Çok önemli bir şeyi unutmuşum gibi hiss ediyorum. Boğaza takılmış bir kılçık misali.. Korkutuyor beni. Keşke unutabilsem. Fakat unutmamam gereken bir şeymiş gibi de. Ne acaba ? Vinland Saga S.2 B.8
Yeni anime arayışındayken videoda görüp merak ederek başladığım bir anime. "Classroom" yazınca normal japon sınıfı olacaklarını düşünmüştüm ama "Elite" kısmını unutmuşum. İlk sezon bazı bölümleri sıkıcı gelse de genel olarak beğendiğim bir anime oldu. Ayanokoji'yi hem seviyorum hem de sevemiyorum.…devamıYeni anime arayışındayken videoda görüp merak ederek başladığım bir anime. "Classroom" yazınca normal japon sınıfı olacaklarını düşünmüştüm ama "Elite" kısmını unutmuşum.
İlk sezon bazı bölümleri sıkıcı gelse de genel olarak beğendiğim bir anime oldu.
Ayanokoji'yi hem seviyorum hem de sevemiyorum. İnsanlara olan tutumundan dolayı.
Animenin yorumlarında gördüğüm kadarıyla animeyi izlemiş insanlar 3 yere ayrılmış durumda; Novelini sevenler, animesini sevenler ve mangasını sevenler. Açıkçası manga ve novelden birkaç spoiler yedim ama yine de gelecek sezon anime nasıl olacak merak ediyorum. Gerçi gelecek sezon gelecek mi onu da merak ediyorum.
Bundan başka, anime kesinlikle çok sürükleyici. Olaylar çok hızlı geliştiği için kendine bağlıyor, izlettiriyor. 3 gün gibi kısa bir sürede bitirdim.
Ama bir taraftan bakınca sanki kopuk birşeyler var animede. Belki de gelecek sezonlar gelirse flashback gibi yayınlarlar diye düşünüyorum kopuk kısımları. Belki de "Tokyo Ghoul" gibi saçma sapan bağımsız bölümler olur 🤔
İnsanın belli başlı 2 günahı vardır, öbürleri bunlardan çıkar; sabırsızlık ve tembellik. Classroom of the Elite s.2 b. 2 Franz Kafka tarafından aforizmalar
İnsanlar pazarlık yapan hayvanlardır. Başka hiçbir hayvan bunu yapmaz - hiçbir köpek, kemiğini başka bir şeyle değişmez. Adam Smith "Ulusların zenginliği" Classroom of the Elite
Arkadaş tavsiyesi ile izlediğim bir diğer anime kendisi. Genel olarak konusu , kurgusu ,karakterleri , introlarını (en çok 1. Sezon introsunu) beğendiğim anime. 1. Sezondan 4. Sezona kadar ana karakter Kaneki'nin büyük ve akıl almaz değişikliklerini , gelişimini çok sevdim.…devamıArkadaş tavsiyesi ile izlediğim bir diğer anime kendisi. Genel olarak konusu , kurgusu ,karakterleri , introlarını (en çok 1. Sezon introsunu) beğendiğim anime.
1. Sezondan 4. Sezona kadar ana karakter Kaneki'nin büyük ve akıl almaz değişikliklerini , gelişimini çok sevdim.
Sezon sezon yorumlamak gerekirse, en sevdiğim sezon 2. sezon idi. Tüm sevdiğim, değer verdiğim karakterler 2. sezonda idi. Ve bayağı ağlatan sezondu.
3. Sezonu pek beğenmedim, bunun da sebebi aslında 2. sezondan çok kopuk olması ve anlayamamam. 4. Sezonu da beğendim ama o da 3. sezonun devamı olduğu için, 3te anlamadığım gelişmeler 4e de yansımıştı. Hâlâ da anlayamadığım bölümleri var. Bu yüzden mangasını okuyacağım.
En çok ağladığım sezon 2. Sezon oldu. Ve en çok düşündürücü sezonu...
Ghoulların da insanlar gibi duyguları, değer verdikleri, sevdikleri var.. onlar da insanlar gibi aile yapısına sahipler ve sevdikleri insanlar için canlarını vermeye hazırlar..
Sırf insan eti ile beslenmeleri onların duygusuz, kalpsiz olması ve ölmesi anlamına gelmiyor.
Aslına bakarsak en çok 3. Sezondan örnek vermek gerekirse , insanlar Ghoullardan daha beter hale gelmişti. Kendilerini tüm herşeyden üstün gördükleri için diğer canlıların yaşaması gerektiğini düşünmüyorlar. En güçlü kim savaşı idi resmen.. anime bana biraz gerçek hayatı düşündürttü.
En sevdiğim karakterler , Hide, Kaneki , Shirazu, Saiko, Juzo oldu. Diğerlerini de tabi ki çoğunu çok sevdim ama en sevdiklerim bunlar.
Genel olarak animeyi beğensem de final bölümünü hiç sevmedim. Çok kısa ve anlaşılmaz tutmuşlar. Ben hâlâ Furata'nın kim olduğunu anlamadım.
Yani final bölümü daha güzel olabilirdi. Tüm animeyi 2 dakikalık final için izlediğimi düşünmek acıtıyor 😔
(2 dakikadan kastım fighttan sonraki 2 dakika)
Benim anime hakkında genel yorumlarım bunlar. Aklımdan çıkmış birkaç şey olabilir.
Bazı cümleleri pek iyi yazmamış olabilirim. Çünkü animeyi daha yeni bitirdim ve direkt fikirlerimi yazmak için buraya koştum. Biraz çarpık, anlaşılmaz fikirler yazmış olabilirim. Kusura bakmayın
🗼
bundan önceki "bağımsız" gönderimde de söylediğim gibi 10 ay gibi uzun bir süredir kitap okumadığım ve kitap okuma alışkanlığımı kaybettiğim için, sayfa sayısı az olan bir kitapla okumaya devam etmek istedim. bence bu kitabı seçerek başarılı oldum. 1 saatte bitirdim…devamıbundan önceki "bağımsız" gönderimde de söylediğim gibi 10 ay gibi uzun bir süredir kitap okumadığım ve kitap okuma alışkanlığımı kaybettiğim için, sayfa sayısı az olan bir kitapla okumaya devam etmek istedim. bence bu kitabı seçerek başarılı oldum. 1 saatte bitirdim kitabı. okuması bayağı keyifli idi, kitabın dili çok sürükleyici ve rahattı. hatta başta yazar kendisi de söylüyor "benim kalemim edebi kalem değil, ben avukatım, kolay yazıyorum" diye.
kitabın konusu; 2 farklı ve kısa polisiye hikâyeden oluşuyor. öyle aman aman garip ve ters köşeli hikayeler değil ama yine de insanda merak uyandırıcı niteliğe sahip hikayeler.
okuması dediğim gibi çok kolaydı. hiç yormadan sürükleyici şekilde devam ediyor.
ilk hikayeyi daha çok beğendim. ikinci hikaye de fena değildi.
yazarın daha fazla kitabı var mı, yok mu bilmiyorum, ama yazım şeklinden ötürü başka kitabı varsa okurum. beğendim
uzun zamandır kitap okumuyordum (tahmini 10 aydır) şimdi başladım. bakalım devam edebilecek miyim ? uzun zamandır okumadığım için yeniden alışma sürecinde zorluk yaşamayayım diye kısa bir ktiap seçtim. Shiro Hamao - şeytanın çırağı kitabını