Bu aralar engellilik konulu bir makale üzerinde çalıştığım için film listemde de yer alan Big World filmini izlemek istedim. Film engelli insanların kamusal alanlarda geri planda bırakılmasını ve insanların “normal insan” algısı yüzünden ötekileştirilmesini bir engelli gözünden anlatıyor. Toplumun engelli…devamıBu aralar engellilik konulu bir makale üzerinde çalıştığım için film listemde de yer alan Big World filmini izlemek istedim. Film engelli insanların kamusal alanlarda geri planda bırakılmasını ve insanların “normal insan” algısı yüzünden ötekileştirilmesini bir engelli gözünden anlatıyor. Toplumun engelli insanlara yaklaşımını da eleştiren film, medyada oldukça ses getirmişti. Zaten filmin kendisi kadar kamera arkası da uzun süre konuşulmuştu. Oyuncunun kamera arkası set ekibini bile ağlattığı bu film izlenmeye değer. Ayrıca filmin gerçek bir hayat hikayesinden uyarılması ve oyuncunun canlandırdığı kişinin film setini ziyaret etmesi, filmi çok daha özel ve anlamlı kılıyor.
Spoiler içeriyor
Gerilimi güzel ve etkileyiciydi. Ne olacağını az çok tahmin ediyorsunuz ama tahmininiz çıkmıyor, en azından benim çıkmadı. Her sahnesi merak uyandırıcı ve sürükleyiciydi. Film süresince hiç sıkılmadım, her sahne filmi daha anlamlı kılmıştı. Boş sahne yoktu açıkçası. Adama çok acıdım,…devamıGerilimi güzel ve etkileyiciydi. Ne olacağını az çok tahmin ediyorsunuz ama tahmininiz çıkmıyor, en azından benim çıkmadı. Her sahnesi merak uyandırıcı ve sürükleyiciydi. Film süresince hiç sıkılmadım, her sahne filmi daha anlamlı kılmıştı. Boş sahne yoktu açıkçası.
Adama çok acıdım, çok üzüldüm. Karısı ve kızını ararken dikkate alınmaması çok kırıcıydı (ben bile kırıldım yani).Özellikle hastane çalışanları beni delirtti. Bu yüzden adama ister istemez çok üzüldüm. Sonlara doğru olay çözülmeye başlayınca açıkcası çok şaşırdım, birkaç tahminim vardı ama finali beni benden aldı diyebilirim. Bu sebeple kesinlikle önerebileceğim bir film oldu.
Psikolojik, gerilim türünü seviyorsanız bakabilirsiniz 👍
Spoiler içeriyor
Film bana göre çok üstün körü ele alınmış ve olaylar geçiştirilmişti. Çoğu sahne anlamsız ve öylesineydi. Konu, prodüksiyon ve çekim çok iyiydi ama konunun işleniş şekli, karakterlerin derinliği vs. çok havada kalmıştı. Eğer bir dizi olarak ele alınsaydı çok daha…devamıFilm bana göre çok üstün körü ele alınmış ve olaylar geçiştirilmişti. Çoğu sahne anlamsız ve öylesineydi. Konu, prodüksiyon ve çekim çok iyiydi ama konunun işleniş şekli, karakterlerin derinliği vs. çok havada kalmıştı. Eğer bir dizi olarak ele alınsaydı çok daha kaliteli ve derinliği olan bir yapım ortaya çıkabilirdi.
Canavar ve yaratıcısının (Victor) son sahnesi öyle saçmaydı ki, dedim n'oldu? Daha birkaç saat önce öldürmekle tehdit ettiğin yaratıcınla ve öldürmeyi düşündüğün canavarınla nasıl baba-oğul olmaya karar verdin? Dedim ya çok yüzeysel bir karakter gelişimi vardı. Duygular bu yüzden tam geçmedi. Hele o Elizabeth, o kadına girmek bile istemiyorum. Canavara aşık olması ve nişanlısının kardeşiyle olan münasebeti falan... Böyle ayran gönüllü de olunmaz be Elizabeth.
Çok kaliteli bir iş çıkabilecekken senaryo azizliğine uğramış diye düşünüyorum. Çünkü konu gerçekten etkileyici ve merak uyandırıcı. Lakin derinliği olmayan bir iş olmuş. Siz yinede izleyin ama 😄
Film, İtalyan yönetmen Roberto Benign'in hem yönettiği hem de başrolünü oynadığı 1997 yapımı İtalyan dram filmidir. Film II. Dünya Savaşı zamanında karısı ve oğlu ile birlikte Yahudi kamplarına götürülen Yahudi bir babanın ve peşinden giden İtalyan bir annenin, çocuğunu korumak…devamıFilm, İtalyan yönetmen Roberto Benign'in hem yönettiği hem de başrolünü oynadığı 1997 yapımı İtalyan dram filmidir. Film II. Dünya Savaşı zamanında karısı ve oğlu ile birlikte Yahudi kamplarına götürülen Yahudi bir babanın ve peşinden giden İtalyan bir annenin, çocuğunu korumak için yaptıklarını anlatıyor.
Yahudi soykırımının acı yüzünü gözler önüne seren ve bir babanın o acı anlarda dahi çocuğuna 'hayatta iyi şeyler vardır' öğüdünü yaşatmaya çalışan dram ağırlıklı bir filmdi. Özellikle babanın toplama kampında çocuğuna oyun içinde olduklarını ve eğer oyunu kazanırlarsa tank ödülü alacaklarını söyleyerek hayatın gerçeklerinden uzaklaştırmaya çalışması yaşanılan dönemin acı yüzünü izleyicilere göstermektedir.
İzlerken aklıma The Pianist filmi de gelmişti. O film de yahudi soykırımını ele almış çarpıcı filmlerdendi. Gel gelelim ki yahudi soykırımını en acı şekilde yaşayan toplumların günümüzde bu kadar vurdumduymaz ve acımasız olması trajikomik bir hadise vesselam.
Dram ağırlıklı film izleyenler için önerebilirim. Aile ile izlenebilecek sayılı filmler arasında da yer alabilir.
İzlemek isteyenlere iyi seyirler.
Desert Flower (Çöl Çiçeği), oldukça acı dolu bir hayata doğan Waris Dirie'nin 2009 yapımlı biyografik bir filmidir. Acı dolu bir hayat dedim çünkü; Waris Dirie, küçük bir kız çocuğuyken sünnet edilmek zorunda bırakılan bir kabilede dünyaya geliyor. Waris, kadınlara değer…devamıDesert Flower (Çöl Çiçeği), oldukça acı dolu bir hayata doğan Waris Dirie'nin 2009 yapımlı biyografik bir filmidir. Acı dolu bir hayat dedim çünkü; Waris Dirie, küçük bir kız çocuğuyken sünnet edilmek zorunda bırakılan bir kabilede dünyaya geliyor. Waris, kadınlara değer verilmeyen, sünnet edilmek zorunda bırakılan, sünnet olmayanları namussuz olarak gören ve örseleyen bir toplumda yetişmiştir. Tüm bunları geride bırakmak ve özgürce yaşamak için Londra'ya kaçabilen Waris Dirie'nin hayatı ne kadar şu an daha iyi durumda olsa da, Londra'ya ilk geldiğinde de çeşitli zorluklarla karşılaşmıştır. Bu zorlukları kurduğu dostluklar ile atlatan ve ünlü bir model olmayı başaran Waris Dirie'nin yaşam öyküsünü anlatan bu film, izleyici de oldukça çarpıcı ve etkileyici bir izlenim bırakıyor.
Waris Dirie, şu an ünlü bir model olmasının yanı sıra Birleşmiş Milletler'de İnsan Hakları elçisi olarak görev almaktadır.
Azim ve başarıya doğru giden bir film arıyorsanız, Waris Dirie'nin bu biyografik filmini kesinlikle izlemelisiniz.
Bilim kurgu, fantastik ve aksiyon severlerin sevebileceği çıtır çerezlik bir diziydi. Temposu ara ara düşsede, merak uyandıran ve seyrettiren bir havası vardı. Finali beni tatmin etmese de izlerken keyif aldığım bir dizi oldu. Bana göre bazı konular (virüsün ilacı vs.)…devamıBilim kurgu, fantastik ve aksiyon severlerin sevebileceği çıtır çerezlik bir diziydi. Temposu ara ara düşsede, merak uyandıran ve seyrettiren bir havası vardı. Finali beni tatmin etmese de izlerken keyif aldığım bir dizi oldu. Bana göre bazı konular (virüsün ilacı vs.) havada kalmıştı. Net bir sonuç yok gibi hissettim. Tüm bunlar dışında her bir melez çocuğa bayıldım. Yani özellikle domuz kızı çok sevdim, al büyüt o derece yani 🤭
'Dünya melezlerin mi yoksa insanların mı olmalı?' aslında dizinin son bölümleri bu sorunun cevabını arıyordu ve kendince bir cevap yani son yazmışlardı. Keyifli, sürükleyici ve sempatik bir diziydi. Bu tarz dizileri sevenler eminim keyif alacaklardır. Şimdiden iyi seyirler diliyorum.
Gereksiz uzatıldığını ve ara ara temposunun düştüğünü düşündüğüm için puan kırdım. Onun dışında her şey güzeldi. Tavsiye ederim.
Spoiler içeriyor
Sosyal medyada karşıma çıkan bu film, psikoloji içermesi sebebiyle hemen ilgimi çekmişti. İlk bulduğum anda da izledim. Obsesif Kompulsif Bozukluk takıntıları olan altı kişi alanında oldukça başarılı olan ünlü psikiyatr Orhan Kerim Baykal'dan aynı gün aynı saate randevu almışlardır. Bekleme…devamıSosyal medyada karşıma çıkan bu film, psikoloji içermesi sebebiyle hemen ilgimi çekmişti. İlk bulduğum anda da izledim.
Obsesif Kompulsif Bozukluk takıntıları olan altı kişi alanında oldukça başarılı olan ünlü psikiyatr Orhan Kerim Baykal'dan aynı gün aynı saate randevu almışlardır. Bekleme odasında psikiyatrı beklerken tanışan ve birbirlerine yardımcı olan bu altı kişi o gün psikiyatr ile görüşemezler ama birbirleriyle ve takıntılarıyla nasıl başa geçebilirler onu öğrenirler. Oldukça keyifli ve akıcı bir filmdi. İzlerken sıkılmadım, aksine büyük bir farkındalık kazandım. Ne kadar dikkat ettiğimizi söylesek de hayatımızda sıklıkla böyle takıntıları olan insanlar var ve ne kadar fark edebiliyoruz, bilinmez. Özellikle filmin sonu çok güzel bir ters köşe ile bitti, hiç beklemiyordum ve aşırı keyiflendim. Birde asansörde kalan adam ile ilgili bir tahminim vardı ama o ters köşe ile tahminlerimin doğru olmadığını anladım. Sonra öğrendim ki o adam da takıntısı olduğu için içeriden çıkamayan başka birisiymiş. Bu minik detaylarda filmi güzel kılan sahnelerdi. Film içinde içerdiği ağır küfür ve cinsel imgeler (takıntıdan dolayı istemsizce gelişen) yüzünden +18 şeklinde izlenmelidir diye düşünüyorum.
Tüm bunlar dışında keyifle izlediğim ve beğendiğim bir film oldu. Herkese rahatlıkla önerebilirim ✨️
"Gerçek akıl, ilahibî bir mevhibedir; aşka, sonsuza, feragata kanatlandırır bizi. İnsanı maddeye ve rakama zincirleyen bu miskin meleke, yabancı bir Tanrıdır: düşmanlarımızın Tanrısı." (s.182) "Denize atılan bir şişe her kitap. Asırlar, kumsalda oynayan birer çocuk. İçine gönlünü boşalttığın şişeyi belki…devamı"Gerçek akıl, ilahibî bir mevhibedir; aşka, sonsuza, feragata kanatlandırır bizi. İnsanı maddeye ve rakama zincirleyen bu miskin meleke, yabancı bir Tanrıdır: düşmanlarımızın Tanrısı." (s.182)
"Denize atılan bir şişe her kitap. Asırlar, kumsalda oynayan birer çocuk. İçine gönlünü boşalttığın şişeyi belki açarlar belki açmazlar." (s.267)