Artık yalnızca erkekler değil herkes ve her şey prenses. Meslekler de prenses. Statüler de prenses. Doktorlar ağlıyor, öğretmenler ağlıyor, avukatlar ağlıyor. Anneler ağlıyor, babalar ağlıyor, arkadaşlar ağlıyor. Tarih hiç bu kadar ağlak, bu kadar nazlı bir insanlık biçimi görmemiştir. “Sosyal…devamıArtık yalnızca erkekler değil herkes ve her şey prenses. Meslekler de prenses. Statüler de prenses. Doktorlar ağlıyor, öğretmenler ağlıyor, avukatlar ağlıyor. Anneler ağlıyor, babalar ağlıyor, arkadaşlar ağlıyor. Tarih hiç bu kadar ağlak, bu kadar nazlı bir insanlık biçimi görmemiştir. “Sosyal çürüme”yi uzmanları konuşur da ben “prenses” tanımını hiç sevmesem de ancak bu şekilde söylersem anlaşılır diye öyle yazdım. Çok nazlılaşıyoruz, her şeye ağlıyoruz ve bu hiç iyi bir şey değil. Eskilerin hak arayışlarına benzemiyor bu ağlamalar, çok nazlı, çok kırılgan. Herkes kendisi için yapılması gerekene odaklı ve emziği ağzına verilmemiş bebek gibi ağlıyor. Çok korkunç.
Sinemada didik didik gerçekçilik arıyordum eskiden, bulamazsam sinir oluyordum. Artık böyle düşünmüyorum. Uçsunlar kaçsınlar, ölsünler dirilsinler, sorgulamadan izleyince daha güzel.