Daha bugün twitter’da konuşmayı bilmiyor oluşumuza dair atılmış bir tirad çıkmıştı karşıma. Konuşmayı aslâ ama aslâ bilmiyoruz. Daha da acısı öğrenmek de istemiyoruz.
Açgözlülüğün büyük günahlardan sayılması ve bunun filmlerde işlenmesi beni çok etkiliyor. Verilebilecek tüm mesajları filmlere sığdırmalı ve defalarca izlemeliyiz.
Baba kitabından sonra Mario Puzo’nun Anne ve Oğlumuz isimli kitaplarını da okuyacağım :) Sicilyalılar’ı Omerta’yı, Aptallar Erken Ölür falan hepsini bitireceğim. Taktım mı takıyorum.
Can sıkıntısından açtım izledim. En güzel yanı Ben Sana Mecburum’du. Ööf deyip kapatacakken birden söylemeye başlayınca hoşuma gitti, şimdi tekrar bulup dinleyeceğim. Aşk filmlerinden neden etkilenemediğimin bir sağlaması olmuş oldu. Belki de 40 yaşından sonra saçma sapan tesadüfler bir şeyler…devamıCan sıkıntısından açtım izledim. En güzel yanı Ben Sana Mecburum’du. Ööf deyip kapatacakken birden söylemeye başlayınca hoşuma gitti, şimdi tekrar bulup dinleyeceğim. Aşk filmlerinden neden etkilenemediğimin bir sağlaması olmuş oldu. Belki de 40 yaşından sonra saçma sapan tesadüfler bir şeyler etkileyici gelemiyordur, bilemedim. Aşk genel olarak da yalan ama bu filmde komple yalan :) Ben Sana Mecburum’dan sonra Aşk Eski Bir Yalan şarkısını da dinleyeyim. Ne varsa eskilerde var.
Hiç yorum yapılmamış olmasına şaşırdım. İlginç ve hoş bir filmdi. Senelerce ismini hatırlamaya çalışmıştım, nihayet hatırımda kalanları anlayan biri çıkmış ve filmin adını söylemişti, çok mutlu olmuştum. Güzel filmdir, tekrar izlemeyi düşünüyorum, tavsiye ederim.