Selam :) Yakın zamanda biraz WandaVision biraz Loki izledim, beklemediğim şekilde keyif aldığım için Marvel ile küslüğümüze ara vermek istedim. 2021'e dek Marvel adıyla çıkan neredeyse her filmi izlerdim ancak No Way Home çıktığı sıralar ürettikleri içerik fazlalığından ve formülün…devamıSelam :) Yakın zamanda biraz WandaVision biraz Loki izledim, beklemediğim şekilde keyif aldığım için Marvel ile küslüğümüze ara vermek istedim. 2021'e dek Marvel adıyla çıkan neredeyse her filmi izlerdim ancak No Way Home çıktığı sıralar ürettikleri içerik fazlalığından ve formülün basitleşmesinden sıkılarak gitmemiştim sinemada. Şimdi kaldığımız yerden devam edelim diye açmış izliyordum ki bu multiverse mevzuları açılınca orijinal Spidey filmlerini hiç adamakıllı izlemediğimi hatırladım. Çocuklukta izlenmiş, kimisi okulda, kimisi televizyonda, parça parça kalmış hepsi. Ben de filmi yarıda bırakıp maratona başladım. Yorumum üçleme üzerine genel olacak.
Normalde Tobey Mcguire elemanını oldukça itici buluyorum. Yüz ifadeleri o kadar dikkat dağıtıcı ki oynadığı karakteri değil Tobey'i görüyorum hep. Bu seride de çok sinir olduğum bir oyunculuğu olmasıyla beraber kendisiyle ikonikleştiğini inkar edemeyeceğim. Biraz da şu yüzden: bu serideki Spidey yer paspası gibi bir karakter. Peter Parker zaten her zaman nerd bir liseli olmuştur ama bu seride tokat atana diğer yanağını çeviriyor. Özgüven kazandığında ise ona çok yeni olan bu duyguyu nasıl yaşayacağını bilemiyor ve iticileşiyor. Dolayısıyla karakterin Tobey için uygun yazıldığını söyleyebiliriz. Çok yakışıklı olmamasını da seviyorum çünkü zorbalanan ezik "çirkin" liselilere Hollywood model castleyince asla ciddiye alamıyorum. Spidey evil olunca makyaj yapıp emo olması müthiş bu arada.
MJ'e gelince sadakatsizlikteki istikrarı ve bunun hiçbir zaman gündem bile olmayışı gerçekten inanılmaz. Pretty privilege dedikleri bu olsa gerek. Partner değiştirdiği zaman yok sen benden çaldın, yok o benim kadınımdı deniyor. Sanki bu kadının hiç iradesi yok. Seri boyunca sanırım her filmde en az 1 (bir) kez kaçırılıyor. Henüz süper kahraman filmlerinde kadınların yalnızca kurtarılmak için rol aldığı evredeyiz o zamanlar. Spidey ile ilişkileri pembe dizi gibi, sürekli yanlış anlaşılmalar üzerine kurulu. Ben yanlış anlaşılmaların senaryonun temeli olarak kullanılmasından nefret ediyorum ama serinin çıktığı zamanlar bu çok moda olmuş bir araçtı o yüzden affedilebilir.
Willem Dafoe en sevdiğim oyunculardan biri. Green Goblin gibi ciddiyetsiz bir yaratığı canlandıracağında dahi yarım iş yapmamış; monologları, mimikleri asla dramatikliğini yitirmiyor. Bu adam kötü adam olmak için doğmuş.
Harry ise ne yazık ki biraz iki boyutlu bir karakter, motivasyonları çok basit kaldığı için karakteri aptal gözüküyor. Serideki değişimi biraz Harvey Dent'i anımsatan türden. En azından karakter arkı güzel sonlanıyor, yine bir yanlış anlaşılmayla bitse kafayı yiyecektim.
Dr. Octopus'un dahi bir bilim adamı olup şiir ile ilgilenen bir kadına aşık olması filan çok şık işler. Peter ile sohbetleri çok tatlı. Yine tatmin edici diyebileceğimiz bir karakter arkı ancak sanki sonlarda pişmanlıklarının karısı üzerine değil çalışması üzerine odaklandığını görüyoruz. İlginç.
Sanırım filmde Venom hiç adıyla anılmıyor, simbiyot diye bahsediliyor. Tom Hardy'nin Venom'u komedi yönü fazla ağırlaşsa da daha çok yakışıyor bence Brock'a. Burada biraz hayal kırıklığı. Zaten doğrudan da konuşmuyor, yalnız ev sahibini amplifiye eden bir yaratık olarak görüyoruz.
Gwen Stacy seride çizgiromanlardan çok alakasız bir rolde yer alıyor. Kendisini önemseyebileceğimiz herhangi bir sahne yok, çok zaman tanımamışlar :(
JK Simmons çok basit olabilecek bir role inanılmaz renk katarak unutulmaz kılmış. Seride o kadar popüler kültürde ölümsüzleşen sahne var ki, film bağlamında görünce tuhaf geliyor neredeyse.
Sonuç olarak, böyle bi şeyler izlemeyi çok özlemişim. Marvel'ın yeni yapımlarındaki ukalalıktan çok uzak, May teyzenin hala teyze olduğu zamanlar... Spidey her zaman telif haklarıyla mevzu olmuştur Sony ve Marvel arasında. Sony bu filmlerle komşumuzun oğlu Spidey karakterini ölümsüzleştirip çok sevimli bir işe imza atmış. Zamanında neden süper kahraman filmlerine sevdalı bir liseli olduğumu hatırlamış bulundum. Damak tadınızı tazeleyecek düzeyde basit ama dönemin efekt imkanları düşünülünce de oldukça etkileyici bir seri. Maratonumuz Andrew Garfield örümceğimizle devam edecektir. :)