Güzel bir yan hikayeydi. Ana hikayeye etkisi de aşırı büyük olacak gibi duruyor. Şafakpare'nin neler yapabileceğini, nelere yol açabileceğini çok merak ediyorum.
Eh yani, beğenecek tarafını da beğenmeyecek tarafını da bulamadım. Pek bir şey hissettirmedi. Artık zaten Marvel filmlerinden beklentim yok. Bu da ortalama bir Marvel filmiydi. Spoiler!!! Filmin sadece Kang kısımları güzeldi. Bir de Scott çekirdeğe ulaşırken tepeye ulaşma sahnesini sevdim.…devamıEh yani, beğenecek tarafını da beğenmeyecek tarafını da bulamadım. Pek bir şey hissettirmedi. Artık zaten Marvel filmlerinden beklentim yok. Bu da ortalama bir Marvel filmiydi.
Spoiler!!!
Filmin sadece Kang kısımları güzeldi. Bir de Scott çekirdeğe ulaşırken tepeye ulaşma sahnesini sevdim. Gerisi klişeydi. Şaşırtan bir şey olmadı.
Yavaş akmasına rağmen son anına kadar izlemekten asla sıkılmadım. Konusu aşırı merak uyandırıcıydı ve çok güzel işlenmişti. Muhtemelen her şey finale bağlanmadan asla izlemeyi bırakamam. Diğer sezonlarını bekliyorum artık. Çok profesyonel çekilmiş bir diziydi, her özelliği mükemmeldi. Özellikle introsuna bayıldım.…devamıYavaş akmasına rağmen son anına kadar izlemekten asla sıkılmadım. Konusu aşırı merak uyandırıcıydı ve çok güzel işlenmişti. Muhtemelen her şey finale bağlanmadan asla izlemeyi bırakamam. Diğer sezonlarını bekliyorum artık.
Çok profesyonel çekilmiş bir diziydi, her özelliği mükemmeldi. Özellikle introsuna bayıldım. Kesinlikle tavsiye ederim.
İsminden ve kapağından dolayı gerilim türü bir kitap bekliyordum. Okumaya başlayınca felsefe kitabı olduğunu gördüm, ilk başta yanlış beklenti yüzünden bir hayal kırıklığı oldu ama sonra gerçekten sevdim. Batılılaşma süreci; Doğu felsefesi, yaşam stili hakkında bana yeni çok bakış açısı…devamıİsminden ve kapağından dolayı gerilim türü bir kitap bekliyordum. Okumaya başlayınca felsefe kitabı olduğunu gördüm, ilk başta yanlış beklenti yüzünden bir hayal kırıklığı oldu ama sonra gerçekten sevdim. Batılılaşma süreci; Doğu felsefesi, yaşam stili hakkında bana yeni çok bakış açısı kazandırdı. Bu kadar kısa bir kitaptan bu kadar verim alacağımı düşünmezdim.
"...Doğu'da Batı'dakinden tamamen farklı, bağımsız bir bilim geliştirmiş olsaydık toplumumuz günümüzde nasıl da farklı olurdu diye düşünmeden edemem. Bağımsız bir fizik ve kimyamız olsaydı, bunlara bağlı bir teknolojimiz, sanayimiz ve özünde bambaşka gelişmelerimiz olmaz mıydı? Çeşitli gündelik aletler, ilaçlar ve zanaat ürünleri ulusal karakterimize uyumlu olacak şekilde ortaya çıkmaz mıydı? Belki fizik ve kimyanın ilkeleri Batılıların anlayışından farklı olur ve ışığa, elektriğe veya atoma dair hakikat ve yeterlilikler kendilerini bize öğretilenlerden farklı bir biçimde gösterirlerdi.
Bilimsel konular hakkında bir bilgim olmadığı için elbette tek yaptığım ahmakça hayallerimden söz etmek. Lakin En azından pratik icatlar bağımsız bir yol izleyebilseydi; bunun günlük hayatımızda hatta devlet, din, sanat ve sanayi üzerinde büyük bir etkisi olurdu. Doğu kendine has bir evren inşa etmiş olabilirdi."
"Benim esas şikayetim nu düşünmemizin bir sakıncası yok. Batılılar aşamalardan geçerek günümüze ulaşmışken, biz üstün bir medeniyetle karşılaşıp onu kabul etmek zorunda kaldık. Bedel olarak binlerce yıllık gelişimimizin çizdiği yoldan ayrılmamız gerekti."
"Bizler parlayan şeyleri hiç sevmiyor değiliz. Yalnızca sığ ve berrak şeylerden ziyade derin ve gölgeli şeyleri tercih ediyoruz. İster doğal taş ister insan yapımı ürünler olsun, her halükarda bize zamanın pırıltısını hatırlatan o bulanık ışığı tercih ediyoruz."
"...biz Doğulular en ücra yerlerde gölgeler oluşturur, onlardan güzellikler yaratırız."
"İyi de neden karanlığın içinde güzellik arama eğilimi sadece Doğulularda güçlüdür?"
"Ben bile çağımızın bize sunduğu güzelliklerinin fazlasıyla idrakindeyim. Artık ne söylersek söyleyelim, Japonya çoktan Batı'nın çizgisinden gitmeyi seçti, yaşlıları geride bırakmak ve ilerlemekten başka çaresi yok."
Aşırı güzeldi. Sıfır beklentiyle girdim ama çok beğenerek bitirdim. Bu sene Disney'i DreamWorks'e göre çok daha kötü bulduğunu söylemişti herkes. O kadar da fark olamaz, çizmeli kediyle ne kadar güzel bir film çıkar ki diye düşünüyordum ama feci yanılmışım. Gerçekten…devamıAşırı güzeldi. Sıfır beklentiyle girdim ama çok beğenerek bitirdim. Bu sene Disney'i DreamWorks'e göre çok daha kötü bulduğunu söylemişti herkes. O kadar da fark olamaz, çizmeli kediyle ne kadar güzel bir film çıkar ki diye düşünüyordum ama feci yanılmışım. Gerçekten Red filminden katbekat güzeldi.
Hikayedeki kötü karakterler, işleniş, akıcılık, ana karakterler ve gelişimleri vesaire hepsi çok iyiydi. Duygular feci geçiyordu, çok iyi yansıtmışlar. Çok anlamlı bir film de olmuş. Filmin anlattıklarıyla gerçek hayat arasında bu kadar bağ kurabildiğim için duygular bu kadar çok geçmiş olabilir. Bir animasyonun bana yeni bakış açıları kazandırması mükemmel.
Ayrıca filmin çekim açıları varmış gibi değişik değişik açılardan, orijinal şekilde çizilmiş sahneleri, hafif çizgi romansı efektleri ve duyguların geçmesini destekleyen arka plan çizimleri filmin animasyon kısmını da aşırı beğenmemi sağladı. Zaten bu bahsettiğim özelliklerin olduğu diğer iki animasyon (Arcane, Spiderverse) da favori animasyonlarımdır. İyi olacak animasyon çizim tarzından belli oluyor diyebilir miyiz :)
Bir animasyondan beklediğim her şey ve daha fazlası vardı. Çok beğendim, kesinlikle tavsiye ederim.
Cosmere evreninde hikayesi çizgi roman serisi olarak yayınlanan tek gezegen ve iyi ki de tek çünkü ben çizgi roman olmasını pek sevmedim. Sanki konu harcanmış gibi olmuş. Çizgi roman olduğundan diyaloglar, düşünceler çok kısıtlıydı. Bir şeyler oldu, birileri girdi çıktı…devamıCosmere evreninde hikayesi çizgi roman serisi olarak yayınlanan tek gezegen ve iyi ki de tek çünkü ben çizgi roman olmasını pek sevmedim. Sanki konu harcanmış gibi olmuş. Çizgi roman olduğundan diyaloglar, düşünceler çok kısıtlıydı. Bir şeyler oldu, birileri girdi çıktı ama pek içime sinmedi. Bağlanamadım hikayeye. Ana karaktere bile pek sempati kuramadım, kısa sürede okudum bitti gibi bir şey oldu.
Sanderson'ın ilerde roman halini de çıkarma gibi bir ihtimali varmış galiba. O halini okusam çok daha fazla severdim diye düşünüyorum. Çünkü zaten benim sevdiğim şey genel olarak Sanderson'ın tarzı, evrenlerinin detayları, karakterlerinin kişilikleri... Ama çizgi roman olarak bunların hiçbirinin doğru düzgün işlenemediğini düşünüyorum.
Not: Sanderson kısa hikayeleri derlediği Sınırsız Arcanum kitabının içinde Beyaz Kum'un hikaye taslağını yayınlamış. Ordan hikaye şeklinde okuyunca her zaman olduğu gibi yine Sanderson'ın kurduğu evrene kapılıp gittim. Kitap olsaydı dileklerim boşa değilmiş. Ama ne yazık ki çizgi roman olarak çoktan basıldığı için hikayenin sadece küçük bir kısmını yayınlayabilmiş :')
Çok güzeldi, izlerken aşırı eğlendim. Keşke çok daha fazla bölüm olsaydı, beş bölüm yetmedi. Sesini kapatıp bakarsanız aşırı sıradan bir belgesel gibi gözüküyor ama sunucunun anlatımı diziyi mükemmelleştirmiş. Güldüğüm çok yer oldu, hem de dünya tarihini çok üstünkörü olsa da…devamıÇok güzeldi, izlerken aşırı eğlendim. Keşke çok daha fazla bölüm olsaydı, beş bölüm yetmedi.
Sesini kapatıp bakarsanız aşırı sıradan bir belgesel gibi gözüküyor ama sunucunun anlatımı diziyi mükemmelleştirmiş. Güldüğüm çok yer oldu, hem de dünya tarihini çok üstünkörü olsa da yeniden gözden geçirmiş oldum. Böyle hem kültürlendiren hem eğlendiren yapımları seviyorum. Çok güzel bir proje olmuş. Diane Morgan'ın Cunk rolünde oynadığı diğer yapımları da izleyeceğim. Bu yapımı da kesinlikle tavsiye ederim.
Güzel kitaptı, beğendim ama bayılmadım. Sarı Duvar Kağıdı hikayesini gerçekten sevdim ama diğer tüm hikayeleri ortalamanın sadece biraz üstünde buldum. Zaten hepsi çok kısalardı o yüzden verdiğim zamana yine de değdiler. Ama hiç korkmadığımı söylemeliyim. Sarı Duvar Kağıdı hikayesinin sonunda…devamıGüzel kitaptı, beğendim ama bayılmadım. Sarı Duvar Kağıdı hikayesini gerçekten sevdim ama diğer tüm hikayeleri ortalamanın sadece biraz üstünde buldum. Zaten hepsi çok kısalardı o yüzden verdiğim zamana yine de değdiler. Ama hiç korkmadığımı söylemeliyim. Sarı Duvar Kağıdı hikayesinin sonunda hafif ürperdim sadece. Aslında klasik korku unsurlarına sahipti hikayeler ama bence anlatış biçimi pek atmosfere sokmuyordu. O yüzden duyguları hissedemedim. Bunda yazarın bazen biraz fazla mesaj verici davranması da etkili olmuş olabilir.
Bence Sarı Duvar Kağıdı hikayesinin hatrına alınıp okunabilir. Korku hikayesi olarak değil ama deliriş süreci olarak dört dörtlük bir hikayeydi. Ama geri kalan hikayelerin çok da bir olayı yoktu. Yine de kısa bir şeyler okumak istediğinde iyi gider.
Animesini izleyip beğendiyseniz kesinlikle bu filmi de izlemeden geçmeyin. Animesinden aşağı kalır yanı yoktu, bayağı güzeldi. Animesinde göndermeler de var zaten filmine. Sevdiğim karakterler (Chuuya, Dazai, Mori & Fukuzawa ikilisi) ön plandaydı, o yüzden izlemesi benim için çok keyifliydi.
Sevdiğim animelerden biridir, yeni sezonu çıkmaya başlayınca hiçbir şey hatırlamadığımı fark edip baştan izledim ve çok keyif aldım. İlk sezonlar havası daha lakaytmış bence, chibi tarzına vesaire daha çok kayıyormuş. Sonradan daha ciddi bir havaya büründüğünü düşünüyorum, ben ciddi havalı…devamıSevdiğim animelerden biridir, yeni sezonu çıkmaya başlayınca hiçbir şey hatırlamadığımı fark edip baştan izledim ve çok keyif aldım. İlk sezonlar havası daha lakaytmış bence, chibi tarzına vesaire daha çok kayıyormuş. Sonradan daha ciddi bir havaya büründüğünü düşünüyorum, ben ciddi havalı hallerini daha çok seviyorum. Ama aralardaki chibi tarzıyla o komik sahneler de (az oldukça) hoşuma gidiyor.
Bu anime benim Japon edebiyatına bu kadar heveslenmemin sebebi. Karakterlerin hepsinin isimleri yazarlardan geliyor ve yazarların gerçek karakterlerinden esinlenmiş parçaları var. Aşina olduğum yazarlarla ilgili her göndermeyi anladığımda kendi kendime çıldırıyorum, aşırı hoşuma gidiyor bu göndermeler. Bu olay olmasa animeyi muhtemelen çok daha az severdim.
Animenin en hoşuma giden özelliği karakter skalası, çok çeşitli, renkli ve ilgi çekici. Animede nefret edebildiğim bir karakter yok, hepsini izlemeyi de, kişiliklerini de seviyorum. "Kötü" karakterlere bile sempati duymak arada bir kafa karışıklığı yapıyor. Ama zaten animenin de istediği bu tür bir şey. İki ana taraf, Liman Mafyası ve Silahlı Dedektiflik Ajansı savaş ve ittifak arasında gidip geliyor. İyiler tamamen iyi değil, kötüler tamamen kötü değil; hepsi kendi bakış açılarına göre yaşıyorlar ve bence mantıklı olmasının sebebi de bu. Gerçek hayatta da keskin bir iyi-kötü ayrımı yok.
Hoşuma gitmeyen yanlarına gelirsem, ana karakterin çoğu yan karakterden daha az sempatik, ön planda olması pek hoşuma gitmiyor. Ayrıca galiba mangasının daha çok okunması için animeyi biraz karmaşıklaştırmışlar, aceleye getirmişler gibi hissettim. Bazı olaylar çok açıklanmadan, çok üstünkörü geçildi. Benim birlikte izlediğim altyazı da çok kötüydü, o yüzden koptuğum çok yer oldu. Hele de anime bu yazar göndermeleri yüzünden çok alıntı yapıyor, felsefi cümleler oluyor arada, kötü altyazı çevirisiyle bu hiç çekilmedi.
Favori karakterlerim sırasıyla Chuuya, Rampo, Mori, Lovecraft. Lovecraft karakterine sempatim yazarın namı yüzünden, yoksa aslında karakterin pek özelliği yoktu. Bayağı bir yazdım, bu animeyi düşündüğümden daha çok seviyorum galiba. Fantastik güçleri olan insanlarla ilgili yapımları genel olarak severim zaten. Çizimleri de güzel olunca düşmemek elde değil :)
4. Sezonu bomba gibi olmuş. 5. de iyi başladı şu an. Tavsiye ederim. Birazcık Japon edebiyatı, birazcık dünya edebiyatı okuduysanız karakterleri, konusu ilgi çekici gelecektir bence.