10/10 Belki 5 6 kez her denk geldiğimde zevkle izlediğim bir film. İntikam konulu hemen hemen her film birbirinin aynısı olur. Ama bu belki de hepsi arasında en iyisi bile olabilir. Bu filmi diğerlerinden ayıran yanı filmin çok ideal bir…devamı10/10
Belki 5 6 kez her denk geldiğimde zevkle izlediğim bir film. İntikam konulu hemen hemen her film birbirinin aynısı olur. Ama bu belki de hepsi arasında en iyisi bile olabilir. Bu filmi diğerlerinden ayıran yanı filmin çok ideal bir akışta gitmesi. Ne yavaş ne hızlı ne boş sahneler var ne abartılır sahneler var. Aksiyonu son derece bol ama hızlı değil ve bu en güzel tarafı. Bu kadar aksiyonun içinde dramatik tarafı da son derece izleyiciye geçiyor. Film aksiyon sahneleriyle heyecanlı bir şekilde bağlamaktan çok dramatik tarafıyla kendine bağlıyor. Aynı anda hem böylesine aksiyonu işleyip hem de böyle dramatik tarafıyla izleyici bağlayabilen film sınırlı sayıda vardır muhtelemen. Bu konuda belki de en iyisidir. En az 8 olması gereken Imdb neden böyle onu hiç anlayamadım. Filmde aksiyonun yanında zeki bir kişilik işleniyor ve karakter bu zeki kişiliğiyle ön plana çıkıyor. Üstelik bu kişiliği başkası olsa bu kadar iyi olamazdı denecek düzeyde role yakışan bir kadın canlandırıyor. Hatta filmin başında küçüklük halindeki kız bile o kadar iyi bir seçim ki. Her tarafı ayrı bir beğeniyi hak eden bir film. Çok ilginç. Gerçekten çok ilginç. Kaç kez izlersem izleyim hep aynı derecede şaşırıyorum. Aynı anda her yanıyla nasıl bu kadar bağladığına çok şaşırıyorum.
4/10 100 dakikanın tek bir dakikası bile aksiyonsuz değil. Doya doya aksiyon filmi izlemek isteyen birisini son derece tatmin edecektir. Ama ben Angelina Jolie'yi bu filmde hiç beğenemedim. Ne oyunculuğu güzeldi ne de role yakışıyordu. Imdb 6.5 ama 6 olmasını…devamı4/10
100 dakikanın tek bir dakikası bile aksiyonsuz değil. Doya doya aksiyon filmi izlemek isteyen birisini son derece tatmin edecektir. Ama ben Angelina Jolie'yi bu filmde hiç beğenemedim. Ne oyunculuğu güzeldi ne de role yakışıyordu. Imdb 6.5 ama 6 olmasını beklerdim. İzleyecekler de bu puanı dikkate alarak izlesin. İzlerken de abartılı aksiyon sahneleri çok sıkıcıydı ama her aksiyon filmi bu şekilde ve fazladan bir saçmalığı ya da abartısı yoktu. Sıkılıyorum ve filmi geçmek istiyorum ama 10 saniye bile atlanacak bir yeri yoktu dediğim gibi 100 dakika tamamen aksiyon dolu.
6/10 Filmden hiçbir beklenti olmadan izlenildiğinde gayet akıcı sürükleyici zaman geçirmek için güzel bir film ve daha uzun olsaydı da sıkmazdı. Hatta 8 bölümlük mini dizi olarak çekilseydi çok daha güzel olurdu. Çünkü filmde doyuruculuk yok. Sadece seyir zevki yüksek…devamı6/10
Filmden hiçbir beklenti olmadan izlenildiğinde gayet akıcı sürükleyici zaman geçirmek için güzel bir film ve daha uzun olsaydı da sıkmazdı. Hatta 8 bölümlük mini dizi olarak çekilseydi çok daha güzel olurdu. Çünkü filmde doyuruculuk yok. Sadece seyir zevki yüksek keyifli bir film. Imdb puanı da tam olması gerektiği gibi.
9/10 Öncelikle her şey bir yana başroldeki Tatiana Maslany için izlenmeli. Böyle mükemmellik çok çok çok zor bulunabilir. Dizi bir klon dizisi ve birçok klon var. Haliyle klon olduğu için bütün karakterleri tek bir kişi oynuyor. Ancak kesinlikle aynı kişi…devamı9/10
Öncelikle her şey bir yana başroldeki Tatiana Maslany için izlenmeli. Böyle mükemmellik çok çok çok zor bulunabilir. Dizi bir klon dizisi ve birçok klon var. Haliyle klon olduğu için bütün karakterleri tek bir kişi oynuyor. Ancak kesinlikle aynı kişi olduğunu anlayamıyorsunuz. Hepsinin konuşmaları farklı, hareketleri davranışları farklı ve en önemlisi aksanları farklı. Çeşitli aksanlarda çeşitli davranışlara giriyor ve karakterlerin bile birbirinin yerine geçtiği zamanlar oluyor. Yani bir karakteri başka karakterin yerine soktuğu zamanlar oldu. Hepsi birbirinden o kadar farklı karakterler ki böyle birbirinden farklı karakterleri canlandırabilmek mümkün olmayacak bir şey ve bu ablamız bu imkansız durumu başarmış birisi. Bu ilk kez yapılan bir şey değil, daha önce Split gibi filmlerde de vardı bir karakterin birçok karakteri canlandırdığı yapımlar ancak bu ablamız ne kadar abartılırsa abartılsın az kalır. Tanrılaştırılsa bile az kalır. Zaten dizi ve oyunculuğu bir yana kişiliği, duruşu, kimseye eyvallah etmeyen, sözünü sakınmayan, korkusuz bir kadın oluşuyla çok da güzel bir insan. Bir duruşu var ve o duruşunu hep koruyan, kendinden taviz vermeyen birisi. Dizi konusunda da sırf bu kadının bu başarılı oyunculuğu için izlenir yine de izlenir ki zaten sıkıcı izlenmeyecek bir dizi de değil. Hatta tekrar tekrar da izlenebilecek bir dizi. Bir kere izlemeyle bırakılabileceğini düşünmüyorum.
Bilim kurgu tarzım değil ancak bu dizi daha en baştan çok yüksek aksiyonla kendine bağlıyor. Özellikle ilk 2 sezon aksiyon daha ağırlıklı daha ön planda. 3. sezonla birlikte ilerleyen sezonlarda bilim kurgu ve aksiyon daha dengeli ilerliyor. 5. sezonun 2. yarısı yani son 5 bölümü aksiyon daha artmıştı. 3. 4. sezonu ve 5. sezonun ilk yarısını biraz sıkılarak izledim. 3 sezonla belki biraz uzatılarak 4 sezonla bitirilebilirdi. Son bölümü biraz hızlandırılmıştı. Keşke fazlalıkları kesip 10 bölümü 9 bölümde halledip bir bölümlük daha yer açsalardı ya da final diye ekstradan 1 bölüm daha ekleyip 11 bölüm yapsalardı da son bölümü biraz daha dolu dolu izleyebilseydik. Son bölüme aksiyon bırakmayıp sadece mutlu son odaklı bir bölüm olsaydı çok daha güzel olurdu. Dizi 9/10 o da dediğim gibi 3 sezonla halledilebilecek diziyken biraz uzatılmıştı ve hatta 4 sezona bile razıyım ama 2. sezondan sonra bilim kurgunun etkisi artınca bir de farklı konular devreye girince biraz sıktı. Aslında bilim kurgu kısmı daha çok genetik bilimi alanında ilerliyor ve sağlık alanındaki tüm konular ilgimi çeker, genetik biliminden ilaç sektörüne kadar ancak diziye erkek klonlarının girmesi ve o sezonda bu klonların yaşadığı alanların daha sıkıcı olması sıktı. Onun dışında başrolün oyunculuğu 10 üzerinden sonsuz.
8/10 Diziyi izlerken başrolünde Jake Gyllenhaall olan Presumed Innocent dizisini izler gibi hissettim. Burada da yine bir kişi üzerine atılan bir suç var ve kendini aklamaya çalışıyor. Yine bir mahkeme ortamında çekilen dizi. Daha başka örnekleri de var tabi ki…devamı8/10
Diziyi izlerken başrolünde Jake Gyllenhaall olan Presumed Innocent dizisini izler gibi hissettim. Burada da yine bir kişi üzerine atılan bir suç var ve kendini aklamaya çalışıyor. Yine bir mahkeme ortamında çekilen dizi. Daha başka örnekleri de var tabi ki en çok benzettiğim o oldu. Ama burada suçlanan kişi bir bakan ve suçu tecavüz. En çok da savcı rolündeki kadını fazlasıyla beğendim.
Yargılanan adamın karısı kesinlikle böyle olmamalıydı. Kocası bir suçla karşı karşıya kalan özellikle de tecavüz gibi bir suçla karşı karşıya kalan ve tecavüz olsun ya da olmasın aldatmayla karşı karşıya kalan bir kadın böyle olmamalıydı. Aile birliğini bozmamak için bazı şeyleri sineye çekip dışarıya eşinin yanındaymış gibi bir tablo verebilir ama evin içinde bunu yapmamalı. Ama burada kadın karakter evin içinde de kocasına tapar gibi gösteriliyor. Kocası diyor ki aldattım ama sadece fizikseldi duygusal bir şeydi yoktu ve kadın da bunu normal karşılıyor. Gerçekten seven insan bakışıyla birlikte aldatmaz ama bu karakter bu duruma sesini çıkarmıyor. Kadını öfkelendiren tek şey arada aşk olması. Aldattığı kişiye aşıksa sorun ama aşık değilse istediğiyle birlikte olabilir gibi çok iğrenç bir bakış açısına sahip. Kesinlikle kadın karakter böyle olmamalıydı.
Dizide yine gösteriken şey belirli bir gücü ve statüsü olanlara işleyen dokunulmazlık işleniyor. Bu sadece devlet bağlantılı olanlar için değil maddi olarak statüsü yüksek tüm kişiler için geçerli. Yani aslında bu ülkede yaşanılanların her yerde yaşandığını gösteriyor ki zaten ülkemiz suç konusunda diğer ülkelerin çok çok daha gerisinde. Ama suçluyu statüsünden ve maddi varlığından dolayı korumak konusunda aynı şeyi söyleyemem. Cinayet işlediği halde yargılanmayan, uyuşturucu ticareti yaptığı halde yargılanmayan siyasetçiler ve çocukları ortada.
Onun dışında dizide de gösterilen cinsel birlikteliğin ülkemizin dışındaki ülkelerde çok fazla basite alınması gerçekten iğrenç. Sadece cinsellik yaşadık başka bir şey olmadı demek iğrenç. Kadın karakter de alldatılmaya sesini çıkarmayıp aldattığı kişiye aşık olmasını sorun ediyor. Aşk olsun olmasın ne farkeder sonuçta aldatma var ortada isterse sadece baksın bir bakışı bile geçerli sebep. Yani arada duygusallık yoksa aşk romantizm yoksa her şey normal. Evet birliktelik oldu ama ona karşı duygularım olmadı demek çok ilkel bir davranış ve gerçekten bunu tanıştığım diğer ülkelerin vatandaşlarında da çokça gözlemledim ve her film dizi yapımlarında da görülebilir. Aldatmak aldatmaktır fiziksel veya duygusal olması farketmez ki fiziksel birlikteliği duygusal olmadığı için basit ve affedilir görmek gerçekten iğrenç ve çok sinir bozucu bir durum. O halde hayvanlara tecavüzün savunması da seni başka kadınla aldatmamak için hayvana tecavüz ettim gibi bir saçmalık olmalı. Gayet masumane ve mantıklı bir savunma olmuş oluyor bu bakış açısına göre. Hem fiziksel hem de duygusal bir aldatma yok. Bu yüzden yapılan yanlışların affı olursa o yanlışlar çok daha iğrençleşir. Bu yüzden hatayı yapandan daha da suçlu olan hatayı affedendir. Bir kere affedilirse ikincide daha kötüsü olur. Bir kez yapan tekrar tekrar yapar.
10/10 İnanılmaz mükemmeldi. Aynı konu üzerinde 10 bölümlük 4 sezon çekilebilirdi ve gerçekten sıkmazdı. Harikaydı. Yorum yapamayacağım kadar harikaydı. İzlenildiğinde hak verileceğinden eminim. Ancak tek kötü tarafı bazı kişilerin bir anda yok olması, herkesin başrolün üzerine gelmesi ve baskı altında…devamı10/10
İnanılmaz mükemmeldi. Aynı konu üzerinde 10 bölümlük 4 sezon çekilebilirdi ve gerçekten sıkmazdı. Harikaydı. Yorum yapamayacağım kadar harikaydı. İzlenildiğinde hak verileceğinden eminim. Ancak tek kötü tarafı bazı kişilerin bir anda yok olması, herkesin başrolün üzerine gelmesi ve baskı altında kalmasından dolayı tek başına mücadele etmek zorunda kalması sinir bozucuydu. Ama en önemli kısmı da dizideki her şey bire bir eksiksiz gerçekle aynı şekilde işlenmesi. Bunun bir dizi değil de bir gerçeğin canlandırılması olduğunu bilmek gerçekten çok korkutucu. Suç dizilerine ilgili olanların hayran kalacağı bir dizi.
4/10 Saçma sapan bir film. İzleyip vakit kaybetmeye değmez. Yalnızca son 20 dakikasında hafif bir gerilim devreye giriyor. Onun dışında bomboş. Aklını kaybetmiş deli bir kadının saçmalıkları. Her şey bir yana en saçma tarafı da yemek tarifi izler gibi videolardan…devamı4/10
Saçma sapan bir film. İzleyip vakit kaybetmeye değmez. Yalnızca son 20 dakikasında hafif bir gerilim devreye giriyor. Onun dışında bomboş. Aklını kaybetmiş deli bir kadının saçmalıkları. Her şey bir yana en saçma tarafı da yemek tarifi izler gibi videolardan ruh aktarma tarifi falan izleyip deniyor. Bilmediği noktada koşup açıyor videoları. Bir tane de salak salak ortada dolanan, cam metal ahşap plastik bakmadan ne bulursa yiyen manyak bir çocuk. Tam bir komedi. Ama bu komedi güldürmek yerine sinirden ağlatıyor böyle saçma sapan şeyi izlemeye mahkum ettiği için. Her neyse insanların gerilim zevkini de korku zevkini de anlamıyorum ve kesinlikle normal olmayan sizsiniz. Saçmaladıkça saçmalamışlar kimse de çıkıp dememiş bu ne saçmalık diye. Bu dediklerimden sonra neden 4/10 deme sebebim kötü olan film değil de filmin işleyişi. Çok daha iyi yapılabilirdi.
8/10 Yine bir Orphan tarzı film. Ama ikisi de aynı yıl çıkıyor. Hatta aynı aylarda. Aralarında 2 hafta gibi bir süre var. Aynı şekilde dizi olarak da Devil in Ohio dizisi var. Daha başka da benzer tür filmler var zaten.…devamı8/10
Yine bir Orphan tarzı film. Ama ikisi de aynı yıl çıkıyor. Hatta aynı aylarda. Aralarında 2 hafta gibi bir süre var. Aynı şekilde dizi olarak da Devil in Ohio dizisi var. Daha başka da benzer tür filmler var zaten. Ama Orphan direkt olarak gerçekte yaşanmış olan yetişkin bir kadının sahte kimliklerle çocuk kılığına girdiği konusunu ele alırken bu film şeytani bir kız çocuğunun evlat edinilmesini konu alıyor. Bu tarz filmlerde genelde başrol ölmez çünkü seri halinde filmin devamı gelir. Ölse bile aynı hikaye farklı bir kişi üzerinden izlenir. Aynı hikayeyi izlemek genelde sıksa da Orphan serisinde sıkmamıştı açıkçası. Ama bu filmin devamını yapmak istememişler. İzlerken daha önce izlediğin bir filmi tekrar izlemek hissi filmi sıkıcı yapıyor açıkçası ama tekrar tekrar izlesem de sıkılmam diyenler izleyebilir. Farklı bir şey izlememe hissinden dolayı beni çok tatmin etmedi açıkçası ama kötüydü denilebilecek bir film de değildi.
7/10 Kesinlikle tarzım olmayan av-avcı konulu bir film. Heyecanı da öyle çok yüksek değil. Av-avcı temalı filmleri sevenleri ortalama derecede tatmin edebilir. Üst düzey bir gerilimi yok. Hatta çok düşük seviyede. Gerilimi yok. Biraz heyecan unsuru olan macera filmi. Çok…devamı7/10
Kesinlikle tarzım olmayan av-avcı konulu bir film. Heyecanı da öyle çok yüksek değil. Av-avcı temalı filmleri sevenleri ortalama derecede tatmin edebilir. Üst düzey bir gerilimi yok. Hatta çok düşük seviyede. Gerilimi yok. Biraz heyecan unsuru olan macera filmi. Çok beklentiye girmeden izlenebilir.
6/10 Normalde 3/10 vereceğim bir filmdi ama son sahnesi için 6/10 veriyorum. Çok sıradan bir film. En başından kimin ne olduğu belli olduğu için herhangi bir gizemi yok. Bu durumda da sadece acaba nasıl ilerleyecek diye izlettiriyor. Yani neler olacağını…devamı6/10
Normalde 3/10 vereceğim bir filmdi ama son sahnesi için 6/10 veriyorum. Çok sıradan bir film. En başından kimin ne olduğu belli olduğu için herhangi bir gizemi yok. Bu durumda da sadece acaba nasıl ilerleyecek diye izlettiriyor. Yani neler olacağını değil de nasıl ilerleyeceğini merak ettiriyor. Durağan bir akışta ilerlediği için de heyecanlı da gelmiyor. Durağandan kastım yavaştan ziyade daha sıradan. Aslında durağan akışta ilerlemesi daha heyecanlı yapması gerekir, bu kadar sade ilerlerken bir zaman sonra bir şeyler olmasını beklettirmesi ya da daha aksiyonlu bir hal almasını gerektirir ama öyle olmuyor. Vakit kaybı gibi gelmedi ama çok bomboş bir filmdi. Ama filmin son sahnesi için 6/10 verdim demiştim. Çünkü sonu kafa karıştırıcı ve hiç beklenmedik sorular sordurtuyor. Son sahne filmi yeterince telafi etmiş bence.
Filmin spoiler olabilecek bir tarafı yok. Çünkü ne sonu biliniyor ne de filmde anlatılacak bir sahne yok. Bomboş bir film. Ama öyle iki unsur var ki bu da filmin üzerine kitap yazdırır. Bunlardan birisi filmin adının "Gift" olması, bir diğeri de başrolün son sahnede kullandığı bir cümle. O cümle de çok basit bir cümle. Yani bomboş bir film çekip son sahneye de başrole bir cümle söylettirip, sonu da ucu açık bırakarak filmden daha uzun inceleme yaptırmayı başarmışlar. O yüzden bu iki unsur spoiler gibi olabilir istemeyen devamını okumasın, okuyan izleyen de düşüncelerini belirtebilir.
Filmin açıklamasında da yazdığı gibi bir evli çift ve Gordo diye bir karakter var ve filmin son sahnesinde kadının çocuğu oluyor. Bu Gordo sürekli eve hediyeler gönderiyor zaten ve yine Gordo da kadına doğum ziyaretine gittiğinde diyor ki iyi insanlar iyi şeyleri hak eder. Yani filmin adı "Gift" ise ve iyi insanlar iyi şeyleri hak ediyorsa kadına hediye olarak bebek mi verdi? Böyle bir şey varsa bu son derece müthiş bir ters köşe. Çünkü böyle iğrenç ruh hastası psikopat bir kişi izlemiyorsunuz. Zaten filmi izleyen birçok kişi de bu durumun olduğunu düşünmüyor ama bunun olması da mümkün.
Ortada tecavüz olduğunu düşünme sebebim öncelikle film intikam konulu olduğu için her ne kadar intikam almaya yönelik hamleler olmasa da Gordo denilen karakter kadına tecavüz ederek intikam almak istediği adamı hayatı boyunca kendinden olmayan bir çocukla baş başa bırakmış olur. Böylece o adam da hayatı boyunca kendinden olmayan bir çocuğa babalık yapacak, her ne kadar kendi çocuğu gibi benimsese bile bu gerçeği bilerek yaşayacak sonuçta. Aynı zamanda kadın da bu gerçeği bilmeyerek yaşayacak kendisine söylenmediği sürece. Burada kadının suçu ne? Tecavüz değil de başka bir şey olsaydı bile kadın neden böyle bir duruma maruz kalıyor? Neden gerçeği farklı bilerek bir yalanla yaşayacak? Burada başrol iğrenç bir orospu çocuğu oluyor. İntikam için tecavüz eden birisi oluyor. Sözde kendisi masum iyi kalpli birisi ama olaylarla hiçbir ilgisi olmayan bir kadına zarar veriyor ki bu zarar da çok iğrenç. Bu bir ihtimal.
Ama asıl daha da psikopatça olan bir diğer ihtimal de filmin adı "Gift" ve iyi insanlar iyi şeyleri hak eder diyor ve tecavüz ederek kadına bir bebek hediye etme düşüncesine sahip olma ihtimali var. Zaten öncesinde de kadının istediklerini hediye olarak veren birisinin çocuk istediğini bilmesinden dolayı onu hamile bırakarak ona hediye verdiğini düşünebilir. Bu düşünce de filmin gidişatına çok uygun. İzlenilenlerle oldukça örtüşüyor. Ama böyle bir şey olması da son derece psikopat ruh hastası bir manyak olduğunu gösterir. Böyle sapkın bir düşünceye sahip ruh hastası olmak çok ileri seviye. Bu ihtimal daha da psikopatça. İzleyenlere gösterilen karakterin içindeki ruh hastası kişiliği gösteriyor. Açıkçası filmin isminden dolayı da bu ihtimal bana yüksek geliyor.
Bir de kendisini iyi masum birisi olarak gördüğü ve karşısındaki kişiyi de zorba kötü birisi olarak gördüğü için de bebeğe aktarılması gereken genlerin kendi genleri olduğunu düşünebilir. Sonuçta iyi insanlar iyi şeyleri hak eder diyor. Yani zorba bir babanın genlerini almayı hak etmez diye düşünebilir. Bu da hastalıklı bir düşünce yapısına sahip bir ihtimal. Böyle bir şey de olabilir.
Ama bütün bunlar dışında bir ihtimal daha var. Belki de gerçekten başrol kötü birisi değildir. Yani aslında kadına hiçbir kötülük yapmamış olsa bile adamın aklına bir kere şüpheyi soktu. Bu şüphe bile fazlasıyla korkutucu. Sonrasında dna yaptırsa ve kendi çocuğu olduğunu öğrense bile sonuç olarak karısına her ne şekilde olursa olsun dokunuldu mu dokulmadı mı bunun şüphesiyle yaşayacak. Bu şüphe de uzunca süre aklında kalacağı için bu da güzel bir intikam yöntemi. İyiler iyi şeyleri hak ediyor dediği için kadına tecavüz etmemiştir düşüncesi de var izleyenlerde. Tabi ki herkesin tercih edeceği de son da bu olurdu.
Ama bunun olacağını düşünmüyorum çünkü bu adam en başından beri takıntılı ve saplantılı bir psikopat. Bu daha filmin başından belli, tanımadığı insanların evinin adresini bulup hediye gönderiyor. Ardından bu hediyelerin ardı arkası kesilmiyor. Ama bu adam için zavallı diyenler ve özellikle bunu diyen kadın kesim var ki kesinlikle aptal. Sokakta selam verene tacizci diyen kadınlar sapık bir psikopata masum zavallı diyorlar. Saplantılı bir şekilde sürekli kadını gözetleyen, uyurken bile kadını videoya alan birisi var. Kocasının evde olmadığı her an soluğu kadının yanında alan bir sapık. Kesinlikle kadına arkadaşça değil sapıkça yaklaştığı bariz bir şekilde belli ki zaten bütün her şey bir yana insanları evinde gizlice kameraya almak zaten başlı başına sapıklık, başka bir şeye gerek bile yok. Buna zavallı masum diyen kadınların aklından şüphe duyuyorum. Tecavüz etsin ya da etmesin başrolün sapık olduğu gerçeği değişmiyor. Hiçbir şekilde başrolün aklanacak bir tarafı yok.
Sonuç olarak filmi üzerine konuşturan mesele ucu açık bırakılmış olması. Normalde ucu açık bırakılan filmleri sevmem ama bu film iyi ki böyle ucu açık bırakılmış. Çünkü soruların cevabını verseydi üzerine konuşulacak bir film olmazdı. Şu an beni bu kadar konuşturan da ucu açık bırakılmış olması. Çünkü bir çocuğun kimden olduğunu öğrenmek için bir dna testi yeterli. Çocuk babadan olsa bile tecavüz olup olmadığı için de yine test yapılır. Ortada tecavüz varsa başrole küfredip konu kapatılırdı, boşa geçmiş zaman kaybı olurdu. Eğer böyle bir tecavüz yoksa da intikamı akla şüphe düşürerek, içine bu korkuyu salarak almış olurdu. Bu kez de en büyük intikam kişinin içine şüphe edici korkunç bir gerçek salmaktır mesajı vermek için çekilmiş bir film olmuş olurdu. Bütün filmi bu mesaj için mi izledim boşu boşuna vaktimi buna mı harcadım düşüncesi oluşurdu. Çünkü film bomboş. Daha en başından gizem olmadığı belli. Gizem yok da heyecan da yok, gerilim de yok, hiçbir şey yok. Yani filmin tüm olayı aslında filmin ismi ve ucu açık bırakılan son sahne. Böyle bir son olması çok tatmin edici geldi ve hatta çok başarılı buldum. Kesinlikle son derece başarılı bir son.