listemdeki film/dizileri izliyorum part 1: 1950’li yıllarında kitapçı açmanın cesaret gerektirdiği bir dönemde ve tüm olumsuzluğa ve zorluğa rağmen adım atmaktan, mücadele etmekten vazgeçmeyen bir kadının hikayesini anlatan, kitap okuyor hissiyatı veren harika bir film. toplumun yeniliklere açık olmaması her…devamılistemdeki film/dizileri izliyorum part 1:
1950’li yıllarında kitapçı açmanın cesaret gerektirdiği bir dönemde ve tüm olumsuzluğa ve zorluğa rağmen adım atmaktan, mücadele etmekten vazgeçmeyen bir kadının hikayesini anlatan, kitap okuyor hissiyatı veren harika bir film.
toplumun yeniliklere açık olmaması her zaman bir eksidir.
film görsellik açısından ayrıca harikaydı. durgun ilerleyen bir film olmasına rağmen izlerken sıkılmadım ve rahatsız olmadım. aksine merakla izledim.
sokakların her köşesinde sahafların olması öyle hoş olur ki. kitaplar, sokakların süsü.
filmi izlemeden önce sıkılırım diye düşünmüştüm fakat beklentimin ötesinde oldu. ruhuma işledi.
kitapları seviyorsanız veya konusu ilginizi çekerse mutlaka şans vermelisiniz. ✨
10/10
spoiler sayılır mı bilmiyorum ama
-SPOİLER -
Florence ve Chiristine'nin birbirini sevmesi, önemsemesi çok tatlıydı ya.
çocukların bir işte çalıştığı, çalışmak zorunda kaldığı, zarar gördüğü hiçbir evreni sevmiyorum.
Edmund ve Florence'nin başka bir evrende tekrardan tanışmasını çok isterdim. hatta bir ara ölmüş kocası olabilir mi diye düşündüm ama fantastik düşündüm birazcık.
Violet ve diğerlerinden nefret ettim ya. bizim ülkemizdeki insanları anımsattılar bana..
sustuklarım içimde dolup taşamaz iken, kırgınlıklarımla bütün olup birikiyor, göğüs kafesim hislerimde boğuluyor, ağlayamıyorum cehennem içimde büyüyor. -derin bir sohbet arasında kurduğum bir cümleden esinlenerek yazdım-
Prens dizisi 3. sezon: kişisel not: ilk iki sezonu sevgilimle beraber internetten uzaktan uygulamadan beraber izlemiştik, bu sefer 3. sezonun son 3 bölümünü yan yana izledik. muazzam bir şeyy yan yana izlemek. 🫠🥹🫶🏼 dizi yorumlaması: (spoiler de olabilir) açıkçası üçüncü…devamıPrens dizisi 3. sezon:
kişisel not:
ilk iki sezonu sevgilimle beraber internetten uzaktan uygulamadan beraber izlemiştik, bu sefer 3. sezonun son 3 bölümünü yan yana izledik. muazzam bir şeyy yan yana izlemek. 🫠🥹🫶🏼
dizi yorumlaması: (spoiler de olabilir)
açıkçası üçüncü sezonda ilk iki sezonun tadını pek alamadım. final sahnesi çok üzücüydü cidden. o duyguyu hissettim. Osmanlı'nın bu sezona dahil olması çok iyiydiii. Fatih'i oynayan oyuncu çok iyi oynamış.
anarkhia'nın ölmemesi pek şaşırtmadı çünkü içime doğmuştu biraz. sezon boyunca göstermediler. ya öldü yada yaşıyor diye düşündüm ama yaşaması daha ağır basmıştı.
thenio kıza yüzüğü takınca anarkhia nasıl canlandı anlamadım garipti orası.
küçük prens çok tatlı yaaa. birde kendi saçıymış.
köle ve kadında çok tatlı ya zkdnkdnsks köleye ben çok gülüyorum. çok iyi oyuncu cidden.
hasharia ölmeyecek gibi geliyor bana ya. hasharia'nın philip'i görmesi... elinede tam dokunamadı. of çok duygulandım orada. 😭
thenio zaten en başta babasını öldürmüş birisi... ve prens ve anarkhia thenio yüzünden beraber oldular yoksa öyle bir şey yoktu.
4. sezonu merakla bekliyorum!
2021 yılında bir arkadaşım bana hediye etmişti. hâlâ ara ara açar okurum. kendini bir şekilde okutturuyor. bazen arkadaşlarıma sayfa sayısı seçin çıkanı size okuyayım derdim, eğlenceli oluyordu. ~ "insan aynı yerden defalarca yara alabilirmiş. ilginç olan şudur ki, insanın alışması…devamı2021 yılında bir arkadaşım bana hediye etmişti. hâlâ ara ara açar okurum. kendini bir şekilde okutturuyor. bazen arkadaşlarıma sayfa sayısı seçin çıkanı size okuyayım derdim, eğlenceli oluyordu.
~
"insan aynı yerden defalarca yara alabilirmiş. ilginç olan şudur ki, insanın alışması gereken acıya her darbede daha fazla yanması."
"kimsenin hayatı mükemmel değildir. insanların sadece kalbi mükemmeldir yada mühürlüdür."
"Bir insana hiç sevilmeyeceğini düşündürecek kadar kötüsünüz. Tüm hislerini kaybettirecek kadar hissiz ve kötüsünüz.
En ağır sınavdır, yüreği taşlaşmış insandan merhamet bekle-mek. Sizi en çok seven insanlara sevgisizliği dibine kadar yaşa-up, cehennemin dibine gider gibi gittiniz.
Yarı yolda bıraktığınız insanların, gün gelince yollarınıza güller sermesini bekleyecek kadar da iyimsersiniz.
Sevildiğinden emin olmak insanı nankörleştiriyor.
Bir insanı mutluluğa küstürecek kadar barışıksınız bencilliğinizle.
Çok değil, belki de on sene sonra aşk diye bir duygu kalmayacak. İnsanlar hep birbirinin yedekleriyle uğraşıyor. Tek olmak, tek kişiye ait olmak gibi bir kavram kalmadıkça herkes mutsuz. Herkes bir başkasının ahını taşıyor kirli kalbinde. Sezen Aksu'nun da dediği gibi: "Masum değil kimse."
Bitirmek kolaydır. Çabalayın. Sevildiğinizden eminseniz çabalayın lakin sevildiğinizden emin değilseniz, sadece siz seviyorsunuz diye ilişki yürüyorsa bitirmek için çabalayın; emek verdikçe gitmek daha da zorlaşır çünkü..."
en son ki alıntı sadece aşk hayatı için geçerli değil bence. tüm insan ilişkileri için mümkün olduğunu düşünüyorum.
6/10
"Dün gece bir rüya gördüm anne Ayaklarım yalınayak Koştum, hiç düşmedim, yaralanmadım anne Hiç utanmadım bile çırılçıplak Gökkuşağının sekizinci rengini gördüm Sokak çocuklarının kurumuş yanaklarını öptüm İdam mahkumlarının bağlanmış gözlerini çözdüm Erkek doğmuş bir kadının naylon saçlarını ördüm Kimse ağlamıyor,…devamı"Dün gece bir rüya gördüm anne
Ayaklarım yalınayak
Koştum, hiç düşmedim, yaralanmadım anne
Hiç utanmadım bile çırılçıplak
Gökkuşağının sekizinci rengini gördüm
Sokak çocuklarının kurumuş yanaklarını öptüm
İdam mahkumlarının bağlanmış gözlerini çözdüm
Erkek doğmuş bir kadının naylon saçlarını ördüm
Kimse ağlamıyor, herkes mutluydu
Kediler üşümüyor, tüm köpekler toktu
Oğullar gömülmüyor, anneler ağlamıyordu
Tanrı uyumuyor, bizi görüyordu
Özgürdük anne, özgürdük anne
Özgürdük anne, özgürdük anne
Özgürdük anne, özgürdük anne
Özgürdük anne, özgürdük"
anne karnında iken bahtsızlığa bürünmüş olmalıyım. sonrası çorap söküğü gibi gelmiş olmalı. bir gerekçesi var mıydı bilmeden, doğdum. anlamı dâhi olmamasına rağmen, yaşamaya çalıştım. yaşadım, yaşıyorum demeye dilim varmıyor. yaşamanın sancısını göğsümde taşıyarak, savaş veriyorum dünyanın kıyısında bir yerlerde. neredeyim,…devamıanne karnında iken bahtsızlığa bürünmüş olmalıyım.
sonrası çorap söküğü gibi gelmiş olmalı.
bir gerekçesi var mıydı bilmeden,
doğdum.
anlamı dâhi olmamasına rağmen,
yaşamaya çalıştım.
yaşadım, yaşıyorum demeye dilim varmıyor.
yaşamanın sancısını göğsümde taşıyarak,
savaş veriyorum dünyanın kıyısında bir yerlerde.
neredeyim, kiminleyim bilmeden,
hatta kim olduğumu bilmeden,
buradayım.
canlıyım, ama biliyor musun bazı hislerim ölüme terk edildi.
yaşasa dâhi canlı hissedemeyecek
ve hücrelerim arasına gömülecek.
dünya bu muydu?
ölmek için mi doğmuştum,
yoksa sancılarla bir bütün olmak için mi doğmuştum?
kim bilir?
belki de plansız bir gelişti.
belki de sebebe ihtiyaç yoktu, felaket ortadaydı.
dünya,
ben senin etrafında bile olamazken,
kıyılarında çürüyorum.
kaygiliyildiz/080725
insan sabahın yedisinde bu denli hüzün dolu olabilir mi? güneş tepeye yeni çıkmış iken, dolu gözlerle karşılayabilir mi güneşi? esen rüzgârda dâhi canı yanar mı insanın? insan, dinginlik olmalıydı, sancıyla bir bütün değil. içine gömdüğü sessizliği, katı kalpleri titretmeliydi. temmuz…devamıinsan sabahın yedisinde bu denli hüzün dolu olabilir mi?
güneş tepeye yeni çıkmış iken, dolu gözlerle karşılayabilir mi güneşi?
esen rüzgârda dâhi canı yanar mı insanın? insan, dinginlik olmalıydı, sancıyla bir bütün değil.
içine gömdüğü sessizliği,
katı kalpleri titretmeliydi.
temmuz sıcağında üşüyorum.
omuzumda ki yüklerle beraber, toprağa gömülürcesine bedenim sarsılıyor.
sonra ardımdan bir şarkı çalıyor,
ruhum ona da yeniliyor.
kaygiliyildiz
070725