Sade, insan arzularını toplumsal ahlâk, din ve hukuk sınırlarının dışına çıkararak düşünen, sınır tanımayan bir yazardı. Hayatının çoğu kısmı hapishanelerde geçti. Aslında kitaba başlarken yazarın kalemine aşina olduğumdan oldukça hazırlıklıydım ancak Sade bu kitabında oldukça kapalı bir anlatım seçmiş. Incelemelere…devamıSade, insan arzularını toplumsal ahlâk, din ve hukuk sınırlarının dışına çıkararak düşünen, sınır tanımayan bir yazardı. Hayatının çoğu kısmı hapishanelerde geçti. Aslında kitaba başlarken yazarın kalemine aşina olduğumdan oldukça hazırlıklıydım ancak Sade bu kitabında oldukça kapalı bir anlatım seçmiş. Incelemelere baktığımda mide bulandırıcı tabirinin çok kullanıldığını gördüm. Evet bahsetmek istediği şeyler mide bulandırıcı olabilir ancak yazar bunları diğer eserlerinde olduğu kadar açık bir şekilde paylaşmıyor. Tanrı yolunda erdeme hayatını adamış genç bir kadının iyiliği seçtiği için her defasında cezalandırılmasını okuyoruz. Yazar bunu anlatırken insan kötülüğüne sınır çizmiyor, ki yazarımız da tam anlamıyla sınır tanımayan biri. Marquis de Sade'yi tanımak isteyen okurlar bu eser ile baslayabilir. Şayet Sade acımasızlığını çok hissedemedim. Sanırım ben ağır kitapları ile başlamışım. İlk okuduğum kitaplarının etkisinden çıkamamıştım. Ancak çok çok farklı bir yazar ile karşılaşmaya hazırlıklı olun. Onun en hafif kitabı bile diğer edebi eserlerin yanında işkence aleti gibi kalır.
"Evlenip aynı çatı altında yaşıyorlar diye karı koca olur mu insanlar ? Aynı ana babadan oldular diye birbirlerine sahiden kardeş olur mu çocuklar? Yıllar kalbini dağlasa da içlerindeki o kor söner mi âşıkların? Her şeyi aşikâr olanların sakladıkları sırlar daha…devamı"Evlenip aynı çatı altında yaşıyorlar diye karı koca olur mu insanlar ? Aynı ana babadan oldular diye birbirlerine sahiden kardeş olur mu çocuklar? Yıllar kalbini dağlasa da içlerindeki o kor söner mi âşıkların? Her şeyi aşikâr olanların sakladıkları sırlar daha mı çoktur?”
Şermin Yaşar çocuk kitapları ile tanınan ancak bunun çok daha ötesinde bir kalem. Okuduğum kaçıncı kitabı bilmiyorum ama favorim oldu Söyleme Bilmesinler Yalanlarımız... Sevdiklerimize, en yakınımıza hatta kendimize söylediğimiz yalanlarımız. Haklı mıyız? Herkes yaşadığı yerden görür hayatı, herkesin kılıfı çoktur yalanlarına. Kimse de demez içinden gelerek haksızım diye. Hep bir bahanemiz vardır, belki de doğrusu budur başka türlü nasıl yaşardık bunca yalan içinde?
Yazarımız bir aile dramı içinde anlatıyor bize ailenin nasıl olmaması gerektiğini. Herkes kendince haklı herkes. Oğlunu sevdiğinden ayırıp başka kızla evlendiren anne, sevdiğini unutamayıp görüşmese de yıllarca mektuplaşan büyük oğul, nedenini bilemese de hiçbir yere kök salamayan ne evlat, ne eş, ne baba olabilen ortanca oğul ve sevdiği ile evlenen tek kişi olmasına rağmen ona dokunamayan küçük oğul. Herkes kendince haklı herkes. Üzerine biraz daha düşünüp kederleneceğim.
Sevgi Soysal şimdiye kadar hiç okumadığım okumayı da nedense düşünmediğim bir yazardı. Nasıl oldu da başladım bilmiyorum ama müthiş bir kalemle tanıştım. Ben bu zamana kadar nasıl keşfedememişim ona yanıyorum şimdi. Tutkulu Perçem önce adıyla büyüledi beni. Kadını, kadınlığı bize…devamıSevgi Soysal şimdiye kadar hiç okumadığım okumayı da nedense düşünmediğim bir yazardı. Nasıl oldu da başladım bilmiyorum ama müthiş bir kalemle tanıştım. Ben bu zamana kadar nasıl keşfedememişim ona yanıyorum şimdi. Tutkulu Perçem önce adıyla büyüledi beni. Kadını, kadınlığı bize dayatılan gerceklerimizi öyle bir dille anlatıyor ki herkes anlamaz, anlayamaz. Bu bir olay örgüsüne bağlı öykü kitabı değil. Daha çok yazarın yarı bilinç akışı yarı monolog ama tam olarak adlandıramayacağımız bir tarzla yazdığı öykülerden oluşuyor bir nevi deneysel bir eser. Çok kısa ama bir o kadar derin. Beni alsın götürsün olaylar içinde kaybolayım diyorsanız yaklaşmayın. Kelime cambazlığı ile dolu bulmacaları çözmeyi severseniz kesinlikle bu şiirsel dili tanımalısınız.
Bugün çok merak ettiğim bir kitabı daha bitirmiş bulunmaktayım. Kitabın ilk 100 sayfası oldukça basit, ağdalı aşk cümlelerinden oluşan ve bana asla geçmeyen bir aşkı anlattığı için okumakta epey zorlandım. Ancak o kadar çok kişiden tavsiye olarak duydum ki herhalde…devamıBugün çok merak ettiğim bir kitabı daha bitirmiş bulunmaktayım. Kitabın ilk 100 sayfası oldukça basit, ağdalı aşk cümlelerinden oluşan ve bana asla geçmeyen bir aşkı anlattığı için okumakta epey zorlandım. Ancak o kadar çok kişiden tavsiye olarak duydum ki herhalde bir şekilde evrilecek konu dedim ve öyle de oldu. Boşnakların Sırplar tarafından nasıl soykırıma uğradığını daha önce birkaç kitapta okumuştum. Savaşlardan nefret etmemin sebeplerinden biri de sanırım ilk elden yazılan kitaplar. Incir Kuşları bir kurgu kitabı. Ancak yaşanan şeylerin gerçek olduğunu bilmek sizi öyle çaresizce kıvandırıyor ki. Insan denilen varlığın ne kadar acımasız olabileceğini ancak savaşları kişiler üzerinden anlatan kitaplarla öğrenebiliriz. Belki de bu yüzden derslerimde savaşları anlatırken hiçbir zaman milliyetçi heyecanlar duymadım. Çünkü biliyorum her savaş binlerce masum kişinin ölümü demek. Ancak yaşananları okuyunca ölümün ne kadar hafif kaldığını anlıyorsunuz. Sinir sistemi hassas kişilerin uzak durması gereken kitaplardan. Etkilenmemek mümkün değil.
Hapishane odaklı dizi ve filmlere bayılırım. Büyük beklenti ile başladım ancak beklediğimi bulamadım bu dizide. Karakterler gerçeğe dayanıyor yazmışlar ancak psikolojik bir derinlik yok. Kimin neyi neden yaptığı da sadece anlık gelişme gibi gösterilmiş. Oldukça yüzeysel buldum. Bir de ister…devamıHapishane odaklı dizi ve filmlere bayılırım. Büyük beklenti ile başladım ancak beklediğimi bulamadım bu dizide. Karakterler gerçeğe dayanıyor yazmışlar ancak psikolojik bir derinlik yok. Kimin neyi neden yaptığı da sadece anlık gelişme gibi gösterilmiş. Oldukça yüzeysel buldum. Bir de ister istemez Vis a Vis ile kiyasladım. Hal böyle olunca benim için sınıfta kaldı.
Birkaç yıl önce okusam melankolizmden keyif aldığım için mutlu kapatırdım kitabın son sayfasını.... Ancak bugün olduğum ben kitabı okurken daraldi, bunaldı , çığlık atası geldi. Baş karakterimiz geniş bir ailede yetişmesine rağmen sevgisiz büyümüş bir çocuk. Annesi kitapta neredeyse hiç…devamıBirkaç yıl önce okusam melankolizmden keyif aldığım için mutlu kapatırdım kitabın son sayfasını.... Ancak bugün olduğum ben kitabı okurken daraldi, bunaldı , çığlık atası geldi. Baş karakterimiz geniş bir ailede yetişmesine rağmen sevgisiz büyümüş bir çocuk. Annesi kitapta neredeyse hiç yer almamış babasi ise ha var ha yok. Dolayısıyla sevilmemis, görmezden gelinmiş bir çocuk hayatı ve insanlari anlayamayan, kabul görmek icin sürekli maske takan melankolik birine dönüşmüş. Kitap da otobiyografik izler taşıyor. Baş karakter ve yazarımız birkaç ayrıntı dışında paralel hayatlar yaşamış diyebiliriz. Sayfa sayısı az olmasına rağmen yoğun bir anlatımı var. Kitap olay odaklı değil ruh çözümlemesi, karakter analizi baskın. Herkese hitap etmez.
Popüler kitaplara karşı bir önyargım yoktur ancak bu kitap çok okunuyor hemen okumalıyım diye bir yaklaşımım da olmadı hiçbir zaman. Bir süredir karşıma çıkan kitap sevdiğim bir arkadaşım tarafından hediye edilince sanırım zamanı geldi dedim. Tutunacak bir dalı kalmadığını ve…devamıPopüler kitaplara karşı bir önyargım yoktur ancak bu kitap çok okunuyor hemen okumalıyım diye bir yaklaşımım da olmadı hiçbir zaman. Bir süredir karşıma çıkan kitap sevdiğim bir arkadaşım tarafından hediye edilince sanırım zamanı geldi dedim. Tutunacak bir dalı kalmadığını ve yaşamanın bir anlamı olmadığını düşünen bir kadının kendini fantastik bir kütüphanenin içinde bulması ve farklı seçimler yapsaydı nasıl hayatları olabilirdi bunu deneyimleme şansını elde etmesini anlatıyor. Bana zaman zaman Veronika Ölmek İstiyor kitabını anımsattı ancak onun kadar çok katmanlı değil. Akıcı bir dili olduğunu kabul ediyorum ama psikolojik ve felsefi bir derinlik asla yok. Karakterler ve hayatlar yüzeysel geçilmiş. Sürekli aynı şeyin tekrarlanması da sonunu tahmin edilir kılıyor. Çok beklediğime değdi mi? Hayır... Bu popülerliği hak ettiğini düşünüyor muyum? Hayır.