Kitabı kadar içine çeken bir film olmadı benim için. Kitabını okurken işte gerçek bir yeraltı edebiyatı diyorsunuz. Kitabı ağır çocukluk travması olanların okumaması ya da bu bilinçle okuması gerekir diye not almıştım 2016 yılında bitirdiğimde. Film nasıl olur da bu…devamıKitabı kadar içine çeken bir film olmadı benim için. Kitabını okurken işte gerçek bir yeraltı edebiyatı diyorsunuz. Kitabı ağır çocukluk travması olanların okumaması ya da bu bilinçle okuması gerekir diye not almıştım 2016 yılında bitirdiğimde.
Film nasıl olur da bu kadar iyi yapılamaz şaşkınım.
İnsanın temiz fıtrat üzere doğduğunun ve özellikle anne babanın öneminin bir kez daha altını çizildiği bir film. İnsanın bile bile kötüye gidişatını anlatırken; bir yandan da gördüğü şeye, duyduğu sese evrilmemesi, zehirlenmemesinin hakikaten zor bir iş olduğunu anlatıyor ama insan olmanın alâmet-i farikası da bu ya iyiye, güzele, doğruya evrildiğin sürece "insan"sın yoksa hayvandan ne farkımız kalır.
Filmin isminin neden Daha olduğunu kitapta bulabilirsiniz, filmde değil.
Bir annenin, bakım veren biri olarak yetişkin bir insan hayatındaki önemine dair enfes bir film. Kız anne hesaplaşmasının olduğu sahne filmin bel kemiği.O nedenle sakın başlarda sıkılıp bırakmayın. Ah be kadın! İnsan hiç mi değişmez dedirttin. Ağız tadıyla sana onca…devamıBir annenin, bakım veren biri olarak yetişkin bir insan hayatındaki önemine dair enfes bir film. Kız anne hesaplaşmasının olduğu sahne filmin bel kemiği.O nedenle sakın başlarda sıkılıp bırakmayın.
Ah be kadın! İnsan hiç mi değişmez dedirttin. Ağız tadıyla sana onca zaman biriktirdiği duygularını boşaltmasına izin vermedin. Resmen bencillik ettin sonunda ve kızını suçluluk duygusu ile baş başa bıraktın ya inan ağlamamak elde değildi ama sinirimden.
Filmin sonunda aslında hiç bir şeyin değişmediğini bilmek çok üzücüydü ve kendimi anne olacak kişiye öfkelenirken buldum tıpkı kızı gibi.
Muhakkak izleyin,izletin.
Ergenleri anlamak gibi bir derdi olan kişilerin okuması gereken bir yüksek lisans tezi. Her ne kadar Azerbaycan'daki ergenlerle yapılan görüşmeleri içerse de kitap, dert aslında hep aynı her yerde. Sağlıklı bir bireyin oluşmasında sağlıklı iletişimle bezenmiş güzel bir ailenin önemini…devamıErgenleri anlamak gibi bir derdi olan kişilerin okuması gereken bir yüksek lisans tezi. Her ne kadar Azerbaycan'daki ergenlerle yapılan görüşmeleri içerse de kitap, dert aslında hep aynı her yerde.
Sağlıklı bir bireyin oluşmasında sağlıklı iletişimle bezenmiş güzel bir ailenin önemini daha bir anlayacağınız güzel bir çalışma olmuş.
Ergenlik ikinci ikinci yaş derler ya hani bu ikinci yaş da bizim bebek topuklayarak cidden evden mi kaçıyor yoksa iç ve dış huzursuzluğundan mı? Çözüm yolları neler olabilir? Uzman görüşleri nelerdir? diye merak ediyorsanız kitabı muhakkak edinin.
İyi okumalar..
Kendiyle çalışan,sorunu olan kişiler için tadımlık bir film. Julia Roberts'in mimikleri ile film boyut atlamış. İnsanın iç ve dış yolculuğu bazen her şey yolunda gibi gözüktüğünde başlar. Her şeyi var ama iç huzuru olmayan birinin içsel yolculuğuna şahitlik ediyoruz filmde.Böyle…devamıKendiyle çalışan,sorunu olan kişiler için tadımlık bir film. Julia Roberts'in mimikleri ile film boyut atlamış.
İnsanın iç ve dış yolculuğu bazen her şey yolunda gibi gözüktüğünde başlar. Her şeyi var ama iç huzuru olmayan birinin içsel yolculuğuna şahitlik ediyoruz filmde.Böyle bir sorgulama anında ve Tanrısına göz yaşları içinde yakarışı ile film başlıyor aslında.
Batı ve Doğu insanın birbirinden çok da uzak olmadığını, hepimizin ortak insansı dertleri olduğunu düşündüm bir an ama Doğu insanın bu tür içsel dertleri yaşamaya bile fırsatının verilmediğini düşününce vazgeçtim bu düşüncemden ne yazık ki.( Bknz. Filistin, Doğu Türkistan,Suriye, Irak, Afganistan...) Ama şunu gördüm ki fiziksel olarak hayatta kalmaya çalışan insanın iç huzur dengesi Batı'dakinde kısmen yok; çünkü yaşamanın,huzurla tek bir nefes almanın kıymetini bilmiyorlar üstlerine her gün bomba yağmadığı için.
Filmde kendini ve dengesini arayışta olan bir ruh, İtalya'dan sonra kendisini Hindistan'da buluyor ve kendini bir ermişe teslim ediyor.İkisinin arasındaki ilişkiyi bizdeki mürid-mürşid ilişkisine benzettim. Orada da teslim olmak lazım ki benim gibi inatçı ruhlara nasip olmuyor bu tür bir ilişki,belki de iyi ki, bilemiyorum.
İlahî aşka varmak için kul aşkından geçip yanmak lazım,muhabbet lazım, yanıp yanıp sönmek lazım ki o dengeyi bulasın. Bunun için de korkmamak,cesur olmak lazım demiş bilginler,alimler ve dahi gurular.
Su Üstüne Yazı Yazmak adında bir kitapta okumuştum; yanılıyor da olabilirim: Aramakla bulunmaz ama bulanlar da arayanlardır!diyordu bu kitap. Film bu cümlenin görselleştirilmiş hali gibi.
Çok yazasım var film üzerine ama kesmek istiyorum burada ve filmden bir replikle veda ediyorum.
" İyi günler, öpsün seni güvercinler."
Ciğerden güldüğünüz günleriniz olsun.
Nizam Namidar adlı oyuncuyu keşfettiğim, ülkemiz tarihine kuş bakışı bakan ve farkında olmadığımız kimlerin ne acılar çektiğini gösteren 2017 yılı yapımı bir dizi. Normalde bu tür dizi sevmem ama bu dizi beni başka diyarlara götürmüştü tvde yayınlanırken izlediğimde. Şimdi dünyanın…devamıNizam Namidar adlı oyuncuyu keşfettiğim, ülkemiz tarihine kuş bakışı bakan ve farkında olmadığımız kimlerin ne acılar çektiğini gösteren 2017 yılı yapımı bir dizi.
Normalde bu tür dizi sevmem ama bu dizi beni başka diyarlara götürmüştü tvde yayınlanırken izlediğimde. Şimdi dünyanın bir yanında bir ülke ölüm kalım savaşı verirken aklıma düştü.
Yönetmenini başka eserlerinden tanıyordum ve o amaçla izlemeye karar vermiştim.Ve beni bu dizide de yanıltmadı ve zaten kaliteli bir yapım olduğu için de çok tutunamadı tvde. Malûm bizde hiç bir başarı cezasız bırakılmaz.
Böylesi bir dizide manevî değerlerimizin işlenişi özellikle beni ayrı bir etkiledi,vurdu kırdının ötesinde bir şeydi.
Meraklısına tavsiyemdir.
Tam bir 'kadının fendi erkeği yendi' dizisi olmuş. Atıştırmalık,kafa yormayan dizi arayanlar için birebir. Yemek yerken iyi gitti ama son bölümde artık yemek yemeyi bekleyemeyip tek fırtta son bölümü yuttum heyecan ve meraktan ve neden Mete Horozoğlu'nu daha çok tvde…devamıTam bir 'kadının fendi erkeği yendi' dizisi olmuş.
Atıştırmalık,kafa yormayan dizi arayanlar için birebir. Yemek yerken iyi gitti ama son bölümde artık yemek yemeyi bekleyemeyip tek fırtta son bölümü yuttum heyecan ve meraktan ve neden Mete Horozoğlu'nu daha çok tvde göremiyoruz diye merak ettim.Ya da görünüyor da ben aktif tv izleyicisi olmadığım için kaçırıyorum. 2013 dizisini 2023'ün son ayında bitirdiğimden belli olsa gerek bu durum.
Tutunamayanların Mehmet belki tam tutunuyorum derken alt üst oldu bizi de yanında aldı götürdü zaten ucundan hayata tutunduğumuz şu zamanlarda. Son bölümde diyor ya "ben aynı salak Mehmet :)".Gerçekten mayası temiz insanı hiç bir vicdansızlık, kötülük bozamıyor, aksine birine aynı şeyleri kendi yaşatacak diye insanlardan kaçıyor.
İntikamın, hırsın,nefsine uymanın ne kadar da öngörülemez kötülüklere yol açtığını gösteren bunun yanında aşkın da insanı nasıl hem iyi hem de kötü bir insan yaptığını gösteren başarılı bir dizi.
Spoiler içeriyor
Behzat Ç.'nin aşık ve tutkulu yazar versiyonunu izlemiş gibi oldum. Kitabını bir kaç sene önce okumuştum ama filminden daha çok etkilendim.Her kitabın film uyarlaması güzel olmuyor ama bu filmi tavsiye ederim kesinlikle. Arif bey baştan Issız Adam rolünde gibi görünürken…devamıBehzat Ç.'nin aşık ve tutkulu yazar versiyonunu izlemiş gibi oldum.
Kitabını bir kaç sene önce okumuştum ama filminden daha çok etkilendim.Her kitabın film uyarlaması güzel olmuyor ama bu filmi tavsiye ederim kesinlikle.
Arif bey baştan Issız Adam rolünde gibi görünürken aynı ıssızlığı başkası kendisine yaşatınca vurgun yedi. Bazen hayat yaşattığını yaşatır insana ki ders çıkarıp bir daha aynı hatayı yapmayasın.
Her acı ne kadar acıtsa da insanın canını, zayıf yönlerini güçlendirirek değiştirir insanı,yeter ki insan dipte kalmaya ısrar etmeyip bu değişikliğe izin versin. Ne demiş Nietzsche abimiz sonuçta: Beni öldürmeyen acı güçlendirir.
Arif, kıskançlık gibi bir insanı çokça zorlayan duygusuna Müzeyyen'i daha çok incitmemek için ket vurup yönetebilirken, sevdiği kadının da öyle davranacağını zannetti en azından neden sorusunu sordurtmamasını beklerdi, haklı olarak.Ama her şey alma verme dengesine uymuyor yaşamda ne yazık ki.
Hayatta bir insana yaşatabilecek en zor şey belirsizlik duygusu ve kendisini suçlamakla baş başa bırakıp afedersiniz ama bok gibi değersiz biri gibi ortada bırakma duygusudur.
Böylesi bir durumdan herkes Arif gibi yeni birini bulup çıkamıyor; psikolojik sorunlarla baş başa kalıp hayata küsüyorlar.
Buna benzer sıkıntılı bir süreçte iseniz lütfen yardım alın ve asla size verilen o duyguyu kabul etmeyin.
Arif'in sondaki golüne de ayrıca tebrikler.
Özellikle gençken okumayı dilerdim ben de Cemil Meriç gibi.Ama enerjimi irademi kullanma yolunda harcadığım için o sıralarda bu kitabı farketmemişim. Lisenin başında olan genç arkadaşların muhakkak okumasını tavsiye ederim.Yabancı bir düşünürün gözünden sizi,size,fizyolojik, sosyolojik, psikolojik her açıdan anlatacak ve çözüm…devamıÖzellikle gençken okumayı dilerdim ben de Cemil Meriç gibi.Ama enerjimi irademi kullanma yolunda harcadığım için o sıralarda bu kitabı farketmemişim. Lisenin başında olan genç arkadaşların muhakkak okumasını tavsiye ederim.Yabancı bir düşünürün gözünden sizi,size,fizyolojik, sosyolojik, psikolojik her açıdan anlatacak ve çözüm yolları sunacak bir kitap olmuş.
Akıl akıldan üstündür diyerek gençliğin getirdiği dürtüleri değil de aklını kullanmayı seçip bu dürtüleri mantıklı bir şekilde kontrol etmeyi tercih eden; sizinle aynı yoldan geçmiş birilerini okuyup aynı tuzaklara düşmek istemeyen ve fakat nasıl yapacağını bilmeyen arkadaşlar ve son nefesinde keşkeleri daha az bir insan olarak ölmek isteyenler için okunması elzem bir kitap.