1904 gibi çok erken bir tarihte siyasi Türkçülüğün en tutulabilir ideoloji olduğunu söyleyen bir metin olması hasebiyle çok ilginç ve etkili bir metin. Tabii Mısır’da çıkıyor. Şeküler Türk milliyetçiliği için başat bir kitap. Akçura, Erken Cumhuriyet ideolojisinde Gökalp'ten çok daha…devamı1904 gibi çok erken bir tarihte siyasi Türkçülüğün en tutulabilir ideoloji olduğunu söyleyen bir metin olması hasebiyle çok ilginç ve etkili bir metin. Tabii Mısır’da çıkıyor. Şeküler Türk milliyetçiliği için başat bir kitap. Akçura, Erken Cumhuriyet ideolojisinde Gökalp'ten çok daha baskın orası kesin.
İmparatorluğun inhitatı ardından ulus devlete geçilirken Gökalp’in tesiri çok mahdut kalmış, zaten bu metni yazdıktan bir sene sonra ölmüştü. En basitinden onun hars-medeniyet ayrımı hiçbir şekilde itibar görmedi Erken Cumhuriyet'te. Ama Gökalp, 1923'te yeni rejimin patronu açık şekilde Mustafa Kemal…devamıİmparatorluğun inhitatı ardından ulus devlete geçilirken Gökalp’in tesiri çok mahdut kalmış, zaten bu metni yazdıktan bir sene sonra ölmüştü. En basitinden onun hars-medeniyet ayrımı hiçbir şekilde itibar görmedi Erken Cumhuriyet'te.
Ama Gökalp, 1923'te yeni rejimin patronu açık şekilde Mustafa Kemal olduğu için ona da selam çakıyor bu kitapta. 1926'yı görse akıbeti ne olurdu, meçhul. O da sallandırılırdı kuvvetle muhtemel, hoş benim bildiğim Gökalp'in ideolojik tesiri büyük olmakla beraber siyasi nüfuzu o kadar geniş olduğunu sanmıyorum. Yeni rejimde de göz önünde olan bir figür değildi zaten.
Kuyaş’ın yakın tarih üzerine bazı ilginç ve alışılmadık yorumları var. Kurtuluş Savaşının başlangıç tarihinin 16 Mart 1920 olduğunu söylemesi, Kurtuluş Savaşına isim olarak Anadolu Savaşı demesi, 19 Mayıs'ın milli tarihte bir anlam ifade etmediği, salt Mustafa Kemal'in yükselişi için bir…devamıKuyaş’ın yakın tarih üzerine bazı ilginç ve alışılmadık yorumları var. Kurtuluş Savaşının başlangıç tarihinin 16 Mart 1920 olduğunu söylemesi, Kurtuluş Savaşına isim olarak Anadolu Savaşı demesi, 19 Mayıs'ın milli tarihte bir anlam ifade etmediği, salt Mustafa Kemal'in yükselişi için bir manası olduğu, Anadolu Savaşının "yedi düvel"e karşı yapılmadığı vs gibi. Burada da onları tekrar ediyor. Kitabın içinde bilhassa Lawrence ile ilgili makale epey tabu kırıcı. Son makale Gezi Parkı olaylarına dair ve iktidarın bunu 27-28 Nisan olayları gibi telakki ettiği kanaatinde. İlginç bir benzetme.
Arada birkaç ilginç ve farklı yorum görmek için bakılabilecek bir iş. Kuyaş bazı noktalarda klasik "inkılap tarihi"nin haricine çıkabilen, farklı sulara yelken açabilen biri, o bakımdan kıymetli.
Hüsrev Gerede, Atatürk'e yakın bir sima olmakla beraber hiçbir zaman mutad zevatla yıldızları uyuşan bir kişi olmadı. Hatıratında bunu gayet bariz görmek mümkün. Salih, Cevat Abbas vs hakkında yazdıkları onlara ne denli husumet beslediğini gösterir. Kitabın bilhassa son kısımları, alışılmadık…devamıHüsrev Gerede, Atatürk'e yakın bir sima olmakla beraber hiçbir zaman mutad zevatla yıldızları uyuşan bir kişi olmadı. Hatıratında bunu gayet bariz görmek mümkün. Salih, Cevat Abbas vs hakkında yazdıkları onlara ne denli husumet beslediğini gösterir. Kitabın bilhassa son kısımları, alışılmadık anektodlar ile dolu. Atatürk'e yakın ama aynı zamanda uzak bir erken Cumhuriyet ileri geleninin gözünden Atatürk ve dönemine hem içeriden hem dışarıdan bir bakış.
Gerede’nin ikinci Harpte Berlin büyükelçisi iken yaptığı diplomatik manevralar vs üzerine bir kitap. Aniden görevden alınışına Başvekil Refik Saydam’ın kendisini kıskanmasının sebep olduğunu açıkça söylemesi gibi düşüncelerini yer yer aşikarane ifade etmekle beraber mesela Von Papen’e toz kondurmamaya gayret etmesi…devamıGerede’nin ikinci Harpte Berlin büyükelçisi iken yaptığı diplomatik manevralar vs üzerine bir kitap. Aniden görevden alınışına Başvekil Refik Saydam’ın kendisini kıskanmasının sebep olduğunu açıkça söylemesi gibi düşüncelerini yer yer aşikarane ifade etmekle beraber mesela Von Papen’e toz kondurmamaya gayret etmesi gibi ilginç tavırları da var. Anlattığı kadar bir o kadar anlatmadığı, halının altına ittiği çok belli olan bir metin. Ama hiç yoktan iyidir. İkinci Harbe dair diğer tanıklıklarla takviye edildiğinde epey besleyici olabilir.
II. Viyana Kuşatmasını sadece askeri tarih açısından değil, insan ve hayvanata olan zararlarını, kuşatma doğru giden güzergahtaki olayları, ordugahta yaşananları, dönemin genel atmosferini, büyük kuzey siyasetini, Kara Mustafa Paşa’nın mizacını, Kırım Hanı Murat Giray ve Budin Beylerbeyi İbrahim Paşa ile…devamıII. Viyana Kuşatmasını sadece askeri tarih açısından değil, insan ve hayvanata olan zararlarını, kuşatma doğru giden güzergahtaki olayları, ordugahta yaşananları, dönemin genel atmosferini, büyük kuzey siyasetini, Kara Mustafa Paşa’nın mizacını, Kırım Hanı Murat Giray ve Budin Beylerbeyi İbrahim Paşa ile olan girift ilişkisini ve sürtüşmelerini, kuşatmanın safha safha tahlilini, Kahlenberg’i ve Sobieski'nin bu muharebe rolünü, bozgun sonrası toparlanma çabalarını, Estergon’un düşmesini, bilahare Kara Mustafa’nın kellesini yitirişini, bütün bu süreci Osmanlı müverrihlerinin farklı dönemlerde nasıl farklı tefsir ettiğini ilah. Osmanlı tarihinin bu en mühim olaylarından birinin tahlilini inanılmaz geniş bir bakış açısıyla sunan, klasik askeri tarih anlatımı ile yetinmeyip insan ve hayvanların ve hatta yerleşim yerlerinin hikayelerine yer veren -misal aşağı Avusturya bölgesinin kuşatmanın yarattığı tahribattan dolayı tamamen ıssızlaşması ve bölgeye kuzeyden Alman nüfus getirilmesi ve bölgenin ancak onlarca yıl sonra kendine gelmesi gibi- Kahraman Şakul gibi kaliteli bir tarihçinin elinden çıkma şahane bir iş.
Çiçeği burnunda Sadrazam Fazıl Ahmet Paşa'nın rüştünü ispatlamak için çıktığı bu seferden galip çıkması, Köprülü “hanedanı”nın yerini en az 20 sene tahkim etti. Kitap, serinin diğer kitapları gibi kuşatma stratejileri, taktikleri, yol güzergahı vs hakkında detaylı bilgi veriyor. Ayrıca Köprülüler…devamıÇiçeği burnunda Sadrazam Fazıl Ahmet Paşa'nın rüştünü ispatlamak için çıktığı bu seferden galip çıkması, Köprülü “hanedanı”nın yerini en az 20 sene tahkim etti. Kitap, serinin diğer kitapları gibi kuşatma stratejileri, taktikleri, yol güzergahı vs hakkında detaylı bilgi veriyor. Ayrıca Köprülüler dönemi serhat siyasetini de dönemin müverrihlerini de kullanarak gayet güzel özetliyor. Bu seferin aslında Beç yani Viyana seferi olduğunu da Evliya’yı referans vererek bildiriyor. Kalenin düşmesi, Nemçe için ağır bir yenilgi olsa da bir sene sonra Saint-Gotthard muharebesinde bunun öcünü nispeten almaları ama batıdaki XIV. Louis tehdidi yüzünden avantajlı konumlarını kullanamayıp Vasvar’a razı olduklarını anlatıyor yazar. Kuşatma serisinin diğer kitaplarında bahsetmeyi unuttuğum şeyi burada ikmal edeyim bu arada. Görsel tarafı muazzam serinin, barkod okutarak kalelerin 3 boyutlu tasarımını izlemek mümkün. Zaten bu modellemeyi kullanarak Şakul, hangi tabyaya ne kadar humbara atıldığını daha iyi gözlemlediğini ve kaynakları daha iyi analiz edebildiğini söylüyor. Kısaca Osmanlı askerî tarihi içinde harikulade bir kitap serisi. Kandiye’yi de bekliyorum.