Arda Güler'in Manchester City maçı istatistikleri: 👟 70 topla buluşma 🎯 %88 pas isabeti (53/60) ⚔️ %86 rakip yarı sahada pas isabeti 🔑 2 kilit pas ✨ 1 yaratılan büyük şans 📈 0.64 asist beklentisi (xA) 💨 1/1 başarılı çalım…devamıArda Güler'in Manchester City maçı istatistikleri:
👟 70 topla buluşma
🎯 %88 pas isabeti (53/60)
⚔️ %86 rakip yarı sahada pas isabeti
🔑 2 kilit pas
✨ 1 yaratılan büyük şans
📈 0.64 asist beklentisi (xA)
💨 1/1 başarılı çalım
♻️ 4 top geri kazanma
💪 3 kazanılan ikili mücadele
🎯 2 kazanılan faul
Oscar ödülleri ve ödül kararları taraflı mı ? sinema tarihinin en prestijli ödülü kabul edilen oscar’lar, yıllar boyunca birçok tartışmalı karar ve skandalla da anılmıştır. akademi üyelerinin oylarıyla belirlenen ödüller teoride sektörün en iyilerini seçmeyi amaçlasa da pratikte kampanyalar, stüdyo…devamıOscar ödülleri ve ödül kararları taraflı mı ?
sinema tarihinin en prestijli ödülü kabul edilen oscar’lar, yıllar boyunca birçok tartışmalı karar ve skandalla da anılmıştır. akademi üyelerinin oylarıyla belirlenen ödüller teoride sektörün en iyilerini seçmeyi amaçlasa da pratikte kampanyalar, stüdyo gücü ve dönemin politik atmosferi gibi faktörlerin etkili olduğu sık sık dile getirilir. bu yüzden “oscar her zaman en iyi filmi seçmez” eleştirisi sinema dünyasında oldukça yaygındır.
1999 yılında yaşanan olay bu tartışmaların en meşhur örneklerinden biridir. savaş filmi olan Saving Private Ryan, yılın başyapıtı olarak görülmesine rağmen en iyi film ödülünü romantik dönem filmi Shakespeare in Love kazanmıştır. bu sonuçtan sonra birçok kişi, güçlü bir oscar kampanyası yürüten Harvey Weinstein’ın sonucu etkilediğini iddia etmiştir.
2006’daki tören de benzer şekilde eleştirilmiştir. eşcinsel kovboyların hikâyesini anlatan Brokeback Mountain favori gösterilirken ödül suç draması Crash filmine gitmiştir. yıllar sonra akademi üyelerinin bir kısmı bile oy tercihleri konusunda pişman olduklarını söylemiştir.
2011 yılında ise teknoloji girişimcisi Mark Zuckerberg’in hikâyesini anlatan The Social Network yılın en yenilikçi filmi olarak görülmesine rağmen en iyi film ödülü tarihi drama The King’s Speech’e verilmiştir. bu karar da akademinin daha geleneksel ve güvenli filmleri tercih ettiği eleştirisini yeniden gündeme getirmiştir.
oscar tarihinin en büyük skandallarından biri ise 2017’de yaşanmıştır. törende yanlış zarf açılmış ve önce La La Land en iyi film ilan edilmiştir. birkaç dakika sonra gerçek kazananın Moonlight olduğu anlaşılmış ve sahnede büyük bir karışıklık yaşanmıştır. bu olay oscar tarihinin en unutulmaz anlarından biri olarak kabul edilir.
bu örnekler nedeniyle sinema çevrelerinde sıkça şu yorum yapılır: oscar ödülü kazanmak büyük bir prestijdir ama her zaman sinema tarihinin gerçekten en iyi filmlerinin ödül aldığı anlamına gelmez. akademi çoğu zaman sanatsal cesaretten ziyade güvenli ve klasik anlatıları tercih etmekle eleştirilir.
2026 oscar ödüllerinin (`98. akademi ödülleri`) en iyi film ödülü `paul thomas anderson`'ın yönettiği `one battle after another` filmine gitti. film aynı gece en iyi yönetmen ve en iyi uyarlama senaryo ödüllerini de alarak gecenin en çok konuşulan yapımlarından biri…devamı2026 oscar ödüllerinin (`98. akademi ödülleri`) en iyi film ödülü `paul thomas anderson`'ın yönettiği `one battle after another` filmine gitti. film aynı gece en iyi yönetmen ve en iyi uyarlama senaryo ödüllerini de alarak gecenin en çok konuşulan yapımlarından biri oldu.
en iyi erkek oyuncu ödülünü `sinners` filmindeki performansıyla `michael b. jordan` kazanırken, en iyi kadın oyuncu ödülü `hamnet` filmindeki rolüyle `jessie buckley`'e verildi.
yardımcı oyuncu kategorilerinde ise en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü `one battle after another` filmindeki performansıyla `sean penn` aldı. en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülü ise `weapons` filmindeki rolüyle `amy madigan`'a gitti.
uluslararası film kategorisinde ödül norveç yapımı `sentimental value` filmine verildi. en iyi animasyon film ödülünü ise `kpop demon hunters` kazandı.
en iyi orijinal senaryo ödülü `sinners` filminin yazarı `ryan coogler`'a giderken, en iyi uyarlama senaryo ödülü de `one battle after another` ile `paul thomas anderson`'ın oldu.
kısacası bu yılki oscar gecesinde en çok öne çıkan yapım, üç büyük ödülle geceyi kapatan `one battle after another` oldu.
savaş üstüne savaş
https://www.fullhdfilmizlesene.live/film/savas-ustune-savas/
sinners
https://www.fullhdfilmizlesene.live/film/gunahkarlar/
hamnet
https://dizifilm.org/film/hamnet-izle
sentimental value
https://www.hdfilmcehennemi.nl/sentimental-value-1/
animasyon
https://www.fullhdfilmizlesene.live/film/k-pop-iblis-avcilari/
Hakan fidan hakkında yazılan kitap rusya da tanıtıldı . Kitap Adı (Rusça orijinal): “Hakan Fidan: Türkiye’nin Gelecekteki Muhtemel Cumhurbaşkanının Portresine Çizgiler” (veya benzer varyasyonlar: “Hakan Fidan – Türkiye’nin Muhtemel Gelecek Cumhurbaşkanına Bir Portre Denemesi” / “Toward the Portrait of Turkey’s…devamıHakan fidan hakkında yazılan kitap rusya da tanıtıldı .
Kitap Adı (Rusça orijinal): “Hakan Fidan: Türkiye’nin Gelecekteki Muhtemel Cumhurbaşkanının Portresine Çizgiler” (veya benzer varyasyonlar: “Hakan Fidan – Türkiye’nin Muhtemel Gelecek Cumhurbaşkanına Bir Portre Denemesi” / “Toward the Portrait of Turkey’s Possible Future President”).
— Yazarlar:
—Gevorg Minasyan: Ermenistan Ulusal Güvenlik Servisi’nde (eski KGB yapısı) 1996-2022 arası görev yapmış emekli istihbarat albayı (albay rütbesiyle emekli). Antiterör Merkezi’nde çalışmış, Ermenistan’ın uluslararası temsilciliği yapmış.
—Angela Simonyan: Ermeni Türkolog (Yerevan Üniversitesi bağlantılı), Türk tarihi, siyaseti ve dili üzerine uzman.
Yayın Tarihi ve Tanıtım: Nisan 2025 civarı (21 Nisan’da tanıtım). Moskova’daki ünlü Biblio-Globus kitap mağazasında tanıtım etkinliği düzenlendi. Etkinliği DİALOG (Rusya’daki bir kamu/kitap dizisi kuruluşu, Ermeni lobisiyle bağlantılı olduğu belirtiliyor) kurucusu Yuri Navoyan yönetti. Rus ve Ermeni akademisyenler, güvenlik uzmanları katıldı.
- İçerik: Kitap, açık kaynaklara (kamuya açık bilgiler, haberler, tezler) dayanıyor. Hakan Fidan’ın:
— Hayatı, çocukluğu, askerlik yılları,
— NATO ve uluslararası görevleri,
— MİT Başkanlığı dönemi (2010-2019),
— Dışişleri Bakanlığı’na geçişi (2023’ten beri),
— Türkiye’nin stratejik vizyonu, istihbarat-diplomasi entegrasyonu gibi konularını ele alıyor. Ek olarak, Fidan’ın 1999 tarihli yüksek lisans tezi (İngiltere, ABD ve Türkiye istihbarat sistemlerinin karşılaştırması) kitaba eklenmiş.
— Yazarların Yorumu: Tanıtımda, Fidan’ı “gelecek vadeden bir Türk siyasetçisi” olarak tanımladılar, “kimlik kodunu çözmeye çalıştık” dediler. Kitabın uluslararası ilişkiler, diplomasi ve güvenlik alanlarında faydalı olacağı belirtildi. Bazıları “Erdoğan’ın olası halefi” vurgusu yaptı.
Neden İlgi Çekti?
Türkiye’de büyük yankı uyandırdı – özellikle Yılmaz Özdil’in Sözcü TV’de (Kırmızı Beyaz programı) anlatmasıyla viral oldu. Konular:
— Ermeni yazarlar tarafından yazılması (Ermenistan-Türkiye ilişkileri gergin olduğu için şaşırtıcı bulundu).
—Rusya’da (Rusça) yayımlanması ve tanıtılması (Kremlin’in bakış açısını yansıttığı, Fidan’ı “olumlu” profillediği yorumları yapıldı).
— Bazı yorumlarda “Rus istihbaratının desteklediği” veya “Moskova’nın Erdoğan sonrası Türkiye için Fidan’ı tercih ettiği” spekülasyonları var.
Kitap Rusça yayımlandı, Türkçe veya İngilizce çevirisi resmi olarak yok (en azından kamuoyunda bilinen yok). Haber kaynakları: Sözcü, Medya Günlüğü, Yeni Akit, Turkish Minute, ArmInfo vb. (2025 Mayıs-Haziran haberleri).
Rusça yayımlandı ve henüz Türkçe veya İngilizce tam metni kamuoyunda erişilebilir değil (kitap 2025’te Moskova’da çıktı, Biblio-Globus tanıtımı yapıldı).
“Bu kitap, Türkiye’nin önde gelen istihbarat teşkilatı MİT’in eski Başkanı ve şu anki Dışişleri Bakanı Hakan Fidan hakkında açık kaynaklara dayanılarak kaleme alındı. Kitapta Fidan’ın hayatı ve mesleki yolculuğu anlatılıyor. Ayrıca Fidan’ın, İngiltere, ABD ve Türkiye’nin istihbarat sistemlerinin karşılaştırmalı analizini konu alan yüksek lisans tezi de ek olarak yer alıyor.”
— Yazar Gevorg Minasyan’ın tanıtım etkinliğindeki sözleri (Medya Günlüğü, SDE gibi kaynaklarda aktarılan): “2011 yılından itibaren Fidan’ın faaliyetlerini dikkatle takip ediyorum. Kimliği çok ilgi çekici. Bu çalışma yalnızca bir biyografi değil, aynı zamanda Türkiye’nin karar alma mekanizmalarının anlaşılmasına katkı sağlayabilecek analitik bir rehberdir.”
— Yazar Angela Simonyan‘ın tanıtımdaki yorumu: “Fidan’ın bugün Türk siyasetinde önemli bir politikacı olduğuna dikkat çekmek isterim. Uzun süre gölgede kaldı. Dışişleri Bakanı olarak artık daha görünür hale geldi.”
— Kitabın genel teması ve yazarların ortak vurgusu (tüm haberlerde tekrarlanan): “Gelecek vaat eden Türk siyasetçi Hakan Fidan’ın ‘kişilik kodunu’ çözmeye çalıştık.” (Bu ifade, tanıtım etkinliğinde ve kitap duyurusunda sıkça geçiyor – Fidan’ı “gelecekteki muhtemel Cumhurbaşkanı” olarak profilleme amacı taşıyor.)
— Bazı haberlerde kitap için ek vurgu: “Fidan’ın istihbarat ve diplomasiyi birleştirerek temelden yeni bir dış politika çalışma modeli kurduğuna değiniliyor.” (Rusya’daki tanıtım sonrası yorumlardan.)
Dikkat çeken yönlerin den birisi:
Hakan Fidan’ın kendi yüksek lisans tezi (“İstihbarat Mukayesesi” – İngiltere, ABD, Türkiye istihbarat sistemleri karşılaştırması)
Kitap Rusça ve Ermeni/Rus kaynaklı yayın, Türkiye’de veya uluslararası platformlarda (Amazon, Google Books, Libgen vb.) dijital versiyonu çıkmamış.
Spoiler içeriyor
Sekizinci Aile , Quentin Tarantino’nun filmlerine çok benzeyen bir üslup ve enerjiyle kotarılmış, kara mizah dolu bir Türk aile destanıdır. Ali Atay’ın yönetmenliğinde, bol diyalog, keskin argo, absürt şiddet anları, retro esintili müzik seçimleri, ani twist’ler ve karakterlerin aşırı stilize…devamıSekizinci Aile , Quentin Tarantino’nun filmlerine çok benzeyen bir üslup ve enerjiyle kotarılmış, kara mizah dolu bir Türk aile destanıdır. Ali Atay’ın yönetmenliğinde, bol diyalog, keskin argo, absürt şiddet anları, retro esintili müzik seçimleri, ani twist’ler ve karakterlerin aşırı stilize edilmiş halleriyle adeta Tarantino’nun Succession’la karışmış hali gibidir. Mütevazı tekstilcilerden küresel güç elitine yükselen Basmacıgiller’in hikayesi, güç zehirlenmesi, aile içi kan davasıvari hesaplaşmalar ve trajikomik çöküş üzerinden anlatılır. Bol küfür, hızlı tempolu sahneler, flashback’lerle dolu diyaloglar ve “herkesin herkesle derdi var” havası Tarantino severleri doğrudan yakalar. Succession + Pulp Fiction + Ölümlü Dünya karışımı diyebiliriz; izlemediyseniz Tarantino hayranıysanız kesin kaçırmayın, Türk versiyonu olarak çok eğlenceli ve cesur kaçmış.
1. sezon (2025)
1. bölüm / – Miami’ye İniş
Basmacıgil ailesi özel jetle Miami’ye iner, dünyanın yedi güçlü ailesinin gizli toplantısına katılır. Erol Basmacıgil (Haluk Bilginer) babacan ama tehditkâr tavrıyla masaya oturur; üvey kardeşler arasındaki ilk gergin bakışmalar, bol argo dolu giriş diyalogları ve absürt lüks içinde patlayan ufak bir şiddet sahnesiyle bölüm Tarantinovari bir açılış yapar. “Kurşun geçirmez içlik” mucizesinin ilk kez bu elitler arasında nasıl pazarlandığı gösterilir; stilize kamera hareketleri ve gerilimli müzikle izleyiciyi hemen içine çeker.
2. bölüm /
– Bağ Evinde Kutlama
Aile bağ evinde zafer kutlarken dışarıdan gelen gizemli hediyeler ve tehdit mesajları gelir. Üvey kardeşler kendi aralarında hesaplaşmaya başlar; uzun, hızlı tempolu diyalog sahneleri (Tarantino’nun klasik restorant muhabbetleri gibi), birden patlayan absürt bir kavga ve Erol’un “Dışarıdan düşman gerekmez, biz kendimiz yeteriz” repliğiyle bölüm zirve yapar. Kara mizah burada en keskin haliyle vurur.
3. bölüm /
– Nauru Yolculuğu
Kardeşler Nauru adasına gider, uluslararası güç oyunlarının ortasında kalır. Yolculuk sırasında arabada geçen uzun, alaycı sohbetler, geçmiş sırların flashback’lerle açığa vurulması ve beklenmedik bir ihanet twist’iyle bölüm tam Tarantino enerjisi taşır. Müzik seçimleri retro ve ironik, şiddet sahneleri stilize ve abartılı.
4. bölüm /
– Melike’nin Anlaşması
Melike (Hazal Kaya) rakip Murat Sırdaş’la gizli bir anlaşma yapar. Kardeşler Leon’dan gelen bilgilerle harekete geçer; bölüm boyunca ittifaklar kurulur, bozulur, bol küfürlü yüzleşmeler yaşanır. Sezonun ilk yarısı finali, büyük bir aile toplantısında patlayan kaosla biter; herkes birbirine silah çeker gibi bakışır ama asıl silah dil olur.
5. bölüm /
– Paranoya Başlıyor
Güç mücadelesi tamamen içe döner. Erol’un kontrolü sarsılmaya başlar; kardeşlerin bireysel planları, flashback’lerle desteklenen uzun monologlar ve absürt bir “aile toplantısı” sahnesiyle bölüm ilerler. Tarantino’nun Reservoir Dogs’taki gibi gerilim dolu bekleyiş anları bolca var.
6. bölüm /
– Kurşun Geçirmez Yelek
Ailenin icadı kurşun geçirmez içlik, ironik şekilde kendi aralarındaki “korunma” metaforu olur. Fiziksel şiddet sahneleri artar; stilize dövüşler, kanlı ama komik twist’ler ve karakterlerin aşırı abartılı tepkileriyle bölüm en Tarantinovari kısım haline gelir.
7. bölüm /
– Adım Adım Çöküş
Her şey adım adım dağılır. Erol’un otoritesi çatlar; kardeşler arasındaki hesaplaşmalar doruğa çıkar. Uzun diyaloglar, ani flashback’ler ve beklenmedik bir ihanetle bölüm gerilimi zirveye taşır. Kara mizah burada en acımasız ve eğlenceli halini alır.
8. bölüm /
– İzleme Kaydı (Sezon finali)
Erol, rakip Nazif Boratav’la yüzleşir; iki hanedan arasında tam bir savaş patlar. Tüm sezonun entrikaları, sırları burada patlar. Final twist’i şok edici: “Sekizinci aile” unvanı bir zafer değil, lanet gibi görünür. Tarantino’nun filmlerindeki gibi kanlı, diyaloglu ve unutulmaz bir kapanış; izleyiciyi “devam edecek mi?” diye deli eder.
elon musk ocak 2026’da x’te bombayı patlattı: “tekillik’e girdik.” saatler sonra ekledi: “2026 tekillik yılı olacak.” ve defalarca tekrarladı: “we are in the singularity”, “we are entering the singularity”, “just the very early stages of the singularity”… anlamı şu: yapay…devamıelon musk ocak 2026’da x’te bombayı patlattı:
“tekillik’e girdik.”
saatler sonra ekledi: “2026 tekillik yılı olacak.” ve defalarca tekrarladı: “we are in the singularity”, “we are entering the singularity”, “just the very early stages of the singularity”…
anlamı şu: yapay zekâ insan zekâsını geçmişte bıraktı. yılların emeğini haftalara, doktoraları aylara sıkıştırıyor. bilgisayar gücü her 6-7 ayda ikiye katlanıyor
— moore yasası’nı ezip geçiyor, güneşin gücünün trilyonda birini bile kullanmıyoruz henüz. modeller hukukta, tıpta, matematikte doktorları ve nobel adaylarını utandırıyor; kodlama projeleri 10 yıllık birikimi noel tatilinde aşıyor.
kimse pat diye olacağını beklemiyordu. ama sessizce, su gibi sardı bizi. fark etmeden içine girdik — rollercoaster’ın tepesindeyiz, aşağı iniş başladı. milyonlarca iş yok olacak: 300-400 milyon insan etkilenecek, beyaz yakalılar dahil (doktor, avukat, mühendis, cerrah). yeni işler gelecek ama geçiş? hiçbir hükümetin planı yok → sosyal tsunami, kaos riski devasa.
etki detayları ;
— ekonomi patlıyor veya çöküyor: çalışmak opsiyonel hale geliyor. musk diyor ki: “hiçbirimiz çalışmak zorunda kalmayacağız.” universal high income gelecek — para ve iş “isteğe bağlı” (spor veya bahçe gibi). her şey ucuzlayacak, bedava olacak: bolluk çağı, yoksulluk bitecek. ama kısa vadede işsizlik dalgası, anlam krizi, depresyon patlaması.
— toplum yeniden doğuyor: eğitim, kariyer, emeklilik kavramları çöküyor. robotlar insanlardan fazla olacak (2040’ta 10 milyar humanoid). insanlar sanat, keşif, oyunla yaşayacak — ya da amaçsız kalacak.
—bilim ışık hızında: yeni ilaçlar, fizik problemleri, malzemeler ai tarafından çözülecek. insan zekâsı milyon kat artacak.
— karanlık yüz: kontrol kaybı — ai kendi hedeflerini koyarsa insanlık tehlike altında (%10-20 kötü senaryo). güç yoğunlaşması: ai’yi elinde tutanlar dünyayı domine eder. “supersonic tsunami” gibi geliyor, aylar içinde on yılların değişimi.
insan beyni üstel hızı algılayamıyor. önce “vay be” deriz, sonra birden her şey değişmiş olur. kararlar hâlâ 2022 kafasıyla alınıyor ama dünya kapılarını kapattı bile.
kısaca tek nefeste: tekillik gelmiyor — geldi. 2026’da zirve yapacak. ya sonsuz bolluk ve özgürlük (iş yok, her şey bedava, zekâ patlaması) ya da kontrolsüz kaos ve anlam kaybı. nefes alıp alamayacağımızı sormadan, suda yüzüyoruz.
buckle up. dünya artık aynı dünya değil.
(elon musk, singularity, yapay zeka, universal high income, ai takeover)
Kimse ABD ekonomisini neyin asıl sallayacağını söylemiyor: petrol değil, Körfez’in parası. Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt ve Katar, Washington’daki 2 trilyon dolarlık yatırımlarını gözden geçiriyor. Tahviller, gayrimenkul, teknoloji… Hepsi. Sözleşmelerdeki “force majeure” maddeleri bile masaya yatırılıyor. Neden? Çünkü bölgeyi sarsan saldırılar…devamıKimse ABD ekonomisini neyin asıl sallayacağını söylemiyor: petrol değil, Körfez’in parası.
Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt ve Katar, Washington’daki 2 trilyon dolarlık yatırımlarını gözden geçiriyor. Tahviller, gayrimenkul, teknoloji… Hepsi. Sözleşmelerdeki “force majeure” maddeleri bile masaya yatırılıyor.
Neden? Çünkü bölgeyi sarsan saldırılar var: havaalanları, petrol altyapısı, su tesisleri hedef alındı; insanlar öldü, sistemler arızalandı. Ve ABD’nin savunma sistemi bile onlara zarar verdi.
Petrodolar sistemi önceki krizlerden sağ çıkmış olabilir, ama bu kez durum farklı olabilir. Körfez sessiz adımlar atsa, trilyonlarca dolar bir anda Amerika’dan çıkabilir.
Dow Jones şimdiden sallanıyor. Eğer bu gerçekleşirse, küresel finansın dengesi tamamen değişebilir.
💥 Özet: ABD ekonomisi petrol yüzünden değil, Körfez’in sessiz hamlesiyle sallanıyor.
birşey farkettiniz mi !! son dönemde olan bitene bakın. -3.5 milyon sayfalık epstein belgeleri açıklandı. -abd'nin uyguladığı gümrük vergileri tüm ülkeleri etkiliyor. -yapay zeka yüzünden milyonlarca kişi işini kaybetme riski altında. -ülkeler arası savaş var. hiçbir ülke birbirine güvenmiyor. -orman…devamıbirşey farkettiniz mi !!
son dönemde olan bitene bakın.
-3.5 milyon sayfalık epstein belgeleri açıklandı.
-abd'nin uyguladığı gümrük vergileri tüm ülkeleri etkiliyor.
-yapay zeka yüzünden milyonlarca kişi işini kaybetme riski altında.
-ülkeler arası savaş var. hiçbir ülke birbirine güvenmiyor.
-orman kanunları aktif oldu. güçlünün haklı olduğu dönem yaşanıyor. bazı devlet başkanları kaçırılıyor. bazıları öldürülüyor.
-siyasi kutuplaşma dünyanın her bölgesinde yükseliyor.
-iran-abd savaşı başladı. suçsuz insanlar hayatını kaybediyor.
-dünya belirsizlik endeksi tarihin en yüksek seviyesinde.
-petrol krizi başladı. enflasyon tüm ülkeleri etkiliyor.
hepsini okudunuz. şimdi bir adım geri çekilin ve tekrar bakın.
bu olayların birbiriyle doğrudan bağlantısı yok. ama hepsi aynı anda yaşanıyor ve hepsi aynı yönü işaret ediyor: kaos
çoğu kişi "dünya kaosa girdi" diyor. "daha önce böyle olmamıştı" diyor.
yanlış.
tam olarak böyle olmuştu. her seferinde kaosun arkasından insanlık tarihinin en büyük sıçramaları geldi.
size göstereceğim. sonra kendiniz karar vereceksiniz.
anlatıyorum...
her büyük doğum acıyla gelir. bebek doğarken anne acı çeker.
o anı gören "felaket" der.
sonuç: yeni bir hayat.
dünya da öyle doğum yapıyor. 260 yılda 3 kez yaptı. her seferinde kaos vardı. savaş vardı. yıkım vardı.
ve her seferinde doğan şey insanlığı bir üst çağa taşıdı.
sanayi devrimi
1760'larda ingiltere'de buhar makinesi icat edildi. fabrikalar kuruldu. tarım toplumu sanayi toplumuna dönüşmeye başladı. milyonlarca insan tarladan şehre taşındı.
kulağa basit geliyor. ama basit değildi.
o süreçte her şey aynı anda yaşandı. luddit isyanları başladı, işçiler fabrikalara girip makineleri parçaladı. kolera salgınları topluma büyük zarar verdi. napolyon avrupa'yı ateşe verdi. 20 yıl boyunca sürekli savaş vardı.
dışarıdan bakan "medeniyet çöküyor" dedi.
ne doğdu?
sanayi devrimi orta sınıfı doğurdu. demokrasi kıta avrupası'na yayıldı. yaşam standartları arttı. ortalama insan ömrü yükseldi. 100 yıl içinde insanlık tarihindeki en büyük refah artışı yaşandı.
elektrik ve otomobil çaği
1900'lerin başında 3 teknoloji dünyayı değiştirmeye başladı: elektrik, otomobil ve modern imalat. üretim maliyetleri düştü. sokaklar at arabasından motorlu araçlara geçti.
altın çağ başlamalıydı. başlamadı.
onun yerine insanlık tarihinin en karanlık 45 yılı geldi.
-1. dünya savaşı: 20 milyon ölü.
-ispanyol gribi: 50 milyon ölü.
-büyük buhran: işsizlik arttı. binlerce banka battı.
-2. dünya savaşı: 70 milyon ölü.
45 yılda 140 milyon insan öldü.
"insanlık kendi kendini yok edecek" dediler.
ne doğdu?
1945'ten sonra modern refah devletleri kuruldu. 1950-1970 arası insanlık tarihinin en büyük ekonomik büyüme dönemi yaşandı. orta sınıf ev sahibi oldu. araba aldı. çocuklarını üniversiteye gönderdi.
45 yıllık acının ardından gelen refah önceki tüm çağları geride bıraktı.
internet çaği
1995'te internet yaygınlaşmaya başladı. "yeni ekonomi" anlatısı her yere yayıldı. herkes zengin olacaktı, her şey dijitalleşecekti, sınırsız büyüme geliyordu. neredeyse 0 geliri olan şirketler milyar dolarlık değerlemeler alıyordu.
2000'de dotcom balonu patladı. yüzlerce şirket bir gecede iflas etti.
bir yıl sonra 11 eylül geldi. afganistan işgali. irak savaşı. 2008'de küresel finans krizi. 10 trilyon dolar daha silindi.
15 yıl boyunca kriz üstüne kriz.
"internet bir balondu. dijital ekonomi hayaldi" dediler.
ne doğdu?
akıllı telefon devrimi. sosyal medya. milyarlarca insan tek tuşla birbirine bağlandı. e-ticaret doğdu. amazon, google, apple trilyon dolarlık şirketler oldu.
2000'de web sitesi kuran genç 2010'da milyarderdi.
bakın dikkatli okuyun. 3 doğumun formülünü çıkarıyorum.
1: yeni teknoloji ortaya çıkar. vaatler büyür. herkes heyecanlanır.
2: eski düzen direnir. kaos olur. savaşlar, krizler, ekonomik çöküşler aynı anda gelir. birbirinden bağımsız görünen olaylar eş zamanlı olur. "dünya bitiyor" derler.
3: eski düzen yıkılır. yeni düzen kurulur. kaosun içinden yürüyenler yeni dünyanın sahipleri olur. geride kalanlar yeni dünyada yer bulamaz.
bu formül 260 yıldır değişmedi.
peki döngüler neden her seferinde acıyla geliyor?
çünkü eski yapılar kendiliğinden ölmez. bankalar, kurumlar, ticaret yolları, istihdam modelleri. onlarca yıldır çalışan sistemler. "biz artık yetmiyoruz, buyurun yeni sistem gelsin" demezler.
amerikanın gücünü çin'e kaptırması gibi. tekelin kaybolmasına izin vermemesi gibi.
direnir. savaşırlar. sonunda yıkılırlar.
eski bir binanın yıkım anını düşünün. o an orada olan "felaket" der.
ama birkaç ay sonra aynı yerde 50 katlı gökdelen yükseliyor.
şimdi yapay zeka devrimi
acı başladı. tıpkı diğer 3'ündeki gibi.
insanlar işlerini kaybediyor. şirketler işten çıkarmalara başladı. 1760'da da aynıydı. insanlar işlerini kaybetmişti ve isyanlar başlamıştı.
savaşlar çıkıyor. iran-abd. rusya-ukrayna. ortadoğu yanıyor. 1900'lerde de aynıydı. teknoloji değişirken dünya yandı.
kurumsal güven çöküyor. 3.5 milyon sayfa eiptstein belgeleri açıklandı. insanlar kurumlara inanmayı bırakıyor. 1930'larda da aynıydı. eski kurumlar çöktü. yenileri doğdu.
ekonomi çöküyor. küresel borç 307 trilyon doları aştı. merkez bankaları faizi ne indirebiliyor ne artırabiliyor. 2000'lerde de aynıydı. sonra yeni ekonomi doğdu.
hepsi aynı anda yaşanıyor. tıpkı 1780'lerde. tıpkı 1930'larda. tıpkı 2000'lerde yaşandığı gibi.
dışarıdan bakan "dünya çöküyor" diyor.
ben farklı bir şey görüyorum.
dünya çökmüyor. doğum yapıyor.
tarihin her büyük doğumunda iki tür insan belirdi.
birincisi kaosa baktı. "her şey bitiyor" dedi. bekledi. kaos bittiğinde yeni dünyada yeri yoktu. çünkü hazırlanmamıştı.
ikincisi kaosun içinden yürüdü. yeni teknolojiyi öğrendi. dönüşümün yönünü okudu. yeni düzen kurulduğunda en önde o vardı.
-1800'de buhar makinesini anlayan sanayi devriminin patronu oldu.
-1920'de otomobili anlayan 20. yüzyılın zengini oldu.
-2000'de interneti anlayan bugünün teknoloji devini kurdu.
kaos olduğunda her seferinde aynı soru soruldu: öğrenecek misin, bekleyecek misin?
öğrenen kazandı. bekleyen kaybetti.
şimdi aynı soru yine soruluyor.