Bu film bende direkt şöyle bir his bıraktı: “Bunun gibi daha kaç tane saçma ama çok komik film var acaba?” Yeni Zelanda’da bir evde yaşayan dört vampirin günlük hayatlarıyla uğraştığı bir sözde-belgesel. Ama olay şu: adamlar yüzyıllardır yaşıyor ama ev…devamıBu film bende direkt şöyle bir his bıraktı: “Bunun gibi daha kaç tane saçma ama çok komik film var acaba?”
Yeni Zelanda’da bir evde yaşayan dört vampirin günlük hayatlarıyla uğraştığı bir sözde-belgesel. Ama olay şu: adamlar yüzyıllardır yaşıyor ama ev işleri, bulaşık nöbeti, kıyafet kombinleri derken bildiğin ev arkadaşına dönüşmüşler.
Komedi çok absürt ama asla zorlamıyor, doğal ve yaratıcı.
Bir yandan vampir mitolojisine selam çakıyor, bir yandan da “ölümsüzlüğün derdi de bitmez ki” dedirtiyor.
Bu filmi izlediğimde mideme oturan bir taş gibi hissettim. 14 yaşında bir çocuğun gözünden savaşı izliyorsun ama öyle kahramanlık, mücadele falan değil; saf kötülük, delilik ve insanın yok oluşu. Filmin ilerleyişiyle çocuğun yüzü değişiyor resmen. En başta masum, meraklı bir…devamıBu filmi izlediğimde mideme oturan bir taş gibi hissettim. 14 yaşında bir çocuğun gözünden savaşı izliyorsun ama öyle kahramanlık, mücadele falan değil; saf kötülük, delilik ve insanın yok oluşu.
Filmin ilerleyişiyle çocuğun yüzü değişiyor resmen. En başta masum, meraklı bir çocuk; final sahnesine geldiğinde sanki 40 yıllık hayat yaşamış gibi bakan biri var karşında. Ve kamera seni asla rahat bırakmıyor, yakın plan, uzun sessizlikler, patlayan gerçeklik.
İzlemesi kolay değil, hatta zaman zaman dayanmakta zorlandım. Ama bu kadar gerçek, sarsıcı ve unutulmaz bir film çok az var. İzlediğin an, ruhuna bir çizik atıyor.
süper kahraman temasına dair şimdiye kadar izlediğim en arsız ve umursamaz yapım olabilir. Marvel ve DC’nin cilalanmış kahramanlarına o kadar alışmışız ki, burada karşımıza çıkan yozlaşmış, bencil ve düpedüz manyak karakterleri izlemek başta rahatsız edici geliyor ama sonra çok eğlenceli…devamısüper kahraman temasına dair şimdiye kadar izlediğim en arsız ve umursamaz yapım olabilir. Marvel ve DC’nin cilalanmış kahramanlarına o kadar alışmışız ki, burada karşımıza çıkan yozlaşmış, bencil ve düpedüz manyak karakterleri izlemek başta rahatsız edici geliyor ama sonra çok eğlenceli hale dönüşüyor.
İlk bölümde bir sahne var (izleyince anlarsın), orada diziyle ilgili her şey belli oluyor. Şiddeti abartıyorlar, mizahı bazen mide kaldırmaz bir seviyeye çekiyorlar ama asıl olay, bu dünyada güç sahibi insanların gerçekten neye dönüşeceğini suratımıza çarpması.
Bu film, sadece izleyip geçeceğin türden bir film değil, izledikten sonra ruhunu kemiren bir deneyim. Uyuşturucu bağımlılığı ve takıntılar üzerine kurulmuş, dört karakterin yavaş ama kaçınılmaz çöküşünü anlatıyor. Film ilerledikçe, karakterler tam anlamıyla dibe batıyor ve hiçbir umut ışığı kalmıyor.…devamıBu film, sadece izleyip geçeceğin türden bir film değil, izledikten sonra ruhunu kemiren bir deneyim. Uyuşturucu bağımlılığı ve takıntılar üzerine kurulmuş, dört karakterin yavaş ama kaçınılmaz çöküşünü anlatıyor.
Film ilerledikçe, karakterler tam anlamıyla dibe batıyor ve hiçbir umut ışığı kalmıyor. Özellikle final sahnesi, ağır bir psikolojik darbe gibi—müzik, kurgu ve oyunculuk birleşip seni mahvediyor. İzledikten sonra bir süre hiçbir şey izlemek istemeyebilirsin. Gerçekten kaldırabileceksen izle, çünkü bu film kolay kolay akıldan çıkmaz.
Post-apokaliptik bir dünyada geçen Mad Max: Fury Road, nefes kesen temposu ve etkileyici görselliğiyle türünün en iyi örneklerinden biri. Film, suyun ve kaynakların tükenmiş olduğu, kaosun hüküm sürdüğü bir evrende, baskıcı bir liderin elinden kaçmaya çalışan Furiosa ve ekibinin hikayesini…devamıPost-apokaliptik bir dünyada geçen Mad Max: Fury Road, nefes kesen temposu ve etkileyici görselliğiyle türünün en iyi örneklerinden biri. Film, suyun ve kaynakların tükenmiş olduğu, kaosun hüküm sürdüğü bir evrende, baskıcı bir liderin elinden kaçmaya çalışan Furiosa ve ekibinin hikayesini anlatıyor. Mad Max’in de bu mücadeleye dahil olmasıyla, film baştan sona durmak bilmeyen bir aksiyon fırtınasına dönüşüyor.
Görsel olarak çarpıcı sahneleri, pratik efektleri ve soluksuz kovalamacalarıyla film, aksiyon sinemasının sınırlarını zorluyor. Diyaloglardan çok anlatım gücüne dayanan film, özellikle sinematografisiyle izleyiciyi büyülüyor. Eğer yüksek tempolu, stilize bir aksiyon filmi arıyorsanız, Mad Max: Fury Road kesinlikle kaçırılmaması gereken bir yapım.
Bu film başlangıçta sıradan bir gece gibi başlıyor, ama bir noktadan sonra tamamen kontrolden çıkıyor. En çılgın yanı şu: Film tek bir kesintisiz planda çekilmiş! Bir gece kulübünde başlayan olaylar soyguna, kaçışa ve felakete dönüşüyor. İzlerken gerçek zamanlı bir olayın…devamıBu film başlangıçta sıradan bir gece gibi başlıyor, ama bir noktadan sonra tamamen kontrolden çıkıyor. En çılgın yanı şu: Film tek bir kesintisiz planda çekilmiş! Bir gece kulübünde başlayan olaylar soyguna, kaçışa ve felakete dönüşüyor. İzlerken gerçek zamanlı bir olayın içindeymişsin gibi hissediyorsun.
Bir adamın eşi kayboluyor ve herkes ondan şüpheleniyor. Ama film ilerledikçe işler öyle bir noktaya geliyor ki, gerçeği bildiğini sanırken aslında hiçbir şey bilmediğini fark ediyorsun. Kurgusu, gerilimi ve ters köşeleriyle izlerken sürekli “Ne oluyor lan?” dedirten bir film. Final…devamıBir adamın eşi kayboluyor ve herkes ondan şüpheleniyor. Ama film ilerledikçe işler öyle bir noktaya geliyor ki, gerçeği bildiğini sanırken aslında hiçbir şey bilmediğini fark ediyorsun. Kurgusu, gerilimi ve ters köşeleriyle izlerken sürekli “Ne oluyor lan?” dedirten bir film. Final sahnesi tokat gibi çarpıyor.
Jake Gyllenhaal, etik sınırları umursamayan bir adamı oynuyor ve olaylar çığrından çıkıyor. Haber peşinde koşarken insanlığını kaybeden bir karakterin yükselişini izliyorsun. Rahatsız edici ama aşırı sürükleyici. Finalde “Bu adam gerçekten deli mi, yoksa sistem mi böyle?” diye sorguluyorsun. Ben beğendim…devamıJake Gyllenhaal, etik sınırları umursamayan bir adamı oynuyor ve olaylar çığrından çıkıyor. Haber peşinde koşarken insanlığını kaybeden bir karakterin yükselişini izliyorsun. Rahatsız edici ama aşırı sürükleyici. Finalde “Bu adam gerçekten deli mi, yoksa sistem mi böyle?” diye sorguluyorsun. Ben beğendim sizde net beğenirsiniz
Spoiler içeriyor
Bir zamanlarımı özetleyen bir film. Bu film, bir ilişkinin başlangıçta ne kadar güzel olduğunu ama zamanla nasıl çözüldüğünü ve yıprandığını inanılmaz doğal ve sert bir şekilde gösteriyor. Ryan Gosling ve Michelle Williams’ın canlandırdığı karakterler, bir zamanlar deli gibi aşıkken, zamanla…devamıBir zamanlarımı özetleyen bir film.
Bu film, bir ilişkinin başlangıçta ne kadar güzel olduğunu ama zamanla nasıl çözüldüğünü ve yıprandığını inanılmaz doğal ve sert bir şekilde gösteriyor. Ryan Gosling ve Michelle Williams’ın canlandırdığı karakterler, bir zamanlar deli gibi aşıkken, zamanla kıskançlık, hayal kırıklığı ve özlemle boğuşuyorlar.
Filmin en güçlü yanı şu: Ne bir taraf tamamen suçlu ne de diğeri tamamen masum. Karakterlerin geçmiş ve şimdiki halleri arasında gidip geldikçe, ilk günlerdeki heyecan ile yıllar sonraki kırılmışlık arasındaki o devasa farkı iliklerine kadar hissediyorsun.
Kıskançlık, çünkü Ryan Gosling’in karakteri zamanla karısını kaybettiğini hissediyor ve onun hayatına sızan diğer erkeklere karşı takıntılı hale geliyor.
Özlem, çünkü Michelle Williams’ın karakteri, eski günlerdeki gibi sevildiğini hissetmek istiyor ama zaman değiştikçe o da değişiyor.
Finali insanın içine oturan türden. “Nasıl buraya geldik?” sorusunun en acı cevabını veriyor. Eğer gerçekçi, ham ve ruhunu ezen bir film istiyorsan, Blue Valentine’ı mutlaka izle. Aşkın sadece güzel tarafını değil, yavaş yavaş tükenişini de görmek istiyorsan tam isabet.