Eve yaramaz misafir çocukları dolarsa açıp topluca izlersiniz. Tüm saçmalıklara rağmen merak öğesi izlettiriyor. Sonunda ne olacak acaba derken, günümüz yapımlarının iyi bağlanmış bir sonun ne olduğunu bilmediği gerçeğini unutmuşum... Her neyse puanlamak gerekirse 3/10
Felaket konulu bir dizi ancak bu kadar kötü olabilirdi. Aile üyelerinin sözde kısıtlı vakitlerde aldıkları bomboş kararlar ile stres yaratmaya çabalamışlar. Stresten çok sinibozucuydu. Ve senarist son derece yufka yürekli olmalı ki kimsenin kılığına zarar gelmiyor ve mucize üzerin mucize…devamıFelaket konulu bir dizi ancak bu kadar kötü olabilirdi. Aile üyelerinin sözde kısıtlı vakitlerde aldıkları bomboş kararlar ile stres yaratmaya çabalamışlar. Stresten çok sinibozucuydu. Ve senarist son derece yufka yürekli olmalı ki kimsenin kılığına zarar gelmiyor ve mucize üzerin mucize ile mutlu son ile bitiyor her şey. Ve olmazsa olmaz bir Netflix klasiği olarak lezbiyen çiftin aşkı da araya sıkıştırılmış. Baştan sona zaman kaybı.
Bu arada gerçekten dizi film sektöründe vasıfsız senarist sorunu var. Belki yapmaları gereken tek bir iş var ama onuda beceremiyorlar.
1/10
Uzun zaman sonra izlemeye can attığım bir yapıma rastgelmek güzeldi açıkçası. Dizinin olay örgüsü çok sağlam ilerliyor, bir sezon çekelim tutarsa sonrasını düşünürüz tarzı bir şeyden çok baştan sona planlı ilerlediği hissettiriyor. Favori bilimkurgu dizilerim arasında şu ana ilk 5'e…devamıUzun zaman sonra izlemeye can attığım bir yapıma rastgelmek güzeldi açıkçası. Dizinin olay örgüsü çok sağlam ilerliyor, bir sezon çekelim tutarsa sonrasını düşünürüz tarzı bir şeyden çok baştan sona planlı ilerlediği hissettiriyor. Favori bilimkurgu dizilerim arasında şu ana ilk 5'e girer. Karakterlerin gelişimi, hikayeleri ve baştan sona aynı kadronun yeni karakterler ile beraber ilerlemesi de güzeldi. Hiçbir şey mantıksız veya zorlama gelmedi, CGI, oyunculuklar, atmosfer kısacası her açıdan çok sevdim. Bazı yerlerde yavaş ilerlese bile ben bunu doğal görüyorum bir hikâyenin her noktasında aksiyon veya heycan beklentisinde olmak gerekmiyor. IMDB puanı düşük ve yersiz yorumlar yapılmıştı ancak kesinlikle tavsiye ediyorum. Benim için 8/10'luk bir diziydi.
Sırf Nolan filmi olduğu için normalde eleştirilecek noktalara göz yumulması beni sinir ediyor. Kendisinin hayranı değilim ama iyi yapıtlar ortaya koyduğu tartışılmaz. Ama yavan ve eksikler ile dolu bir senaryoyu hiç CGI kullanmadım, hepsini imax ile çektim demek kurtarmıyor. CGI…devamıSırf Nolan filmi olduğu için normalde eleştirilecek noktalara göz yumulması beni sinir ediyor. Kendisinin hayranı değilim ama iyi yapıtlar ortaya koyduğu tartışılmaz. Ama yavan ve eksikler ile dolu bir senaryoyu hiç CGI kullanmadım, hepsini imax ile çektim demek kurtarmıyor. CGI kullanmak bir tercihtir ve grafikler sırıtmadığı müddetçe kullanılması bir filmi daha az değerli kılmaz. Tıpkı CGI kullanmadım diye piarı yapılan bir filmin bu sebeple daha değerli olmayacağı gibi.
Bakınca evet hikaye iyi akıyor ve sıkılmıyorsunuz ama ortaya çıkabilecek potansiyel Odessey'i düşününce neden diye sormadan edemiyorsunuz. Diyaloglar çok yavan, woke kültürünün Nolan'ın filmlerine kadar sızması sinir bozucu. Bahsettiğim şey sadece siyahi Helen değil o konuda konuşmak dahi istemiyorum ve oturup buna Nolan'ın avukatı gibi mantık kılıfı uyduranlarada maalesef saygı duymuyorum. Üstelik siyahilerin bu tarz uyarlamalarda kendilerine verilen rolü kabul etmesi daha da akılalmaz. Tek yol açtığı şey topluca daha çok dışlanmaya ve zorbalığa maruz kalmaları. Yunan destanı siyah beyaz tartışmasına dönüştü ne alakaysa.
Ve mesele sadece siyah beyaz olmak değil, Tom Holland rolüne gerçekten uymamış ve bariz yetersiz bir performans sergilemiş. Hakeza Calypso her ne kadar eski kıyafetler giydirilse bile kafası ben Hollywood'tan geldim diye bas bas bağırıyor. Zendayayı seviyorum ve oyunculuğunun kötü olduğunu düşünmüyorum ancak role uymamıştı arada bir belirip kayboluyor ve sahneleri hiç etkileyici değil bir tanrıça havasından çok gariban havası veriyor. Ruhani, akılda kalıcı bir hava katması gerekiyordu. En azından filmin tanıtımı boyunca çıtayı o kadar yükseltti ki bizi ne bekliyor diye haycana kapılıyordum. Ama sadece hayal kırıklığı oldu.
Matt Damon ve Robert Pattinson (Robert çok iyi oynamış) rolünün hakkını vermiş ve Ludwig siren sahnesinde bize mükemmel bir parça armağan etti. Ama günün sonunda kötü kast ve senaryo ile ortaya milyon dolarlık bir çöp çıktı. Ha unutmadan eklemek gerekirse achilles rolünü oynayacağı dedikodusu yayılan oyuncu rolünün hakkını vererek çok iyi bir iş çıkardı. Fakat Nolan filmin sohbeti dönsün diye adamı yem olarak kullandı. The Odessey yerine The Ragebait olarak hatırlanacak bir yapım oldu.
Not: Nefret dolu bir incele gibi gelebilir ama bu kadar abartılan bir yönetmenin ortaya çıkardığı çöpü savunmak adına şunu şu yüzden tercih etmiş, IMAX kullanmış, CGI olmadan şu sahneyi çekmiş bla bla diyerek önümüze sunduğu böylesi bir yapıma iyi bir eleştiri yapamam.
Elimizde yeteri kadar bütçe, asla sırıtmayacak kadar gerçekçi CGI var lütfen tüm bu olanakları kullanarak ortaya bir çöp çıkartır mısınız senarist bey? Senarist: Siz bu işi bana bırakın. ... Yani bazen gerçekten inanmakta güçlük çekiyorum. Çağımız sinemasının iki hastalığından biri…devamıElimizde yeteri kadar bütçe, asla sırıtmayacak kadar gerçekçi CGI var lütfen tüm bu olanakları kullanarak ortaya bir çöp çıkartır mısınız senarist bey?
Senarist: Siz bu işi bana bırakın.
...
Yani bazen gerçekten inanmakta güçlük çekiyorum. Çağımız sinemasının iki hastalığından biri çöp senaryolar. Merak edenler varsa diğer hastalık woke.
CGI çok iyi, belli ki bütçeniz ve bu kadar uğraşacak kadar hevesiniz var ama nasıl olur da ilkokul seviyesinde bir çocuğun bile fark edeceği düzeyde fizik kuralı hatası yaparsınız. Bir blok ötede dev bir dalga binayı yerle bir ediyor ve bu dalga o kadar güçlü olmasına rağmen hem sadece bir binayı yerle bir ediyor hemde başrollerimizin olduğu binanın camlarını kırmayı başaramıyor. Klişe bir şekilde boş boş Kafa patlatan kronik hastalıklı bir çocuk ve anlamlı, derin cümleler kurduğunu sanan, bu olağanüstü afetten nerdeyse hiç etkilenmeyen, bunu normal bir basit olay gibi gören başrol koruyucusu klişe karakter. Cidden çok sinirliyim. Yıllardır korkunç derecede vasat içerikler çıktı. Bu devre, bu teknolojik olanaklara rağmen bunu yapmak gerçekten takdire şayan.
Uzatmak istemiyorum, yarıda bıraktım, izlemeyin.
Sadece ilk bölümü izledim. Gerçek bir konuda abartılı sahneleri gereksiz buldum açıkçası ancak diziden çok konuya odaklanmak istiyorum. Tüm okul hayat zorbalık ile geçmiş bir birey olarak bu tarz şeylerin insanın hayatını ne kadar etkilediğini tahmin bile edemezsiniz. Eskiden, yetişkinliğe…devamıSadece ilk bölümü izledim. Gerçek bir konuda abartılı sahneleri gereksiz buldum açıkçası ancak diziden çok konuya odaklanmak istiyorum.
Tüm okul hayat zorbalık ile geçmiş bir birey olarak bu tarz şeylerin insanın hayatını ne kadar etkilediğini tahmin bile edemezsiniz. Eskiden, yetişkinliğe eriştiğimde her şey geçecek tüm bunları hatırlamayacağım bile düşüncesi ile avuturdum kendimi. Ama unutulmak bir yana hayatta sizi güçsüz kılan ve olmak istediğiniz, daha doğrusu olmanız gereken kişi olmanıza engel olan bir zincir oluyor hayatınızda. Ve işin garip yanı küçükken baş edemediğim için kendimi güçsüz hissettiğim kitlenin şimdi bütün ülkenin baş edemediği bir sorun olarak türediğini görüyorum. Bir yandan o kadar da güçsüz değildim belki, bütün ülke olarak baş edemiyoruz diye düşünürken öte yandan bir insanın kötü yönde geliştiğinde aslında ne kadar büyük bir zarara yol açtığını deneyimlemenin üzüntüsü var. Her şey farklı olabilirdi ama günün sonunda gerçekleri kabul etmek gerekiyor. Zorbaları gerçek manada dışlamak, çocuk yapmayı üreme görevi olarak görmek yerine bir sorumluluk olarak görmek gerekiyor. Evet bazı insanların doğası gereği kötülüğe daha meyilli olabileceğini de biliyorum ama insan idrak edebilen ve eğitilebilen bir varlık. Neyse diziyi izlemeye devam.
Doğu toplumlarında 'deli' olarak damgalanmadığınız sürece ruh sağlığınızın pek bir karşılığı yoktur. Gözle görülür fiziksel bir rahatsızlığınız yoksa, ruhsal olarak ne kadar tükenmiş olduğunuz ne bir mazeret olarak sunulabilir ne de toplum tarafından kabul görür.
"Bağımsız olmayı, yalnız yaşamayı ve kimse için üzülmemeyi ne çok isterdim..." "İşte ağacın bütün hikâyesi buymuş. Daha doğrusu ağaç ve kedinin. Çünkü eğer kedi olmasaydı, ağacın anlatacak bir hikâyesi olmayacaktı." Sovyet animasyonları bi başka oluyor.