Türk Tarih Tezi'nin izlerini 1869’a kadar geri götüren metin. İlginç. Hamasi ve fantazi yerler hariç Rusya ile ilgili kısım gayet jeolopolitik açıdan bilgi verici. Kont Borzecki onlara karşı olan nefretini ve bakışını orada güzel ifade ediyor.
İyi tevsik edilmiş olmakla beraber edisyonu çok zayıf. Düşük, eksik ekli kelimeler, cümleler vs çok göze batıyor. Onun haricinde Atatürk'ün ateist olduğu bir hakikat ve onu yansıtıyor.
SCF kısmı bilhassa zırva. Okyar’ın İzmir gezisindeki feci olayı anlatıp da ”hükümet, halkı biraz ihmal etmişti” diyip sıyrılmak rezillikten başka bir şey değil. Hoş, Şevket Süreyya’nın kendisi mühtedi refleksi ile malul olmakla yazacağı şey de ancak buna benzer.
Cemil Koçak’ın Karabekir'in Kavgası kitabı aynı mevzuyu anlatır. Karabekir burada doğrudan kendisi meseleyi dillendiriyor. Adama hayatı dar etmişler valla. En azından öldüremediler. O bile bir şey. Ama tarihten tamamen silmeye çalıştılar ki adiliğin dik âlâsı. Öldürememelerinin sebebi de İnönü’nün eski…devamıCemil Koçak’ın Karabekir'in Kavgası kitabı aynı mevzuyu anlatır. Karabekir burada doğrudan kendisi meseleyi dillendiriyor. Adama hayatı dar etmişler valla. En azından öldüremediler. O bile bir şey. Ama tarihten tamamen silmeye çalıştılar ki adiliğin dik âlâsı. Öldürememelerinin sebebi de İnönü’nün eski dostunu himayesi ve Karabekir’in siyaseten tamamen tasfiyesine rağmen hâlâ bir gücünü bir nebze olsa da devam ettirmesi. Günlüğünün en vurucu kısmını koyuyorum buraya.
“18 Ekim 1938 Salı
Doktor Adil Bey'le Tekirdağlı Cemil Bey'in dediği, bize suikast yapacaklarmış. Dedim 40 zabit yeminlidir. Bana tecavüz olursa kılıcı kimilerin kıçlarından vurur ve süngü ile tepelerler. Efendilerinin yapamadığını köpekleri mi yapacak.”
Sadece şu not bile çok şey anlatıyor. Ha bu notun hemen altında “İsmet'e haber göndermeyi muvafık buldum.” diyor ki İnönü'ye de bir suikast vaki olabilir, o yüzden haber yolluyor.
Buradaki en vurucu kısımlar da gani ama hiç değilse bir tanesini koyayım.
“Dostluğu düşmanlığından tehlikeli olan bu Şefimiz [Atatürk], artık son kararını vermiş bulunuyor. Fakat benim arkamdan kendisinin de geleceğini öğrenmesi için, İsmet'e yazdığım mektupda ima ettiğim gibi, başka vasıtalarla kendilerine isal ettim.”
Falih’in Karabekir’e bencil dediği yerde gülmekten ölmüştüm. Bunu dediği adamın lakabı “Yetimler Babası” yalnız?! Bir insan bu kadar mı kepaze bir soytarı olur? Mevzubahis Falih Rıfkı denen dalkavuksa mümkündür, olur!
Yine her zamanki teranelerini dillendirmekle beraber Falih burada yer yer 60 sonrasına da temas ediyor. Benim esas ilgimi çeken yerler burası. Erken cumhuriyet hakkında da ancak azıcık ilginç yer var ama itiyadı gereği asr-ı saadet naratifinin ötesine geçmiyor.