Çevreler birer kutu gibi birinden diğerine geçtiğinde doğrular yanlış,yanlışlar doğruya dönüşebiliyor, sıvının girdiği kapta şekil alması gibi insan olduğu yere ayak uydurmaya çalışıyor.Doğru olan ne peki şekil almak mı kendine şekil vermek mi ? Başkalarının doğruları sizin doğrularınız mı olmalı?…devamıÇevreler birer kutu gibi birinden diğerine geçtiğinde doğrular yanlış,yanlışlar doğruya dönüşebiliyor, sıvının girdiği kapta şekil alması gibi insan olduğu yere ayak uydurmaya çalışıyor.Doğru olan ne peki şekil almak mı kendine şekil vermek mi ? Başkalarının doğruları sizin doğrularınız mı olmalı? Okuyabiliyorsan, aklın iraden yerindeyse insan her şeyi olduğu gibi kabullenmemeli tamam bunların düşünceleri böyle ama ben şurda da şunları gördüm,okudum onların da kendince doğruları var demeli ve yolunu kendi iradesiyle çizmeli başkalarına göre değil.Bulunduğu çevrelerin şeklini almamalı kendine şekil vermeli ...
M.
"Bir şeyler yapıyorum, yürüyorum, konuşuyorum,yemek yiyorum yani her zaman yaptığım işleri sürdürüyorum ama nasıl anlatsam, bir boşluk duygusu içinde. Sanki içimde derin bir hiçlik var..." "Tüketen insanın üreten insandan daha değerli olduğu bu yanlış ve ahlaksız döneme tahammülüm kalmamıştı artık."…devamı"Bir şeyler yapıyorum, yürüyorum, konuşuyorum,yemek yiyorum yani her zaman yaptığım işleri sürdürüyorum ama nasıl anlatsam, bir boşluk duygusu içinde. Sanki içimde derin bir hiçlik var..."
"Tüketen insanın üreten insandan daha değerli olduğu bu yanlış ve ahlaksız döneme tahammülüm kalmamıştı artık."
"İlk zamanlarda beni bu çevrenin çok sarstığını gören bir arkadaşım, 'Herkesin bir şemsiyesi var kendini koruyacak, seninse yok, bir an önce şemsiyeni açmaya bak çünkü bu yağmur hiç dinmeyecek' demişti."
"Harese nedir bilir misin oğlum? Arapça eski bir kelimedir. Bildiğin hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. Harese şudur evladım: Develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani. Ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. Gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. Bunun adı haresedir. Bütün Ortadoğu'nun âdeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur."
"Bir yer var
İyiliğin ve kötülüğün ötesinde
Seninle orada buluşacağız"
"Her insanın içinde iyi ve kötü,yan yana durur.Hangisini beslersen o galip gelir."
Ha gayret miniğim Bak gönlünün pınarlarına Bahar yakın Çiçeklerin tomurcuk Ayazlar geçecek Dolu vurmasın bahçelerine Poyraz incitmesin Sen devam et Sürdürmeyi sürdür Elbet açacak kardelenlerin M.
"Yani yeterince zenci değilsem, yeterince beyaz değilsem, yeterince erkek değilsem, söylesene, Tony, neyim ben?" "Dünya ilk adımı atmaktan korkan yalnız insanlarla dolu." "Bazen bana bir evi hatırlatıyorsun. Üzerinde güzel ışıkları olup içinde herkesin mutlu olduğu bir evi..." "Babam bana hep,…devamı"Yani yeterince zenci değilsem, yeterince beyaz değilsem, yeterince erkek değilsem,
söylesene, Tony, neyim ben?"
"Dünya ilk adımı atmaktan korkan yalnız insanlarla dolu."
"Bazen bana bir evi hatırlatıyorsun. Üzerinde güzel ışıkları olup içinde herkesin mutlu olduğu bir evi..."
"Babam bana hep, "Yaptığın işi yüzde yüz yap." derdi. Çalışıyorsan çalış. Gülüyorsan gül. Yemek yiyorsan son yemeğinmiş gibi ye."
Kurakmış topraklarım görememişim, Konuşmazmış dilim, Duymazmış kulaklarım, Görmezmiş gözlerim, Anlamazmış ruhum, Bahçemde beliren ısırgan otuymuşum, Ne tutmayı bilmişim , Ne de yolup atmayı , Kendimi bir köşeye, Tabi bir zamanlar... Sonra bahçeme yağmurlar yağdırmışım Rengarenk çiçeklerle donatmışım Isırgan otum da…devamıKurakmış topraklarım görememişim,
Konuşmazmış dilim,
Duymazmış kulaklarım,
Görmezmiş gözlerim,
Anlamazmış ruhum,
Bahçemde beliren ısırgan otuymuşum,
Ne tutmayı bilmişim ,
Ne de yolup atmayı ,
Kendimi bir köşeye,
Tabi bir zamanlar...
Sonra bahçeme yağmurlar yağdırmışım
Rengarenk çiçeklerle donatmışım
Isırgan otum da aralarında kalmış
Diğerleri o kadar renkliymiş ki
Ona sıra gelmemiş bile
Ne zaman yüreğime saldırmaya kalksa
Diğerlerine su vermişim
Sevmeyi öğrenmişim
Çiçeklerime bakmayı
Renkleri görmeyi
Fısıltıları duymayı
Şarkılar söylemeyi
Çocuk ruhuma el vermeyi...
Kendime sarılmışım sımsıkı
Kimse yokmuş ama ben varmışım...
M.
"Ne gördüğün ve ne duyduğun büyük ölçüde nerede durduğun ile ilgilidir: Ayrıca nasıl bir insan olduğuna da bağlıdır." "Geriye dönüp başlangıcı değiştiremezsin ama olduğun yerden başlayıp sonu değiştirebilirsin." Bütün seriyi izlemelisinizz oldukça sarıyorr
Filmi köyümde çekildiği için izlemek istemiştim. Dağlar taşlar, ırmak ,geçtiği ev bazı oyuncuları hepsi tanıdık.İçeriğine baktığımda filmi bırakıp bizim köyü düşündüm içeriği ele alırken böyle taşranın bilmedikleri şeylerde çabucak fikir sahibi olup ne kadar ileri gidebileceklerini düşündüm cidden de öyle…devamıFilmi köyümde çekildiği için izlemek istemiştim. Dağlar taşlar, ırmak ,geçtiği ev bazı oyuncuları hepsi tanıdık.İçeriğine baktığımda filmi bırakıp bizim köyü düşündüm içeriği ele alırken böyle taşranın bilmedikleri şeylerde çabucak fikir sahibi olup ne kadar ileri gidebileceklerini düşündüm cidden de öyle günlük hayatta yüzlerce denk geldiğimiz şeyler küçük yerlerde 100 yıllık sorunlar haline dönüşebiliyor. Anlamadan dinlemeden kafalarına göre iş yapıyorlar.
İstediğin gibi yaşayamıyorsun bu başkalarına dert oluyor.Arkadaş dost ayakları da onların çıkarlarına göre şekilleniyor seni sevdikleri için yanında olmuyorlar çoğu (tabi ki istisnalar var). Kızlar okumuyorsa direkt evlendirilmeli algısı istemiyorsa kedinin uzanamadığı ciğere pis deme ayakları,dışarda görseler kınayacakları şeyleri kendilerine hak görüp böbürlenmeleri.Erkeklerin diğer erkeklere dalga geçmeyi giyiminde veya herhangi bir şeyinde değişiklik yapmak istemesinde hemen alay konusu edip akılları sıra küçük düşürmeleri.Buldukları beş kuruşu ya içkiye ya da şehre gidip günübirlik hayatlarına yedirmeleri.Kızların okumak ya da iş sahibi olmak istemeyip lise 1 de boş beleş insanlarla evlenip ömürlerini koca eline bakarak geçirmek istemeleri...
Olumsuzlukları saydırdı film bana tabi ki her şey olumsuzluklardan ibaret değil...