Eski Osmanlı topraklarında bütün şehirler hâlâ ayakta duran, hâlâ kullanılan 19. yüzyıl binaları ve yapılarıyla doludur; hemen hemen kimse de bu binaları geç Osmanlı binaları olarak bilmez. Irak, Yemen ve Libya'daki şehirlerden Anadolu'ya ve Balkanlara dek uzanan bu yapılar arasında…devamıEski Osmanlı topraklarında bütün şehirler hâlâ ayakta duran, hâlâ kullanılan 19. yüzyıl binaları ve yapılarıyla doludur; hemen hemen kimse de bu binaları geç Osmanlı binaları olarak bilmez. Irak, Yemen ve Libya'daki şehirlerden Anadolu'ya ve Balkanlara dek uzanan bu yapılar arasında yollar, elektrik üretim tesisleri, su ve kanalizasyon sistemleri, yüzlerce ticari bina ve resmi daire, yüzlerce okul, yüzlerce demiryolu istasyonu bulunur ve bunların hepsi de Osmanlı yönetiminin son otuz yılında inşa edilmiştir. Klaus Kreiser, Abdülhamid'in saray mimarı Raimondo d'Aronco'nun tasarlayıp Şam'ın Merce meydanında inşa ettiği demirden mamul meşhur ve devasa telgraf anıtına dikkat çeker. Anıtta yer alan yazıtta bugün şehirler arası yollar, demiryolları ve telgraf hatları hakkındaki kararları yalnızca Halife-Padişahın aldığı, bu kararların artık yabancıların elinde olmadığı ilan edilmektedir. Modernite Osmanlıların bağımsızlığı, haysiyeti ve kurtuluşu anlamına geliyordu.
Son Osmanlı Kuşağı, Michael Provence, sf. 73-74.
Osmanlı topraklarının sanayileşme öncesi koşullarda bulunması, iaşesizlik, tedavisizlik, bakımsızlık, çoğu zaman yaya olarak kat ettikleri binlerce kilometreyi aşkın devasa mesafeler gibi etmenler hesaba katılacak olursa, bu askerlerin daha iyi teçhizatlandırılmış ve daha iyi eğitim görmüş Britanya ve diğer Itilaf Devletleri…devamıOsmanlı topraklarının sanayileşme öncesi koşullarda bulunması, iaşesizlik, tedavisizlik, bakımsızlık, çoğu zaman yaya olarak kat ettikleri binlerce kilometreyi aşkın devasa mesafeler gibi etmenler hesaba katılacak olursa, bu askerlerin daha iyi teçhizatlandırılmış ve daha iyi eğitim görmüş Britanya ve diğer Itilaf Devletleri askerlerine tekrar tekrar tattırdıkları mağlubiyetler tarihsel ölçüde dikkat çekici olaylardır. Osmanlı kuvvetleri giriştikleri temasların çoğunda kendilerinden daha büyük, daha iyi teçhizatlandırılmış ve daha iyi beslenen Britanya kuvvetlerini mağlubiyete uğrattılar. Fakat bununla beraber Osmanlı'nın muharip olduğu 20. yüzyıl başı savaşlarının her birinde hastalıktan, tıbbi bakım yetersizliğinden, kötü beslenmeden ve açlıktan ötürü zayi olan Osmanlı askerlerinin sayısı, muharebede ölenlerden yüksek oldu. Osmanlı ordularının dirençli ve etkili oluşu düşman kuvvetlerini hayrete düşüyor, öfkelendiriyordu.
Son Osmanlı Kuşağı, Michael Provence, sf. 53-54.
30'larda Mimar Sinan'ın kafatasını çıkarıp kaybeden herifler.. Sizin Allah belanızı versin. Ya aklıma geldikçe deliriyorum. Düşün, ölmüşsün. Aradan 300 sene falan sonrası bazı salaklar çıkıp 'brakisefal', 'dolikosefal' diye osuruktan tayyare terimlerle 'senin etnisiteni' tayin etmeye çalışıyor. Adam devşirme anasını satayım…devamı30'larda Mimar Sinan'ın kafatasını çıkarıp kaybeden herifler.. Sizin Allah belanızı versin. Ya aklıma geldikçe deliriyorum. Düşün, ölmüşsün. Aradan 300 sene falan sonrası bazı salaklar çıkıp 'brakisefal', 'dolikosefal' diye osuruktan tayyare terimlerle 'senin etnisiteni' tayin etmeye çalışıyor. Adam devşirme anasını satayım illa ne diye Türk yapmaya zorlarsın ki? Ha baktın adamın kafasına muhtemelen 'dolikosefal' çıktı, o zamanın mantığına göre Indo-Europeen. Tamam öptük başımıza koyduk de adamın kafasını yerine koy. Çok mu zor! Nazilerde bile böyle bir embesellik, bir akıl tutulması olduğunu sanmam ya!
Misa'nın hikâyeye girdiği bölüm. Bir yandan kurgu başarılı şekilde eksiksiz, gediksiz devam ediyor ama Misa'nın sinir bozucu varlığı da pek keyifli değil. Ben Light ile L arasında satranç tadında ilerlediği yerleri daha çok seviyorum. Burada Rem'i de yine bir denge…devamıMisa'nın hikâyeye girdiği bölüm. Bir yandan kurgu başarılı şekilde eksiksiz, gediksiz devam ediyor ama Misa'nın sinir bozucu varlığı da pek keyifli değil. Ben Light ile L arasında satranç tadında ilerlediği yerleri daha çok seviyorum. Burada Rem'i de yine bir denge unsuru olarak koymuşlar.
Bir ara görüp almışım. Senjougahara klasik hatta klişe kuudere tiplemesinin bir parodisi gibi bir şey. O bakımdan hoş ama devamını getirmek zor böyle şeylerin. Çok basıldığını da sanmam zaten.
Spoiler içeriyor
Light ile L birbirini ifşalamak için bir tür satranç oynarken ve oyun başa baş giderken bir anda Misa'nın hikâyeye bodoslama girmesi epey hoş. Ama onun klasik salak anime kızı havasında olmasını gerçekçiliği ve akışı bozuyor. Light için çok büyük bir…devamıLight ile L birbirini ifşalamak için bir tür satranç oynarken ve oyun başa baş giderken bir anda Misa'nın hikâyeye bodoslama girmesi epey hoş. Ama onun klasik salak anime kızı havasında olmasını gerçekçiliği ve akışı bozuyor. Light için çok büyük bir destek olurken sırtındaki kambura dönmesi iyi kurgulanmış ama orası ayrı.