bir bilgeye sormuşlar : ''bir insanın zekasını nereden anlarsınız?'' ''konuşmasından ''diye cevap vermiş. ''ya hiç konuşmazsa ? '' demişler; ''o kadar akıllı insan yoktur ki....''
merak etme, birden bire işlerin düzelir. allah kâdirdir”.. “eğer allah sana bir sıkıntı verirse, o'ndan başka onu giderecek yoktur. eğer sana bir hayır dilerse, o'nun lütfunu geri çevirecek de yoktur…” en'âm suresi 17. ayet
tek mekanla, düşük bütçeli ama kafa yakan filmler . 1. `Dünyalı` (The Man from Earth, 2007) – Richard Schenkman Bir profesör (David Lee Smith), veda partisinde meslektaşlarına aslında 14 bin yıldır yaşadığını söyler. Tüm film tek bir odada, sadece konuşmalar…devamıtek mekanla, düşük bütçeli ama kafa yakan filmler .
1. `Dünyalı` (The Man from Earth, 2007) – Richard Schenkman
Bir profesör (David Lee Smith), veda partisinde meslektaşlarına aslında 14 bin yıldır yaşadığını söyler. Tüm film tek bir odada, sadece konuşmalar üzerinden akar ama insanı felsefi sorularla sarsar. Senaryosu bilimkurgu ustası Jerome Bixby’ye ait, bağımsız sinemanın en etkileyici örneklerinden.
2. `Üçgen` (Triangle, 2009) – Christopher Smith
Melissa George’un başrolde olduğu film, fırtınaya yakalanan bir grup arkadaşın terk edilmiş bir gemide yaşadığı zaman döngüsü kabusunu anlatıyor. Her şey tekrar ederken, suçluluk ve kader kavramları iç içe geçiyor. Hem gerilim hem kafa yakan bir kurgu.
3. `Zaman Suçları` (Timecrimes / Los Cronocrímenes, 2007) – Nacho Vigalondo
İspanyol yönetmen Nacho Vigalondo’nun zekice kurguladığı bu filmde, sıradan bir adam (Karra Elejalde) yanlışlıkla zaman makinesine girer ve kendisiyle tekrar tekrar yüzleşir. Küçük bütçesine rağmen müthiş bir zaman paradoksu hikâyesi.
4. `İlk` (Primer, 2004) – Shane Carruth
İki mühendis, garajda yaptıkları deney sırasında zaman makinesi icat eder. Shane Carruth hem yönetmen hem başrol olarak, düşük bütçeyle ama inanılmaz teknik detaylarla zaman yolculuğunu en kafa karıştırıcı şekilde işliyor. Birden çok kez izlemelik.
5. `Davet` (The Invitation, 2015) – Karyn Kusama
Logan Marshall-Green’in oynadığı film, eski karısının evinde verilen akşam yemeğine katılan bir adamın paranoyalarıyla başlıyor. Masum görünen sohbetler giderek tarikat ve gerilim atmosferine dönüşüyor. Tek mekânda boğucu bir psikolojik gerilim.
6. `Sınav` (Exam, 2009) – Stuart Hazeldine
Sekiz kişi, gizemli bir şirketin işe alım sınavı için tek bir odada kapatılır. Sorunun ne olduğunu bile bilmeden psikolojik baskıya girerler. Yönetmen Stuart Hazeldine’in minimalist ama sürükleyici filmi, insan doğasını açığa çıkarıyor.
7. `+1` (2013) – Dennis Iliadis
Bir ev partisinde elektrik kesintisi olur ve gençler kendi kopyalarıyla karşılaşmaya başlar. Rhys Wakefield’in başrolde olduğu film, paralel evren ve ikizlik temasıyla “Coherence”ın yakın akrabası gibi. Eğlenceli ama rahatsız edici.
8. `Sonsuzluk` (The Endless, 2017) – Justin Benson, Aaron Moorhead
İki kardeş, yıllar önce kaçtıkları tarikata geri döner. Zamanın tuhaf şekilde aktığı, döngülerin birbirine karıştığı bu hikâyede yönetmen ikili aynı zamanda başrolde. Bağımsız sinemanın zekice bilimkurgu örneklerinden.
9. `Başka Bir Dünya` (Another Earth, 2011) – Mike Cahill
Gökyüzünde ikinci bir Dünya belirir. Brit Marling’in hem senarist hem oyuncu olduğu film, paralel dünyalarla vicdan muhasebesini buluşturuyor. Minimal, duygusal ve şiirsel bir bilimkurgu.
10. `Sevdiğim Tek Kişi `(The One I Love, 2014) – Charlie McDowell
Elisabeth Moss ve Mark Duplass’ın oynadığı filmde, sorunlu bir çift terapi için gittikleri evde kendilerinin alternatif versiyonlarıyla karşılaşır. Hem romantik hem kafa karıştırıcı, sürprizli bir deneyim.
11. `The Invitation Game `/ The Game (2017)
Festival çevresinde tanınan bu bağımsız yapım, bir yemek masasında farklı evrenler arasında gidip gelen karakterleri konu alıyor. Çok az bilinen ama “Coherence” sevenlerin ilgisini çekecek türden.
12. `Sonsuz İki Dakika `(Beyond the Infinite Two Minutes, 2020) – Junta Yamaguchi
Bir Japon kafesinde geçen filmde, televizyon ekranı 2 dakika sonrasını göstermeye başlar. Tek mekânda çekilmiş, düşük bütçeli ama inanılmaz zekice bir zaman paradoksu. İzlerken gülümseten bir bilimkurgu oyunu.
13. `Kaynak Kodu` (Source Code, 2011) – Duncan Jones
Jake Gyllenhaal’ın başrolünde olduğu filmde, bir asker sürekli aynı 8 dakikayı trende yaşamak zorunda kalır. Daha büyük bütçeli olsa da, döngü mantığıyla “Coherence”ın ruhunu taşıyor.
14. `Zamanın Ötesinde` (Time Lapse, 2014) – Bradley King
Üç arkadaş, geleceği 24 saat öncesinden fotoğraflayan bir makine bulur. Başta eğlenceli görünen bu keşif, kıskançlık ve hırsla kâbusa dönüşür. Danielle Panabaker’in rol aldığı film, küçük bütçeyle büyük etki bırakıyor.
15. `Çember` (Circle, 2015) – Aaron Hann, Mario Miscione
50 kişi bir odada hapsolmuştur. Her birkaç dakikada biri ölecek ve kimin öleceğine grup karar verecektir. İnsan doğasının karanlık tarafını açığa çıkaran toplumsal bir deney gibi.
16. `Shimmer Lake `(2017) – Oren Uziel
Bir banka soygunu hikâyesini tersten, yani sondan başa doğru anlatıyor. Rainn Wilson ve Benjamin Walker’ın oynadığı film, Netflix’te gözden kaçmış ama zekice kurgulanmış bir suç gerilimi.
17. `ARQ` (2016) – Tony Elliott
Distopik bir gelecekte, sürekli aynı günü yaşayan bir çiftin hikâyesi. Robbie Amell ve Rachael Taylor başrolde. Netflix yapımı, zaman döngüsü ve enerji teknolojisi üzerinden sürükleyici bir bilimkurgu.
18. `Keşif` (The Discovery, 2017) – Charlie McDowell
Ölümden sonra yaşamın bilimsel olarak kanıtlandığı bir dünyada geçiyor. Jason Segel, Rooney Mara ve Robert Redford’un rol aldığı film, aşkı ve bilimi karanlık bir şekilde buluşturuyor.
19. `Sinyal` (The Signal, 2014) – William Eubank
Üç üniversite öğrencisi gizemli bir sinyalin peşine düşer ve kendilerini akıl almaz bir deneyin içinde bulurlar. Brenton Thwaites ve Laurence Fishburne’ün yer aldığı film, bilimkurgu ile gerilimi birleştiriyor.
20. `Sonsuzluk Odası `(Infinity Chamber, 2016) – Travis Milloy
Bir adam, yapay zekâ tarafından kontrol edilen bir hücrede uyanır. Tüm film tek mekânda geçer, gerçeklik ve rüyalar iç içe girer. Bağımsız bilimkurgunun saklı cevherlerinden.
21. `Platform` (The Platform / El Hoyo, 2019) – Galder Gaztelu-Urrutia
Dikey bir hapishanede, yukarıdan aşağıya inen yemek platformuyla hayatta kalma savaşı anlatılıyor. İspanyol yapımı bu film, sınıf ayrımı ve açgözlülük üzerine sert bir distopya.
22. `Benzeyenler` (The Similars / Los Parecidos, 2015) – Isaac Ezban
1968 Meksika’sında geçen filmde, bir otobüs durağında mahsur kalan yolcular yavaş yavaş birbirine benzemeye başlar. Mekân dar, fikir sonsuz; garip ve rahatsız edici bir bilimkurgu.
23. `Gümüş Gölün Altında `(Under the Silver Lake, 2018) – David Robert Mitchell
Andrew Garfield’ın başrolde olduğu film, kaybolan bir kadının peşinde Los Angeles’ın gizemli yeraltı kültürüne iniyor. David Lynch tarzı, şifrelerle dolu, kara mizahı bol bir bağımsız yapım.
24. `Anti Matter` (2016) – Keir Burrows
Bir bilim insanı, teleportasyon deneyi sonrası hafızasını kaybetmeye başlar. Yaşadığı çelişkiler, kimlik ve gerçeklik sorularına dönüşür. Bağımsız, düşük bütçeli ama güçlü bir bilimkurgu.
25. `Vivarium` (2019) – Lorcan Finnegan
Imogen Poots ve Jesse Eisenberg’in oynadığı film, çıkışı olmayan bir banliyö mahallesinde sıkışıp kalan bir çifti anlatıyor. Tek mekânlı, metaforlarla dolu boğucu bir distopya.
26. `Karanlıkta` (The Blackout, 2019 – Egor Baranov)
Rus yapımı bu filmde, dünya genelinde elektrikler kesilir; sadece küçük bir bölge hayatta kalır. Politik ve askeri göndermeleriyle daha büyük bütçeli ama az bilinen bir distopya.
9. sinema teknikleri ve görsellik rotoscoping – animasyon ve görsel efekt için sahne üzerine çizim yapılması. örnek: a scanner darkly (2006) long take / one-take cinema – kesintisiz uzun sahne kullanımı. örnek: russian ark (2002) cross-cutting / parallel editing –…devamı9. sinema teknikleri ve görsellik
rotoscoping – animasyon ve görsel efekt için sahne üzerine çizim yapılması.
örnek: a scanner darkly (2006)
long take / one-take cinema – kesintisiz uzun sahne kullanımı.
örnek: russian ark (2002)
cross-cutting / parallel editing – farklı sahneleri paralel gösterme.
örnek: the godfather (1972)
non-linear editing – zaman çizelgesinin lineer olmaması.
örnek: memento (2000)
diegetic music – karakterler tarafından duyulan film içi müzik.
örnek: karakterin radyodan müzik dinlemesi
non-diegetic music – karakterlerin duymadığı film müziği.
örnek: jaws (1975)
slow reveal– bilgi veya karakterin kademeli açığa çıkışı.
örnek: se7en (1995)
tracking shot / longitudinal tracking – karakterin mekânda uzun mesafe boyunca takip edilmesi.
örnek: children of men (2006)
chiaroscuro lighting – işık ve gölge kontrastıyla dramatik etki yaratma.
örnek: film noir türü filmler
deep focus – ön plan ve arka planın eş zamanlı net göründüğü çekim.
örnek: citizen kane (1941)
rack focus – odak değiştirerek izleyici dikkatini yönlendirme.
örnek: the graduate (1967)
faux documentary / mockumentary – belgesel formatında ama kurgusal.
örnek: this is spinal tap (1984)
cine-ritual– ritüel veya dini tören estetiğini kullanan film.
sensory cinema – seyircinin duyularına hitap eden görsel ve işitsel yoğun film.
cine-poetry– sinema ve şiirselliğin birleşimi, sembolik ve görsel yoğun.
örnek: the tree of life (2011)
10. niş, erotik ve kadın/queer perspektifi
erotic art cinema– erotik ögelerle estetik ve sanatsal anlatım.
örnek: the dreamers (2003)
soft-core erotic cinema – hafif erotik içerik, şiddet veya pornografi içermez.
örnek: emmanuelle (1974)
hard-core erotic cinema– açık cinsel içerikli filmler.
örnek: deep throat (1972)
transgressive erotic cinema – tabu ve sınırları zorlayan erotik anlatım.
feminist cinema– kadın bakış açısını ve toplumsal cinsiyet sorunlarını işleyen sinema.
örnek: portrait of a lady on fire (2019)
queer cinema– lgbt+ temalarını işleyen filmler.
örnek: call me by your name (2017)
post-apocalyptic erotic cinema– kıyamet sonrası dünyada erotik temalar.
örnek: tank girl (1995)
neo-noir erotic cinema – modern noir ve erotizmin birleşimi.
örnek: basic instinct (1992)
feminist experimental cinema– kadın perspektifi ve deneysel anlatım.
queer experimental cinema – lgbt+ temalarını deneysel olarak işleyen film.
11. bilim kurgu ve distopya
cyberpunk – yüksek teknoloji, düşük yaşam, distopik gelecek.
örnek: blade runner (1982)
dystopian cinema – totaliter veya çöküş temalı distopik filmler.
örnek: children of men (2006)
post-apocalyptic cinema– dünyanın çöküşünden sonra hayatta kalmayı konu alır.
örnek: mad max: fury road (2015)
sci-fi horror – bilim kurgu ve korku karışımı.
örnek: alien (1979)
virtual cinema – vr ve dijital ortamlarda deneyimlenen sinema.
interactive cinema– izleyicinin seçimleriyle değişen anlatım.
örnek: black mirror: bandersnatch (2018)
neo-noir erotic cinema – modern noir ve erotizmin birleşimi.
örnek: basic instinct (1992)
eco-cinema– çevre ve doğa temalı film estetiği.
örnek: the new world (2005)
cine-allegory / visual allegory – görsellikle yapılan alegorik anlatım.
örnek: pan's labyrinth (2006)
psychological thriller – karakter psikolojisine dayalı gerilim.
örnek: black swan (2010)
erotic thriller– erotik ögeler ve gerilim birleşimi.
örnek: basic instinct (1992)
sinema terimleri ve estetikler katalogu 1. klasik ve dramatik sinema chamber film – az sayıda karakter ve sınırlı mekânla geçen dramatik film. örnek: 12 angry men (1957) chamber horror – sınırlı mekân ve karakterlerle korku yaratan film. örnek: the lighthouse…devamısinema terimleri ve estetikler katalogu
1. klasik ve dramatik sinema
chamber film – az sayıda karakter ve sınırlı mekânla geçen dramatik film.
örnek: 12 angry men (1957)
chamber horror – sınırlı mekân ve karakterlerle korku yaratan film.
örnek: the lighthouse (2019)
historical drama – tarihi olay veya dönemi konu alan drama.
örnek: gladiator (2000)
period drama – belirli bir dönemi yansıtan film.
örnek: pride and prejudice (2005)
melodrama – duygusal abartı ve dramatik çatışma ön planda.
örnek: douglas sirk filmleri
psychological realism – karakterlerin zihinsel ve duygusal süreçlerini gerçekçi şekilde işler.
örnek: revolutionary road (2008)
coming-of-age – gençlik, büyüme ve olgunlaşmayı konu alan film.
örnek: stand by me (1986)
bildungsroman – karakterin psikolojik olgunlaşmasını anlatan film.
örnek: call me by your name (2017)
slice of life – gündelik hayatı, sıradan insanları konu alır.
örnek: boyhood (2014)
2. noir ve suç sineması
neo-noir – modern noir unsurlarını taşıyan, karanlık ve stilize filmler.
örnek: sin city (2005)
hyperlink cinema – paralel hikâyelerin kesiştiği anlatım tekniği.
örnek: babel (2006)
polyphonic cinema– birden fazla bakış açısı ve hikâyeyi eş zamanlı işleme.
örnek: magnolia (1999)
transgressive cinema – toplumsal tabu ve normlara karşı çıkan, provokatif filmler.
örnek: a clockwork orange (1971)
dark comedy thriller – gerilim ve kara mizahın birleşimi.
örnek: fargo (1996)
tropes – sinemada tekrar eden klişe temalar veya motifler.
örnek: “final girl” trope – slasher filmleri
neo-pulp– modern pulp estetiği ve hızlı tempolu hikâyeler.
örnek: sin city (2005)
3. korku ve gerilim
slow horror– uzun sahneler ve yavaş tempoyla gerilim yaratan korku.
örnek: hereditary (2018)
minimal horror – sade anlatım, az korku öğesi ama yoğun atmosfer.
örnek: the witch (2015)
found footage horror – bulunmuş kayıt tarzı korku.
örnek: paranormal activity (2007)
slasher – seri katilin karakterleri teker teker öldürdüğü korku türü.
örnek: halloween (1978)
giallo – italyan gerilim-korku türü; stilize cinayet sahneleri.
örnek: deep red (1975)
exploitation horror – şok, kan ve cinsellik üzerine kurulmuş korku filmleri.
örnek: cannibal holocaust (1980)
body horror – insan bedeninin deformasyonu veya mutasyonu üzerinden korku ve rahatsızlık yaratma.
örnek: the fly (1986)
underground horror – ana akım dışında kalan, şok edici ve deneysel korku.
örnek: begotten (1990)
digital horror– dijital efektler ve teknolojik korku ögeleri.
örnek: unfriended (2014)
slow burn– yavaş gelişen gerilim.
örnek: the shining (1980)
tension building – gerilimi artırmak için sahneleri uzun tutma veya müzik kullanma.
jump scare– ani şok ile gerilim yaratma.
örnek: insidious (2010)
macabre – ölüm ve bozulma temalı korku.
örnek: the cabinet of dr. caligari (1920)
gothic cinema – kara gotik atmosfer, kaleler ve sis.
örnek: crimson peak (2015)
postmodern horror – kendi türünü sorgulayan veya ironik korku.
örnek: scream (1996)
surreal horror – rüya ve korkuyu birleştiren stil.
örnek: suspiria (1977)
4. deneysel ve avant-garde sinema
avant-garde cinema – yenilikçi, kural tanımayan ve deneysel sinema.
örnek: kenneth anger filmleri
experimental cinema – deneysel teknikler, soyut görsellik.
örnek: meshes of the afternoon (1943)
abstract cinema– kurmaca veya figüratif olmayan görsellerle anlatım.
örnek: oskar fischinger'in animasyonları
psychotropic cinema – izleyicide zihinsel veya algısal değişim yaratan filmler.
örnek: enter the void (2009)
dream logic– rüya mantığıyla işleyen anlatım; mantıksal bağ yok.
örnek: eraserhead (1977)
anti-narrative – klasik hikâye örgüsü yerine rastgele veya parçalı anlatım.
örnek: last year at marienbad (1961)
post-structuralist cinema – film dili ve anlamını sorgulayan sinema.
örnek: synecdoche, new york (2008)
meta-cinema– filmin kendi yapım süreci veya sinema kavramını konu alması.
örnek: adaptation (2002)
self-reflexive cinema – film içinde film yapımı veya karakter farkındalığı.
örnek: 8½ (1963)
cine-poetry– sinema ve şiirselliğin birleşimi, sembolik ve görsel yoğun.
örnek: the tree of life (2011)
cine-essay– deneysel ve felsefi deneme tarzında film.
örnek: chris marker – la jetée (1962)
found footage erotic– bulunmuş kayıt tarzında erotik içerik.
transgressive experimental cinema – tabu ve normları kıran deneysel sinema.
noise cinema – ses ve görsel kaos ile deneysel film yapımı.
handheld cinema– elde kamera kullanımı; gerçekçilik ve samimiyet sağlar.
slow cinema– uzun sahneler, yavaş tempo, minimal diyalog.
örnek: the turin horse (2011)
long take/ one-take cinema – kesintisiz uzun sahne kullanımı.
örnek: russian ark (2002)
5. erotik ve kadın/queer perspektifi
erotic art cinema– erotik ögelerle estetik ve sanatsal anlatım.
örnek: the dreamers (2003)
soft-core erotic cinema – hafif erotik içerik, şiddet veya pornografi içermez.
örnek: emmanuelle (1974)
hard-core erotic cinema– açık cinsel içerikli filmler.
örnek: deep throat (1972)
feminist cinema – kadın bakış açısını ve toplumsal cinsiyet sorunlarını işleyen sinema.
örnek: portrait of a lady on fire (2019)
queer cinema – lgbt+ temalarını işleyen filmler.
örnek: call me by your name (2017)
transgressive erotic cinema – tabu ve sınırları zorlayan erotik anlatım.
post-apocalyptic erotic cinema – kıyamet sonrası dünyada erotik temalar.
örnek: tank girl (1995)
neo-noir erotic cinema– modern noir ve erotizmin birleşimi.
örnek: basic instinct (1992)
feminist experimental cinema – kadın perspektifi ve deneysel anlatım.
queer experimental cinema – lgbt+ temalarını deneysel olarak işleyen film.
6. bilim kurgu ve distopya
cyberpunk – yüksek teknoloji, düşük yaşam, distopik gelecek.
örnek: blade runner (1982)
dystopian cinema– totaliter veya çöküş temalı distopik filmler.
örnek: children of men (2006)
post-apocalyptic cinema– dünyanın çöküşünden sonra hayatta kalmayı konu alır.
örnek: mad max: fury road (2015)
sci-fi horror – bilim kurgu ve korku karışımı.
örnek: alien (1979)
neo-noir erotic cinema – modern noir ve erotizmin birleşimi.
örnek: basic instinct (1992)
virtual cinema – vr ve dijital ortamlarda deneyimlenen sinema.
interactive cinema – izleyicinin seçimleriyle değişen anlatım.
örnek: black mirror: bandersnatch (2018)
eco-cinema – çevre ve doğa temalı film estetiği.
örnek: the new world (2005)
cine-ritual– ritüel veya dini tören estetiğini kullanan film.
sensory cinema – seyircinin duyularına hitap eden görsel ve işitsel yoğun film.
7. sinema teknikleri ve ses/müzik
diegetic music – karakterler tarafından duyulan film içi müzik.
örnek: karakterin radyodan müzik dinlemesi.
non-diegetic music– karakterlerin duymadığı film müziği.
örnek: jaws (1975)
elliptical narrative/ editing – olayları doğrudan göstermeden, boşluk bırakarak anlatım.
örnek: lost highway (1997)
cross-cutting / parallel editing – farklı sahneleri paralel gösterme.
örnek: the godfather (1972)
non-linear editing – zaman çizelgesinin lineer olmaması.
örnek: memento (2000)
rotoscoping – animasyon ve efekt için sahne üzerine çizim.
örnek: a scanner darkly (2006)
jump scare– ani şok ile gerilim yaratma.
slow reveal – bilgi veya karakterin kademeli açığa çıkışı.
örnek: se7en (1995)
longitudinal tracking/ long take – karakterin mekandan uzun mesafe boyunca takip edilmesi.
8. underground , cult ve deneysel sinema
guerilla filmmaking – düşük bütçe, hızlı ve çoğunlukla yasadışı çekim teknikleri.
örnek: el mariachi (1992)
handheld cinema – elde kamera kullanımı; gerçekçilik ve samimiyet sağlar.
örnek: the blair witch project (1999)
micro-budget cinema – çok düşük bütçeyle yapılan bağımsız sinema.
örnek: clerks (1994)
diy cinema – kendi imkanlarıyla yapılan amatör ve yaratıcı film.
örnek: john waters'in erken filmleri
cult exploitation – kült haline gelmiş düşük bütçeli, şok edici filmler.
örnek: pink flamingos (1972)
neo-expressionism – 80'ler-90'larda tekrar ortaya çıkan abartılı görsellik ve duygusal vurgular.
örnek: the cook, the thief, his wife & her lover (1989)
mumblecore – düşük bütçeli, doğal diyalog ve gündelik hayatı işleyen indie tarzı.
örnek: frances ha (2012)
vignette cinema – kısa, izole sahnelerle bütün anlatımı oluşturan film.
örnek: coffee and cigarettes (2003)
elliptical narrative– olayları doğrudan göstermeden anlatan, boşluk bırakan hikâye yapısı.
örnek: lost highway (1997)
cine-allegory / visual allegory – görsellikle yapılan alegorik anlatım.
örnek: pan's labyrinth (2006)
polyphonic cinema– birden fazla bakış açısı ve hikâyeyi eş zamanlı işleme.
örnek: babel (2006)
hyperlink editing– farklı hikâyelerin paralel şekilde kesilerek anlatılması.
örnek: traffic (2000)
temporal distortion – zamanın bilinçli olarak değiştirilmesi veya karıştırılması.
örnek: 21 grams (2003)
chamber film– az sayıda karakter ve sınırlı mekânla geçen dramatik film.
örnek: 12 angry men (1957)
Devamı ; Sinema terimleri 60. biopic gerçek bir kişinin hayat hikâyesini anlatan film. örnek: bohemian rhapsody (2018) 61. historical drama tarihi olayları veya dönemleri konu alan drama. örnek: gladiator (2000) 62. period drama belirli bir dönemi yansıtan film. örnek: pride…devamıDevamı ;
Sinema terimleri
60. biopic
gerçek bir kişinin hayat hikâyesini anlatan film.
örnek: bohemian rhapsody (2018)
61. historical drama
tarihi olayları veya dönemleri konu alan drama.
örnek: gladiator (2000)
62. period drama
belirli bir dönemi yansıtan film.
örnek: pride and prejudice (2005)
63. neo-realism
güncel toplumsal sorunları gerçekçi şekilde işleyen sinema.
örnek: roma (2018)
64. found footage horror
bulunmuş kayıt tarzı korku.
örnek: paranormal activity (2007)
65. slasher
bir seri katilin karakterleri teker teker öldürdüğü korku türü.
örnek: halloween (1978)
66. giallo
italyan gerilim-korku türü; cinayet, gizem, stilize görsellik.
örnek: deep red (1975)
67. exploitation horror
şok, kan ve cinsellik üzerine kurulmuş korku filmleri.
örnek: cannibal holocaust (1980)
68. body horror comedy
bedenin bozulması ile kara mizah birleşimi.
örnek: tusk (2014)
69. erotic thriller
erotizm ve gerilimin birleşimi.
örnek: basic instinct (1992)
70. road movie
karakterlerin yolculuk üzerinden geliştiği film türü.
örnek: easy rider (1969)
71. coming-of-age
gençlik, büyüme ve olgunlaşmayı konu alır.
örnek: stand by me (1986)
72. bildungsroman
roman uyarlamaları veya karakterin psikolojik olgunlaşması.
örnek: call me by your name (2017)
73. slice of life
gündelik hayatı, sıradan insanları anlatır.
örnek: boyhood (2014)
74. experimental cinema
deneysel teknikler, soyut görsellik.
örnek: maya deren – meshes of the afternoon (1943)
75. avant-garde cinema
yenilikçi, kural tanımayan ve deneysel sinema.
örnek: kenneth anger filmleri
76. abstract cinema
kurmaca veya figüratif olmayan görsellerle anlatım.
örnek: oskar fischinger'in animasyonları
77. psychotropic cinema
izleyiciye zihinsel veya algısal değişim yaratan film deneyimi.
78. dream logic
rüya mantığıyla işleyen anlatım, mantıksal bağ yok.
79. anti-narrative
klasik hikâye örgüsü yerine rastgele veya parçalı anlatım.
80. post-structuralist cinema
film dili ve anlamı sorgulayan, yapısalcılığın ötesinde sinema.
81. meta-cinema
filmin kendi yapım süreci veya sinema kavramını konu alması.
örnek: adaptation (2002)
82. self-reflexive cinema
film içinde film yapımı veya karakterlerin farkındalığı gösterilir.
örnek: 8½ (1963)
83. diegetic sound
karakterler tarafından duyulan film içi ses.
örnek: karakterin radyodan müzik dinlemesi
84. non-linear editing
kurguda zaman çizelgesinin lineer olmaması.
örnek: memento (2000)
85. elliptical editing
hikâyede olayların bazı kısımlarını atlayarak anlatım.
86. cross-cutting
farklı sahnelerin birbirine paralel olarak gösterilmesi.
örnek: the godfather (1972) vaftiz sahnesi
87. parallel editing
cross-cutting ile benzer; iki veya daha fazla olayı eş zamanlı göstermek.
88. jump scare
korku filmlerinde ani şok etkisi yaratma tekniği.
örnek: insidious (2010)
89. slow burn
yavaş gelişen gerilim.
örnek: the shining (1980)
90. tension building
gerilimi artırmak için sahnelerin uzun tutulması veya müzik kullanımı.
91. suspense
seyirciyi merak ve endişe içinde tutma.
örnek: hitchcock filmleri
92. macabre
korkunç, ölüm ve bozulma temalı görsellik.
örnek: the cabinet of dr. caligari (1920)
93. gothic cinema
kara gotik atmosfer, kaleler, sis ve dram.
örnek: crimson peak (2015)
94. melodrama
duygusal abartı ve dramatik çatışma.
örnek: douglas sirk filmleri
95. expressionistic lighting
duyguları vurgulamak için ışık ve gölge kullanımı.
96. visual motif
tekrar eden görsel öge, tema veya sembol.
örnek: hitchcock – kuş motifleri
97. symbolic imagery
sembol ve metaforlarla anlam yaratma.
örnek: tarkovski – su ve ateş imgeleri
98. cinematic language
filmde anlatımı sağlayan tüm görsel ve işitsel araçlar.
99. slow reveal
bilgi veya karakterin kademeli açığa çıkışı.
örnek: se7en (1995)
100. longitudinal tracking
karakterin mekanda uzun mesafe boyunca takip edilmesi.
örnek: children of men (2006) – doğum sahnesi
ek sinema terimleri ve estetikler
• chamber drama / chamber film: az karakter ve sınırlı mekân kullanımıyla yoğun dramatik etki yaratır.
örnek: 12 angry men (1957)
• neo-expressionism: 1980'ler-90'larda ortaya çıkan, abartılı görsellik ve duygusal yoğunlukla karakterize edilmiş stil.
örnek: the cook, the thief, his wife & her lover (1989)
• hyperlink cinema: farklı karakter ve hikâyelerin birbirine kesiştiği, paralel anlatım tekniği.
örnek: babel (2006), traffic (2000)
• transgressive cinema: toplumsal normlara ve tabu konulara karşı çıkan, provokatif filmler.
örnek: a clockwork orange (1971)
• mumblecore: düşük bütçeli, doğal diyalog ve sıradan yaşamı konu alan indie tarz.
örnek: frances ha (2012)
• psychological realism: karakterlerin zihinsel ve duygusal süreçlerini gerçekçi şekilde işler.
örnek: revolutionary road (2008)
• anthology film: birden fazla kısa hikâyenin tek filmde birleştiği yapı.
örnek: paris, je t'aime (2006)
• mockumentary: belgesel tarzında kurgusal ve genellikle komik yapım.
örnek: this is spinal tap (1984)
• vignette cinema: kısa, izole sahnelerle bütün anlatımı oluşturan film yapısı.
örnek: coffee and cigarettes (2003)
• elliptical narrative: olayları doğrudan göstermeden, boşluk bırakacak şekilde anlatan hikâye.
örnek: lost highway (1997)
• rotoscoping: animasyon veya görsel efekt için sahne üzerine çizim tekniği.
örnek: a scanner darkly (2006)
• tropes: sinemada tekrar eden klişe temalar veya motifler.
örnek: “final girl” trope – slasher filmlerinde kadın karakterin hayatta kalması.
• diegetic music: karakterlerin dünyasında var olan, filmde duyulan müzik.
örnek: guardians of the galaxy (2014) – karakterlerin çaldığı müzikler.
• non-diegetic music: karakterlerin duymadığı, yalnızca seyirciye yönelik eklenen müzik.
örnek: jaws (1975) – köpekbalığı teması
• temporal distortion: zamanın bilinçli olarak değiştirilmesi veya parçalanması.
örnek: 21 grams (2003)
• hyperlink editing: paralel hikâyelerin, eşzamanlı sahnelerle kurgulanması.
örnek: amores perros (2000)
• faux documentary: gerçek belgeselmiş gibi sunulan kurgu film.
örnek: the blair witch project (1999)
• cine-poetry: sinema ve şiirselliğin birleşimi, görsellik ve ritim ön planda.
örnek: the tree of life (2011)
• visual allegory: görsellikle yapılan metaforik veya alegorik anlatım.
örnek: pan's labyrinth (2006)
• polyphonic cinema: birden fazla bakış açısı ve hikâyenin eşzamanlı işlenmesi.
örnek: magnolia (1999)
sinemada kullanılan özel kavramlar 1. kitsch abartılı, yapay, ucuz ama eğlenceli estetik. örnek: double team (van damme – dennis rodman ikilisi) 2. camp kitsch'e benzer ama daha bilinçli şekilde yapılmış abartı. genelde ironi barındırır. “kendini ciddiye almayan” yapay estetik. örnek:…devamısinemada kullanılan özel kavramlar
1. kitsch
abartılı, yapay, ucuz ama eğlenceli estetik.
örnek: double team (van damme – dennis rodman ikilisi)
2. camp
kitsch'e benzer ama daha bilinçli şekilde yapılmış abartı. genelde ironi barındırır. “kendini ciddiye almayan” yapay estetik.
örnek: batman & robin (1997), lady gaga'nın birçok klibi.
3. noir (film noir)
kara film. 1940'lar–50'lerin karanlık, suç, dedektif filmleri. gölgeli siyah-beyaz görüntüler, umutsuz karakterler.
örnek: the maltese falcon (1941), chinatown (1974) (neo-noir).
4. pulp
ucuz dergi hikâyelerinden türemiş, kanlı, şiddetli, aşırı aksiyonlu ama eğlenceli filmler.
örnek: quentin tarantino'nun pulp fiction (1994) filmi.
5. grindhouse
70'lerin düşük bütçeli, şiddetli, erotik veya “ucuz görünen” sineması. seyirciyi şok etmek için yapılır.
örnek: tarantino & robert rodriguez'in grindhouse (2007) projesi.
6. arthouse
sanat sineması. daha deneysel, ticari kaygısı az, estetik ve fikir odaklı filmler.
örnek: andrei tarkovski'nin stalker (1979) filmi.
7. campy vs. cheesy
• campy - bilerek abartılı (ironik eğlence).
• cheesy -klişe, yapay, “ucuz duygusallık”.
örnek: romantik filmlerde “havalı müzik eşliğinde yağmur altında öpüşme” sahneleri- cheesy.
8. cult (kült film)
ilk çıktığında çok popüler olmasa da yıllar içinde özel bir hayran kitlesi kazanan filmler.
örnek: the rocky horror picture show (1975), fight club (1999).
9. b-movie
düşük bütçeli, çoğu zaman yan gösterim için yapılmış filmler. ucuz efektler, basit senaryolar ama samimi bir ruhu vardır.
örnek: plan 9 from outer space (1959), birçok eski van damme filmi de “b-action” sayılır.
10. sleazy
kirli, yoz, genelde erotizm + şiddet içeren “pis” görünümlü yapımlar için söylenir.
örnek: 70'lerin new york yeraltı polis/mafya filmleri.
niş & underground sinema terimleri
1. lo-fi aesthetic
düşük kaliteli görüntü, grenli kamera, amatör gibi duran ama bilinçli şekilde kullanılan “kusurlu estetik”. seyirciye ham ve gerçek his verir.
örnek: the blair witch project (1999), clerks (1994).
2. slow cinema
çok az diyalog, uzun planlar, sakin tempo. sabır isteyen ama derinlikli filmler. daha çok varoluşsal, felsefi konular işler.
örnek: bela tarr'ın satantango (1994), nuri bilge ceylan filmleri.
3. exploitation
ucuz, aşırı şiddet, seks ya da tabu konular üzerinden seyirciyi şok etmeye çalışan sinema. alt türleri de var:
• blaxploitation: siyah kültürü/karakterleri merkezine alır (shaft, 1971).
• sexploitation: erotik öğeler ağırlıklı.
• naziploitation: nazi kamplarındaki şok edici hikayelerin .
örnek: i spit on your grave (1978).
4. body horror
insanın bedeninin bozulması, mutasyona uğraması, iğrenç dönüşümleri konu alan korku türü.
örnek: david cronenberg'in the fly (1986), videodrome (1983).
5. underground cinema
ana akım dışında, bağımsız hatta çoğu kez yasaklı ve yeraltı dağıtımıyla yayılan filmler.
örnek: kenneth anger'ın deneysel filmleri, gaspar noe' nin irreversible. (2002).
6. afektif sinema (affective cinema)
seyircinin duygusal ve bedensel tepkilerini merkeze koyar. izleyiciye sadece “hikaye” değil, hissettirme amacı vardır.
örnek: claire denis'nin trouble every day (2001).
7. surrealist cinema (sürrealist / gerçeküstü sinema)
mantıksız olaylar, rüyamsı sahneler, bilinçaltı imgelerle örülü filmler.
örnek: luis bunuel'in un chien andalou (1929), alejandro jodorowsky'nin the holy mountain (1973).
8. psychedelic cinema
görsel olarak renkli, halüsinatif, bilinç değiştiren filmler. 60'ların hippie kültürüyle birlikte yükselmiştir.
örnek: easy rider (1969), enter the void (2009).
9. gonzo filmmaking
belgesel ya da deneysel işlerde, yönetmenin kendisini hikâyeye katması. “tarafsız gözlemci” yerine, olayların tam içinden anlatım.
örnek: fear and loathing in las vegas (1998) (hunter s. thompson'un gonzo gazeteciliğinden uyarlama).
10. postmodern cinema
kendiyle alay eden, türleri karıştıran, ironi ve pastiş (eski filmleri taklit etme) kullanan sinema.
örnek: quentin tarantino filmleri (kill bill, pulp fiction).
21. auteur
yönetmenin filmi kendi vizyonuna göre şekillendirmesi.
örnek: alfred hitchcock
22. mise-en-scene
sahnedeki tüm görsel öğelerin düzeni.
örnek: 2001: a space odyssey (1968)
23. diegesis
film dünyası içindeki hikâye evreni.
örnek: karakterin radyo dinlemesi diegetic sound'tur.
24. non-diegetic sound
karakterlerin duymadığı sesler, müzik veya anlatıcı sesi.
25. jump cut
zaman veya mekânda boşluk yaratmak için hızlı kesme.
örnek: breathless (1960)
26. match cut
iki sahne arasında görsel veya tematik bağlantı kuran kesme.
örnek: 2001: a space odyssey kemik - uzay aracı geçişi
27. long take
kesintisiz uzun plan.
örnek: children of men (2006) çatışma sahneleri
28. tracking / dolly shot
kameranın hareket ederek karakteri veya sahneyi takip etmesi.
29. chiaroscuro
işık ve gölge kontrastı, özellikle noir'da sık kullanılır.
30. fourth wall
izleyiciye doğrudan hitap veya farkındalık.
31. macguffin
hikâyede motivasyon yaratan ama kendisi çok önemli olmayan obje.
örnek: hitchcock'un north by northwest'te mikrofilm
32. red herring
seyirciyi yanıltan ipucu veya olay.
33. slow motion
zamanın dramatik veya görsel vurgu için yavaşlatılması.
34. montage
farklı sahnelerin yan yana getirilmesiyle anlam veya duygu yaratma.
örnek: battleship potemkin (1925) merdiven sahnesi
35. non-linear narrative
hikâyenin kronolojik sıraya uymadan anlatılması.
örnek: memento (2000)
36. fourth cinema
yerli veya marjinal kültürleri merkeze alan sinema akımı.
37. minimalist cinema
az diyalog, basit görsellik, sessiz sahnelerle dramatik etki.
örnek: jim jarmusch filmleri
38. hyperrealism
gerçeklikten daha gerçekçi, aşırı detaycı sinema estetiği.
39. dogme 95
doğal ışık, elde kamera, gerçek mekan kullanımı.
örnek: the celebration (1998)
40. found footage
“bulunmuş kayıt” formatında çekilmiş film.
örnek: the blair witch project (1999)
41. expressionism
abartılı ışık, gölge ve set tasarımı ile karakterin duygularını yansıtan sinema.
örnek: the cabinet of dr. caligari (1920)
42. german expressionism
almanya'da 1920'lerde ortaya çıkan abartılı gölge ve perspektif kullanımı.
43. italian neorealism
gerçek mekanlar ve amatör oyuncularla sosyal sorunları konu alan sinema.
örnek: bicycle thieves (1948)
44. french new wave
yaratıcı montaj, jump cut ve deneysel anlatım.
örnek: breathless (1960)
45. surreal horror
gerçeküstü, rüya gibi korku ögeleri.
örnek: suspiria (1977)
46. psychological thriller
zihin oyunları, gerilim ve karakter psikolojisi öne çıkar.
örnek: se7en (1995)
47. neo-noir
modern noir unsurlarını taşıyan film türü.
örnek: blade runner (1982)
48. spaghetti western
italya'da yapılan western filmler. daha sert ve stilize.
örnek: the good, the bad and the ugly (1966)
49. samurai cinema(chanbara)
japon samuray hikâyelerini konu alan sinema.
örnek: akira kurosawa – seven samurai (1954)
50. minimal horror
korku unsurları az ama atmosfer yoğun.
örnek: the witch (2015)
51. slow horror
sessiz, uzun sahnelerle gerilimi artıran korku.
örnek: hereditary (2018)
52. surrealist comedy
mantıksız ve rüya gibi öğelerle komedi.
örnek: the holy mountain (1973)
53. black comedy
kara mizah, ölüm, şiddet veya trajediyi komik şekilde işler.
örnek: dr. strangelove (1964)
54. dark comedy thriller
gerilim ve kara mizah bir arada.
örnek: fargo (1996)
55. absurdist cinema
mantıksız olay ve diyaloglarla varoluşsal temalar.
örnek: waiting for godot (uyarlamalar)
56. dystopian cinema
kıyamet sonrası, totaliter veya çöküş temalı distopik filmler.
örnek: children of men (2006)
57. post-apocalyptic
dünyanın çöküşünden sonra hayatta kalmayı konu alır.
örnek: mad max: fury road (2015)
58. cyberpunk
yüksek teknoloji, düşük yaşam koşulları, distopik gelecek.
örnek: blade runner (1982)
59. steampunk
19. yy estetiği, buhar ve retro-fütüristik ögeler.
örnek: the city of lost children (1995)