Profilime post sabitlemek için android telefonun birine Raf indirdim. Aman tanrım bu nedir? IOS kullanıcıları olarak tamamen bambaşka bir uygulama kullanıyoruz. Lütfen bari yeni özellik gelmiyorsa Android’de bulunan özellikler gelsin…
Roma İmparatorluğu’nun efsanesi Sezar(Caeser)’ı hem askerler hem halk hem senato bakış açısından anlatan bu konudaki en iyi dizidir. Eğer merakınız varsa kesinlikle izlemelisiniz. Dizi çok gerçekçi ve özellikle buna dikkat edilmiş. Gereksiz dramatikleştirme yok. Her şey yerinde. Tek kusuru savaş…devamıRoma İmparatorluğu’nun efsanesi Sezar(Caeser)’ı hem askerler hem halk hem senato bakış açısından anlatan bu konudaki en iyi dizidir. Eğer merakınız varsa kesinlikle izlemelisiniz. Dizi çok gerçekçi ve özellikle buna dikkat edilmiş. Gereksiz dramatikleştirme yok. Her şey yerinde. Tek kusuru savaş sahneleri yok. Herhalde bu da bütçe yetersizliğinden.
Dizimiz iki sezon toplam 22 bölüm yani oldukça kısa bir nefeste bitirebilirsiniz. İlk sezon su gibi akıyor ikinci sezonsa ilk 6 bölüm biraz tıkanık ama sonrasında iyice açılıyor.
Dizi Sezar’ın Galya fethi ile başlamaktadır. Bu fethi sonrası senatoda oldukça güçlü bir konuma gelen Sezar, Pompeius Magnus’a tehdit olmuştur ve Roma iç karışıklığı başlamıştır.
Olaylar en çok Sezar’ın iki askeri Lucius Vorenus ve Titus Pullo üzerinden anlatılır. Vorenus Sezar’ın 13.birliğinin lideri değerlerini her şeyin üstünde tutan ve insan üstü gücünün yanında aklını da kullanabilen Pompey destekçisi bir karakterdir. Pullo ise bir goril kuvvetine sahip başına buyruk ve aklını iyi kullanamayan Sezar destekçisi bir karakterdir.
Senaristimiz bu iki karakteri epey güzel yazmış. İzlerken iki karakterimizde inançlarını ve değerlerini sıklıkla sorguluyor ancak bu ikiliyi izlemek sizi hiç sıkmıyor.
Bu diziyle Atia yani Polly Walker’ı tanıdım. Daha önceden de hakkında bilgiye sahiptim ve hikayesini biliyordum ancak bu dizide Polly oynamamış karakteri adeta yaşamış! Bu ne kadar iyi bir oyunculuktur. Mimikleri, yürüyüşü, konuşma tarzı izlerken insana “buraya bak” diyormuş gibi.
Gelelim benim favori karakterim Marcus Antonius’a. Zeki değil ama kurnaz. Bir konsül olamaz ama bir komutan ararsanız en iyisi odur. İzlerken onun sahneleri gelsin diye bekledim durdum. Zaten James Purefoy müthiş oynamış.
Polly ve James bu rollerinden sonra nasıl daha sağlam rollere teklif almadılar gerçekten anlamıyorum. O kadar kötü oyuncular o kadar önemli rollerde oynuyor ki insan çıldırıyor. Gerçekten şu sektörde acayip torpil dönüyor.
Bol bol entrikanın olduğu bu imparatorlukta bakalım geçmişin insanları neler yaşamış. Tarihi ve gerçekçi yapımlar seviyorsanız izlemelisiniz.
Bir Amerikan Futbol teknik direktörünün Premier Lig’de bir futbol kulübüne teknik direktör olarak getirilmesine konu alır. Futbol diyip izlememezlik etmeyin çünkü futboldan çok insanlar arasındaki ilişki ve birliktelik duygusu anlatılıyor. Draması, komedisi tam yerinde ki Jason role tam oturmuş. İlk…devamıBir Amerikan Futbol teknik direktörünün Premier Lig’de bir futbol kulübüne teknik direktör olarak getirilmesine konu alır. Futbol diyip izlememezlik etmeyin çünkü futboldan çok insanlar arasındaki ilişki ve birliktelik duygusu anlatılıyor. Draması, komedisi tam yerinde ki Jason role tam oturmuş. İlk sezon ve üçüncü sezonu özellikle çok beğendim ikinci sezon ise olmasa da olur gibiydi. Apple TV ile olan anlaşmadan dolayı 2-3 filler bölüm oluyor sezonlarda ve 2.sezonda pek iyi yazılmamış sebebi bu. Eğer keyifli ve sizi yormayacak bir şey izlemek istiyorsanız göz atmanızı öneririm.
Prens 3s6b (SPOILER YOKTUR) Sanırım sonraki sezona hikayeyi uzatmak istiyor. 1. ve 2. sezonlardaki gibi tamamlanmış bir hikayeden ziyade yarım bırakılmış bir sezon izleyeceğiz. Neden böyle yaptılar bilmiyorum zaten güzel bir çizgileri vardı. Bir sürü ülke işin içine karıştırmışlar, var…devamıPrens 3s6b (SPOILER YOKTUR)
Sanırım sonraki sezona hikayeyi uzatmak istiyor. 1. ve 2. sezonlardaki gibi tamamlanmış bir hikayeden ziyade yarım bırakılmış bir sezon izleyeceğiz. Neden böyle yaptılar bilmiyorum zaten güzel bir çizgileri vardı. Bir sürü ülke işin içine karıştırmışlar, var olan ülkeleri anlatmamışlar. 6 bölüm geçmesine rağmen hiçbir düğüm çözülmüyor daha çok düğüm oluyor. Bu şekilde de daha rahatsız edici bir dizi ortaya çıkıyor. Bunlar dolayısıyla komedisine odaklanmakta zor oluyor. Zaten bu sezonun komedisi diğer iki sezon kadar iyi değil. Oturup insanlarla konuşurken komik bir sahne ya da aklımızda kalmış bir Prens esprisi söyleyecek olsak 3.sezondan bir şey kolay çıkmaz gibi. Zaten senaryoda daha önceki yorumumda da yazmıştım epey basite indirgenmiş şeyler var. BluTV>Max dönüşümünden mi diyeceğim ama bilemiyorum.
Bir gün buraya uzun uzun yorum yazacağım ama o zaman kadar güncel yorumum şu kalsın: Jake Peralta & Doug Judy>Jake&Amy ve Jake&Boyle Bilmiyorum aklımda Jake ve Doug daha keyifli olarak kalmış diğerlerine göre🤷♂️
Az önce birinin “500 Days of Summer” yani “Aşkın 500 Günü” filmine yorumunu gördüm. Ben artık şu konuda netim. Yeni birisiyle tanıştığımda şu filme ait düşüncesini soracağım. Birini elemek için birebir tavsiye ederim.
Bugün eczaneden pasiflora diye bir uyku ilacı aldım bakalım işe yarayacak mı eğer yararsa benim gibi uyuyamayan arkadaşlar nasiplensin diye yorum atacağım Fiyat: 320TL Reçetesiz.
OKUYUN, İZLEYİN! Herhalde arkadaşlarla otursak ve kusursuz oyunculuğa dair bir film söyleyin deseler bu film aklıma ilk gelenlerden birisi olurdu. Çift Oscar ödüllü oyunculukları kadar konusu da aslında bir o kadar önemli bir film. Bence her insan bu filmi gençlik…devamıOKUYUN, İZLEYİN! Herhalde arkadaşlarla otursak ve kusursuz oyunculuğa dair bir film söyleyin deseler bu film aklıma ilk gelenlerden birisi olurdu. Çift Oscar ödüllü oyunculukları kadar konusu da aslında bir o kadar önemli bir film. Bence her insan bu filmi gençlik yaşlarında izlemeli ve bilinçlenmeli.
-İNCELEMEDE SPOILER YOKTUR-
📚KONU:
Gerçek bir hikayeden uyarlanmıştır. HIV ve AIDS, eminim birkaç defa duymuşsunuzdur. HIV çoğunlukla cinsel yolla bulaşan bir virüs AIDS ise bunun ileri evresidir. Filmimizde kendisine AIDS bulaşan Ron Woodroof’u anlatır.
(Konuyu biraz daha bilmek isteyenler için)
Adalet sistemindeki açıklar, ilaç şirketlerinin para kazanma arzusu, AIDS hastalığının ne kadar korkutucu olduğu ve çaresizliği film size anlatıyor.
🦋HİSLERİM:
Dramatik bir film olsa da film sizi dramaya boğmuyor. Aslında bu nedenle de bu kadar gerçekçi. Karakterlerin geçirdiği şok hissini, çaresizliği, yaşama arzusunu, yalnızlığı size tam olması gerektiği şekilde işliyor. Tabi yer yer her şeyin farkına vardıkları anlar da oluyor. O anlarsa gerçekten bir oyunculuk harikası. Tüyleriniz diken diken oluyor. Normalde kendinizi bir film izlerken başrolün yerine koyarsınız ama koyamıyorsunuz. Sadece ona nasıl yardım edebilirim, ne yapabilirim diyorsunuz ama nafile…onu da yapamıyorsunuz. Kalbinizde derin bir yara açılıyor.
Filmi izledikten sonra bu konuda ne kadar cahil olduğumu fark ettim ve biraz daha araştırıp tekrar izlemek istedim. Hemen araştırıp üst üste ikinciye izledim. İzlerken hiç sıkılmadım tam tersi kendimi daha çok kaptırdım ve karakterleri anlayabildim. Bu nedenle de bende yeri apayrıdır.
🍿OYUNCULUKLAR:
Aslında yukarıda karakterlerden bahsederken oyunculardan da bahsetmiş oldum. Oyuncular o kadar müthiş ki size bunları böyle yansıtabiliyor işte ama biraz daha teknik detaylara yine sizlere yorumlayacağım.
Matthew McConaughey oynadığı karaktere tam anlamıyla bürünebilen birisi. Film boyunca yaptığı tek bir tane anlamsız hareket yoktur. Yaptığı her el hareketi, her tavrı, duruşu, mimiği, konuşma tarzı, ses tonu gerçekten harika. O doğallığı hissediyorsunuz. Sarhoş olduğunda yaptığı el hareketleri, boş bakışları, yardım isterken ki ses tonu yani buraya bir sürü şey daha yazabilirim hepsi hepsi o kadar çok oynadığı karaktere oturuyor ki kelimelerle anlatamıyorum açıp izlemeniz lazım. Zaten Matthew abimiz bu filmde karaktere bürünebilmek için 21 kilo vermiştir. Tıbbi danışmanlık almıştır.
Gençlik yıllarında birçok anlamsız filmde oynayan Matthew McConaughey’in kariyeri hayatına giren bir kadınla yükselişe geçmiştir. Şu an hala evlilerdir. Camila Alves, sana ne kadar teşekkür etsem azdır. Bize böyle bir oyuncuyu geri kazandırdın. Bu filmden sonra Hollywood’da bu dönem “McConaissance” olarak adlandırılmıştır yani “Matthew McConaughey Rönesansı” seneler sonra geri dönüp tüm rakiplerine tozunu yutturmuştur.
Jared Leto’ya gelirsek ise ilk söyleyeceğin şudur. Kendisi bu film için sıfıra yakın bir maaş aldı. Hatta şöyle diyeyim asgari ücret aldı. Tamamen sanat uğruna bu filmde yer almak istediğini söylemiştir. Keza Matthew McConaughey’de Hollywood standartlarının epey altı bir ücretle oynamıştır. Zaten kendisi bu filmden önce sektöre ufak bir ara vermişti diyebiliriz. Leto’da Matthew gibi bu film için epey bir kilo vermiştir. Bu filme her şeyini veren Jared Leto trans bir karakteri canlandırmıştır. Leto için filmin yönetmeni Jean-Marc Vallee; “Onu oyunculuk süresince asla normal haliyle görmedim” demiştir. Leto, uzun bir süre kadın kıyafetleri ile yaşamış ve onları anlamak için dışarı o şekilde çıkmıştır. Filmde de ses tonu ve mimikleri ile beni kendisine hayran bırakmıştır. İzlerken “Jared Leto gerçekten trans mıydı acaba” diye kendime sordum. Hele ki filmde ki son sahnesinde olan oyunculuğu kalbimin durmasına neden olmuştur.
Yönetmenimiz bu iki oyuncunun sahnelerinde oyuncuları rahatsız etmemek için çekimi gizli yapmaya çalışmıştır. Oyuncularımız da bu sayede kendilerini daha çok göstermiştir. Birçok sahnede diyaloglar ve tavırlar doğaçlamadır.
Bu film ile Ron karakterini canlandıran Matthew McConaughey“En İyi Erkek Oyuncu Oscar” ödülünün sahibi olurken, Rayon karakterini canlandıran Jared Leto ise “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar” ödülünün sahibi olmuştur.
🌐TEKNİK BİLGİLER:
Film Hollywood filmlerine kıyasla çok düşük bir bütçeyle yapılmış. Hatta Türk filmlerine bile kıyasla düşük bir bütçeye sahip. Size durumu şöyle açıklayım Arif V 216 filminin çekimlerine 9m$ harcanırken bu filme 5m$ harcanmıştır.
Zaten filmimizin çekimi de epey bir uzun sürmüştür. Senarist Craig Borten 1992 yılından beri filmi pazarlamaya çalışmıştır ancak 2011 yılında anca kabul ettirebilmiştir. Elde olan bu az parayla ise filmi 1 ay gibi kısa bir sürede tamamlamaya çalışmışlardır. Bu o kadar zor olmuştur ki film çekilirken neredeyse hiç ışık ekipmanı kullanılmamıştır. Doğal ışık kullanılarak belgesel tarzı bir deneyim elde edilmeye çalışılmıştır.
Aynı zamanda doğal bir görüntü ortaya koymaya çalışan ve oyuncularımızın ruh halini yansıtmaya çalışan yönetmenimiz sabit kamera kullanmamıştır.
Film hakkında beni epey güldüren ve şaşırtan bir bilgiye gelirsek ise o da bu filmin “En İyi Makyaj Oscar” ödülünün sahibi olmasıdır. Filmin makyajı çok iyi neden böyle diyorsun diye sorarsanız da sebebi makyaj için sadece 250$ harcanmış olması. Evet yanlış duymadınız sadece 250$ bu tarihte ilk diyebileceğimiz, imkansız diye nitelendirilebilecek bir olay.
Sonuç olarak bu film bize Matthew McConaughey’i tekrar kazandıran ve onun ne kadar muazzam bir oyuncu olduğunu gösteren bir filmdir. Kusura bakmayın abimi biraz öveceğim. Eşi arkasındayken ve kendini 100% vermişken herkes ondan korksun çünkü her ödülü o toplayacaktır.
Film hakkındaysa zaten epey bir konuştum ama son bir söz söylemek gerekirse kız ve erkek kardeşlerimiz, abilerimiz ve ablalarımız bu konuda bilgisiz çok insan var. Başlarına bir şeyler gelipte saklayanlarımız var. Yapmayın. Araştırın, öğrenin ve bir doktora gidin sağlığınız her şeyden daha değerli.
Filmde en sevdiğim replikler:
“Bazen hayat uğruna savaşmaktan yaşamak için zamanım kalmamış gibi hissediyorum” -Ron
“Ölmek istemiyorum! Yaşamak istiyorum!”
-Rayon
Christopher Nolan’ın diğer ünlü filmlerine kıyasla daha kenarda, köşede kalmış bir yapımdır. Filmin en şaşırtan kısmı ise oyuncu kadrosudur. Ponçik Robin Williams’ımız iyi rollerin aksine bu filmde kötü karakterdir. Al Pacino ise yaşına rağmen bu filmde hareketli rollerde oynayabileceğini ispatlamıştır.…devamıChristopher Nolan’ın diğer ünlü filmlerine kıyasla daha kenarda, köşede kalmış bir yapımdır. Filmin en şaşırtan kısmı ise oyuncu kadrosudur. Ponçik Robin Williams’ımız iyi rollerin aksine bu filmde kötü karakterdir. Al Pacino ise yaşına rağmen bu filmde hareketli rollerde oynayabileceğini ispatlamıştır. Onlara ise genç kadın oyuncu Hilary Swank eşlik etmiştir. Yine bu ekibin yanında sen ne alaka dediğimiz bir başka isim. Öyle bir cast ki sanki bir ara yemek yerken gelin bir film çekelim ama farklı bir şeyler olsun denmiş gibi. İzlerken bazı karakterlere ve onların filmlerinde ki havaya alışkanlığımdan ekrana bakıp boş boş gülüyor ve ben ne izliyorum diyordum. Neyse hislerimden kısaca bahsettiğime göre artık filme geçebilirim.
Film Amerika’da iç işleri ile sorun yaşayan iki polisin başkent harici uzak bir kasabaya bir cinayeti araştırmak için gönderilmesini konu alır. Cinayet ise oldukça profesyonel gerçekleştirilmiştir. Bir yandan iç işlerindeki sorunlarla uğraşan polislerimiz bir yandan cinayeti çözmeye çalışacaklardır.
Bu kadar oyunculuktan bahsettiğimize göre oyunculuklarında yorumlayalım. Al Pacino bence güzel oynamış ama bu filmin benim gözümde asıl yıldızı Robin Williams’dır. Çünkü bir seri katil havasını müthiş veriyor. Gözleri gülüşü o ponçikliğin altında korkuyu müthiş vermiş. İzlerken geriliyorsunuz ve böyle tipler gerçekten var.
Merak edenler ama filmi izlemek istemeyenler için Insomnia bir uyuyamama hastalığıdır. Bende uyuyamadığım için film bana biraz manidar.
Beğendiğiniz bedenlere hayalinizdeki ruhları koyup aşk sanıyorsunuz. - William Shakespeare Ne kadar insanı düşündüren bir gönderme aslında. O kadar çok çevremde görüyorum ki hem erkek hem kadın. Günün sonunda hepimiz yaşlanacağız. Güzelliklerimiz bir anlam ifade etmeyecek. Bizi anlayan birini arayacağız.…devamıBeğendiğiniz bedenlere hayalinizdeki ruhları koyup aşk sanıyorsunuz.
- William Shakespeare
Ne kadar insanı düşündüren bir gönderme aslında. O kadar çok çevremde görüyorum ki hem erkek hem kadın. Günün sonunda hepimiz yaşlanacağız. Güzelliklerimiz bir anlam ifade etmeyecek. Bizi anlayan birini arayacağız. Kalabalık içinde yapayalnız olacağız. Belki de geçen zamana üzüleceğiz. Ne gerek var?
İnsanlar kendini bu şekilde üzüyor sonra karşı cinsin düşmanı oluyorlar. Erkekler kadınlara laf atıyor, kadınlarsa erkeklere. Bu durum özellikle günümüzde oldukça fazla. Geçmişte de bu gibi şeyler vardı ama ülkemizin gerginliği ve sosyal medya nedeniyle çok daha fazla. Öyle bir algoritma var ki farklı görüşlerden uzakta, sadece kendi görüşümüzden şeyler görüyoruz. Kutuplaştırılıyoruz. Dışlıyor ve saldırganca davranıyoruz. Aksini düşünmüyoruz ve saygıyı unutuyoruz.
(Öyle bir şeyler yazayım dedim bu sözü tekrar görünce)