"Acı çekmek demekmiş asıl şimdi anlıyorum. Acı çekmek bayılana kadar dayak yemek değildi, ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak demek değildi. Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan anlatmadan arzulatan bir şeydi. Kolları, başı hep dermansız…devamı"Acı çekmek demekmiş asıl şimdi anlıyorum. Acı çekmek bayılana kadar dayak yemek değildi, ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak demek değildi. Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan anlatmadan arzulatan bir şeydi. Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür tarafa dönme isteğini bile söndüren bir şey. "
~ Şeker Portakalı
Bazı geceler vardır; Güzlerin kapalıdır, aklın bulanık... Uyuyamazsın, ama uyanık değildir de zihnin.Kendi hayatının kabusundan uyanmak için uyursun. - Ölüme Fısıldayan Adam
Dostoyevski, ölmeden önce 14 sene önce Anna Grigorievna ile evlendi. Anna kocasından şöyle bahsediyor; " Öyle göz alıcı bir güzelliğim yoktu. Ne özel bir yeteneğim ne de sıradışı bir zekam vardı, düz bir eğitim almıştım. Buna karşın; zeki, üstün yeteneklere…devamıDostoyevski, ölmeden önce 14 sene önce Anna Grigorievna ile evlendi. Anna kocasından şöyle bahsediyor;
" Öyle göz alıcı bir güzelliğim yoktu. Ne özel bir yeteneğim ne de sıradışı bir zekam vardı, düz bir eğitim almıştım. Buna karşın; zeki, üstün yeteneklere bir erkekten büyük saygı görüyor, neredeyse tapılıyordum..."
14 yıllık evliliğin sonunda Dostoyevski, ölürken ona şöyle dedi:
" Seni şimdiye kadar hep tutkuyla sevdim. Hiç aldatmadım, düşüncede bile..."