Ortaylı’nın popüler tarih kitaplarından farklı olarak bir nebze daha okumaya değer bir metin. Öbürlerinin pek çoğunu Hakan Erdem Tarihlenk’de ipliğini pazara çıkarmıştı. Bu nispeten daha makul bir metin.
Ortaylı’nın boktan popüler tarih kitaplarının yanında bu tarz akademik eserleri kaliteli. “Kayzer Il. Wilhelm'in 1898'de Şam'da "300 milyon Müslüman'ın koruyuculuğunu üstlendiğini" belirten ünlü nutku kadar, 1905'te Japonya'nın Rusya'yı yenmesiyle sonuçlanan savaş da Osmanlı İmparatorluğu'nda olduğu gibi İran'da da safiyane bir…devamıOrtaylı’nın boktan popüler tarih kitaplarının yanında bu tarz akademik eserleri kaliteli.
“Kayzer Il. Wilhelm'in 1898'de Şam'da "300 milyon Müslüman'ın koruyuculuğunu üstlendiğini" belirten ünlü nutku kadar, 1905'te Japonya'nın Rusya'yı yenmesiyle sonuçlanan savaş da Osmanlı İmparatorluğu'nda olduğu gibi İran'da da safiyane bir sevinç ve umut yaratmıştı. Asya nihayet Avrupa istilacılarını yenmişti. Japon imparatoruna şehname türünde Mikadoname adı altında kasideler yazanlar bile oldu.”
“Kaçar Hanedanı'nın Büyük Petro'ya özenen ve sürekli olarak Avrupa'da inceleme gezilerinde dolaşan ve Al man hayranı hükümdarı Nasırüddin Şah (1848-96 arasında hüküm sürdü) Bismarck't an ve sonraları Il. Wilhelm'den müşavirler istedi. Şah, Almanlara "Eğer idari organları ve bakalıkları düzenlerseniz, İran'da Alman kolonizatör gruplarının yerleşmesine bile izin veririm," diyordu.”
““Daha 1903'te Almanya'nın İran'daki iştahına dikkati çekmek isteyen Lord Ellenborough Lordlar Kamarası'nda "Basra Körfezi kıyılarında Alman donanması görmektense Rusya'yı İstanbul'da görmeyi tercih ederim," diyordu.”
“1917'de II. Wilhelm'in İstanbul'a yaptığı son ziyarete ait bir görünümden söz edelim. Kayzerin karşısında hazır ol vaziyette durup onu dinleyen kişi Osmanlı devletinin harbiye nazırı ve başkumandan vekili Enver Paşa'dır. Liman von Sanders dahil bütün Alman komutanların, gözü pek ve bilgisiz diye nitelendirdikleri Enver Paşa, Almanların Şark'taki sarsılmaz müttefikidir. Almanya'dan Sirkeci Garı'na gelen eren katarlarının üstüne yapıştırılmış bir yafta vardı "Enverland"... Ülkeyi Birinci Büyük Savaş'a, kabine üyelerinin çoğunun haberi olmaksızın sokan triumvira'nın başında o vardı.”
Bu son alıntı, çok bayağı..
Avusturya elçisi Busbecq’in İstanbul intibalarına, Selim ve Bayezid kavgasına, Süleyman’ın ihtiyarlık yıllarına, imparatorluğun askerî ve siyasî vaziyeti üzerine yorumlarını içeren seyahatnamesi. “Süleyman hem kendine hem de ceddine ait zaferlerin körüklediği bir dehşetle karşımıza dikiliyor, Macaristan ovalarını 200.000 atlıyla aşıyor, Avusturya’yı…devamıAvusturya elçisi Busbecq’in İstanbul intibalarına, Selim ve Bayezid kavgasına, Süleyman’ın ihtiyarlık yıllarına, imparatorluğun askerî ve siyasî vaziyeti üzerine yorumlarını içeren seyahatnamesi.
“Süleyman hem kendine hem de ceddine ait zaferlerin körüklediği bir dehşetle karşımıza dikiliyor, Macaristan ovalarını 200.000 atlıyla aşıyor, Avusturya’yı tehdit ediyor ve kervanına burasıyla İran hududu arasında yaşayan bütün milletleri dolduruyor.”
Gibi ilginç betimlemeleri var. 200.000 abartılı ama tehdit algısını yansıtıyor.
Ayaklanan yeniçerilere padişah sorar ”Kullarım ne ister” buna karşılık cevap “Kul Allah’ındır sen bir mütevellisin” Kitabın yazarının da dediği gibi en vurucu anektod. Cumhur kavramının serencamını tarih içinde pinpon oynarak çok güzel tahlil eden, bilinmedik misallerle -bilhassa yukarıdaki gibi- destekleyen…devamıAyaklanan yeniçerilere padişah sorar ”Kullarım ne ister” buna karşılık cevap “Kul Allah’ındır sen bir mütevellisin”
Kitabın yazarının da dediği gibi en vurucu anektod. Cumhur kavramının serencamını tarih içinde pinpon oynarak çok güzel tahlil eden, bilinmedik misallerle -bilhassa yukarıdaki gibi- destekleyen enfes bir metin. Kafadar’ın Kendine Ait Bir Roma’sı ile benzer bulduğum bir inceleme. Daha çok böyle eser görmeyi çok isterim.
Refik Halit politik olarak yanlış yerde dursa da kalemi epey kuvvetli. Buradaki fıkraları da dahil ama Anadolu hareketine karşı tavrı rezillikten başka bir şey değil.
1.,2.,5.,6. ciltleri okudum bu baskıdan değil orijinal metinden. Pek çok mevzuya giriyor ve ancak 6. ciltte esas hikâyeye başlıyor Bayar. Çok kıymetli ve hoş anektodlar olmakla beraber lüzumsuz bulduğum yerleri de çok olan bir metin. Şerif Hüseyin isyanı ne arıyor…devamı1.,2.,5.,6. ciltleri okudum bu baskıdan değil orijinal metinden. Pek çok mevzuya giriyor ve ancak 6. ciltte esas hikâyeye başlıyor Bayar. Çok kıymetli ve hoş anektodlar olmakla beraber lüzumsuz bulduğum yerleri de çok olan bir metin. Şerif Hüseyin isyanı ne arıyor mesela bu metinde? Hiçbir yere de bağlandığı yok adam akıllı. Bunlar yerine İzmir'in işgali sonrası olaylara daha çok yer vermeli idi.