Yüce yaratıcı dan tek bir isteğim vardı. "Yok Olmak" her şekilde, varlığımdan bir kırıntı bile kalmamasıydı. Ne yazık ki buna bile layık olamadım.. Bir şekilde yok olabilmeliydim..
Sabahattin Ali’nin okuduğum üçüncü kitabı olan Sırça Köşk, farklı başlıklar altında toplanmış öykülerden oluşuyor. Kitabın genel tarzı, kısa ama düşündürücü öyküler aracılığıyla toplumsal eleştiriler sunması üzerine kurulu. Ancak açıkça söylemem gerekirse, kitabın başlarında yer alan bazı öyküler bana çok akıcı…devamıSabahattin Ali’nin okuduğum üçüncü kitabı olan Sırça Köşk, farklı başlıklar altında toplanmış öykülerden oluşuyor. Kitabın genel tarzı, kısa ama düşündürücü öyküler aracılığıyla toplumsal eleştiriler sunması üzerine kurulu. Ancak açıkça söylemem gerekirse, kitabın başlarında yer alan bazı öyküler bana çok akıcı gelmedi. Zaman zaman anlatımın ağırlaştığını ve okurken zorlandığımı hissettim. Buna rağmen, sabırla devam ettikçe özellikle öykülerin sonlarının oldukça etkileyici ve okunmaya değer olduğunu fark ettim.
Kitabın sonlarına doğru yer alan koyun öyküsü ise benim için ayrı bir yerde duruyor. Bu öyküyü okurken aklıma George Orwell’ın Hayvan Çiftliği eseri geldi. Sabahattin Ali’nin bu öyküde koyunlar üzerinden yaptığı anlatımın, sorgulamadan itaat eden topluma güçlü bir gönderme olduğunu düşünüyorum. Alegorik anlatımı oldukça başarılı buldum; sade ama derin bir anlam taşıyor ve okurun zihninde uzun süre yer ediyor.
Genel olarak Sırça Köşk, edebi değeri yüksek ve düşündüren bir eser. Her ne kadar bazı öykülerin başlangıçları bana çok akıcı gelmese de, içerik bakımından oldukça kaliteli olduğunu söyleyebilirim. Özellikle toplumsal eleştiriyi seven ve sembolik anlatımlardan hoşlanan okurlar için kesinlikle okunmaya değer bir kitap.
🌼Kaliteli Kitaplar Dostunuz Olsun Kaliteli Okurlar.🌼
Spoiler içeriyor
Yazarın okuduğum ilk kitabı “Tek Yalnız Ben Değilim” oldu. Yazarın üslubunun samimi olduğunu düşünüyorum. Kitabında yalnızlığın artıları ve eksileri olduğunu, kendi duygularını da katarak okuyucuya hissettiriyor. İnsan ne kadar yalnız kalmak istese de hisleri ve duyguları olan bir varlık olduğu…devamıYazarın okuduğum ilk kitabı “Tek Yalnız Ben Değilim” oldu.
Yazarın üslubunun samimi olduğunu düşünüyorum. Kitabında yalnızlığın artıları ve eksileri olduğunu, kendi duygularını da katarak okuyucuya hissettiriyor. İnsan ne kadar yalnız kalmak istese de hisleri ve duyguları olan bir varlık olduğu için insana her şekilde gereksinim duyacaktır. Yalnız kalmak da insanın, yaşadığı duygular itibarıyla, gereksinim duyabileceği bir şeydir; fakat insan ömür boyu yalnız kalamaz. Ne kadar kalmak istese de yalnızlık, bir yerden sonra insanı yıpratır.
Genel olarak kitabı beğendim.🦋
İyi ki okumuşum.🌼
“Ben yalnızlığı istemiyorum ama yalnızlığa gereksinim duyuyorum.”
-R.BARTHES-
Kitabı gerçekten sadece felsefi diyalogları sevenler okusun. Çok sorgulamalı diyaloglar var, bu biraz sıkabilir. Platonun şu zamana kadar yedi kitabını okudum. En çok hoşuma giden kitabı "Sokratesin Savunması" olmuştu, onun diyalogları da sorgulayıcıydı fakat bu kitap bölüm bölüm olmadığı için…devamıKitabı gerçekten sadece felsefi diyalogları sevenler okusun. Çok sorgulamalı diyaloglar var, bu biraz sıkabilir. Platonun şu zamana kadar yedi kitabını okudum. En çok hoşuma giden kitabı "Sokratesin Savunması" olmuştu, onun diyalogları da sorgulayıcıydı fakat bu kitap bölüm bölüm olmadığı için de birazcık sıktı diyebilirim. Platonun kitaplarından birini okuyacak olursanız "Sokratesin Savunması" ile başlamanızı öneririm, daha sonra diğer kitaplarından ilerlemenizi tavsiye ederim ama bu kitap en son tercihim.
Araştırma ve sorgulamayla kalın kaliteli okuyucular. ✨
-Alıntı-
💬 -Bir şeyi bilmediği hâlde bildiğini sanmak. Bütün insanların zihinsel hatalarının tümü büyük bir ihtimalle bundan kaynaklanır.
-Ve bana kalırsa bilgisizliğin Sadece bu türüne cehalet denir.
Spoiler içeriyor
Babaya Mektup kitabını okuduğunuzda, Franz Kafka’nın babasıyla yaşadığı derin içsel çatışmalara da tanıklık edersiniz aslında. Babasının otoriter baskısı ve narsistik yapısı nedeniyle, yüz yüze dile getiremediği tüm düşüncelerini bir mektup aracılığıyla ifade eder. Kafka, babasını doğrudan suçlamadan; ancak onun yarattığı…devamıBabaya Mektup kitabını okuduğunuzda, Franz Kafka’nın babasıyla yaşadığı derin içsel çatışmalara da tanıklık edersiniz aslında. Babasının otoriter baskısı ve narsistik yapısı nedeniyle, yüz yüze dile getiremediği tüm düşüncelerini bir mektup aracılığıyla ifade eder. Kafka, babasını doğrudan suçlamadan; ancak onun yarattığı korkuyu, baskıyı ve hataları açıkça yazarak kendini anlatmaya çalışır. Bu mektup, Franz’ın iç dünyasının en çıplak hâlidir fakat ironik bir şekilde, gerçek muhatabı olan babasına hiçbir zaman ulaşmaz. Kitap, bir baba–oğul ilişkisinden çok daha fazlasını sunarak, otorite karşısında ezilen bir ruhun sessiz çığlığını okura hissettirir.
Alıntılar 🎭
*Sanki ortada asılacak biri var gibiydi. Gerçekten asılırsa ölürdü ve her şey biterdi. Ancak kişi asılma hazırlıklarına tanıklık etmek zorunda bırakılırsa ve ilmik gözünün önünde sallanırken bağışlandığını öğrenirse, yaşama boyunca bunun acısını çekebilir.
~
*Düşüncesizce yüklendik ona, sen kendi yönünden, biz kendi yönümüzden. Bir oyalanmaydı bu, kimsenin kötü bir niyeti yoktu, akıllarda senin bizimle bizim seninle sürdürdüğümüz savaş vardı yalnızca ve hıncımızı annemden çıkarıyorduk.
~
Yaşam bir sabır oyunundan fazlasıdır.
~
İkimizi de biraz yatıştırıp, yaşamayı ve ölmeyi kolaylaştırabilir.
Kelimelerin ne anlamlara geldiğini anlamayan birine bir şeyin kötü veya zararlı olduğunu nasıl açıklayabiliriz ki? Açıklasak bile o kişiyi nasıl ikna edebiliriz? Sonuçta, kötünün dahi anlamının ne olduğunu ve ne hissettirdiğini bilmeyen biri için yasak ne kadar anlamlı olabilir? Âdem…devamıKelimelerin ne anlamlara geldiğini anlamayan birine bir şeyin kötü veya zararlı olduğunu nasıl açıklayabiliriz ki? Açıklasak bile o kişiyi nasıl ikna edebiliriz? Sonuçta, kötünün dahi anlamının ne olduğunu ve ne hissettirdiğini bilmeyen biri için yasak ne kadar anlamlı olabilir? Âdem ve Havva’nın Günlükleri, ilk insan olan karakterlerin kendi açılarından zorlu süreçlerini ele alan, başlarda sıksa da kitabın sonunda sorgulayışa sürükleyen bir eser.
/ÖLÜLER HAKKINDA SAKIN KÖTÜ KONUŞMA/ Şu dünyada sonum geldi,artık öldüm ben. Şimidi gagalayıp duracaklar merakla o küçük çenebaz kargalar, insan denen. Çıkar bir cesur yürek, gerçeği haykırır: Bil ki burada acımasız kötülüğün yok ettiği büyük bir ruh yatmaktadır. Geldi taze…devamı/ÖLÜLER HAKKINDA SAKIN KÖTÜ KONUŞMA/
Şu dünyada sonum geldi,artık öldüm ben.
Şimidi gagalayıp duracaklar merakla o küçük çenebaz kargalar, insan denen.
Çıkar bir cesur yürek, gerçeği haykırır: Bil ki burada acımasız kötülüğün yok ettiği büyük bir ruh yatmaktadır.
Geldi taze ve hoş günlerinden gençliğin, bu kötü vakte kılıçlarla, ezgilerle.
Dilinde kalbinden gelen özgürlük sözü.
Yaralıydı ama gizledi maharetle. En sonunda o yara ona diz çöktürdü, uzatıp yatırdı gördüğünüz mezara, koca bir "Başarısız" damgası, alnında.
~Richard Realf~
Yaralıydı ama gizledi ve sonunda o yara ona diz çöktürdü....
Spoiler içeriyor
Kitap hakkında ki yorumum; genelde muhteşem anlatılan bir kitap olduğunu söyleyenler vardı ve kitabın arka kapağındaki metin de ilgimi çektiği için kitabı alıp okumaya başladım, fakat beklentimi karşılamadı. Kötü değildi ama anlatılan kadar muhteşem de değildi. Sonlara doğru azıcık akıcı…devamıKitap hakkında ki yorumum; genelde muhteşem anlatılan bir kitap olduğunu söyleyenler vardı ve kitabın arka kapağındaki metin de ilgimi çektiği için kitabı alıp okumaya başladım, fakat beklentimi karşılamadı. Kötü değildi ama anlatılan kadar muhteşem de değildi. Sonlara doğru azıcık akıcı oldu kitabın başları akıcı değildi. :) kitap hakkında bunları söyleyebilirim :) son olarak da kitapta felsefi olarak hoşuma giden, kafa karışıklığı na sebebiyet veren o metni sizlerle paylaşmak istiyorum ;
" 'yaratılmamış olanı' anlaman için önce 'yaratılmış olan' ile kastedilen şeyi bilmen gerekir. Bir dokumacı için 'yaratılmış olan' kumaş iken. 'yaratılmamış olan' ipliktir. Çünkü onun yarattığı şey iplik değil, kumaştır. Ama bu kez iplikçi için durum farklı görünüyor. Çünkü o, yünü eğirip ipliği bükerken, yüne 'yaratılmamış olan' , ipliği de 'yaratılmış olan' diye bakar. Oysa ipliğe dokumacı 'yaratılmamış olan' diyordu. Şu halde, üzerindeki elbisenin kumaşı, onu diken terzi için 'yaratılmamış olandır'. El kimyacı içinde durum buna benzer görünüyor. Çünkü kumaş nasıl ki iplikten meydana geliyorsa, aynı şekilde zaç yağı da kibritten meydana gelir ve ipliğin güncel meydana gelmesi gibi, kibrit de lap taşından oluşur. Dokumacının kumaşı iplikten yarattığını biliyoruz. Peki sence Tanrı dünyayı hangi şeyden yarattı?"
Kaliteli insanlarla ve kitaplarla kalın 🌿
Spoiler içeriyor
🍂Kitaptan Alıntılar🍂 *Madde kafesine hapsedilen ruh , varoluş bunalımının tür tür azaplarıyla kaynamakta.(37) *İnsan malzemesinde insanı arama eğilişi gittikçe tükeniyor; onun yerine insanın malzemeye indirgenmesi yeğ görülüyor. İnsan, malzemesinden ibaretmişçesine kuruluyor kentler, dolduruluyor tarih bantları. Bu gidişle insan tarihinin silineceği…devamı🍂Kitaptan Alıntılar🍂
*Madde kafesine hapsedilen ruh , varoluş bunalımının tür tür azaplarıyla kaynamakta.(37)
*İnsan malzemesinde insanı arama eğilişi gittikçe tükeniyor; onun yerine insanın malzemeye indirgenmesi yeğ görülüyor. İnsan, malzemesinden ibaretmişçesine kuruluyor kentler, dolduruluyor tarih bantları. Bu gidişle insan tarihinin silineceği ve yerini yapma bir tabiat tarihinin alacağı muhakkak.
(40)
*Ölüme dikkatini yitirmiş bir uygarlık içindeyiz. Ölümün yeter bir vaiz olduğunu unutmuş bir uygarlık. Gerçek uygarlık ateşse, kül olan bir uygarlığı yaşıyoruz.(42)
*Özgürlüksüz sorumluluk doğuran her ideolojiden nefret eder. Tıpkı sorumsuzluk doğuran özgürlükten nefret ettiği gibi. Kişileri, eşyayı, düşünceleri putlaştırmanın amansız düşmanıdır.(148)
Sezai KARAKOÇ -
Spoiler içeriyor
Üç erkek sadece kadınların olduğu bir ormana doğru yola çıkıyorlar, sadece kadınların olduğunu bildiklerinden ormanı gelişmemiş ve kötü olarak hayal ediyorlar fakat ormana vardıklarında ise yapılmış yollar , inşa edilmiş saraylar, bakımlı ağaçlar ve çiçekler gelişmiş bir ülke ile karşılaşıyorlar.…devamıÜç erkek sadece kadınların olduğu bir ormana doğru yola çıkıyorlar, sadece kadınların olduğunu bildiklerinden ormanı gelişmemiş ve kötü olarak hayal ediyorlar fakat ormana vardıklarında ise yapılmış yollar , inşa edilmiş saraylar, bakımlı ağaçlar ve çiçekler gelişmiş bir ülke ile karşılaşıyorlar. Bunun sonucunda burada mutlaka erkeklerinde olduğu inancına kapılıyorlar. Ormanda uzun bir süre kaldıkların da hiç bir erkeğe rastlamıyorlar ve ormanda ki her şeyin kadınların tarafından yapıldığına ikna oluyorlar bu sefer de kendi erkek egemenliklerini kadınlar üzerinde kurmak isteseler de nafile...
Bir Kaç Alıntı ✨
♀️"kadın albenisi" diye adlandırmaktan hoşlandığımız özelliklerin aslında hiç de kadınsı olmadığına, bilakis erkekliğin yansımasından ibaret olduğuna çarçabuk ikna etti; bunlar tam da kadınların bizi memnun etmek zorunda kaldıkları için geliştirdikleri özelliklerdi ve kendi büyük hedeflerini yerine getirmeleri noktasında asli bir yere kesinlikle sahip değildi.
♀️Oysa bu kadınlar en yüce görev için hep beraber çalışıyorlardı: İnsan yaratıyorlardı ve iyi insanlar yaratıyorlardı.
♀️Neyin "erkekçe" neyin "kadınca" olduğuna dair kabul edilmiş bir kıstas yoktu. Bir yarış atına, sırf görünüşü beygir gibi değil diye zayıf denemez.
♀️"Özgür olmasıma özgürdük -ama iple bağlı bir özgürlüktü bu."
♀️Çocukluktaki eksikleri ve yanlışları bile asla suç diye yüzlerine vurulmuyor; sadece hata ve yanlış hamle diye açıklanıyordu, tıpkı bir oyunda olduğu gibi.
Güzel Kitaplarla Kalın Okurlar 🌿