Yedi ölümcül günaha göre cinayetler işlemek aşırı yaratıcı bir şey değil mi ya. Bunu gerçekten yapmaya kalkışan bir seri katil olsa, dünyada yaşayan kimse kalmazdı gerçi. Günahkârlarız hepimiz.
Memeliler sınıfına giriyoruz ve tüm memeliler, sürüngen atalardan türedi. Sürüngenlerin atası balıklar, balıkların atası solucana benzer deniz yaratıkları, deniz yaratıklarının atası birkaç yüz milyon yıl öncesinin daha basit, çok hücreli yaratıkları, bunların atası ise, yaklaşık üç milyar yıl önce kendi…devamıMemeliler sınıfına giriyoruz ve tüm memeliler, sürüngen atalardan türedi. Sürüngenlerin atası balıklar, balıkların atası solucana benzer deniz yaratıkları, deniz yaratıklarının atası birkaç yüz milyon yıl öncesinin daha basit, çok hücreli yaratıkları, bunların atası ise, yaklaşık üç milyar yıl önce kendi kendini kopyalayan makromoleküllerden türemiş tek hücreli yaratıklardı. Herhangi bir zamanda bu gezegen üstünde yaşamış canlı varlıkların hepsini birden —yalnızca hayvanları değil, bitkileri, yosunları ve bakterileri de— kapsayan sadece bir tek soy ağacı vardır. Her şempanze, her solucan, her ot yaprağı ve her kızıl ağaç sizinle aynı atayı paylaşıyor. O halde
atalarımızın arasında, makromoleküller de var.
Aklın Türleri, Daniel C. Dennett, sayfa 33-34
“Bir başkasının aklından neler geçtiğini gerçekten bilmemiz mümkün müdür? Bir kadın, erkek olmanın nasıl bir şey olduğunu hiç bilebilir mi? Bir bebek, doğumu sırasında neler yaşar? Anne rahmindeki ceninin yaşadıkları, eğer varsa, neler olabilir? Peki ya insan olmayan varlıkların akılları?…devamı“Bir başkasının aklından neler geçtiğini gerçekten bilmemiz mümkün müdür? Bir kadın, erkek olmanın nasıl bir şey olduğunu hiç bilebilir mi? Bir bebek, doğumu sırasında neler yaşar?
Anne rahmindeki ceninin yaşadıkları, eğer varsa, neler olabilir? Peki ya insan olmayan varlıkların akılları? Atlar ne düşünür? Akbabalar neden yedikleri çürümüş hayvan leşlerinden iğrenmezler? Bir balığın dudağını delip geçen olta iğnesi, sizin dudağınıza takılmış olsaydı size vereceği kadar acı verir mi ona da? Örümcekler düşünebilir mi, yoksa hiç düşünmeden
zarif ağlarını ören küçük robotlar mıdır sadece? Söz açılmışken hayal gücümüzü biraz çalıştıralım, bir robot neden bilinçli
olamaz? Neredeyse bir örümcek kadar ustaca hareket edebilen ve iş yapabilen robotlar olduğuna göre, daha gelişmiş
bir robot, tıpkı bir insan gibi acı hissedip geleceği için endişelenebilir mi? Ya da robotları (ve belki örümcekleri ve böcekleri
ve diğer “becerikli” ama akılsız yaratıkları) aklı olan hayvanlardan ayıran, köprüsüz bir boşluk mu var? insanlar dışındaki tüm hayvanlar gerçekten akılsız robotlar olabilir mi? Herkesin bildiği gibi, René Descaıtes bunu on yedinci yüzyılda savunmuştu. Fena halde yanılmış olabilir mi? Tüm hayvanların, hatta bitkilerin —ve hatta bakterilerin— akla sahip olması mümkün mü?”
Harika bir giriş ve sanırım artık okumaya hazırım, umarım bu güzel ve eğlenceli soruların cevaplarını da verir kitap.
“Sevginizi vermek için ne kadar uğraşırsanız uğraşın, alacak biri yoksa, bunu yapamazsınız. Bu Doğa'nın takdiridir.” Suyun Bilinmeyen Gücü, 85. Kitabın en buruk cümlesiydi.