Bütün kadınlar için mühim bir epigram; Yaşamında eksikliğini duyduğu şeyleri bir erkeğin getirmesini beklemek yerine kendisiyle daha derin bir bağ kurmalı ve kendi gücünü ve özgüvenini geliştirmeliydi. Kalbin Yolculuğu, John Welwood, sayfa 87
Eski bir Çin inanışına göre, hakiki insan -kalbi gerçeğe açık olan insan- yeryüzü ve cennetin kesiştiği noktada doğar. Kalbin Yolculuğu, John Welwood, sayfa 46. Yeni bir leydi inanışı ise bu numaraları yemez.
Duygularımız hiçbir zaman düzenli kalıplara giremeyecekler ya da kafamızda onlar için kurduğumuz ideale uymayacaklar. Kalbin Yolculuğu, John Welwood, sayfa 28 Duygular da gerçekler gibi, eğri büğrüdür, şekilsizdir, biçimsizdir, kargacık burgacık, karabatak gibidirler, ghosting severler, yakalayabilmek de söz geçirebilmek de zordur.
Biz insanlar aslında “tamamlanmamış hayvanlarız” Kalbin Yolculuğu, John Welwood, sayfa 21 “tamamlanmamış hayvan”, hakaret gibi bir gerçek, gerçek gibi bir hakaret, sevdim.
Sufi ozan Rumi durumumuzu şöyle anlatıyor: “Bizler ki körüz; içimizdeki atın yittiğini sanıyoruz. Oysa o anda bile yel gibi uçuruyor bizi sırtında.” İstesek de istemesek de yaşam atımız bizi ileriye taşırken çoğunlukla eyer üstünde uyuyakalıyoruz. Kalbin Yolculuğu, John Welwood, sayfa…devamıSufi ozan Rumi durumumuzu şöyle anlatıyor: “Bizler ki körüz; içimizdeki atın yittiğini sanıyoruz. Oysa o anda bile yel gibi uçuruyor bizi sırtında.” İstesek de istemesek de yaşam atımız bizi ileriye taşırken çoğunlukla eyer üstünde uyuyakalıyoruz.
Kalbin Yolculuğu, John Welwood, sayfa 18