bir kadın ilgi görmek için kendisini hasta göstermeye başlıyor. kara mizah ile psikolojik çöküş arasında gidip geliyor. modern narsisizm üzerine çok sert bir taşlama.
sosyal medya fenomenleri üzerinden ilerleyen psikolojik gerilim. başta kimin kurban, kimin avcı olduğunu anlıyorsun sanıyorsun. anlamıyorsun. özellikle ilk büyük kırılma çok iyi.
gelecekte insanlar duygularını silmeye başlıyor. bir kadın farklı hayatlarında aynı adamla karşılaşıyor. aşk, kader, yapay zekâ ve kimlik üzerine kurulu. izlemesi kolay değil ama etkisi uzun sürüyor.
güney kore yapımı. mutlu bir çift. sonra adam geceleri garip davranmaya başlıyor. uyurgezerlik mi? ruhani bir şey mi? psikolojik çöküş mü? film sürekli yön değiştiriyor.
bir seri katil davasını takıntı haline getiren genç bir kadın. mahkeme salonları, internet kültürü ve saplantı üzerine kurulu. kan göstermeden rahatsız etmeyi başarıyor. özellikle son yarım saati çok güçlü.
bir kızın kaybolmasıyla başlayan hikâye. önce sıradan bir gizem gibi duruyor. sonra zaman, hafıza ve aile bağları işin içine giriyor. finale doğru bütün parçalar yerine otururken film bir anda seviye atlıyor. son yılların sessiz sedasız çıkan en iyi gizemlerinden biri.
havaalanı. kiralık ev. yanlış rezervasyon. ilk 30 dakikada filmin ne olduğunu çözdüğünü sanıyorsun. yanılıyorsun. spoiler yemeden izlenmesi gereken filmlerden. Barbarian / Barbar (2022) bir kadın airbnb tarzı bir eve geliyor. ev başkasına da kiralanmış. gece olmuş. kapıyı açan adam gayet…devamıhavaalanı.
kiralık ev.
yanlış rezervasyon.
ilk 30 dakikada filmin ne olduğunu çözdüğünü sanıyorsun.
yanılıyorsun.
spoiler yemeden izlenmesi gereken filmlerden.
Barbarian / Barbar (2022)
bir kadın airbnb tarzı bir eve geliyor.
ev başkasına da kiralanmış.
gece olmuş.
kapıyı açan adam gayet kibar.
normalde korku filminde bu noktada seyirci olarak şunu düşünürsün:
“tamam, adam katil.”
ama film sana özellikle bunu düşündürtüyor.
çünkü Barbarian’ın olayı katilin kim olduğunu bulmak değil; senin neyi yanlış varsaydığını göstermek.
Tess eve giriyor ve ilk dakikalardan itibaren klasik korku filmi alarmı çalmaya başlıyor.
evin altında gizemli bir bölüm var.
koridorlar uzuyor.
duvarların arkasında bir şeyler var.
ve tabii ki…
“ben olsam oraya girmezdim” dediğimiz yere karakter mutlaka giriyor.
ama film burada güzel bir numara yapıyor.
bir noktadan sonra hikâyenin merkezini değiştiriyor ve seni tamamen başka bir karakterin dünyasına atıyor. Justin Long’un AJ karakteri özellikle enteresan; adamın başına gelenleri izlerken bir yandan gülüyorsun, bir yandan “ulan bu herif gerçekten bunu da mı yapacak?” diyorsun.
film ilerledikçe korku, gerilim ve kara mizah birbirine giriyor.
özellikle bodrumdaki şey…
işte orada film klasik canavar hikâyesinden çıkıp travma, istismar ve nesilden nesile aktarılan şiddet meselesine giriyor.
ama bunu sana ders verir gibi anlatmıyor.
önce korkutuyor.
sonra düşündürüyor.
en başarılı tarafı da bu.
bir de filmde müthiş bir korku filmi klişesi var:
evde tuhaf bir şey bulursun.
normal insan:
“polisi arayayım.”
korku filmi karakteri:
“biraz daha aşağı ineyim.”
Tess de zaman zaman bu ikinci gruba giriyor.
ama film onu aptal yerine koymuyor. Tam tersine, karakterin korkmasına rağmen başkalarını kurtarmaya çalışmasını hikâyenin merkezine yerleştiriyor.
Georgina Campbell Tess olarak gayet iyi. Bill Skarsgård’ın Keith’i ise filmin ilk bölümündeki belirsizliği çok iyi taşıyor. Justin Long zaten filmin kara mizah tarafını sırtlıyor.
ve final…
tam anlamıyla “artık bu evden çıkalım” noktasına geliyorsun.
çünkü mesele artık ev değil.
o evin altında yıllardır biriken bütün pislik.
Barbarian, The Conjuring gibi “cinli ev” korkusu değil. Get Out kadar toplumsal taşlama da değil. Daha çok tekinsiz ev + psikolojik gerilim + yaratık korkusu + kara mizah karışımı.
en güzel tarafı da filmin başında ne izleyeceğini sandığını sana vermemesi.
Barbarian’ın asıl canavarı bodrumda değil; insanların birbirlerine yaptıkları şeylerde.
ama bodrumdaki şey de gayet korkunç, orası ayrı.