenmişti. Uzun zamandır çocuk filmlerinde bunu görmemiştim. Başrol kızımızın 19 değil biraz daha küçük bir yaşta olmasını isterdim.
Hayvan bedeninde bir gün fena olmazdı.
Spoiler içeriyor
Eğlenceli ve zaman geçsin istiyorsanız izleyebilirsiniz. En son Nos4A2 dizisini izlemiştim ve çok beğenmiştim. Sonra bu filmi gördüm. Jacob bey ve Zachary bey bir arada nasıl olur diye şans vermek istedim. Film seri katilimizin otostop çekmesi ve Jim'in onu arabaya…devamıEğlenceli ve zaman geçsin istiyorsanız izleyebilirsiniz.
En son Nos4A2 dizisini izlemiştim ve çok beğenmiştim. Sonra bu filmi gördüm. Jacob bey ve Zachary bey bir arada nasıl olur diye şans vermek istedim.
Film seri katilimizin otostop çekmesi ve Jim'in onu arabaya almasıyla başlıyor. Aslında klişe bir konu. Film boyunca bir heyecan, olay falan bekledim ama olmadı. Psikolojik bir anlam aradım, bulamadım. İki güzel oyuncuya yazık olmuş. Hoş, eğlenceli ve arkada ses olsun işte.
Spoiler içeriyor
Bir çocuk filmi gibi ama yanıltmasın. En başta her şey masal gibi başlıyor ya… renkler, ışıklar, o uçuş hissi.Ama Arco’nun zaman yolculuğu aslında kaçış. Gelecek sandığımız o dünya bile bir yalnızlığın üstüne kurulmuş. Iris’le karşılaşmaları.İki farklı zaman, iki farklı hayat…devamıBir çocuk filmi gibi ama yanıltmasın.
En başta her şey masal gibi başlıyor ya… renkler, ışıklar, o uçuş hissi.Ama Arco’nun zaman yolculuğu aslında kaçış. Gelecek sandığımız o dünya bile bir yalnızlığın üstüne kurulmuş.
Iris’le karşılaşmaları.İki farklı zaman, iki farklı hayat ama aynı yalnızlık. Birbirlerini tanımaları çok kısa sürüyor ama sanki yıllardır bekliyorlarmış gibi.
Sonra ayrılık kaçınılmaz oluyor.
En çok orası can yaktı. Arco’nun geri dönmek zorunda kalması… ama geri döndüğü şeyin gerçekten 'ev'olmaması. Iris’in kalması… ama kaldığı dünyanın zaten kırık olması. Birbirlerini kurtarmıyorlar. Birbirlerini sadece anlıyorlar. Ve bazen anlaşılmak, kurtulmaktan daha ağır .
Film mutlu bitmiyor.Bazı insanlar hayatına girer, seni değiştirir ve gider. Film tam olarak bunu anlatıyor bence.