Spoiler içeriyor
Not: Yazarın diğer birçok kitabından ve sonlarından bahsettiğim için onlardan da spoiler var. Çok güzeldi. Daha önce birçok kitabını okuduğum bu yazarın bir kitabına başlarken artık ne yapmam gerektiğini öğrendim. Kesinlikle detaylara dikkat etmek gerekiyor. Bu ufak gibi görünen detaylar…devamıNot: Yazarın diğer birçok kitabından ve sonlarından bahsettiğim için onlardan da spoiler var.
Çok güzeldi. Daha önce birçok kitabını okuduğum bu yazarın bir kitabına başlarken artık ne yapmam gerektiğini öğrendim. Kesinlikle detaylara dikkat etmek gerekiyor. Bu ufak gibi görünen detaylar kitabı ilerleyen bölümlerde benim için daha ilgi çekici yapıyor. Mesela ilk bölümünde baş karakteri geleceğinde betimlerken bir ifade kullanmış yazar. Bunu kitabın en çok üzerinde durulan zamanı olan 2008'de Ryan'ı anlatırken de görüyoruz. Tam olarak burdan kitabın sonunda yani gelecekte ne olmuş olacağını tahmin edip buna üzüldüm. Çünkü ben Ryan'la değil Cade'le bitsin isterdim. Olayların devamında ne olacağı, Kailey'nin bu iki adamdan hangisiyle hayatına devam etmeyi seçeceğini tahmin etmekte hiç zorlanmadım. Çünkü diğer kitaplarından yapacağı bu seçime aşinaydım. Ama öyle olmasını hiç istemezdim.
Tam da burda değinmek istediğim bir şey var. Böğürtlen Kışı, Sahildeki Kulübe, Kelebek Adası ve en son Yeşil Deniz Kabuğu'ndan sonra aslında biraz da geç fark ettiğim bir şeyden bahsetmek istiyorum. Karakterlerin kişilik özelliklerinin diğer kitaplardaki karakterlerle tıpatıp aynı olduğunu düşünüyorum. Yani burdaki Kailey, Kelebek Adası'ndaki Charlotte'la ve diğerleriyle aynı. Onun yapacağı seçimleri diğerleri de yapardı. Erkek karakterler de aynı. Kitaplar hep aynı başlıyor. Bir kadının evlenmeye niyetlendiği bir adam var. Ama en baştan olaylar tersine dönüyor, kadının hayatına bir şekilde başka bir adam giriyor ve en sonunda dönüp dolaşıp baştaki adama bir şekilde geri dönüyor, en sonunda da onunla evlenip çocukları olmuş oluyor ve torunlarına bunu anlatıyor. Çıldıracağım. Neden hiçbir zaman farklı bir seçim yapmıyor? Neden hepsinin kişilikleri aynı? Olaylar aynı olmasa da o karakterin ne yapacağını çok net bir şekilde tahmin edebiliyorsunuz. Bu da bir yerden sonra sinir bozucu.
Büyükbabasının ona verdiği yeşil deniz kabuğunun parçalanması hayatının da o şekilde parçalanacağının sinyalini bizlere veriyordu. Ama yine de inanmak istememiştim. Her şey son birkaç sayfada değişti. O kadar sıkıntıdan sonra en sonunda mutlu biten bir aşk hikâyesi gibi görünüyordu fakat son bölüm her şeyi değiştirdi.
Ha şunu da söylemek isterim, kadın basbayağı aldatıyor. Ama ne hikmetse nişanlısı Ryan çok "anlayışlı biri". Yazar bunu anlayışlılık adı altında kapatmaya çalışmış gibi. Her kitabında böyle ve oldukça rahatsız edici geliyor bir yerden sonra. Nişanlısı varken Cade'i öptü. Bildiğin aldatıyor. İki adamı aynı anda sevdiğini bile hissettim okurken. Ryan'ı çok sevdiğini söylüyor ama aslında Cade'i unutamamış ve bunu kabullenmek istemiyor falan. Kaylie defalarca Ryan'ı çok sevdiğini, çok aşık olduğunu söylüyor. Aslında bunu söylerken her şey ve herkesten önce kendini buna ikna etmek istiyor gibi. Sonra da onu Cade'le aldatıyor. Buna karşılık normal bir insan Ryan'ınki gibi bir tepki vermez asla. Ama o çok anlayışla karşılıyor ve Kaylie'ye onu anlayamadığını ama hep onun yanında olacağını falan söylüyor. Kardeşim şaka mısın? En sonunda mutlu olamamaları, Cade'in ona deniz kabuğu aramaya gidip boğulması beni çok üzdü. Asla beklediğim bir şey değildi, kimsenin de beklediğini sanmıyorum. Son bölüme yaklaşmışken dedim bu sefer bu kitabın sonu farklı bitecek. Ama yine olan oldu ve kitabın başında evleneceği adam kimse, sonunda evlendiği adam da o oldu. Hep böyle oluyor delireceğim. Bu sefer o kadar umutlanmıştım ki.
Şimdi bu kadar yerin dibine soktuktan sonra kitabı neden beğenip 9 verdiğimi anlatacağım, tabi buraya kadar dayanabilen olduysa. Belki de 8'i hak ediyor olabilir, bu bayağı iddialı oldu ama ben yine de çok sevdim. Diğer kitaplarını da çok sevmiştim sadece sonları beni asla tatmin etmiyor.
Bu kitabı okumayı seçmemin nedeni biraz kafamı boşaltmak istememdi. Klasik falan okumak istemedim çünkü beynimi uzun betimlemeleri anlamaya zorlamak istemiyordum. Basit ve açık bir anlatımı olduğunu bildiğim için bunu okumaya karar verdim. İnanılmaz akıcı bir kitap. Üç yüz sayfa bir çırpıda bitiyor, işlerim olmasa çok daha kısa sürede okurdum. Ayrıca yazımın en başında bahsettiğim detaylar beni benden aldı. Kitaptan detaylar hatırlayıp duruyorum kafam allak bullak oluyor. Ortalarından bir ifade falan hatırlayıp bunu sonuyla bağdaştırabiliyorum. Keşke bunlara daha çok dikkat etseydim diyorum.
Kitaptaki olaylar her ne kadar basit gibi görünse de beni içine çekti diyebilirim. Bir kitaptan istediğim belli şeyler var. Çok akıcı olması, okurken keyif almam, yer yer şaşırtması ve sonunun güzel bitmesi ("güzel"den kastım mutlu bitmesi değil sonuyla beni tatmin etmesi). Güzel detaylar yakalamayı da seviyorum. Kitap güzel son hariç istediğim her şeyi bana verdi. Bu yüzden çok beğendim, tamamen öznel olarak. Biraz daha nesnel yaklaşmaya çalışsam kesinlikle puanımı düşürürüm. Ama benim için böyle. Okuduysanız teşekkür ederim. Bu benim şuana kadar yazdığım en uzun yorum oldu.