"Ey insan! İhsanı bol Rabbine karşı seni aldatan nedir? " İnfitar/6 Bu ayet, insanın kendisini yoktan var eden, ona sayısız nimetler bahşeden ve cezalandırmakta acele etmeyen cömert Rabbine karşı nankörlük edip isyana sürüklenmesindeki içine düştüğü derin gafleti vurgular. Allah'ın sonsuz…devamı"Ey insan! İhsanı bol Rabbine karşı seni aldatan nedir? "
İnfitar/6
Bu ayet, insanın kendisini yoktan var eden, ona sayısız nimetler bahşeden ve cezalandırmakta acele etmeyen cömert Rabbine karşı nankörlük edip isyana sürüklenmesindeki içine düştüğü derin gafleti vurgular. Allah'ın sonsuz iyiliğinin (Kerîm sıfatının) insanda sevgi, şükür ve itaat duygusu uyandırması gerekirken; insanın bu merhameti suiistimal ederek isyana dalmasının insanlık onuruyla bağdaşmayan büyük bir aldanış olduğu ifade edilir.
"Ey İnsan!" (Yâ Eyyuhel İnsan) Hitabı:
Allah burada "Ey iman edenler" veya "Ey inkarcılar" diye seslenmez. Doğrudan insan fıtratına, akla ve vicdana hitap eder. Kur'an'da "ey insan" hitabı genellikle insanın zayıflıklarına, nankörlüğüne veya aceleciliğine dikkat çekilmek istendiğinde kullanılır. Burada doğrudan insanın vicdanına ve fıtratına bir sesleniş vardır. Hitap, inkar edenleri kapsadığı gibi, Allah'ın rahmetine güvenerek günah işlemekte beis görmeyen asi müminleri de kapsayan bir uyarıdır. İnsana, "insan olma" (akıl ve idrak sahibi olma) vasfı hatırlatılarak, yaptığı isyanın bu vasıfla çeliştiği yüzüne vurulmaktadır.
"Seni Ne Aldattı?" (Mâ Ğarrake):
Bu soru, bir bilgi edinmek için değil, kınama, sitem ve uyarı amacıyla sorulmuştur. "Ğurur" kelimesi, bir şeyin dış görünüşüne bakıp asıl yüzünü görememek, sahte bir güvene kapılmak demektir. İnsanı aldatan temel unsurlar; şeytanın vesveseleri, bitmek bilmeyen dünyevi hevesler (nefs-i emmare), çevrenin kötü etkisi ve en önemlisi Allah'ın merhametini yanlış anlamaktır.
"El-Kerîm" (Keremi Bol, Cömert):
Ayette Allah'ın "el-Kahhâr" (kahreden), "el-Cebbâr" (zorlayıcı) veya "el-Müntakim" (intikam alan) isimleri yerine "el-Kerîm" isminin seçilmesi muazzam bir inceliktir. Kerîm; karşılıksız veren, iyilik yapan, cezalandırmaya gücü yettiği halde mühlet veren ve affetmeyi seven demektir. Ayet insana şu dehşetli gerçeği gösterir: "Eğer Rabbin Kerîm olmasaydı, seni işlediğin ilk günahta helak ederdi. O'nun Kerîm olması, sana mühlet vermesi seni şımarttı mı?"
Bu ayeti pekiştiren birçok ayet vardır. "Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Hiçbir babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamayacağı, hiçbir çocuğun da babasına hiçbir yarar sağlayamayacağı günden korkun! Şüphesiz Allah'ın vaadi gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve o aldatıcı (şeytan) da Allah hakkında sizi kandırmasın."
Bu ayet, "Seni ne aldattı?" sorusunun doğrudan cevabı niteliğindedir. İnsanı aldatan iki temel faktör açıkça sayılır: Birincisi "dünya hayatı" (makam, para, zevkler), ikincisi ise "Ğarûr" olan (aldatıcı) şeytandır. Şeytanın "Allah hakkında kandırması", tam da İnfitâr Suresi'nde vurgulandığı gibi Allah'ın hilmine ve affediciliğine güvenendirterek günah işletmesidir.
Hadîd Suresi, 14. Ayet'te şöyle buyrulur: "(Münafıklar müminlere) 'Biz de sizinle beraber değil miydik?' diye seslenirler. Müminler derler ki: 'Evet, fakat siz kendi başınızı belaya soktunuz, fırsat beklediniz, şüpheye düştünüz ve kuruntular sizi oyaladı. Ta ki Allah'ın emri (ölüm) gelinceye kadar. O çok aldatıcı (şeytan) sizi Allah('ın affı) ile aldattı.'" Bu ayet, aldanmışlığın ahiretteki trajik sonucunu sahneleştirir. Münafıkların (veya kalbi hastalıklı kişilerin) dünyadayken hep bir "kuruntu" (nasılsa affedilirim, daha zamanım var, sonra tevbe ederim) içinde yaşadıkları belirtilir. Ayetin sonundaki "Sizi Allah ile aldattı" ifadesi, şeytanın en kurnaz stratejisidir. Şeytan, insanı Allah'ı inkar etmeye çağırmaz; Allah'ın dinini eğip bükmeye, O'nun merhametini günahın teminatı gibi göstermeye çağırır. İnfitâr Suresi'ndeki uyarı, insanı bu geri dönüşü olmayan son pişmanlıktan kurtarmayı amaçlamaktadır.
* Hz. Ömer (r.a.) bu ayeti işittiğinde "El-Humuq" (Ahmaklığı/Akılsızlığı onu aldattı) demiştir. Bazı rivayetlerde "Onu cehaleti aldattı" dediği de nakledilir. Hz. Ömer, meselenin kökeninde yatan akıl tutulmasına dikkat çeker. İnsanın, sonsuz bir nimet yurdunu (cenneti) ve ebedi bir azabı (cehennemi) bilmesine rağmen, üç günlük dünya hayatının sahte parıltılarına kanması, aklını kullanmamasından kaynaklanır. Kerîm olan bir zata nankörlük etmek, fıtratın bozulması ve aklın devre dışı kalması (ahmaklık) ile mümkündür.
* Abdullah bin Abbas (r.a.) bu ayetin tefsirinde: "Seni Rabbine karşı ne aldattı, sorusunun cevabı şudur: Onu aldatıcı olan şeytan, yani ğarûr aldattı" demiştir.
* Fahreddin er-Râzî, ayetteki "Kerîm" sıfatının kullanımını muazzam ders olarak görür: "Kerîm, lütfeden ve bağışlayan demektir. Kerîm olan bir Zât'a isyan edilmez, bilakis O'na hürmet edilir. Eğer ayette 'Seni Kahhâr olan Rabbine karşı ne aldattı?' denseydi, korkutma ön planda olurdu. Fakat 'Kerîm' denilerek, insanın onuruna hitap edilmiştir. İnsanın, Allah'ın keremini isyanına vesile kılınması en çirkin aldanıştır." Râzî, Allah'ın burada kulunu kılıçla (korkuyla) değil, utançla terbiye ettiğini belirtir. Gerçekten onurlu bir insan, cezadan korktuğu için değil, kendisine yapılan iyiliklere nankörlük etmekten utandığı için suç işlemekten kaçınır. Ayet, insanın haya duygusunu harekete geçirmeyi hedefler.
* Hz. Peygamber (s.a.v.) bu ayeti okuduğunda (veya ayet sorulduğunda) cevaben şöyle buyurmuştur: "Cehlühu (Onu cehaleti aldattı)." İnsanın en büyük cehaleti, Yaratıcısını hakkıyla tanıyamamasıdır. Allah'ın dünyadaki hilmini (ceza vermekte acele etmemesini ve mühlet vermesini) O'nun bir zafiyeti, unutkanlığı veya ahirette hesabın olmayacağı şeklinde yorumlamak mutlak bir cahilliktir. Resulullah, aldanışın dışarıdan çok içerideki bilgisizlikten kaynaklandığını vurgulamıştır.
Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Akıllı kimse nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışandır. Aciz (ahmak) kimse ise nefsinin heveslerine uyan ve (buna rağmen) Allah'tan bağışlanma umandandır." (Tirmizî, Kıyâmet, 25)
Bu hadis, aldanma eyleminin psikolojisini tam olarak açıklar. Kişinin bile bile günah işleyip, "Nasıl olsa Allah Kerîm'dir, Gafûr'dur, affeder" diyerek kendini kandırması "ümniyye" (kuru kuruntu) olarak adlandırılır. Hadisteki "aciz/ahmak" tanımı, ayetteki "aldanmış" insan profilidir. Allah'ın keremi, isyan etmek için bir mazeret değil, itaat etmek ve şükretmek için bir sebeptir.
Başka bir hadiste Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuştur:
"Allah bir kula dünyada günah işlemeye devam ettiği halde onun sevdiği şeyleri (nimetleri) veriyorsa, bu sadece bir istidraçtır (derece derece helake yaklaştırmaktır)." (Ahmed bin Hanbel, Müsned, 4, 145)
Ayetteki "Seni ne aldattı?" sorusunun cevaplarından biri de Allah'ın nimetleridir. İnsan, nimeti gördükçe isyanının cezasız kalacağını sanır. Rasulullah (sav) bu durumun aslında Allah'ın bir mühlet vermesi olduğunu, kula düşenin bu nimetlere aldanmak değil, şükürle karşılık vermek olduğunu belirtir.