İçindeki 'sinemadan çıkmış kişi'yi öldürdüler. Sağ kalan sıkıntılı, kızgın. Hep ölçülü-biçimli mi davranmak gerek? Kim demiş? Başkaları onu eve gidecek sanırken o gidip bir meyhanede içecek.
Spoiler içeriyor
Spoiler! (Sayfa 200) Dünya üzerindeki yaşıtlarının yarısı gibi "Tanrı var mı, yok mu?" sorusunu hiçbir zaman sormamış olan piçler, Tanrı'nın var olduğunu bilir ancak ona inanmaz ve kulları olmayı reddederler. Tanrıtanımazların aksine Tanrı'yı bilir ama tanımazlar. Tanrı'nın yaratıklarını hatalı bulurlar.…devamıSpoiler! (Sayfa 200)
Dünya üzerindeki yaşıtlarının yarısı gibi "Tanrı var mı, yok mu?" sorusunu hiçbir zaman sormamış olan piçler, Tanrı'nın var olduğunu bilir ancak ona inanmaz ve kulları olmayı reddederler. Tanrıtanımazların aksine Tanrı'yı bilir ama tanımazlar. Tanrı'nın yaratıklarını hatalı bulurlar. Tanrı'nın çalışma tarzını beğenmezler. Dolayısıyla O'nunla hiçbir ilişkilerinin olmasını istemezler. Tanrı'nın varlığını bilen ancak ona isyan etmiş Şeytan'la da hiçbir benzerlik ve ilgileri yoktur. Çünkü piçler güvenmedikleri Tanrı'ya karşı savaşmazlar. Piçler ve Tanrı birçok konu hakkında farklı düşünür. Ancak piçler bu görüş ayrılığını kine dönüştürecek kadar konuyu önemsemezler. Oysa Tanrı'nın bu olgunlukta olduğunu düşünmez ve kendilerinden nefret ettiğini bilirler. Ancak Tanrı'nın adlarına biçtiği hiçbir cezanın vereceği acının kendilerine ısmarladıklanndan daha koyu olamayacağını da bilirler. İki ayağı üzerinde sürünen hayvanlar olarak cehenneme sadece bronzlaşmak için gideceklerinden emindirler. Aynca, sadece İslam dininde bile doksan dokuz adı olan bir varlığın çok kalabalık olduğunu düşünür ve layık oldukları mutlak yalnızlığın Tanrı'nın evrenini reddetmekten geçtiğine inanırlar. Ruhlarını yaratmış olduğunu bildikleri halde Tanrı'nın beceriksizliğine ortak olmamak için O'nu umursamaz, aralarına almaz ve kendileriyle oynatmazlar.
Yaratılmış evrenin içinde bir araya getirilmiş insan, dünya ve hayatın hiçbirini heyecan verici bulmayan piçler, "Hayatın anlamı nedir?" olan insanlığın temel sorusunun yanıtını merak etmez ve aramazlar çünkü hayatın anlamının da en az hayatın kendisi kadar aptalca olduğunu bilirler. Sorunun yanıtının iyilik, sevgi, aşk, dostluk, inanç gibi insani erdemlerden biri olabileceği ihtimaliyle alay ederek zaman geçirirler. Çünkü Tanrı, insan, dünya ve hayatı öylesine amatörce bir araya getirmiştir ki insan, dünya ve hayattan nefret etmiştir.
Evrenin büyük bir yatırım olduğunu kabul eden piçler, bunun ölü bir yatırım olduğunu da bilirler. Doğanın ve organizmaların mükemmel işleyişlerinin, Discovery Channel'daki hayvani mucizeler gibi komik gösterilerin bu yatırımı kurtaramayacak kadar zayıf girişimler olduğuna inanırlar. Piçlere göre Tanrı iyi niyetlidir ama yaratmak da iyi niyetten fazlasını gerektirir.
Sırf boyu bir metrenin altında diye dünyayı cennete çevireceğine inanılan kaç çocuğun başı "Sizler her şeyi değiştireceksiniz" cümlesi eşliğinde okşanmıştı? Hakan düşündü. Cümlesinin sonunu değiştirdi: "Belki onlar kendilerini bizden daha da kötü hissedecekler."
Dünyanın kendisini hayatta bırakması için bu denli ısrar edişinin nedenini anlayamasa da, buna boyun eğiyor ve her uyanışından sonra ayaklarının üzerinde doğruluyordu.