Birinci Cilt: İlk kitap hiç beklemediğim kadar ayrıntılı bir evrene sahipti ve kesinlikle her bakımdan Sissoylu serisinden çok daha sağlam, ağırdı. Hem evreni, hem olayları, karakterleri vesaire... Sissoylu da çok özgün bir seri olsa da bu serinin evreni tamamen farklı…devamıBirinci Cilt:
İlk kitap hiç beklemediğim kadar ayrıntılı bir evrene sahipti ve kesinlikle her bakımdan Sissoylu serisinden çok daha sağlam, ağırdı. Hem evreni, hem olayları, karakterleri vesaire... Sissoylu da çok özgün bir seri olsa da bu serinin evreni tamamen farklı bir seviyeydi. Hem bu kadar özgün hem bu kadar ayrıntılı bir evren beklemiyordum açıkçası. Bir Zaman Çarkı hissi de almadım değil.
Şu ana kadar ilk cilt adına kitapta tek eksikliğini hissettiğim şey karakterlerin arzuladığı büyük bir misyon. Hiçbir karakter belli, büyük bir hedefe kilitlenmiş vaziyette değil. Bu durum da bende bir amaçsız okuma hissiyatı oluşturdu. Birden çok karakterin de hikayesini aynı anda okuduğumuzdan daha da gözüme battı. Ama şimdilik kötü bir şey değil benim için. Çünkü seri çok geniş, daha yedi cilt, artı yan hikayeler var. O yüzden şimdilik tam olarak hikayeye giriş yapılmaması gayet normal. Belli ki evren gibi hikaye de aşırı ayrıntılı ve sağlam ilerleyecek. Beklentim çok, umarım karşılanır. (Not: Karşılandı.)
"Bir hekim olmak istediğinden emin değildi ve aniden hayatın onu olması için zorladığı şey yüzünden boğuluyormuş gibi hissetti."
"Mutluluk geçer. Çoğu zaman kısadır; bu yüzden de onu anlamakla, onun tadını çıkardığımızdan daha fazla zaman harcarız."
İkinci Cilt:
Muhteşemdi. Sanderson'ın yazdığı her kitap finali gibi bu kitabın finali de müthiş yazılmış. Ben artık diyecek bir şey bulamıyorum. Ama biliyorum ki okuduğum onca fantastikten sonra, artık Sanderson ve bu seri favorim. Zaman Çarkı'nı aşacak bir seri olacak bence. Hepsini okumadan tam karar vermeyeceğim ama şimdiye kadar Cosmere için hiç hayal kırıklığı yaşamadım.
"Zaten bir uçurumun eşiğinde duruyordun, diye düşündü Kaladin kendi kendine. Daha da yüksek bir dağa tırmanmak zorunda mıydın?"
"Bir fırtına, ister bir insandan, isterse de gökyüzünden gelsin, tepki verebileceğin bir şeydi. Ama bu boğulma, bu hayatın yavaş ve düzenli bir şekilde söndürülmesi... Bu çok ama çok daha kötüydü."
"Çaresizlik, nefret, kayıp, hüsran, dehşet. Hangi adam bu şekilde yaşayabilirdi? Bir hekim olmak, bazılarını kurtarmak için yetersiz olacağını bilerek yaşamak? Başka adamlar başarısız olduğu zaman, bir tahıl tarlasına solucanlar dadanırdı. Bir hekim başarısız olduğu zaman ise birisi ölürdü."
"Bir hikaye birisinin aklında hayal edilmediği sürece yaşamaz...Bir hikayenin amacı sana nasıl düşüneceğini söylemek değil üstünde düşüneceğin sorular sormaktır. Biz bunu fazla sık unutuyoruz."
"Sona varmak huzurdu ama yaşamak... O bir fırtına."
"Kalbimizin derinliklerinde, erdemliliğe ve büyük başarılara inanmayı ve onları seçmeyi istiyoruz. İşte bu yüzden yalanlarımız, özellikle de kendi kendimize söylediklerimiz, bu kadar güzel."