dünyadaki en yüksek fahişelik oranları: 1-tayland (budizm) 2-danimarka (hristiyanlık) 3-italyan (hristiyan) 4-alman (hristiyan) 5-fransız (hristiyanlık) 6-norveç (hristiyan) 7-belçika (hristiyan) 8-ispanya (hristiyanlık) 9-ingiltere (hristiyanlık) 10-finlandiya (hıistiyan) dünyadaki en yüksek hırsızlık oranı: 1-danimarka ve finlandiya (hristiyan) 2-zimbabwe (hristiyan) 3-avustralya (hristiyan) 4-kanada (hristiyan)…devamıdünyadaki en yüksek fahişelik oranları:
1-tayland (budizm)
2-danimarka (hristiyanlık)
3-italyan (hristiyan)
4-alman (hristiyan)
5-fransız (hristiyanlık)
6-norveç (hristiyan)
7-belçika (hristiyan)
8-ispanya (hristiyanlık)
9-ingiltere (hristiyanlık)
10-finlandiya (hıistiyan)
dünyadaki en yüksek hırsızlık oranı:
1-danimarka ve finlandiya (hristiyan)
2-zimbabwe (hristiyan)
3-avustralya (hristiyan)
4-kanada (hristiyan)
5-yeni zelanda (hristiyan)
6-hindistan (hinduizm)
7-ingiltere ve galler (hristiyan)
8-abd (hristiyan)
9-isveç (hristiyan)
10-güney afrika (hıristiyanlık)
dünyanın en yüksek alkol bağımlılığı:
1) moldovya (hıristiyan)
2) belarus (hıristiyan)
3) litvanya (hıristiyan)
4) rusya (hıristiyan)
5) çek cumhuriyeti (hıristiyan)
6) ukrayna (hıristiyan)
7) andorra (hıristiyan)
8) romanya (hıristiyan)
9) sırp (hıristiyan)
10) avustralya (hıristiyan)
dünyadaki en yüksek cinayet oranı:
1-honduras (hristiyan)
2-venezuela (hristiyan)
3-belize (hıristiyan)
4-el savador (hıristiyan)
5-guatemala (hıristiyan)
6-güney afrika (hıristiyanlık)
7-saint kitts ve nevis (hristiyan)
8-bahamalar (hıristiyan)
9-lesotho (hıristiyan)
10-jamaika (hıristiyan)
dünyanın en tehlikeli çeteleri:
1. yakuza (din yok)
2-agberus (hıristiyan)
3-wah singh (hıristiyan)
4-jamaika patronu (hıristiyan)
5-primero (hıristiyan)
6. aryan kardeşliği (hıristiyan)
dünyanın en büyük uyuşturucu çeteleri:
1-pablo escobar - kolombiya (hristiyan)
2-amado carrillo - kolombiya (hristiyan)
3-carlos leider germain (hristiyan)
4-griselda blanco - kolombiya (hristiyan)
5-joaquin guzman - meksika (hristiyan)
6-rafael caro - meksika (hristiyan)
- sonra #islam dünyadaki şiddet ve terörün sebebidir deniliyor ve inanmamızı istiyorlar.
birinci dünya savaşı 'nı kim başlattı?
müslümanlar değil..
ikinci dünya savaşı'nı kim başlattı?
müslümanlar değil..
20 milyon yerli avustralyalı'yı kim öldürdü?
müslümanlar değil..
japonya 'da nagasaki ve hiroşima' ya kim nükleer bomba attı?
müslümanlar değil..
güney amerika 'da yaklaşık 100 milyon kızılderili'yi kim öldürdü?
müslümanlar değil..
kuzey amerika 'da yaklaşık 50 milyon kızılderili'yi kim öldürdü?
müslümanlar değil..
kim 180 milyondan fazla afrikalıyı afrika kölesi olarak kaçırdı, % 88 ' si öldü ve okyanuslara atıldı?
müslümanlar değil..
terörün veya terörün başlangıcı gayrimüslimler tarafından tanımlanmalıdır.
müslüman olmayan bir terörist eylemi yapıyorsa suçtur ama müslüman tarafından işleniyorsa terörizmdir..
çifte standart bırakılmalı..
o zaman sözlerimin hedefine ulaşabilirsin.. islamımla gurur duyuyorum..
müslüman olduğum için gurur duyuyorum..
islam dinini terörizmle bağdaştırmak, kendi terörünü saklamaktır...!
@_devletci_(x)
`komedi + aksiyon yol filmleri` 6. `game night` (2018) – `john francis daley & jonathan goldstein` arkadaş grubunun sıradan bir oyun gecesi, gerçek suçlarla karışır. kaçırılma, kovalamaca, yanlış kimlikler… hepsi sürükleyici ve komik bir tempoda. tam “`ne oluyor ya?`” filmi.…devamı`komedi + aksiyon yol filmleri`
6. `game night` (2018) – `john francis daley & jonathan goldstein`
arkadaş grubunun sıradan bir oyun gecesi, gerçek suçlarla karışır. kaçırılma, kovalamaca, yanlış kimlikler… hepsi sürükleyici ve komik bir tempoda. tam “`ne oluyor ya?`” filmi.
7. `30 minutes or less` (2011) – `ruben fleischer`
üzerine bomba bağlı pizza kuryesi, banka soymaya zorlanır. kafası karışık suçlular, başarısız planlar, bol küfür ve hızlı araba sahneleri. kısa, kaotik, komik.
8. `the nice guys` (2016) – `shane black`
70'lerin los angeles'ında özel dedektiflerle tesadüfen yolları kesişen iki beceriksiz adam. cinayet çözmeye çalışırken komediden kırılıyorlar. `ryan gosling` + `russell crowe` ikilisi efsane.
9. `paul` (2011) – `greg mottola`
iki geek, amerika'nın ufo rotasında gezerken gerçek bir uzaylıyla karşılaşır. yolda kaçış, hükümet peşinde, uzaylı sigara içiyor. nerd mizahı + yol macerası = efsane.
10. `tropic thunder` (2008) – `ben stiller`
savaş filmi çekmeye giden oyuncular, gerçek savaş ortamında olduklarını fark etmeden ormanda dolaşır. yol değil, orman ama kesinlikle komedi + aksiyon manyaklığı.
`en iyi yol filmleri` (`komedi – aksiyon – macera – korku`) “`yol” sadece gidilen değil`, `yaşanılan şeydir.`” 1. `mad max: fury road` (2015) – `george miller` durdurak bilmeyen bir kovalamaca. çorak bir dünyada benzin, su ve kurtuluş uğruna yapılan çılgınca…devamı`en iyi yol filmleri`
(`komedi – aksiyon – macera – korku`)
“`yol” sadece gidilen değil`, `yaşanılan şeydir.`”
1. `mad max: fury road` (2015) – `george miller`
durdurak bilmeyen bir kovalamaca. çorak bir dünyada benzin, su ve kurtuluş uğruna yapılan çılgınca bir yol savaşı. aksiyonun kendisi bir sanat eseri.
2. `little miss sunshine` (2006) – jonathan dayton & valerie faris
bir ailenin küçük kızlarını güzellik yarışmasına götürürken dağılıp tekrar birleşmesi. neşeli, trajik, samimi. otobüs, karakterden farksız.
3. `the motorcycle diaries` (2004) – `walter salles`
genç che guevara'nın güney amerika turunda yaşadığı dönüşüm. manzara değil, insanlık üzerine bir yolculuk. derin ama sade.
4. `thelma & louise` (1991) – `ridley scott`
iki kadının özgürlüğe kaçışı. yol uzadıkça yasaklar, toplum ve geçmişle hesaplaşma da büyür. feminist bir klasik, öfkeli ve tutkulu.
5. `zombieland` (2009) – `ruben fleischer`
zombi kıyameti fonunda, bir grup insanın hayatta kalma ve eğlenme çabası. mizah ve vahşet güzel dozlanmış. kurallar listesiyle bile kült oldu.
6. `into the wild` (2007) – `sean penn`
toplumdan kaçan bir gencin doğaya ve yalnızlığa doğru yolculuğu. özgürlük, romantizm ve trajedi iç içe. gerçek hikâyeye dayalı.
7. `road trip` (2000) – `todd phillips`
yanlışlıkla gönderilen bir seks kaseti ve ardından gelen panik dolu bir yolculuk. üniversite, seks ve dostluk temalı çılgın komedi.
8. `duel` (1971) – `steven spielberg`
adsız bir kamyon sürücüsü tarafından takip edilen adamın gerilim dolu yolculuğu. minimal ama baskı yaratan bir korku. spielberg'ün ilk dehası.
9. `y tu mamá también` (2001) – alfonso cuarón
iki genç ve gizemli bir kadınla meksika'nın içlerine yapılan cinsel ve duygusal bir yolculuk. arzular, sınıf farkı ve gençliğin kırılganlığı üzerine.
10. `planes`, `trains and automobiles` (1987) – `john hughes`
eve dönmeye çalışan bir adamın, başına gelen her şeyle yüzleşmesi. komedi ve absürtlük içinde insan sıcaklığı. john candy'nin kalbi gibi.
11. `easy rider` (1969) – `dennis hopper`
amerikan karşı kültürünün motosikletli yol öyküsü. özgürlük hissi kadar toplumun ikiyüzlülüğünü de anlatır. rock müzik ve isyan dolu.
12. `the hitcher` (1986) – `robert harmon`
yolda alınan gizemli bir otostopçunun, sürücüyü teröre boğması. korku türünde minimalist bir kabus.
13. `captain fantastic` (2016) – `matt ross`
toplumdan uzak büyütülen çocuklarla birlikte yola çıkan bir baba. hem eğlenceli hem sorgulayıcı. doğaya ve düzene karşı bir aile manifestosu.
14. `wild` (2014) – `jean-marc vallée`
bir kadının tek başına yaptığı binlerce kilometrelik yürüyüş. yas, arınma ve kadın bedeniyle yüzleşme. içsel bir yol filmi.
15. `the straight story` (1999) – `david lynch`
yaşlı bir adam traktörüyle hasta kardeşine ulaşmaya çalışır. lynch'ten beklenmeyecek kadar naif, ama derinliği olan bir yol hikayesi.
16. `midnight run` (1988) – `martin brest`
bir ödül avcısı ve kaçak muhasebeci; yolları, mafyayı ve fbi'ı aşarken tuhaf bir dostluk doğar. aksiyon ve espri ustalığıyla harmanlanmış.
17. `the way` (2010) – `emilio estevez`
oğlunun ölümünden sonra camino de santiago yolculuğuna çıkan bir babanın içsel değişimi. spiritüel ve sade bir akış.
18. `detour` (1945) – `edgar g. ulmer`
kaderin ironisi, yolda alınan bir karar ve suç. kara film estetiğiyle bir kabusa dönüşen yolculuk. 60 dakikada sinema dersi.
19. `queen & slim` (2019) – `melina matsoukas`
bir trafik çevirmesiyle başlayan trajedi, medyatik bir kaçışa dönüşür. aşk, kimlik ve isyan temalı bir modern yol masalı.
20. `rubber` (2010) – `quentin dupieux`
kendi bilincine sahip bir araba lastiği, çölde katliam yapıyor. evet, yanlış okumadın. absürt, deneysel ve tuhaf bir yol korkusu.
21. `the darjeeling limited` (2007) – `wes anderson`
üç kardeş, hindistan'da bir trene atlayıp babalarının ölümünden sonra tekrar bağ kurmaya çalışır. renkli, eksantrik ve duygusal. anderson stili yolculuk.
22. `locke` (2013) – `steven knight`
tüm film bir arabanın içinde geçer. bir adam direksiyon başında, hayatının tüm iplerini telefonda çözmeye çalışır. gerilimli, minimalist ve şahane oyunculuk.
23. `paris`, `texas` (1984) – `wim wenders`
sessizliğe gömülmüş bir adam, yıllar sonra ailesini bulmak için yola çıkar. melankoli, amerika ve aidiyet üzerine sinema şiiri.
24. `the road` (2009) – `john hillcoat`
kıyamet sonrası dünyada, bir baba ve oğul. sefalet, korunma, insanlık kırıntıları… cormac mccarthy romanından uyarlama. soğuk ama güçlü.
25. `wild at heart` (1990) – `david lynch`
genç bir çift, yasadışı bir kaçışa çıkar. aşk, şiddet, rock'n roll ve rüyalarla dolu sürreal bir yolculuk. lynch'in en serbest filmi.
26. `snakes on a plane` (2006) – david r. ellis
bir uçağın içinde vahşi yılanlar, altında panik ve samuel l. jackson. absürt ama eğlencelik, tam yol aksiyon çılgınlığı.
27. `nebraska` (2013) – `alexander payne`
yaşlı bir adam, sahte bir piyango ödülü için oğluyla yollara düşer. siyah beyaz, hüzünlü ama sıcak. amerikan taşrasına dair keskin bir bakış.
28. `kalifornia` (1993) – `dominic sena`
gazeteciler, seri katillerin izini sürerken yanlarına farkında olmadan bir seri katili alırlar. brad pitt'in karanlık rolüyle öne çıkar.
29. `my own private idaho` (1991) – `gus van sant`
evsiz iki arkadaş, biri uyurgezerlikten mustarip. kimlik, aşk ve aidiyet üzerine varoluşsal bir yol filmi. arthouse klasiği.
30. `hit the road` (2021) – `panah panahi`
iran'da küçük bir arabanın içinde ilerleyen dört kişilik bir aile. hem politik hem duygusal, sade ama tokat gibi. yeni nesil yol sinemasının yıldızı.
absürt yol komedileri
1. `eurotrip` (2004) – `jeff schaffer`
lise mezunu bir grup amerikalı, avrupa'yı keşfe çıkarken başlarına gelenler tam bir kültür şoku ve absürtlük fırtınası. mizah seviyesi: saçmalık sınırında.
2. `death to 2020` (2020) – `charlie brooker` (mockumentary havasında)
bir nevi yolculuk değil, zaman yolculuğu. pandemi yılına absürt karakterlerle yapılan hiciv dolu bir “geri bakış”.
3. `rubber` (2010) – `quentin dupieux`
bilinç kazanmış bir araba lastiği çölde ilerleyip patlatarak insan öldürüyor. absürdün tanımı değişirse bu filmle olur.
4. `everything everywhere all at once` (2022) – `daniels`
multiverseler arası bir yolculuk, kung-fu sahneleri, vergi borçları ve… sosis parmaklar. kafayı kırdıran komedi dozunda.
5. `the trip` (2010) – michael winterbottom
steve coogan ve rob brydon'un ingiltere kırsalında çıktığı gurme yolculuk. sürekli birbirlerine laf sokmaları ve taklitleriyle karın kası çalıştıran entelektüel geyik.
erotizm temali yol filmleri
1. `the brown bunny` (2003) – `vincent gallo`
yalnız bir motosikletçi, eski sevgilisiyle yüzleşmek için amerika'yı boydan boya geçer. yol boyunca cinsellik, melankoli ve içsel boşlukla karşılaşır. son sahnesi çok konuşuldu, sansür tartışmalarına yol açtı. sessiz, rahatsız edici ama çok kişisel.
2. `ken park` (2002) – `larry clark`, edward `lachman`
amerikan banliyösünde gençlerin içsel yolculukları ve tensel keşifleri. rahatsız edici dozda açık ve gerçek.
3. `the dreamers `(2003) – `bernardo bertolucci`
1968 paris'inde üç gencin cinsellik, sinema ve devrim arasında sıkışan bedenleri ve arzuları. yol sabit ama içeride fırtına var.
4. `all about anna` (2005) – `jessica nilsson`
kadın bakış açısıyla cinsellik, yalnızlık ve yakınlık üzerine cesur bir danimarka yolculuğu. erotik ama duygusal derinliği de var.
5. `malena` (2000) – `giuseppe tornatore`
gerçi klasik yol filmi sayılmaz, ama bir çocuğun büyürken içsel yolculuğunda karşılaştığı kadın: malèna. erotik nostalji ve melankoli yüklü.
`araba temali / odakli yol filmleri`
1. `drive` (2011) – `nicolas winding refn`
bir araba sürücüsü, sessizliğiyle şiddet arasında gidip gelir. neon ışıklar, hız ve yalnızlık. direksiyon başında bir şiir.
2. `vanishing point` (1971) – richard c. sarafian`
kowalski, beyaz bir dodge challenger'la durmaksızın gider. polis kovalar, ama o başka bir şeye kaçıyordur. klasik amerikan yol felsefesi.
3. `the italian job` (2003) – f. gary gray
mini cooper'larla yapılan kaçış planı, şehirde koreografik araba kovalamacalarının zirvesi. araba filmi gibi dans filmi.
4. ``crash` (1996) – `david cronenberg`*
araba kazalarına erotik takıntı geliştiren bir grup insan. yol, beden ve çelik birbirine karışıyor. hem cinselliği hem otomobil kültünü en uç sınırına taşıyor. erotik mi? sapkın mı? sanat mı? her şey olabilir.
5. `baby driver` (2017) – `edgar wright`
sürüş sırasında müzikle senkronize olan bir kaçış ustası. arabalar, beat'le akar. müzikal araba kovalamacası gibi.
`komedi // aksiyon yol filmleri`
1. `due date` (2010) – `todd phillips`
bir baba adayı zamanında doğuma yetişmeye çalışır ama yanında nevrotik bir yol arkadaşı vardır: zach galifianakis. absürt kazalar, kavga, köpek ve uçuk geyikler. tersine işleyen bromance.
2. `war dogs` (2016) – `todd phillips`
iki genç kafadar, abd ordusuna silah satarken kendilerini afganistan'a uzanan tehlikeli bir yolun içinde bulur. gerçek olaylardan esinlenmiş, bol para, bol saçmalık, kara mizah dolu.
3. `the heat` (2013) – `paul feig`
asabi fbi ajanı ile dağınık boston polisi birlikte çalışır. yol boyunca tam bir felaketler zinciri. kadın buddy cop türünün en iyilerinden, `sandra` `bullock` & `melissa mccarthy` ikilisiyle bomba gibi.
4. `hit and run` (2012) – `dax shepard`
tanık koruma programındaki bir adam, sevgilisiyle kaçarken geçmişindeki suçlularla ve fbi ile yolları kesişir. arabalar, bankalar, kaçışlar, bol kahkaha ve saçmalık.
5. `pineapple express` (2008) – `david gordon green`
iki uyuşturucu kafası, bir cinayete tanık olur ve kaçarlar. yol boyunca şiddet, kafa dumanı ve bromantik dayanışma. `seth rogen` & `james franco`'dan uçuk kaçık bir yol hikâyesi.
kıyamet sonrasını// post-apokaliptik filmler 1. threads (1984) – ingiltere yönetmen: mick jackson nükleer savaş sonrası ingiltere'de sıradan insanların hayatta kalma mücadelesi. belgeselvari anlatımı ve sert gerçekçiliğiyle travmatik derecede etkili. gerçekçi post-apokaliptik film arayanlara şart. 2. the quiet earth(1985) – yeni…devamıkıyamet sonrasını// post-apokaliptik filmler
1. threads (1984) – ingiltere
yönetmen: mick jackson
nükleer savaş sonrası ingiltere'de sıradan insanların hayatta kalma mücadelesi. belgeselvari anlatımı ve sert gerçekçiliğiyle travmatik derecede etkili. gerçekçi post-apokaliptik film arayanlara şart.
2. the quiet earth(1985) – yeni zelanda
yönetmen: geoff murphy
bir sabah uyanan adam, dünya'da yalnız kaldığını fark eder. bilim kurgu ile felsefeyi birleştiren sakin ama rahatsız edici bir kıyamet sonrası anlatı.
3.le dernier combat (1983) – fransa
yönetmen: luc besson
besson'un ilk uzun metrajı. diyalog neredeyse yok. sessiz, gri bir dünyada geçen bu film, medeniyetin çöküşünü stilize bir şekilde anlatır. sanatsal bir yaklaşım.
4. turbo kid(2015) – kanada
yönetmenler: françois simard, anouk whissell, yoann-karl whissell
1980'ler video oyunu estetiğinde, eğlenceli ve kanlı bir post-apokaliptik macera. radyasyon, bisiklet çeteleri ve synth müzikliretro fantezi!
5. dead man's letters(1986) – sovyetler birliği
yönetmen: konstantin lopushansky
nükleer savaş sonrası karanlık ve melankolik bir anlatım. varoluş, umut ve insanlığın anlamı üzerine şiirsel ve ağır bir film.
6. the road (2009) – abd
yönetmen: john hillcoat
oyuncular: viggo mortensen, kodi smit-mcphee
babasının oğluyla birlikte hayatta kalma mücadelesi. cormac mccarthy'nin romanından uyarlandı. depresif ama çarpıcı bir yolculuk.
7. cargo (2017) – avustralya
yönetmen: ben howling, yolanda ramke
zombi salgını sonrası bir babanın bebeğini güvenli bir yere ulaştırma çabası. dramatik, sade ve duygu yüklü bir kıyamet sonrası anlatı.
8. these final hours(2013) – avustralya
yönetmen: zak hilditch
dünya'ya çarpacak meteorun son saatlerinde geçen bir hikâye. ahlak, seçim ve insanlık temaları içinde geçen hızlı tempolu bir dram.
9. time of the wolf(le temps du loup) (2003) – fransa
yönetmen: michael haneke
toplumun çöküşünden sonra kırsal bir alanda hayatta kalmaya çalışan bir aile. gerçekçi ve duygusal olarak yıpratıcı bir deneyim. haneke'den distopik bir kabus.
10. the survivalist (2015) – ingiltere
yönetmen: stephen fingleton
kıtlık sonrası bir ormanın derinliklerinde yalnız yaşayan bir adam, iki kadınla karşılaşınca hayatı değişir. gerilim yüklü, sessiz ve çarpıcı bir hayatta kalma hikayesi.
kıyamet sonrası `/` aksiyon dolu az bilinen filmler
(mad max, book of eli,i am legend vb.tarzında .)
1. doomsday (2008) – ingiltere
yönetmen: neil marshall
bir virüs britanya'yı yok eder, karantina altına alınan bölgeye 30 yıl sonra bir ekip gönderilir. mad max + kaçış + ortaçağ estetiği! vahşi, hızlı, stilize bir aksiyon distopyası.
2. bounty killer (2013) – abd (müthiş )
yönetmen: henry saine
şirketlerin dünyayı mahvettiği bir gelecekte, şirket yöneticilerini avlayan kelle avcıları. çizgi roman tarzı, bol aksiyonlu ve kara mizahlı bir yapım. grindhouse ruhu severler için.
3. the domestics(2018) – abd
yönetmen: mike p. nelson
amerika, çeteler tarafından bölgelere ayrılmıştır. genç bir çift, güvenli bölgeye ulaşmak için bu çılgın dünyada yol alır. karanlık atmosfer, bol şiddet, sert aksiyon.
4. riot girls(2019) – kanada
yönetmen: jovanka vuckovic
yalnızca çocukların hayatta kaldığı bir dünyada geçen punk ruhlu bir aksiyon. lord of the flieshavası retro distopya estetiğiyle birleşiyor. kadın karakterler ön planda.
5. the bad batch(2016) – abd
yönetmen: ana lily amirpour
oyuncular: suki waterhouse, jason momoa, keanu reeves
amerika'nın dışına atılmış suçluların yaşadığı bir çölde, yamyamlık ve hayatta kalma savaşı. aksiyonla sanatsallık arasında dolaşan, sıra dışı bir yapım.
6. bushwick (2017) – abd
yönetmenler: cary murnion, jonathan milott
oyuncular: dave bautista, brittany snow
brooklyn'de geçen iç savaş tarzı bir hikaye. sokaklar savaş alanına dönüyor. kamerayı karakterlerin arkasında sürekli hareket ettiren yapısıyla neredeyse gerçek zamanlı, yüksek tempolu.
7. eklipse (the divide) (2011) – abd / kanada / almanya
yönetmen: xavier gens
nükleer felaket sonrası bir apartmanın sığınağında kapalı kalan insanların zamanla canavara dönüşmesini anlatan karanlık ve agresif bir film. psikolojik ve fiziksel aksiyon birleşimi.
8. automata (2014) – ispanya / bulgaristan
yönetmen: gabe ibáñez
oyuncular: antonio banderas
güneş radyasyonu dünyayı mahvetmiş, robotlar devrede. yapay zekâ, kıyamet sonrası bir dünyada bilinç kazanır. aksiyonun yanında felsefi sorular da barındırır.
9. turbo kid(2015)
yine bu listede olmayı hak ediyor.mad max + bmx!
punk atmosferi, bol kan, bol nostalji ve eğlenceli aksiyon. bütçesine göre şahane.
10. zone 414(2021) – abd
yönetmen: andrew baird
gelecekte robotların yaşadığı bir şehirde geçen, noir havasında distopik bir polisiye. blade runner kırması, düşük tempolu ama aksiyonlu bölümleriyle dikkat çekici.
en iyi 20 gerilim filmi: 1. se7en (1995) iki dedektif, yedi ölümcül günah temalı cinayetleri işleyen bir seri katilin peşine düşer. sürükleyici, karanlık ve unutulmaz bir finali var. 2. the silence of the lambs (1991) genç bir fbi ajanı, bir…devamıen iyi 20 gerilim filmi:
1. se7en (1995)
iki dedektif, yedi ölümcül günah temalı cinayetleri işleyen bir seri katilin peşine düşer. sürükleyici, karanlık ve unutulmaz bir finali var.
2. the silence of the lambs (1991)
genç bir fbi ajanı, bir seri katili yakalamak için zeki ama tehlikeli yamyam doktor hannibal lecter ile iş birliği yapmak zorunda kalır.
3. fight club (1999)
bir adamın, gizemli tyler durden ile kurduğu dövüş kulübü, gerçeklik ve kimlik algısını sorgulatan şok edici bir hikâyeye dönüşür.
4. gone girl (2014)
evliliklerindeki sorunlarla boğuşan bir adam, karısının kayboluşuyla suçlanır. olaylar derinleştikçe, gerçeğin hiç de göründüğü gibi olmadığı ortaya çıkar.
5. the prestige (2006)
iki rakip sihirbaz, birbirlerine üstün gelmek için hayatlarını mahveden bir rekabetin içine girerler. film, sürprizlerle dolu bir yapıya sahip.
6. shutter island(2010)
bir dedektif, akıl hastanesinden kaçan bir mahkûmu aramak için ıssız bir adaya gider. ancak gerçek, sandığından çok daha karmaşıktır.
7. prisoners (2013)
iki küçük kız çocuğu kaybolur ve babalarından biri, adaletin yeterince hızlı işlemediğini düşünüp kendi yöntemleriyle harekete geçer.
8. psycho (1960)
genç bir kadın, bir motelde konaklar ve otelin sahibi norman bates ile tanışır. alfred hitchcock'un bu başyapıtı, gerilim sinemasının temel taşlarından biridir.
9. black swan(2010)
bale dünyasında yükselmek isteyen bir dansçı, mükemmeliyet arayışı içinde akıl sağlığını kaybetmeye başlar.
10. no country for old men (2007)
bir adam, çölde bulduğu bir çantayla kaçmaya çalışırken, acımasız bir katilin hedefi haline gelir.
11. memento (2000)
kısa süreli hafıza kaybı yaşayan bir adam, karısının katilini bulmaya çalışırken vücuduna dövmeler yaparak ipuçları bırakır.
12. the girl with the dragon tattoo (2011)
bir gazeteci ve zeki bir hacker, yıllardır çözülemeyen bir kaybolma vakasını araştırmaya başlar.
13. oldboy (2003)
15 yıl boyunca tutsak edilen bir adam, serbest bırakıldığında onu hapsedenlerin kim olduğunu bulmaya çalışır.
14. the sixth sense (1999)
küçük bir çocuk, ölü insanları görebildiğini iddia eder. bir psikolog, ona yardım etmeye çalışırken beklenmedik bir gerçekle yüzleşir.
15. the game (1997)
zengin bir iş insanı, doğum gününde ona hediye edilen “oyuna” katılır. ancak oyun, gerçeklikten ayırt edilemez bir kâbusa dönüşür.
16. the others(2001)
işığa karşı aşırı duyarlı çocuklarıyla bir malikânede yaşayan bir kadın, evde doğaüstü olaylar yaşanmaya başladığını fark eder.
17. mulholland drive(2001)
bir kadının hollywood'da kaybolan hafızasını geri kazanma süreci, david lynch'in sürreal anlatımıyla karışık bir kâbusa dönüşür.
18. zodiac (2007)
san francisco'da gerçek bir seri katil vakasını konu alan film, bir gazeteci ve dedektifin bu gizemi çözmeye çalışmasını anlatır.
19. don't breathe(2016)
hırsızlık yapmak için kör bir adamın evine giren üç genç, içeride hapsolduklarını fark ederler. ancak ev sahibinin düşündüklerinden daha tehlikeli olduğu ortaya çıkar.
20. the invisible man(2020)
psikolojik şiddet gördüğü eski sevgilisinin intihar ettiğini sanan bir kadın, aslında onun görünmez bir şekilde peşinde olduğunu fark eder.
ters köşe, sürpriz sonlu, gerçeklik algısını bozan, psikolojik çöküşe sürükleyen “beyin yakan” türdeki filmler: ters köşe – beyin yakan – gerçeklik bükücü filmler (part 2) 21. vivarium (2019) yeni ev arayan bir çift, ideal görünümlü bir siteye götürülür ama bir…devamıters köşe, sürpriz sonlu, gerçeklik algısını bozan, psikolojik çöküşe sürükleyen “beyin yakan” türdeki filmler:
ters köşe – beyin yakan – gerçeklik bükücü filmler (part 2)
21. vivarium (2019)
yeni ev arayan bir çift, ideal görünümlü bir siteye götürülür ama bir daha çıkamazlar. evlerin hepsi aynı. gökyüzü sabit. çocuk bile garip. distopik bir labirente düşmek gibi.
22. the clovehitch killer (2018)
iyi bir aile babası, örnek bir toplum bireyi… ama ya karanlık geçmişi varsa? genç bir çocuğun şüpheleri üzerinden ilerleyen, finaliyle insanın içini sızlatan bir gerilim.
23. the invitation (2015 ile karıştırılmasın – 2023, ispanya)
yine bir yemek daveti. bu sefer daha stilize ve kült havasında ilerliyor. finaliyle “ne izledim ben?” dedirten bir atmosfere sahip.
24. the green butchers (2003 – danimarka)
iki kasap, kazayla ölen bir adamın etini satmaya başlar. kara mizah, rahatsız edici detaylar ve ters köşeyle hem güldürür hem tiksindirir.
25. kairo (pulse) – 2001, japonya
internetin karanlık tarafı. ruhlar, yalnızlık, teknoloji. sarsıcı ve melankolik bir korku. finalinde derin bir boşluk bırakır.
26. the nightingale(2018)
intikam hikâyesi gibi başlar ama çok daha karanlık yerlere gider. koloniyalizm, tecavüz, savaşın cehennemi… hem görsel olarak sert hem duygusal olarak yıkıcı.
27. the skin i live in(2011)
pedro almodóvar'dan sapkınca bir dönüşüm hikâyesi. estetik cerrah, intikam, cinsiyet, kimlik… sonu, yüzüne buz gibi çarpar.
28. the handmaiden (2016 – güney kore)
bir dolandırıcılık planı, aristokrat bir kadın ve hizmetçi… film üç bölümde, her biri diğerine ters köşe atıyor. erotik, görsel, zekice.
29. incendies (2010)
ölen annelerinin geçmişini araştıran ikiz kardeşler… ortadoğu'da geçen parçalı bir aile trajedisi. finali o kadar sarsıcı ki, bir süre sessiz kalırsın.
30. kill list (2011)
kirli bir iş için tekrar sahaya dönen kiralık katil… ama bu iş beklediğinden çok farklıdır. gerilim yavaşça yükselir, son bölümde yer yerinden oynar. (uyarı: çok rahatsız edici.)
31. a cure for wellness (2016)
bir sağlık tesisine giden adam, orada sağlıktan çok delilik bulur. estetik olarak büyüleyici, içerik olarak distopik. finalde “delilik” ve “gerçeklik” arasındaki çizgi yok oluyor.
32. you were never really here (2017)
joaquin phoenix, kayıp bir kızı kurtarmaya çalışan bir adamı oynar. ama bu işin içinde sadece suç değil, psikolojik yıkım da vardır. son sahne, acının tam ortasına oturur.
33. the lobster(2015)
yalnızsan, bir otelde 45 günün var; eğer eş bulamazsan hayvana dönüştürülüyorsun. absürt, kara mizah dolu ve tamamen orijinal. finali düşündürür, sarsar.
34. the guilty (2018 – danimarka)
bir acil çağrı merkezinde çalışan bir polis… sadece telefonda duyduklarımızla kurulan bir gerilim. finalde taşlar yerine oturur ve ağırlığı çökertir.
35. martha marcy may marlene (2011)
tarikattan kaçan genç kadın, geçmişin pençesinden kurtulamaz. zamansal sıçramalarla zihni alt üst eden bir yapı. sessiz ama yıkıcı.
36. noroi: the curse (2005 – japonya)
buluntu-belgesel türünde ama japonlar yapınca başka. gerilim tırmanarak büyür. finalde bütün parçalar birleştiğinde tüyler diken diken.
37. sleep tight (2011 – ispanya)
bir apartman görevlisi, mutlu insanlardan nefret eder. bu nefreti, bir kadının hayatını sabote etmeye çevirir. ters köşe bir sapkınlık hikâyesi.
38. before i wake (2016)
evlilik, kayıp, rüyalar… evlatlık aldıkları çocuğun rüyaları gerçeğe dönüşür. hem duygusal hem korkutucu. finali tokat gibi.
39. the girl with all the gifts (2016)
bir zombi filmi gibi başlar ama aslında biyolojik evrim ve insanlığın geleceği üzerine bir düşünce deneyine döner. sonu beklenmedik ve etkileyici.
40. the seventh continent(1989 – m.haneke)
bir ailenin nedenini bilmediğimiz şekilde tüm bağlarını kesmesini izleriz. yavaş, sakin, sıradan… ama sonu insanın ciğerini söker.
41. angel's egg (1985 – japonya, anime)
neredeyse diyalogsuz, sembollerle bezeli bir post-apokaliptik anime. bir kız ve bir adam bir yumurtayı korumaya çalışır. ne olduğunu anlatmaz, hissettirir. finali varoluşsal boşluğa çeker.
42. el hoyo – the platform 2(ispanya, 2019)
bir hapishane değil; sınıf sistemi alegorisi. üsttekiler yer, alttakiler bekler. ama bu sefer çözüm yukarıdan değil, aşağıdan gelir. finali ideolojik ve acı.
43. beyond the black rainbow (2010)
soğuk savaş dönemi bir bilim tesisinde geçen, retro-fütüristik bir delirme hikâyesi. görsel olarak hipnotik. anlatıdan çok deneyim yaşatır. son sahneyle tüm yapının anlamı değişir.
44. detachment (2011)
bir öğretmenin hayata ve kendine yabancılaşması üzerine. adrien brody'nin performansı güçlü, finali acımasızca sade. ters köşe değil, “iç köşe” bir tokat.
45. lake mungo (2008)
sahte belgesel formatında ilerleyen, düşük bütçeli ama ruhani bir kayıp hikâyesi. final sahnesi geldiğinde neyin ortasında olduğunu geç fark ediyorsun. soğuk, sinsi bir ağırlık bırakıyor.
46. the strange thing about the johnsons (2011 – kısa film)
aile içindeki tabu konular, rahatsız edici bir tersine çevirme. sadece 30 dakika ama etkisi günlerce sürebilir. izlemek cesaret ister.
47. aftersun (2022)
bir baba-kız tatili. her şey sade ve sıradan gibi görünür. ama finalde aniden içini delip geçen bir fark ediş yaşarsın. gözyaşları suskunluktan akar.
48. funny games (orijinal avusturya versiyonu – 1997)
zaten listedeydi ama bu defa ilk versiyon vurgusu için. seyirciyle direkt oynayan, ters köşe değil, sinemayla alay eden bir deney.
49. the reflecting skin (1990)
bir çocuğun gözünden kırsalda geçen gotik bir hikâye. vampir mi, travma mı? gerçek ne, hayal ne? finalde çocukluk biter, dünya donar.
50. the painted bird (2019)
çek-slovakya'da savaş zamanı bir çocuğun başından geçenler. estetik açıdan büyüleyici ama içeriği travmatik. finalin verdiği boşluk tarifsiz.
51. perfect sense (2011)
insanlar birer birer duyularını kaybetmeye başlıyor. aşk, ölüm, kayıp ve kabullenme iç içe. finalde yokluk bir tür arınmaya dönüşür.
52. 3 women (1977 – robert altman)
üç kadının kimliklerinin, hayatlarının, bilinçlerinin iç içe geçtiği bir psikolojik bulmaca. ters köşe değil, ters bilinç. sonunda herkes başkası olabilir.
53. resolution (2012)
bir arkadaş, uyuşturucu bağımlısı dostunu kurtarmak için ormana götürür. ama orman sadece ağaç değildir. devam filmi “the endless” gibi, döngüsel ve sarsıcıdır.
54. horse girl(2020)
zaman, hafıza, uzaylılar ve travmalar arasında savrulan bir kadının zihnine giriyoruz. gerçeklik tamamen bulanır. finalde kimin delirdiğine değil, neden delirdiğine takılırsın.
55. sound of my voice (2011)
bir tarikat lideri zaman yolcusu olduğunu iddia eder. belgeselci çift bunu kanıtlamaya çalışır ama finalde ipler kimin elinde belli değildir. sessiz ama şüphe tohumları bırakan bir kapanış.
56. benny's video (1992 – haneke)
bir genç, kamerayla ölüm anını kaydeder. ama ailesinin tepkisi, olaydan daha soğuk ve çarpıcıdır. finaliyle değil, duygu eksikliğiyle vurur.
57. possum (2018)
bir kukla, bir travma, bir çocuğun zihni. ingiliz yapımı bu sessiz film korkudan çok rahatsızlık yaratır. finalde neyi bastırdığını anladığında miden bulanır.
58. dead man's shoes (2004)
intikam hikâyesi gibi başlar ama gerçek daha derindedir. ingiliz banliyösünde geçen sert, kirli, sürprizli bir sosyal travma anlatısı. final “lan…” dedirtir.
59. the medium (2021 – tayland/güney kore)
bir belgesel ekibi, ruhani bir olayı çekmeye çalışır. ne kadarını izledin? ne kadarını atlattın? finalde kamerayı bırakmak istersin.
60. the wall(die wand – 2012)
bir kadın bir gün doğaya gider… ve bir duvarın ötesine geçemez. giderek iç dünyasına döner. distopik değil ama varoluşsal olarak tekinsiz. finali sessizliğin içinden bir çığlık gibi çıkar.
61 // world on a wire(1973) – rainer werner fassbinder | batı almanya mini dizi
bir bilgisayar şirketi, sanal bir toplum simülasyonu yaratır. ama sistemin içindeki karakterlerden biri ortadan kaybolunca, dış gerçekliğin de sorgulanması başlar.
fassbinder'in tiyatral, statik, neredeyse soğuk çekim tekniğiyle izleyiciyi simülasyon hissine soktuğu bir yapıdır. süresi uzun ama sabredenler için simülasyonun ilahi boyutuna ulaşan bir deneyim.
62/. eden log(2007) – franck vestiel // fransa
bir adam, karanlık bir yeraltı tesisinde uyanır. kim olduğunu bilmez. yukarı çıkmaya çalıştıkça sistemin iç yüzü ortaya çıkar. tamamı loş, klostrofobik ve taş gibi soğuk bir atmosfer.
neredeyse hiç müzik yok. işık yok. hatırlama yok. bu film, hem dark city hem de cube'un çorak, soyut ruhunu taşır. fransız bilimkurgusunun minimal ve depresif tarafını sevenler için bir cevher.
bir tür “bilinçaltına hapsolmuş adamın fiziksel kaçış öyküsü”.
63 // the corridor (2010, kanada)
beş eski arkadaş ormanda garip bir enerji koridoru keşfeder. bu koridor zamanla zihinlerini çarpıtır, algıları bozar.
içine girdiğin her anda seni başka bir “gerçeklik” ile yüzleştiren, düşük bütçesine rağmen akıllardan çıkmayan, rahatsız edici bir yapım.
delilik mi, gerçeklik mi? yoksa sadece içimizdeki boşluk mu?
yeni nesil ters köşe & beyin yakan // sonu sürpriz filmler listesi . part ll 1- old (2021) m. night shyamalan'dan yaşlanmayı konu eden, sahilde geçen zamanla ilgili psikolojik gerilim. finaldeki açıklama klasik ters köşe sevenler için iyi bir ödül.…devamıyeni nesil ters köşe & beyin yakan // sonu sürpriz filmler listesi . part ll
1- old (2021)
m. night shyamalan'dan yaşlanmayı konu eden, sahilde geçen zamanla ilgili psikolojik gerilim. finaldeki açıklama klasik ters köşe sevenler için iyi bir ödül.
2// the wailing (2016 – kore)
bir köyde başlayan gizemli ölümler ve garip davranışlar… film boyunca neyin doğaüstü, neyin psikolojik olduğunu anlamıyorsun. sonu geldiğinde afallıyorsun.
3. the vanishing(2018, abd versiyonu değil – güney kore yapımı)
kayıp bir kadın, sessizleşen bir adam ve karmaşık yalanlar. sürpriz sonuyla duygusal ve psikolojik ters köşe yapan bir güney kore gerilimi.
4. i'm thinking of ending things (2020)
charlie kaufman'ın zihin yakıcı yapımı. bir çift yola çıkar ama aslında bu bir iç yolculuktur. kim kimin rüyasında, kim kimin hatırasında belli değil. her sahnesi ipucu dolu.
5. under the skin (2013)
scarlett johansson bir uzaylıyı oynar ama hiçbir şey tipik değil. insan olmak, beden, arzu… şok edici son sahnesiyle ters düz eden bir deneyim. diyalog az, etki çok.
6. the platform (2019)
dikey bir hapishane. her katta insanlar. yemek yukarıdan aşağıya iniyor. alt kattakiler aç. basit bir fikir ama sonu düşündüğünden çok daha sert. sistem eleştirisiyle birleşen distopik bir gerilim.
7. the others(2001)
nicole kidman karanlık bir malikânede çocuklarıyla yaşıyor. gerilim büyüyor ama asıl mesele en sonda ortaya çıkıyor. klasik ters köşe örneklerinden biri.
8. identity (2003)
bir motelde toplanan yabancılar teker teker ölmeye başlar. katil kim? aslında bu sadece yüzeydeki hikâye. finalde gerçeklik çöker.
9. coherence (2013)
bir kuyruklu yıldız geçer ve paralel evrenler üst üste biner. aynı evde birden fazla sen mi var? düşük bütçeyle maksimum kafa karışıklığı yaratan bir film.
10. enemy within (2019)
bir kazadan sonra hafızasını kaybeden bir adam eve döner. her şey tanıdık ama bir tuhaflık vardır. paranoia yavaş yavaş büyür.
11. the secret in their eyes (2009 – arjantin)
eski bir cinayet dosyası açılır. aşk, adalet ve hafıza temaları üzerinden ilerler. finali, sükunetin içinden çıkan şok edici bir tokattır.
12. the perfection (2018)
iki genç müzisyen, bir sanat okulunda tanışır. güzellik, kıskançlık ve delilik iç içe geçer. izledikçe değişen dinamikler, çarpıcı final.
13. the lodge(2019)
iki çocuk ve babalarının yeni sevgilisi, karla kaplı bir kulübede mahsur kalır. inanç, delilik ve manipülasyon temalı, tokat gibi finali olan bir film.
14. a tale of two sisters (2003 – kore)
psikolojik korku ve aile draması iç içe geçer. geçmişle yüzleşmek zorunda kalan iki kız kardeş. gerçek ile hayalin ayrım çizgisi silinir.
15. come true (2020)
uykusuzluk çeken bir genç, rüya araştırmasına katılır. ama gördüğü rüyalar gittikçe karanlıklaşır. bilim kurgu, korku ve bilinçaltı iç içe.
16. cache (2005 – michael haneke)
bir çiftin evine gelen gizemli videolar… kim gönderiyor? film boyunca cevap bekliyorsun ama cevap sandığın yerde değil. final, gerçekliğin tokadı gibi çarpar.
17. the discovery (2017)
bilim insanları ölümden sonraki hayatın var olduğunu ispat eder. peki herkes intihar etmeye başlarsa? felsefi ve duygusal ters köşe bombası.
18. burning (2018 – kore)
bir aşk üçgeni, bir kayboluş, bir gizem… yavaş akan ama beyninin içini kemiren bir film. sonu geldiğinde sessizlik çöküyor.
19. the invitation (2022 – netflix, farklı film)
başka bir 'the invitation'. düğün gibi başlayan gece, sıradışı bir kadının geçmişiyle yüzleşmesine dönüşüyor. finali sert ve karanlık.
20. oxygen (2021)
bir kadın, kriyo kapsülde uyanır. kim olduğunu, neden orada olduğunu bilmez. zaman daralıyor. hem bilim kurgu hem psikolojik panik. finalde şok edici bir gerçekle yüzleşir.