Ne kadar dibe düşersen düş, ne yaşarsan yaşa sana inanan, güvenen, elini tutan tek bir kişi varsa işte o zaman kaybetmezsin. Ama ama ama can-ı gönülden gelerek sana güvenen ve elini tutan kimsen yoksa ne yaparsan ne kadar başarılı olursan…devamıNe kadar dibe düşersen düş, ne yaşarsan yaşa sana inanan, güvenen, elini tutan tek bir kişi varsa işte o zaman kaybetmezsin. Ama ama ama can-ı gönülden gelerek sana güvenen ve elini tutan kimsen yoksa ne yaparsan ne kadar başarılı olursan ol her an kaybetmiş hissedeceksin.
Spoiler içeriyor
Sadie ile Jack'ın bir araya gelememiş, mutluluğu birlikte bulamamış olmaları, nahif yüreğimi çok boğuyor, darlanıyorum, yoruluyorum. Ezel dizisinde Ramiz Ömer'e diyor ki; "Bin kere de o güne dönsen bininde de satacaklar seni, bunu değiştiremezsin." ne yaparsak yapalım geçmişi değiştiremiyoruz yaşanmış…devamıSadie ile Jack'ın bir araya gelememiş, mutluluğu birlikte bulamamış olmaları, nahif yüreğimi çok boğuyor, darlanıyorum, yoruluyorum.
Ezel dizisinde Ramiz Ömer'e diyor ki; "Bin kere de o güne dönsen bininde de satacaklar seni, bunu değiştiremezsin." ne yaparsak yapalım geçmişi değiştiremiyoruz yaşanmış bitmiş sonuçları sayesinde var olmuşuz zaten. Velev ki değiştirdik değiştirdiğimiz şey bizi etkilemeyecek mi? Değişmiş hâlinin mevcut hâlinden daha iyi olacağına da hiçbir kanıtımız yok. Ez cümle; mümkün değil yaşananları değiştirmek. Acaba yaşanmamış olanları değiştirebilecek yetkimiz var mı?
Sadie, ne kadar duru, masum, sakin bir güzelliğe sahip. İnşallah ben de hayatımı böyle biriyle birleştiririm.
Her şeye sahip olmak isteyen elindekini de kaybediyor. Büyük, anlamlı ve kıymetli bir söz. Olsun, o da olsun, her şeyim olsun, her şey en iyisi olsun derken insan, ne istediğini, kim olduğunu, ne için yaşadığını unutuyor.
Ankara, benim güzel, canım şehrim Ankara. Mehmet küçük sitemler etse de yine de para kazanmaya gösterilen işleri kotarmaya çalışıyor. Kayınço çok kötü gibi düşünülse de yine de yardımcı olmaya bir şekilde fayda vermeye gayret ediyor. Yoksulluğu gören herkes anlayabilir, hissedebilir…devamıAnkara, benim güzel, canım şehrim Ankara.
Mehmet küçük sitemler etse de yine de para kazanmaya gösterilen işleri kotarmaya çalışıyor. Kayınço çok kötü gibi düşünülse de yine de yardımcı olmaya bir şekilde fayda vermeye gayret ediyor.
Yoksulluğu gören herkes anlayabilir, hissedebilir ama yaşamış olanlar daha farklı hisseder, bir şey diyemez, yorum yapamazsın önünü sonunu ortasını her şeyini detayıyla biliyorsundur zaten. Yoksulluk arttıkça küçülen, kamburlaşan, aşağı aşağı ufalıp yok olmak, hiç var olmamış olmayı istemek. Ben baktığım zaman değişen hiçbir şey göremiyorum ülkemizde dün de bugün de yine aynı sadece domatesin fiyatının değişmesi gibi yoksulluğun şekli değişiyor şimdi gecekonduda yaşayan pek kalmadı, dairelerde yaşıyor insanlar ama o evin içinde neler dönüyor, ne mücadeleler, ne yokluklar çekiliyor kimse farkında değil. Ucu ucuna yaşanılan, günü kurtararak devam edilen bir hayat, daha fazlası değil. Ne diyeyim inşallah bir gün ülkemiz bugün olduğundan çok daha ileriye gider, güzel günleri biz de yaşayabiliriz inşallah.
Güya aklı yarım dediğimiz çocuğun kendine verilen mandalinayı, kimse ona bir şey demeden ablasıyla paylaşması, zaten hepi topu tek mandalina olan o meyveden anneye hiçbir şey düşmemiş olması bunlar benim için önemli, güzel ayrıntılar.
Spoiler içeriyor
Adam ruh hastası sadece ihtiyacı olan sağlam bir dayak yemek ama onu da umursamaz bu. Hapishanede karısı gelince yakasını açmasını istiyor, ben de kolye filan oradan bir detay yakaladı sanıyorum herifin derdi başka halbuki. Madem hayat ve içindeki her şey…devamıAdam ruh hastası sadece ihtiyacı olan sağlam bir dayak yemek ama onu da umursamaz bu. Hapishanede karısı gelince yakasını açmasını istiyor, ben de kolye filan oradan bir detay yakaladı sanıyorum herifin derdi başka halbuki.
Madem hayat ve içindeki her şey önemsiz, gereksiz ve ne olursa olsun fark etmez. Öyleyse neden çalışıyor, neden yemek yiyor, neden kadınlarla sevişmek gibi bir arzu taşıyor? Bunlarda da umursamaz ve ihtiyaç duymaz olması gerekmiyor mu? Bilmiyorum ben böyle düşünüyorum. Yığınla şey başına gelirken 2 kelime ben öldürmedim demekten gocunuyor, yoruluyor.
Benim gördüğüm bildiğim gerçek musalar da var ve bu musalar gerçekten insana, hayvana zarar veriyor ve bundan da hiçbir vicdan azabı duymuyor.
İnsanı, insan yapan duyguları, hisleri, arzuları ve vicdanıdır.
Spoiler içeriyor
Zincirlerini elinde tutan adam öldüğünde dahi özgürlüğe koşamıyor, aksine onları özgürlüğe davet edenden nefret edip ona kafa tutma, onu kötü görme eğilimindeler. Çünkü artık zincirler zihinlerinde. Bende etkisi yüksek bir film oldu ve özgürlük her şeyden önemli, güzel, tatlı bir…devamıZincirlerini elinde tutan adam öldüğünde dahi özgürlüğe koşamıyor, aksine onları özgürlüğe davet edenden nefret edip ona kafa tutma, onu kötü görme eğilimindeler. Çünkü artık zincirler zihinlerinde.
Bende etkisi yüksek bir film oldu ve özgürlük her şeyden önemli, güzel, tatlı bir şey aaah özgürlük ah hayatın en önemli şeyi o.
Buradan yola çıkıp hayattaki birçok şeyi sorguladım bazen, bazı şeylerde bu doğru olan diyerek baskıyla kabul ettiriyor, zorluyoruz, tercih imkanı bırakmıyoruz. Ama işte bizim doğru dediğimiz gerçekten doğru mu nereden bileceğiz? Biraz karışık ama biraz da çok basit hayattaki her şeyde bu doğru olan, gerekli olan kafasıyla her şeyi mübah görürken acaba? Acaba?
Spoiler içeriyor
Kendi anladığımı söylemek istiyorum. Öncelikle kişisel gelişim; adam orada bir zamanda farkında olarak bir zamanda farkında olmayarak kendiyle dövüşüyor. Yani aslında bizler de her zaman ve sadece kendimizle dövüşüyoruz, galip gelmemiz gereken ilk ve en önemli mücadele bu. Diğer yandan…devamıKendi anladığımı söylemek istiyorum.
Öncelikle kişisel gelişim; adam orada bir zamanda farkında olarak bir zamanda farkında olmayarak kendiyle dövüşüyor. Yani aslında bizler de her zaman ve sadece kendimizle dövüşüyoruz, galip gelmemiz gereken ilk ve en önemli mücadele bu.
Diğer yandan benim anladığım sanki zamanın sonu ve başı yok bir dönence gibi yuvarlak bir çizgi gibi koştun koştun başa dönüyorsun tam her şey yerli yerine oturuyor, anlamı buluyorsun o anda da ölüyorsun yine başa döndün yine hiçbir şey bilmeyen sen oluyorsun.
Ve bir şey daha Börü'de buna benzer bir şey işlenmişti ve oradaki kötü niyetli dediğimiz yazılımı yazan kişi ise bizim bildiğimiz hâliyle iyi biri olan Kemal' in kızı yazmıştı. Böyle olması gerekiyordu gibi bir şey. Burada da bu sistemi kuran kişi belki de bu hikayenin baskahramanı olan kişidir bir şekilde pişman oldu veyahutta böyle olması gerektiği için böyle yaptı ama şimdi de farkında olmadan kendiyle savaşıyor.
Ne anlattı, ne oldu, ne yaşandı, niye başladı bu hikaye? Hiçbir şey anlamadım. Hadi sorun bende mi diyorum ama diğer yorumlar da aynı şekilde. Birsürü iyi oyuncuyu anlamsız bir olay örgüsü.
Dünya ve içinde olup bitenler ruhuma ağır geliyor. Dayanamıyorum. Hem dizi için uyuyor hem de kendi tarafımdan bakınca; bütün yaşananların uzun ve karmakarışık bir rüya olmasını dilerdim. Birazdan bir 2015 veya hadi 16 olsun sabahına uyanıp boş gözlerle biraz etrafı…devamıDünya ve içinde olup bitenler ruhuma ağır geliyor. Dayanamıyorum.
Hem dizi için uyuyor hem de kendi tarafımdan bakınca; bütün yaşananların uzun ve karmakarışık bir rüya olmasını dilerdim. Birazdan bir 2015 veya hadi 16 olsun sabahına uyanıp boş gözlerle biraz etrafı inceledikten sonra rüyaymış ama ne kadar saçma ve karışıktı diye düşünürken her şeyin silinip gitmesi. Ve güzel bir hayata devam etmek...
Spoiler içeriyor
İlk sezonu izledim, 2. sezonu açtım ama ilk bölümü bitirmedim. Kadının kızına verecek diye babasının katilini öldürdüğünü düşünüyorum. Of sıkıcı. Karakterler oyunculuklar iyi evet ama beni etkilemiyor çok monoton geliyor bana. Düşünmekten kafası çatlayan polis, deyim yerindeyse kaşarlanmış denilen bir…devamıİlk sezonu izledim, 2. sezonu açtım ama ilk bölümü bitirmedim. Kadının kızına verecek diye babasının katilini öldürdüğünü düşünüyorum. Of sıkıcı.
Karakterler oyunculuklar iyi evet ama beni etkilemiyor çok monoton geliyor bana. Düşünmekten kafası çatlayan polis, deyim yerindeyse kaşarlanmış denilen bir telefon ile her tür yerden adam tanıyan bir işini çözebilen yaşlı emektar. Veee olmazsa olmaz bu emektarın rakı içtiği, mekan ekibinin komple önünde diz çöktüğü o ortam. Hep aynı hep aynı, sıkılıyorum. 2.sezonda da yine aynı sahne başladı, ben kapattım.
İlk sezonun ucu biraz hatalı gibime geliyor. Settar katili neden oğlu sandı, neden korudu? İlk öldürülen eşcinseli niye öldürdü? Onun dili diğer cesete neden konuldu? Bunlara bir cevap verilmedi. Oldukça mistik bir hava yaratmak istenmiş ama yaratılamamış gibi. Ha çekim açıları, çekimde oluşturulan yapılar iyiydi.
Son olarak ne Kemal ne de Yaşar 2 konuştuk hadi sevgili olalım, sevişelim kafasında insanlar değiller. Şahsiyetlerini bir kenara koy yaşadıkları şeyler onları bu olaydan çok uzak tutar tutuyor.
Belki de ben çok cahil olduğum için böyle düşünüyorum. Eğer zaman ayırıp okuduysanız kıymetli vakitleriniz için teşekkür ederim