Yangınlar Kahpe faklari Korku cigliklari Ve irin selleri ac yirticilar Suyu zehir bicaklar ortasindasin Bir cana bir,basa kalmissin vay vay Pusatsiz duldasiz üryan Bir cana bir de basa.. Seher vakti leylim leylim Cellat nisangahlar aynasindasin Oy sevmisem ben seni Üsküdar'dan…devamıYangınlar
Kahpe faklari
Korku cigliklari
Ve irin selleri ac yirticilar
Suyu zehir bicaklar ortasindasin
Bir cana bir,basa kalmissin vay vay
Pusatsiz duldasiz üryan
Bir cana bir de basa..
Seher vakti leylim leylim
Cellat nisangahlar aynasindasin
Oy sevmisem ben seni
Üsküdar'dan bu yan lo kimin yurdu
He canim
Cicek dagi kitlik kiran
Gül acmaz cagla dökmez
Vurur anlımı şakına vururcakmaktasi kayalariyla
Küfrünü medetsiz Munzur
Sahmurat suyu kan akar
Ve ben sairim...
Namus iscisiyim yani
Yürek iscisi
Korkusuz pazarliksiz
Kül elenmemis
Ne salkim bir bakis
Resmin cekeyim,
Ne kinsiz bir rüzgar
misra dökeyim,
Oy sevmisem ben seni !
Ve sen daha demincek
Yillarda gecse demincek
Bicaklanmis dal gibi ayri düstügüm
Ömrümüm sebebi ustam , sevgilim
Yaran derine gitmis
Fitil tutmaz bilirim
Ama hesap daglarladir
Umut daglarla
Düsün uzay caginda bir ayagimiz
Ham carik kil corapta olsa da biri
Düsün olasilik, atom fizigi
Ve bizi biz eden amansiz sevda..
Atip bir kiyiya iki zamani
Yarinin cocuklari gülleri icin
Herbirinin ayva tüyü icin cilleri icin
Koymus postasini
Görmüs restini
He canim
Sen getir üstünü....
Oy Havar
Muhammed Isa askina
Yattigim ranza askina
Deeey daglari un eder ferhadin gürzü
Benim de bos yanim hancer yalımı
Ve zulamda kan ter icinde asi
He desem koparacak dizginlerini
Yediveren gül kardesi bir arzu
Oy sevmisem ben seni
Ahmet kaya/ oy havar
Burçuna göre ne kadar gıcıksın. Kova:%10000000000000000 Oğlak:%100 Aslan:Kişiye bağlı Başak:%45 Boğa:%-1 Akrep:10 Terazi:%80 Yengeç:%7 Balık:%50 Yay:%1 Koç:%100 İkizler: %890
Özlemek için Nazım var... Mavi için Edip... Rakı için Can Yücel... Sevda için Ahmed Arif... Bazen özledim diyemezsin, Nazım okuyorum dersin. "Ben Nazım okuyorum, sen ne yapıyorsun?"
Spoiler içeriyor
Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa,…devamıÜzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın. Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı Öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası.... Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini... NAZIM HİKMET
Spoiler içeriyor
David Benioff’un aynı adlı romanından uyarlayıp yazdığı, Spike Lee’nin yönettiği ve Edward Norton’ın hem yapımcılarından biri olduğu hem de başkarakter Monty Brogan’ı canlandırdığı 2002 yapımı film, Monty’nin, ölmesi için bırakılmış yaralı ama ele avuca sığmayacak kadar vahşi duran bir köpeği…devamıDavid Benioff’un aynı adlı romanından uyarlayıp yazdığı, Spike Lee’nin yönettiği ve Edward Norton’ın hem yapımcılarından biri olduğu hem de başkarakter Monty Brogan’ı canlandırdığı 2002 yapımı film, Monty’nin, ölmesi için bırakılmış yaralı ama ele avuca sığmayacak kadar vahşi duran bir köpeği güç bela kurtarışıyla açılır. Köpeğin felaketi köpeğin kurtuluşu olur ve köpek Monty’yle güzel bir hayata yeni bir başlangıç yapar. Sonrasında Monty’yi de yeni bir başlangıç bekliyordur; ne var ki o, lüks ve özgür bir hayattan muhtemel bir cehennem hayatına adım atacaktır.
Filmde uyuşturucu satıcısı Monty’nin hapse girmeden önceki 24 saatini izleriz. Babası, iki yakın arkadaşı ve sevgilisiyle birlikte geçirdiği bir süre bu. 24 saat sona erdiğinde yani 25. saatte o artık alıştığı rahat hayatında olmayacak. Filmin adı biraz da; bu son gün keşke bitmek bilmese, bir 25. saat daha olsa ve gerçeğin dışındaki bu saate kaçıp hayalde saklanabilse şeklinde de yorumlanabilir. Babasının sondaki monoloğu da bu tür bir yorumu besler nitelikte.
Filmde bir önemli monolog daha var, buna “Fuck you” sahnesi demek yanlış olmaz: New York’ta yaşayan herkese, her bir gruba, ırka, etnisiteye yönlendirdiği küfürlerinin arkasında aslında başkalarına duyduğu nefret değil, yuvası bildiği bu kenti terk etmek zorunda kalacağı için duyduğu özlem, pişmanlık, çaresizlik ve en önemlisi de kendisine dönük öfkesi gizlidir. Monty gibi, 11 Eylül sonrası New York’u da, bir felaket sonrası yeni başlangıçlara gebedir. İhanete uğramış ve kimin ihanet ettiğini bilmeyen Monty’nin enkaz altındaki şizofren ruhuyla özdeş gibidir kent.
Monty’nin evinde asılı film posteri de manidardır. Türkçeye ‘Parmaklıklar Arasında’ olarak çevrilen 1967 yapımı Cool Hand Luke’tur bu. Paul Newman’ın canlandırdığı hapishaneye düşmüş anti-kahraman herkese, her şeye, otoriteye, hatta tanrıya bile karşı olan, sınırları zorlayan, kadere isyan eden, bana ilişmeyin mesajı veren yalnız ve uyumsuz bir karakter çizer. 24 saat bittiğinde Monty de bir başka özgür ruhlu Luke mu olacaktır?