Genç sufi üstada sordu: “Allah’tan neden perdeliyim?” Üstad dedi ki: “Çünkü O’ndan başka bir varlık olduğuna inanıyorsun. Sufi tekrar sordu: “O’ndan başkası yoksa Allah’ı nasıl ve nerede bulurum?” Üstad gülümsedi: “Bulamadığın tek yer, kendini O’ndan ayrı sandığın yerdir.”
Michael Jackson 2026 // `antoine fuqua` filmi michael (2026) beklentim çok yüksekti, izlediğimde ise aklımda kalan tek şey “daha iyisi yapılabilirdi” oldu. elinizde pop müziğin değil, belki de modern popüler kültürün en büyük figürü var. çocuk yaşta yıldız olmuş, müzik…devamıMichael Jackson 2026 // `antoine fuqua` filmi
michael (2026)
beklentim çok yüksekti, izlediğimde ise aklımda kalan tek şey “daha iyisi yapılabilirdi” oldu.
elinizde pop müziğin değil, belki de modern popüler kültürün en büyük figürü var. çocuk yaşta yıldız olmuş, müzik endüstrisini defalarca değiştirmiş, klip kavramını yeniden tanımlamış, dünya turneleriyle rekorlar kırmış, hakkında sayısız tartışma yaşanmış bir isim… ama film bütün bu devasa hayatı şaşırtıcı derecede güvenli ve steril anlatmayı tercih ediyor.
en büyük hayal kırıklığım ise jaafar jackson oldu. fiziksel benzerliği dikkat çekse de, ekranda gördüğüm kişi çoğu zaman michael jackson değil, michael jackson’ı canlandırmaya çalışan biri gibi hissettirdi. o gizem, karizma, özgüven ve sahne elektriği tam anlamıyla geçmiyor.Yüzü zerafeti duruşu yok diyebilirim.
film, michael’ın müzikal dehasını göstermek yerine olayları peş peşe sıralıyor. oysa onun hayatı yalnızca hit şarkılardan ibaret değildi. medyayla savaşı, dünyanın en büyük yıldızına dönüşmesi, özel hayatı, hakkında çıkan sansasyonlar ve pop kültürünü değiştiren kırılma anları çok daha cesur işlenebilirdi.
en çok eksikliğini hissettiğim şey ise gerçek görüntüler oldu. konserlerden, röportajlardan ve tarihi anlardan kısa arşiv görüntüleri kullanılsaydı filmin duygusal etkisi katlanabilirdi. özellikle konser sahnelerinde ister istemez gerçek michael jackson’ı izleme isteği doğuyor.
hikâyenin bad albümü döneminde noktalanması da bana göre eksik kalmış. michael jackson denince akla gelen tartışmaların, dönüşümlerin ve kariyerinin en çalkantılı yıllarının büyük bölümü dışarıda bırakılmış. bu yüzden film, efsanenin tamamını değil sadece belirli bir dönemini anlatan uzun bir giriş bölümü gibi hissettiriyor.
görsel olarak temiz, müzikleri zaten tartışılmaz ama fazlasıyla temkinli. michael jackson gibi kuralları yıkan bir sanatçıyı anlatırken, bu kadar güvenli ve sade kalması filmin en büyük kusuru.
bir efsaneyi anlatıyor ama o efsanenin büyüklüğünü hissettirmekte zorlanıyor.
`spoiler` ---
michael jackson’ın hayatı tek filme sığdırılamayacak kadar büyük. buna rağmen film, en güvenli yolu seçerek hiçbir konuda derinleşmiyor. dangerous, hiStory ve invincible dönemleri; neverland yılları, medyayla savaşı, hakkında açılan davalar ve hayatının en tartışmalı süreçleri ya hiç anlatılmıyor ya da birkaç sahneyle geçiştiriliyor. bu yüzden film, michael jackson’ın hayatını değil, kariyerinin ilk yarısını anlatıyormuş hissi veriyor. sahne performansları teknik olarak başarılı olsa da gerçek konser görüntülerinin yarattığı büyünün yanına yaklaşamıyor. özellikle bucharest 1992, munich 1997 veya super bowl 1993 gibi efsanevi performanslardan arşiv görüntüleri kullanılsaydı filmin etkisi çok daha büyük olabilirdi. film boyunca michael jackson’ın müzikal dehasından çok yaşadığı olaylar anlatılıyor. oysa onu diğer sanatçılardan ayıran şey yalnızca şarkıları değil; kayıt stüdyosundaki çalışma biçimi, dans anlayışı, kliplere getirdiği sinema dili ve pop müziği yeniden tanımlayan vizyonuydu. jaafar jackson fiziksel olarak oldukça benziyor ancak michael jackson’ın en büyük silahı olan sahne karizmasını ve o “ulaşılamaz yıldız” hissini tam olarak veremiyor. teknik olarak başarılı ama duygusal olarak eksik kalıyor. filmin en güçlü tarafı prodüksiyon kalitesi. kostümler, makyaj, dekorlar ve dönem atmosferi oldukça başarılı. özellikle konser sahneleri görsel anlamda tatmin edici.
--- `spoiler` ---
not :
en büyük yıldız ise yine michael jackson’ın kendisi. film bittikten sonra akılda kalan sahnelerden çok Billie Jean, Beat It, Thriller, Human Nature, Don’t Stop ‘Til You Get Enough’, Wanna Be Startin’ Somethin’, Workin’ Day and Night ve Bad filmde/soundtrack’ta yer alıyor. Ayrıca Jackson 5 döneminden I’ll Be There, I Want You Back, ABC, Never Can Say Goodbye, Who’s Lovin’ You ve Ben de kullanılıyor.
ek not
- yönetmen: antoine fuqua (training day, tears of the sun, the equalizer serisi, emancipation). aksiyon sinemasındaki başarısını biyografi türüne taşımaya çalışsa da, michael jackson gibi karmaşık bir karakteri anlatırken fazla güvenli bir anlatım tercih etmiş.
- senaryo: john logan (gladiator, the aviator, hugo, skyfall). güçlü biyografi ve karakter yazımıyla tanınan bir senarist olmasına rağmen, film olayları derinleştirmek yerine kronolojik ilerlemeyi seçiyor.
- yapımcı: graham king (the departed, bohemian rhapsody). özellikle müzik biyografileri konusundaki tecrübesi nedeniyle projeye büyük beklenti oluşturmuştu.
- başrolde jaafar jackson bulunuyor. michael jackson’ın öz yeğeni olan jaafar, ilk profesyonel oyunculuk deneyimini bu filmle yaşıyor. fiziksel benzerliği dikkat çekse de, michael’ın sahne karizmasını ve gizemini tam anlamıyla yansıtamıyor.
- kadroda ayrıca colman domingo (joe jackson), nia long (katherine jackson), miles teller (john branca), kat graham (diana ross), laura harrier (suzanne de passe), laryn hill (berry gordy) ve juliano krue valdi (çocuk michael) yer alıyor.
* filmin en güçlü yanı prodüksiyon kalitesi.
kostüm, makyaj, dönem tasarımı ve konser koreografileri oldukça başarılı hazırlanmış.
- buna karşılık senaryo, michael jackson’ın kariyerinin en tartışmalı ve en çok konuşulan dönemlerine girmemeyi tercih ediyor. bu da filmi, bir biyografiden çok kontrollü bir kariyer özeti hâline getiriyor.
- yine de müzikleri sinema salonunda dinlemek bile tek başına güçlü bir deneyim. michael jackson’ın mirası, filmin önüne geçmeyi başarıyor.
kısacası; iyi çekilmiş ama fazla kontrollü bir biyografi. michael jackson gibi müzik tarihinin en büyük ikonlarından biri için daha cesur, daha karanlık ve daha sarsıcı bir film bekliyordum. “Filmin Bad döneminde bitmesi en büyük eksilerinden biri. Michael Jackson denince akla gelen Dangerous, HIStory ve sonraki yıllardaki sanatsal dönüşümü, dünya turneleri ve tartışmalı dönemi tamamen dışarıda bırakılmış. Bu yüzden izlediğimiz şey, efsanenin tamamı değil; sadece ilk perdesi.”
https://www.imdb.com/name/nm4170484/?ref_=ext_shr_lnk
Górnik Zabrze // Fenerbahçe Fenerbahçe, kadro değeri, oyuncu kalitesi, bütçesi, Avrupa tecrübesi ve taraftar gücü bakımından Górnik Zabrze’nin birkaç gömlek üstünde. Bir tarafta milyonlarca euroluk yıldızlar, diğer tarafta mütevazı bütçesiyle mücadele eden bir Polonya temsilcisi. Kâğıt üzerinde bu eşleşmenin tek…devamıGórnik Zabrze // Fenerbahçe
Fenerbahçe, kadro değeri, oyuncu kalitesi, bütçesi, Avrupa tecrübesi ve taraftar gücü bakımından Górnik Zabrze’nin birkaç gömlek üstünde. Bir tarafta milyonlarca euroluk yıldızlar, diğer tarafta mütevazı bütçesiyle mücadele eden bir Polonya temsilcisi. Kâğıt üzerinde bu eşleşmenin tek sorusu skorun kaç olacağıydı.
Ama sahaya bakıyorsun, tablo bambaşka.
Top sende, kalite sende, bireysel yetenek sende. Rakip neredeyse ceza sahasından çıkmıyor ama üretilen oyun, izleyene “bu takım gerçekten bu kadroyla mı oynuyor?” sorusunu sorduruyor. Hücum organizasyonu ezberden ibaret, tempo düşük, geçişler ağır, rakip çözülemiyor. Topa sahip olmak ile oyun oynamak arasındaki fark bir kez daha ortaya çıkıyor.
İsmail Kartal’ın en büyük problemi tam da burada başlıyor. Elindeki kadronun potansiyelini yükselten değil, onu sıradanlaştıran bir teknik adam profili çiziyor. Oyunu okumakta geç kalıyor, maç içi hamleleri çoğu zaman reaksiyon üzerine kurulu. Plan A işlemediğinde devreye girecek ikinci bir plan görmek neredeyse imkânsız.
Modern futbolda teknik direktörler oyuna yön verir; İsmail Kartal ise çoğu zaman oyunun yön vermesini bekliyor. Baskıyı artıracak dokunuşlar, rakibin zayıf tarafını hedef alan varyasyonlar ya da tempoyu değiştirecek cesur kararlar yerine, güvenli ama etkisiz bir futbol tercih ediliyor. Sonuçta topa hükmeden ama rakibi boğamayan bir takım ortaya çıkıyor.
Górnik Zabrze elbette küçümsenecek bir kulüp değil. Polonya futbolunun köklü ekiplerinden biri. Ancak günümüz gerçekliğinde Fenerbahçe’nin ekonomik gücü, oyuncu kalitesi ve Avrupa deneyimiyle kıyaslandığında arada ciddi bir seviye farkı var. Böyle bir rakibe karşı 90 dakika boyunca üstünlüğü hissettiremiyorsan, sorun rakibin gücü değil; kendi oyununun yetersizliğidir.
Bazen futbol sadece skor değildir. Oyun da bir mesaj verir. Bu maçın mesajı ise şuydu: Kadro ne kadar güçlü olursa olsun, onu doğru okuyamayan ve doğru yönlendiremeyen bir teknik direktör, o kaliteyi vasat gösterebilir. En büyük hayal kırıklığı da budur; kötü kadroyla kötü futbol oynamak değil, mükemmele yakın kadroyla sıradan görünmektir.
titus (1999) “shakespeare bugün yaşasaydı, muhtemelen filmi böyle çekmek isterdi.” sinema tarihinin en az konuşulan ama en sarsıcı shakespeare uyarlamalarından biri. yıllarca savaşan roma generali titus andronicus, zaferle evine döner; fakat aldığı intikam kararı kısa sürede herkesi içine çeken kanlı…devamıtitus (1999)
“shakespeare bugün yaşasaydı, muhtemelen filmi böyle çekmek isterdi.”
sinema tarihinin en az konuşulan ama en sarsıcı shakespeare uyarlamalarından biri.
yıllarca savaşan roma generali titus andronicus, zaferle evine döner; fakat aldığı intikam kararı kısa sürede herkesi içine çeken kanlı bir zincirleme felakete dönüşür. gözler oyulur, diller kesilir, aileler parçalanır, çocuklar babalarının günahlarını taşır. film ilerledikçe intikam, aklı tamamen yok eden bir hastalığa dönüşür.
anthony hopkins kariyerinin en teatral ama en güçlü performanslarından birini sergiliyor. delilik ile bilgelik arasında gidip gelen titus karakterini öyle oynuyor ki, filmin her sahnesinde hem acıyı hem de öfkeyi aynı anda hissediyorsunuz. jessica lange’in tamora yorumu ise adeta yürüyen bir intikam manifestosu.
yönetmen julie taymor, antik roma’yı faşist estetik, modern mimari ve tiyatro sahnesiyle harmanlayarak zamansız bir dünya kuruyor. hiçbir döneme ait değil ama hepsine ait gibi görünen bu atmosfer, filmi klasik bir tarih uyarlaması olmaktan çıkarıp görsel bir kabusa dönüştürüyor.
kan, güç, iktidar, delilik ve intikam… titus, bunların hiçbirini romantikleştirmiyor. aksine, intikamın kazananı olmadığını yüzünüze çarpıyor.
gişede hak ettiği değeri göremese de, cesur görselliği ve anthony hopkins’in dev performansıyla keşfedilmeyi bekleyen modern bir kült film. shakespeare’in en karanlık metnini, en karanlık hâliyle izlemek isteyenler için unutulmaz bir deneyim.
https://appraf.com/title/movie/-fnyt
yurt dışına çıkarken bu uygulamalar hayat kurtarıyor! seyahatinizi kolaylaştıracak en iyi uygulamaları 1. `aroundme`: en yakın oteller, hastaneler ve acil ihtiyaçlar 2. `jiwire` – ücretli/ücretsiz en yakın wifi noktaları 3. `localeats`: en iyi yerel restoranları keşfedin 4. `moovit`: toplu taşıma…devamıyurt dışına çıkarken bu uygulamalar hayat kurtarıyor! seyahatinizi kolaylaştıracak en iyi uygulamaları
1. `aroundme`: en yakın oteller, hastaneler ve acil ihtiyaçlar
2. `jiwire` – ücretli/ücretsiz en yakın wifi noktaları
3. `localeats`: en iyi yerel restoranları keşfedin
4. `moovit`: toplu taşıma ağları ve ulaşım rehberi
5. `xe currency`: döviz kurları ve para transferi
6. `packing pro`: gideceğiniz yere göre valiz kontrol listesi
7. `city guides catalog`: turistik bölgelerin temel bilgileri
8. `trip wolf`: internetsiz tur rehberi
9. `mapsme`: çevrimdışı harita & yön bulma
10. `tripadvisor`: gezgin yorumları & öneriler
11. `goldstar`: indirimli konser ve tiyatro biletleri
12. `rome2rio`: en uygun ulaşım rotalarını keşfet
13. `booking` / `airbnb`: otel & ev kiralama
14. `hotel tonight`: son dakika otel fırsatları