Dizi önerisi bekliyorum 💬 Listemde birsürü dizi olmasına rağmen ne izlesem diye bakınıyorum saatlerce😐 Uzun olmayan mümkünse de akıcı dizi önerilerinizi bekliyorum, şimdiden teşekkür ederim 💐
Bazen bir film izlersiniz ve bittiğinde sadece bir hikaye izlemiş gibi değil de, birinin ruhuna dokunmuş gibi hissedersiniz ya Close-Up benim için tam olarak böyleydi. İlk bakışta basit bir dolandırıcılık hikayesi gibi duruyor; ama derinlere indikçe, aslında hepimizin içindeki o…devamıBazen bir film izlersiniz ve bittiğinde sadece bir hikaye izlemiş gibi değil de, birinin ruhuna dokunmuş gibi hissedersiniz ya Close-Up benim için tam olarak böyleydi.
İlk bakışta basit bir dolandırıcılık hikayesi gibi duruyor; ama derinlere indikçe, aslında hepimizin içindeki o derin boşluğu, fark edilme ve sevilme ihtiyacını görüyorsunuz.
Hossain Sabzian’ın kendisini ünlü bir yönetmen olarak tanıtması, bence insanları kandırmak için değil, hayata dayanabilmek içindi. O sahnelerde Sabzian’ın mahcup bakışlarını izlerken şunu düşündüm: Hangimiz hayallerimizde olmak istediğimiz kişi olabildik ki? Sadece o, bunu gerçeğe dönüştürmek isteyecek kadar ileri gitmiş.
Kiyarüstemi’nin gerçekle kurguyu birbirine geçirme biçimi ise büyüleyici. Film bittiğinde neyin gerçek neyin rol olduğu önemini yitiriyor; geriye sadece o saf insanlık kalıyor. Hele o final sahnesi... Motosikletin üzerindeki o çiçeklerle gidişleri, sanki hayatın tüm sertliğine karşı verilmiş bir barış ilanı gibiydi. İzledikten sonra uzun süre etkisinden çıkamadığım, insanı kendi içindeki sahtelikler ve hayaller üzerine sessizce düşündüren, kalbi olan bir film bu. Tavsiye ederim 💐
Sevgili Raf ailesi 🌙 Zamanın zorlaştığı, yüklerin ağırlaştığı bu günlerde; bayramın getirdiği rahmetin, kalplerimize dokunmasını diliyorum. Kırgınlıkların sustuğu, gönüllerin konuştuğu; umudun yeniden filizlendiği bir bayram olsun… Dualarınız kabul, kalbiniz huzurla dolsun. Bayramınız mübarek olsun 🤍✨
"Bu dizide geçen kişi ve kurumlar umarız tamamen hayal ürünüdür." Ve bunun anlamı şu mesajla destekleniyor: insanların sadece yaşamak için tel örgülerle, denizlerle ve sınırlarla mücadele etmek zorunda kaldığı bir dünyanın aslında hâlâ var olduğu hatırlatılıyor. Yani dizi, anlatılanların kurgu…devamı"Bu dizide geçen kişi ve kurumlar umarız tamamen hayal ürünüdür."
Ve bunun anlamı şu mesajla destekleniyor: insanların sadece yaşamak için tel örgülerle, denizlerle ve sınırlarla mücadele etmek zorunda kaldığı bir dünyanın aslında hâlâ var olduğu hatırlatılıyor. Yani dizi, anlatılanların kurgu olmasını “umut ettiğini” söyleyerek aslında gerçek dünyadaki mülteci krizine gönderme yapıyor.
Dizi gerçekten beni beklediğimden çok daha fazla etkiledi. Görsel açıdan çekimler, geçişler ve müzikler çok başarılıydı; izlerken adeta bir görsel şölen gibiydi. Bazı oyuncular yeni olmasına rağmen genel olarak performanslar oldukça iyiydi.
Hikâye olarak da yalnızca bir oyun kurgusu değil, alt metni güçlü olan ve günümüz dünyasının gerçeklerine dokunan bir anlatım vardı. Özellikle insanların sınırlar içinde sıkışmışlığı, çaresizlik duygusu ve buna karşı çıkmanın gerektirdiği cesaret çok iyi yansıtılmış. Bu yönüyle bana biraz Squid Game havasını hatırlatsa da anlatmak istediği şey oldukça farklı ve daha gerçekçi bir yerden bakıyor.
Finali de oldukça etkileyiciydi. İzlerken “umarım bunlar sadece bir kurgu” demek istiyorsunuz ama dünyanın gidişatına bakınca insan ister istemez düşünmeden edemiyor.Kısacası bence emek verilmiş, düşündüren ve izlenmesi gereken bir yapım olmuş.İzlemenizi tavsiye ederim🌸
Bu film uzun metrajlı ve ağır ilerleyen bir yapıya sahip olsa da ben zaten bu tarz yapımları seviyorum. Yavaşlığı bana sıkıcı gelmedi; aksine o sakin tempo filmin atmosferini daha gerçek kıldı. Sessizlikler, boşluklar ve bekleyişler aslında en çok konuşan şeylerdi.…devamıBu film uzun metrajlı ve ağır ilerleyen bir yapıya sahip olsa da ben zaten bu tarz yapımları seviyorum. Yavaşlığı bana sıkıcı gelmedi; aksine o sakin tempo filmin atmosferini daha gerçek kıldı. Sessizlikler, boşluklar ve bekleyişler aslında en çok konuşan şeylerdi.
Başrol karakterini başta daha mesafeli ve amaç odaklıyken, sonrasında insan ilişkilerinin sıcaklığına kapılması çok anlamlıydı. Sanki hayat ona “planladığın şey değil, yaşadığın an önemli” diyordu. Bu dönüşüm bana çok gerçek geldi.
Motosikletle bir adamla sohbet ederek yoldan gittikleri sahne de beni çok etkiledi. O konuşmalar sade ama derindi. Hayat, zaman, insan olmanın anlamı… Abartısız ve doğal bir şekilde aktarıldı. Bağırmadan, dramatik olmadan, insanın içine işleyen bir tarafı vardı.
Filmde en çok hissettiğim şey ise “beklemekti.” Ölümü beklemek, bir haber beklemek, bir şeyin gerçekleşmesini beklemek… Ama aslında hayat o bekleyişin içinde akıp gidiyor. Film sanki şunu söylüyor: Biz büyük anlara odaklanıyoruz ama asıl hayat küçük sohbetlerde, köydeki gündelik işlerde, yolda edilen muhabbetlerde saklı.
Ölüm teması da çok çarpıcıydı ama karanlık bir şekilde değil; daha çok hayatın doğal bir parçası gibi ele alınmıştı. Film bana, hayatın ve ölümün yan yana yürüdüğünü hissettirdi. Belki de bu yüzden bu kadar sade ama bir o kadar da etkileyiciydi.
Genel olarak büyük olaylar olmadan da bir filmin insanın içinde iz bırakabileceğini gösterdi bana. Ağır ama samimi, sade ama derin bir yapımdı. İzlemenizi tavsiye ederim 💐
Spoiler içeriyor
Dilber'in Sekiz Günü benim için ağır ilerleyen ama duygusu çok yoğun bir filmdi. Diyalogların az olması başta mesafeli gibi hissettirse de aslında tam tersine karakterlerin iç dünyasını daha güçlü hissettirdi. Sessizlikler, bakışlar ve bekleyişler... Filmde töreler ve köy baskısı yüksek…devamıDilber'in Sekiz Günü benim için ağır ilerleyen ama duygusu çok yoğun bir filmdi. Diyalogların az olması başta mesafeli gibi hissettirse de aslında tam tersine karakterlerin iç dünyasını daha güçlü hissettirdi. Sessizlikler, bakışlar ve bekleyişler...
Filmde töreler ve köy baskısı yüksek sesle değil, daha sade ve doğal bir akışla eleştiriliyor. Zaten en çarpıcı tarafı da bu: Her şey o kadar normalleşmiş ki kimse açık açık isyan etmiyor ama herkes o düzenin içinde sıkışmış. Dilber’in inadı, bekleyişi ve kendi hayalini kurma çabası bir kadının kaderine razı olmakla onu değiştirmeye çalışmak arasında gidip gelişini gösteriyor.
En çok etkilendiğim yerlerden biri ise eşinin, Dilber’in yalnızlığını fark edip yanında olduğunu fark ettirmeye çalışması oldu. Büyük cümleler kurmuyor, romantik sözler söylemiyor ama onu gördüğünü, yalnız hissettiğini anladığını davranışıyla gösteriyor. Bu sahne bana “Sevgi neydi? Sevgi emekti.” sözünü hatırlattı. Çünkü burada sevgi sözle değil, çabayla var.
Ama film bana şunu da düşündürdü: Sevgi var ama özgürlük yok. İlgi var ama seçim hakkı yok. Belki de sevgi tek başına yetmiyor; insanın kendi hayatını seçebilmesi de gerekiyor. Bu yüzden o sahnede hem içimi ısıtan bir taraf vardı hem de hafif bir hüzün. Çünkü anlıyorsun ki adam kötü değil, sadece içinde bulunduğu düzenin bir parçası.
Filmi beğendim,izlemenizi tavsiye ederim ancak çok büyük beklentilerle değil 😊
"Şunu öğrendim ki en kötü kafesler, kendimiz için yarattıklarımızdır.Grace, kendin için bir kafes yarattın.Ama bu kafes hiçbir zaman kilitli değildi; korkuların seni esir tuttu.O salyangozlardan kurtul ve kendini özgür bırak.Şimdi kabuğunu bırakmanın zamanı geldi.Biriktirdiğin anılar ve eşyalardan,salyangozlardan kurtul.Çünkü bu seni…devamı"Şunu öğrendim ki en kötü kafesler, kendimiz için yarattıklarımızdır.Grace, kendin için bir kafes yarattın.Ama bu kafes hiçbir zaman kilitli değildi; korkuların seni esir tuttu.O salyangozlardan kurtul ve kendini özgür bırak.Şimdi kabuğunu bırakmanın zamanı geldi.Biriktirdiğin anılar ve eşyalardan,salyangozlardan kurtul.Çünkü bu seni sınırlıyor ve ilerlemeni engelliyor.Biraz kendine acıman normal, ama artık ileriye gitme zamanı.Acı olacak, ama hayat böyle. Yüzleşmek zorundasın. Cesur ol.”
Spoiler içeriyor
Bayıldım bayıldım bayıldımmm. Mükemmel bir filmdi, gözlerim dolu dolu yazıyorum şu an 🥲 Film,sistem eleştirisi üzerine yazılmış. Okulların öğrencilere dayattığı gereksiz ve abartılı başarı kavramı, okulların ebeveynler üzerinde kurduğu gizli ve güçlü otoritesi,ebeveynlerin çocukları üzerindeki bencilce planları ve baskısı,kadınların ülkedeki…devamıBayıldım bayıldım bayıldımmm. Mükemmel bir filmdi, gözlerim dolu dolu yazıyorum şu an 🥲
Film,sistem eleştirisi üzerine yazılmış. Okulların öğrencilere dayattığı gereksiz ve abartılı başarı kavramı, okulların ebeveynler üzerinde kurduğu gizli ve güçlü otoritesi,ebeveynlerin çocukları üzerindeki bencilce planları ve baskısı,kadınların ülkedeki o iğrenç konumu ve buna benzer birsürü konuyu eleştiren mükemmel bir yapıt. Film bir başkaldırı aslında. Öğrencilerin, ailelerine ve okullarına başkaldırısı. Ne yazık ki bu başkaldırı biraz zaman alıyor, canlar alıyor ama sonunda gerçek benliklerini bulan bir topluluk oluşuyor. Gerçek kimliklerini, hayattan ne beklediklerini, ne yapmak istediklerini bilen bir topluluk...
Yazılacak çok şey var aslında, her bir kareden binlerce yorum yapabilir insan ama sizi yorumlarımla sıkmak istemiyorum. Lütfen izleyin🥲 Şimdiden iyi seyirler 🌸
- Burası neresi? + Burası 1334 kadın şarkıcının sürgün edildiği yer. - Şarkıyı kim söylüyor? + Bu 1334 kadının tamamının sesi. Dinle. Tek bir kadın sesi gibi.
Spoiler içeriyor
“Acı verse de, çile çekilse de yaşanılacaktır; uzun günler, boğucu akşamlar olsa da çalışılacaktır; insanlar için emek verilecektir ve ölüm sakince beklenecektir.” Uzun zamandır izlemeyi nedensiz ertelediğim bir filmle burdayım 😐 Film, siyasi nedenlerden dolayı cezaevinde yatan Yusuf'un hikayesini anlatmaktadır.…devamı“Acı verse de, çile çekilse de yaşanılacaktır; uzun günler, boğucu akşamlar olsa da çalışılacaktır; insanlar için emek verilecektir ve ölüm sakince beklenecektir.”
Uzun zamandır izlemeyi nedensiz ertelediğim bir filmle burdayım 😐 Film, siyasi nedenlerden dolayı cezaevinde yatan Yusuf'un hikayesini anlatmaktadır. Yusuf ölmek üzere olduğu için cezaevinden tahliye ediliyor ve köyüne dönüyor. Ancak Yusuf, cezaevinden çıkmasına rağmen oradaki psikolojiyi atlatamıyor ve içine de dışarda olduğu gibi bir sonbahar havası çöküyor. Günden güne, yapraklar döküldükçe Yusuf'un da hastalığının belirtileri artmaya başlıyor.Yusuf, çok hasta olmasına ve haliyle eskisi gibi hareket edebilecek güçte olmamasına rağmen, yaylaya çıkmak istemesiyle özgürlüğe ulaşmak için son bir çaba gösteriyor.Bu bir direniş onun için, kendi bedenine karşı son bir direniş; son bir mücadele alanı, son bir umut. Ne yazık ki başaramıyor bunu.
Müzikleriyle, dış ve iç mekan kadrajlarıyla insanı derinden etkileyen bir film. Daha nice yorumlar yapılabilir, her bir sahneden binlerce anlam çıkarılabilir. Uzun uzun yazmak isterdim ama izlemenizi tavsiye ederim 🌸 Şimdiden iyi seyirler🤗