beyin yakan, gerçeklik algısını bozan, ters köşe ve psikolojik yıkım filmleri part 3 yada 4 64 // coherence (2013) – abd bir akşam yemeğinde sekiz arkadaş, gökyüzünden geçen bir kuyruklu yıldızın ardından gerçekliğin parçalandığını fark eder. aynı evin farklı versiyonları,…devamıbeyin yakan, gerçeklik algısını bozan, ters köşe ve psikolojik yıkım filmleri part 3 yada 4
64 // coherence (2013) – abd
bir akşam yemeğinde sekiz arkadaş, gökyüzünden geçen bir kuyruklu yıldızın ardından gerçekliğin parçalandığını fark eder. aynı evin farklı versiyonları, birbirinin kopyaları ve seçimler… finalde aklın karmakarışık kalır.
65 // triangle (2009) – ingiltere/avustralya
deniz yolculuğuna çıkan bir grup, terk edilmiş bir gemiye çıkar. ama zaman, tekrar tekrar kendini döngüye almıştır. katil kimdir? kurban kimdir? döngü bitmez, zihnin biter.
76 // possessor (2020) – kanada / brandon cronenberg
bir şirket, kiralık suikastlar için insanların zihinlerini ele geçirir. ama bir suikast sırasında beden ile bilinç arasında kontrol savaşı başlar. kanlı, rahatsız edici, beyin yakıcı.
77 // perfect blue (1997) – japonya / satoshi kon
bir pop idolü oyunculuk kariyerine geçerken gerçeklikle halüsinasyon arasındaki çizgiyi kaybeder. takipçiler, kimlik krizi, şizofrenik atmosfer. aronofsky'nin black swan'ına da ilhamdır.
78 // the fountain(2006) – darren aronofsky / abd
bir adamın üç farklı çağda ölümsüzlük arayışı: 16. yüzyıl, günümüz ve uzak gelecek. zaman, aşk ve ölüm üzerine hipnotik bir görsel şiir.
79 // donnie darko (2001) – abd
genç bir adam, tavşan kostümlü bir figürün yönlendirmesiyle zaman ve kaderin sırlarını çözmeye çalışır. kara mizah, bilimkurgu, melankoli ve unutulmaz bir final.
80 // paprika (2006) – japonya / satoshi kon
rüyaların içine girmeyi sağlayan bir cihaz çalınır. gerçeklik ile rüya birbirine karışır. inception'ın öncülü sayılır, ama çok daha delirici.
81 // mr. nobody (2009) – belçika-kanada
evrendeki son ölümlü adam, hayatının farklı ihtimallerini aynı anda yaşar. “seçimlerimiz kim olduğumuzu mu belirler, yoksa hiçbir seçim yapmamak mı en doğrusudur?” sorusunu sorar.
82 // timecrimes / los cronocrímenes (2007) – ispanya
bir adam yanlışlıkla zaman yolculuğu döngüsüne girer. basit bir olay, tekrarlarla ölümcül bir kısırdöngüye dönüşür. parçaları yerine oturtunca şok edici bir puzzle çıkar.
83 //a ghost story (2017) – abd
bir hayalet, yaşadığı evi terk edemez ve binlerce yıl boyunca insanlık tarihini izler. yavaş, minimal ama zaman algını darmadağın eden bir film.
84 // holy motors(2012) – fransa
bir adam gün boyunca farklı kimliklere girerek rol yapar: dilenci, canavar, iş adamı, aile babası… sanat mı hayatı kopyalar, hayat mı sanatı? gerçek mi performans mı?
85 // the machinist (2004) – abd
bir fabrika işçisi, uykusuzluktan delirmeye başlar. kilo kaybı, paranoya, hatırlayamadığı bir geçmiş… karanlık bir bilinç yolculuğu.
86 // pi (1998) –darren aronofsky / abd
matematik dahisi, sayıların evrendeki gizemini çözmeye çalışırken deliliğin ve saplantının sınırlarına dayanır. matematik, din, kaos teorisi iç içe.
87 // the prestige (2006) – christopher nolan / ingiltere-abd
iki sihirbazın rekabeti, hırs ve takıntıyla ölümcül bir savaşa dönüşür. “gerçeklik bir illüzyon mu?” sorusunu farklı bir yerden sorar.
66 // enemy (2013) – denis villeneuve / kanada-ispanya
bir adam, film izlerken kendisinin birebir kopyası olan birini fark eder. doppelgänger meselesi; rüya mı, gerçek mi, bilinçaltı mı? finalde örümcek metaforu suratına çarpar.
67 // under the silver lake(2018) – abd
los angeles'ta kaybolan bir kadını arayan genç adam, şifreler, gizli topluluklar ve absürt göndermeler arasında boğulur. lynchvari bir rüya gibi, saçma ile ciddi arasındaki sınır erir.
68 // anti-christ (2009) – lars von trier / danimarka
yas tutan bir çiftin ormanda inzivaya çekilmesiyle başlayan film, doğanın karanlığı, cinsellik, ölüm ve delilikle yoğrulur. şok edici sahneler ve semboller, finalde zihnini kazır.
69 // the double (2013) – richard ayoade / ingiltere
kafkavari bir bürokrasi içinde kaybolmuş bir adam, bir gün kendi daha karizmatik ikiziyle karşılaşır. kara mizah, absürd, varoluşsal korku… dostoyevski uyarlaması, çarpıcı bir modern yansıma.
70 // mulholland drive (2001) – david lynch / abd
bir kaza sonrası hafızasını kaybeden kadın ve ona yardım eden aktris adayı… hollywood'un rüyaları ve kabusları, kimliklerin kayması, mantığın çöktüğü bir atmosfer. sinema tarihinin en büyük “beyin yakıcı” finallerinden biri.
71 // the man from earth (2007) – abd
bir akademisyen, arkadaşlarına 14 bin yıldır yaşadığını söyler. film tamamen diyaloglardan oluşur ama zaman, din, bilim ve insanlık tarihi üzerine öyle sorular sorar ki, sonu bitse de kafan çalışmaya devam eder.
72 // the endless (2017) – abd
iki kardeş, gençliklerinde kaçtıkları tarikata geri döner. ama tarikatın sırları uzay, zaman ve döngüyle ilgilidir. “resolution” ile bağlantılıdır. kapanışta evrenin yapısı sorgulanır.
73 // upstream color (2013) – shane carruth / abd
bir kadın parazitik bir organizma tarafından ele geçirilir, ardından kimliği ve hayatı çözülmeye başlar. diyalogdan çok duygu, bilinç akışı ve deneyimle ilerler. izleyeni görsel-işitsel transa sokar.
74 // videodrome (1983) – david cronenberg / kanada
bir televizyon yapımcısı, şiddet dolu gizemli bir yayın keşfeder. ama izledikleri, izleyenleri değiştirir. vücut dehşeti, medya, gerçeklik ve halüsinasyonlar birbirine girer. finalde “gerçek” erir gider.
75 // synecdoche, new york (2008) – charlie kaufman / abd
bir tiyatro yönetmeni, hayatının tamamını sahneye taşımaya kalkar. oyun büyür, şehre dönüşür, hayat ile sanat ayrılmaz hale gelir. finalinde varoluş ve ölüm, tiyatronun perdesinde kapanır.
102 // stalker (1979) – andrei tarkovsky / sovyetler birliği
gizemli “bölge”de insan arzularının gerçekliğiyle yüzleşen üç karakter. yavaş, felsefi, bilinç ve zaman algısını zorlayan bir film.
103 // the reflecting skin(1990) – ingiltere-abd
kırsalda geçen gotik bir hikaye . çocuk gözüyle masumiyet ve kötülük çarpışır. vampir mi, travma mı, gerçek mi, hayal mi?
104 // the painted bird (2019) – çek-slovakya
savaş sırasında bir çocuğun yaşadığı korkunç deneyimler. estetik açıdan büyüleyici ama travmatik. insan doğasının karanlığına sert bir bakış.
105 // possum (2018) – ingiltere
çocukluk travması, kukla ve baskılar. sessiz ama rahatsız edici. zihinsel yıkımı görselleştiren minimalist bir korku.
106 // resolution (2012) – abd
bir arkadaş, uyuşturucu bağımlısı dostunu kurtarmak için ormana götürür. ancak orman sadece fiziksel bir yer değil; zihinsel bir labirenttir.
107 // horse girl (2020) – abd
kadının bilinç akışı, hafıza kaybı ve travmalar arasında savrulması. gerçeklik ve delilik arasındaki sınır tamamen bulanık.
108 // sound of my voice (2011) – abd
tarikat lideri zaman yolcusu olduğunu iddia eder. belgeselci çift kanıt arar ama finalde kim kimin elinde belli değildir. sessiz ama etkili bir psikolojik tuzak.
109 // the corridor(2010) – kanada
beş arkadaş ormanda garip bir enerji koridoru bulur. koridor zaman ve algıyı çarpıtır. düşük bütçe ama psikolojik olarak tokat gibi bir film.
110 // eden log (2007) – fransa
bir adam karanlık bir yeraltı tesisinde uyanır. kim olduğunu bilmez. yukarı çıkmaya çalıştıkça sistemin içyüzü ortaya çıkar. minimal, depresif ve klostrofobik.
beyin yakan, gerçeklik algısını bozan, ters köşe ve psikolojik yıkım filmleri part 3 yada 4 64 // coherence (2013) – abd bir akşam yemeğinde sekiz arkadaş, gökyüzünden geçen bir kuyruklu yıldızın ardından gerçekliğin parçalandığını fark eder. aynı evin farklı versiyonları,…devamıbeyin yakan, gerçeklik algısını bozan, ters köşe ve psikolojik yıkım filmleri part 3 yada 4
64 // coherence (2013) – abd
bir akşam yemeğinde sekiz arkadaş, gökyüzünden geçen bir kuyruklu yıldızın ardından gerçekliğin parçalandığını fark eder. aynı evin farklı versiyonları, birbirinin kopyaları ve seçimler… finalde aklın karmakarışık kalır.
65 // triangle (2009) – ingiltere/avustralya
deniz yolculuğuna çıkan bir grup, terk edilmiş bir gemiye çıkar. ama zaman, tekrar tekrar kendini döngüye almıştır. katil kimdir? kurban kimdir? döngü bitmez, zihnin biter.
76 // possessor (2020) – kanada / brandon cronenberg
bir şirket, kiralık suikastlar için insanların zihinlerini ele geçirir. ama bir suikast sırasında beden ile bilinç arasında kontrol savaşı başlar. kanlı, rahatsız edici, beyin yakıcı.
77 // perfect blue (1997) – japonya / satoshi kon
bir pop idolü oyunculuk kariyerine geçerken gerçeklikle halüsinasyon arasındaki çizgiyi kaybeder. takipçiler, kimlik krizi, şizofrenik atmosfer. aronofsky'nin black swan'ına da ilhamdır.
78 // the fountain(2006) – darren aronofsky / abd
bir adamın üç farklı çağda ölümsüzlük arayışı: 16. yüzyıl, günümüz ve uzak gelecek. zaman, aşk ve ölüm üzerine hipnotik bir görsel şiir.
79 // donnie darko (2001) – abd
genç bir adam, tavşan kostümlü bir figürün yönlendirmesiyle zaman ve kaderin sırlarını çözmeye çalışır. kara mizah, bilimkurgu, melankoli ve unutulmaz bir final.
80 // paprika (2006) – japonya / satoshi kon
rüyaların içine girmeyi sağlayan bir cihaz çalınır. gerçeklik ile rüya birbirine karışır. inception'ın öncülü sayılır, ama çok daha delirici.
81 // mr. nobody (2009) – belçika-kanada
evrendeki son ölümlü adam, hayatının farklı ihtimallerini aynı anda yaşar. “seçimlerimiz kim olduğumuzu mu belirler, yoksa hiçbir seçim yapmamak mı en doğrusudur?” sorusunu sorar.
82 // timecrimes / los cronocrímenes (2007) – ispanya
bir adam yanlışlıkla zaman yolculuğu döngüsüne girer. basit bir olay, tekrarlarla ölümcül bir kısırdöngüye dönüşür. parçaları yerine oturtunca şok edici bir puzzle çıkar.
83 //a ghost story (2017) – abd
bir hayalet, yaşadığı evi terk edemez ve binlerce yıl boyunca insanlık tarihini izler. yavaş, minimal ama zaman algını darmadağın eden bir film.
84 // holy motors(2012) – fransa
bir adam gün boyunca farklı kimliklere girerek rol yapar: dilenci, canavar, iş adamı, aile babası… sanat mı hayatı kopyalar, hayat mı sanatı? gerçek mi performans mı?
85 // the machinist (2004) – abd
bir fabrika işçisi, uykusuzluktan delirmeye başlar. kilo kaybı, paranoya, hatırlayamadığı bir geçmiş… karanlık bir bilinç yolculuğu.
86 // pi (1998) –darren aronofsky / abd
matematik dahisi, sayıların evrendeki gizemini çözmeye çalışırken deliliğin ve saplantının sınırlarına dayanır. matematik, din, kaos teorisi iç içe.
87 // the prestige (2006) – christopher nolan / ingiltere-abd
iki sihirbazın rekabeti, hırs ve takıntıyla ölümcül bir savaşa dönüşür. “gerçeklik bir illüzyon mu?” sorusunu farklı bir yerden sorar.
66 // enemy (2013) – denis villeneuve / kanada-ispanya
bir adam, film izlerken kendisinin birebir kopyası olan birini fark eder. doppelgänger meselesi; rüya mı, gerçek mi, bilinçaltı mı? finalde örümcek metaforu suratına çarpar.
67 // under the silver lake(2018) – abd
los angeles'ta kaybolan bir kadını arayan genç adam, şifreler, gizli topluluklar ve absürt göndermeler arasında boğulur. lynchvari bir rüya gibi, saçma ile ciddi arasındaki sınır erir.
68 // anti-christ (2009) – lars von trier / danimarka
yas tutan bir çiftin ormanda inzivaya çekilmesiyle başlayan film, doğanın karanlığı, cinsellik, ölüm ve delilikle yoğrulur. şok edici sahneler ve semboller, finalde zihnini kazır.
69 // the double (2013) – richard ayoade / ingiltere
kafkavari bir bürokrasi içinde kaybolmuş bir adam, bir gün kendi daha karizmatik ikiziyle karşılaşır. kara mizah, absürd, varoluşsal korku… dostoyevski uyarlaması, çarpıcı bir modern yansıma.
70 // mulholland drive (2001) – david lynch / abd
bir kaza sonrası hafızasını kaybeden kadın ve ona yardım eden aktris adayı… hollywood'un rüyaları ve kabusları, kimliklerin kayması, mantığın çöktüğü bir atmosfer. sinema tarihinin en büyük “beyin yakıcı” finallerinden biri.
71 // the man from earth (2007) – abd
bir akademisyen, arkadaşlarına 14 bin yıldır yaşadığını söyler. film tamamen diyaloglardan oluşur ama zaman, din, bilim ve insanlık tarihi üzerine öyle sorular sorar ki, sonu bitse de kafan çalışmaya devam eder.
72 // the endless (2017) – abd
iki kardeş, gençliklerinde kaçtıkları tarikata geri döner. ama tarikatın sırları uzay, zaman ve döngüyle ilgilidir. “resolution” ile bağlantılıdır. kapanışta evrenin yapısı sorgulanır.
73 // upstream color (2013) – shane carruth / abd
bir kadın parazitik bir organizma tarafından ele geçirilir, ardından kimliği ve hayatı çözülmeye başlar. diyalogdan çok duygu, bilinç akışı ve deneyimle ilerler. izleyeni görsel-işitsel transa sokar.
74 // videodrome (1983) – david cronenberg / kanada
bir televizyon yapımcısı, şiddet dolu gizemli bir yayın keşfeder. ama izledikleri, izleyenleri değiştirir. vücut dehşeti, medya, gerçeklik ve halüsinasyonlar birbirine girer. finalde “gerçek” erir gider.
75 // synecdoche, new york (2008) – charlie kaufman / abd
bir tiyatro yönetmeni, hayatının tamamını sahneye taşımaya kalkar. oyun büyür, şehre dönüşür, hayat ile sanat ayrılmaz hale gelir. finalinde varoluş ve ölüm, tiyatronun perdesinde kapanır.
102 // stalker (1979) – andrei tarkovsky / sovyetler birliği
gizemli “bölge”de insan arzularının gerçekliğiyle yüzleşen üç karakter. yavaş, felsefi, bilinç ve zaman algısını zorlayan bir film.
103 // the reflecting skin(1990) – ingiltere-abd
kırsalda geçen gotik bir hikaye . çocuk gözüyle masumiyet ve kötülük çarpışır. vampir mi, travma mı, gerçek mi, hayal mi?
104 // the painted bird (2019) – çek-slovakya
savaş sırasında bir çocuğun yaşadığı korkunç deneyimler. estetik açıdan büyüleyici ama travmatik. insan doğasının karanlığına sert bir bakış.
105 // possum (2018) – ingiltere
çocukluk travması, kukla ve baskılar. sessiz ama rahatsız edici. zihinsel yıkımı görselleştiren minimalist bir korku.
106 // resolution (2012) – abd
bir arkadaş, uyuşturucu bağımlısı dostunu kurtarmak için ormana götürür. ancak orman sadece fiziksel bir yer değil; zihinsel bir labirenttir.
107 // horse girl (2020) – abd
kadının bilinç akışı, hafıza kaybı ve travmalar arasında savrulması. gerçeklik ve delilik arasındaki sınır tamamen bulanık.
108 // sound of my voice (2011) – abd
tarikat lideri zaman yolcusu olduğunu iddia eder. belgeselci çift kanıt arar ama finalde kim kimin elinde belli değildir. sessiz ama etkili bir psikolojik tuzak.
109 // the corridor(2010) – kanada
beş arkadaş ormanda garip bir enerji koridoru bulur. koridor zaman ve algıyı çarpıtır. düşük bütçe ama psikolojik olarak tokat gibi bir film.
110 // eden log (2007) – fransa
bir adam karanlık bir yeraltı tesisinde uyanır. kim olduğunu bilmez. yukarı çıkmaya çalıştıkça sistemin içyüzü ortaya çıkar. minimal, depresif ve klostrofobik.
Devamı ; 38. gunpowder plot (2017) – barut komplosu kit harington başrolde. ingiltere'de barut komplosu, dini ve politik çatışmalar dramatik biçimde işleniyor. tarihsel entrika ve ihanet temaları diziyi sürükleyici kılıyor. 39. the white queen & the white princess crossover (2017–2018)…devamıDevamı ;
38. gunpowder plot (2017) – barut komplosu
kit harington başrolde. ingiltere'de barut komplosu, dini ve politik çatışmalar dramatik biçimde işleniyor. tarihsel entrika ve ihanet temaları diziyi sürükleyici kılıyor.
39. the white queen & the white princess crossover (2017–2018) – beyaz kraliçe & beyaz prenses
york ve lancaster aileleri arasındaki taht mücadeleleri, ihanetler ve aşk üçgenleri dramatik biçimde birleşiyor. rebecca ferguson ve jodie comer başrolde.
40. the bastard executioner: rise of the knights (2015) – bastard infazcı: şövalyelerin yükselişi
lee jones başrolde. eski bir şövalyenin hayatta kalma mücadelesi, baronlar ve krallık arasındaki ihanetler, ortaçağ entrikaları ve kılıç savaşları detaylı biçimde işleniyor.
ortaçağ döneminde geçen diziler || 1. vikings (2013–2020) – vikingler michael hirst'in yarattığı dizide travis fimmel, katheryn winnick ve alexander ludwig başrolde. ragnar lothbrok'un sıradan bir çiftçiden efsanevi bir viking savaşçısına dönüşümü, ingiltere ve fransa'ya seferleri, aile içi ihanetler ve…devamıortaçağ döneminde geçen diziler ||
1. vikings (2013–2020) – vikingler
michael hirst'in yarattığı dizide travis fimmel, katheryn winnick ve alexander ludwig başrolde. ragnar lothbrok'un sıradan bir çiftçiden efsanevi bir viking savaşçısına dönüşümü, ingiltere ve fransa'ya seferleri, aile içi ihanetler ve kabileler arası çatışmalar izleyiciyle buluşuyor. kanlı savaş sahneleri ve sert viking kültürü dizinin merkezini oluşturuyor.
2. the last kingdom (2015–2022) – son krallık
alexander dreymon başrolde. vikingler tarafından büyütülen sakson uhtred'in kimlik ve ingiltere'nin birliği mücadelesi anlatılıyor. kılıç dövüşleri, ihanet, siyasi oyunlar ve ortaçağ ingiltere'sinin sert yaşamı detaylı şekilde işleniyor.
3. knightfall (2017–2019) – tapınak şövalyeleri
tom cullen ve pádraic delaney başrolde. kudüs'ün düşüşü sonrası tapınak şövalyeleri'nin sırları, kutsal hazineler ve kilise ile saray arasındaki entrikalar dizinin merkezinde. ortaçağ dini ve askeri hiyerarşi aksiyon dolu sahnelerle işleniyor.
4. marco polo (2014–2016) – marco polo
lorenzo richelmy, benedict wong ve zhu zhu başrolde. venedikli kaşif marco polo'nun kubilay han sarayında hayatta kalma mücadelesi, doğu'nun egzotik ve tehlikeli dünyasında politik entrikalar ve aşk ile birleşiyor. saray entrikaları, casusluk ve savaş sahneleri dramatik bir şekilde sunuluyor.
5. barbarians (2020– ) – barbarlar
laurence rupp, jeanne goursaud ve david schütter başrolde. roma imparatorluğu ile germen kabileleri arasındaki varus savaşı dramatik biçimde anlatılıyor. sert savaş sahneleri, entrika ve ihanet temaları dizinin temelini oluşturuyor.
6. pillars of the earth (2010) – dünyanın direkleri
ian mcshane, matthew macfadyen ve eddie redmayne başrolde. 12. yüzyıl ingiltere'sinde bir katedral inşası üzerinden taht kavgaları, aşk ve ihanet temaları işleniyor. feodal sistem, kilise ve soylular arasındaki güç mücadeleleri detaylı şekilde ekrana yansıyor.
7. beowulf: return to the shieldlands (2016) – beowulf: kalkan topraklarına dönüş
kieran bew, joanne whalley ve ed speleers başrolde. efsanevi kahraman beowulf'un fantastik dünyasında canavarlar, krallık entrikaları ve kılıç savaşları öne çıkıyor. fantastik öğeler ve karanlık ortaçağ teması diziyi sürükleyici kılıyor.
8. the white queen (2013) – beyaz kraliçe
rebecca ferguson, max irons ve janet mcteer başrolde. 15. yüzyıl ingiltere'sinde york ve lancaster hanedanları arasındaki taht mücadeleleri, politik entrikalar ve ihanetler dizinin merkezinde. aşk üçgenleri ve saray entrikaları dramatik bir şekilde işleniyor.
9. the spanish princess (2019–2020) – ispanyol prenses
charlotte hope ve ruairi o'connor başrolde. catherine of aragon'un henry viii ile evliliği ve saray entrikaları üzerinden güç mücadelesi anlatılıyor. aşk, ihanet ve saray entrikaları dramatik biçimde ekrana yansıyor.
10. medici: masters of florence (2016–2019) – medici: floransa'nın efendileri
richard madden, dustin hoffman ve sean bean başrolde. 15. yüzyıl italya'sında medici ailesinin iktidar kazanma süreci, politik entrikalar ve bankacılık dünyasındaki ihanetler detaylı şekilde işleniyor. saray entrikaları ve aile dramı dizinin temel taşlarını oluşturuyor.
11. the hollow crown (2012–2016) – boş taç
benedict cumberbatch, tom hiddleston ve jeremy irons başrolde. shakespeare'in tarihsel oyunlarından uyarlanan dizi, ingiltere krallarının taht mücadelelerini, savaşlarını ve politik entrikalarını dramatik şekilde aktarıyor.
12. knightmare (1987–1994) – şövalye kabusu
ingiliz yapımı fantastik macera dizisi. zindanlar, büyülü mekanlar ve görevler üzerinden ortaçağ estetiği işleniyor. aksiyon ve strateji dolu sahneler, genç ve çocuk izleyicilere ortaçağ atmosferini aktarıyor.
13. cadfael (1994–1998) – rahip dedektif cadfael
derek jacobi başrolde. 12. yüzyıl ingiltere'sinde rahip-dedektif cadfael, kilise ve krallık arasındaki cinayetleri çözmeye çalışıyor. suç ve gizem temaları, ortaçağ ingiltere'sinin sosyal yapısı ile birlikte detaylı şekilde işleniyor.
14. versailles (2015–2018) – versailles sarayı
george blagden ve alexander vlahos başrolde. genç xiv. louis'in iktidar mücadeleleri, saray entrikaları ve aristokrat çatışmaları dizinin merkezinde. lüks ile güç hırsı dramatik biçimde yansıtılıyor.
15. borgia (2011–2014) – borgia hanedanı
john doman, mark ryder ve isolda dychauk başrolde. 15. yüzyıl italya'sında papalık ailesi borgia'nın iktidar hırsı, entrikaları ve suikastleri dramatik bir şekilde anlatılıyor.
16. the tudors (2007–2010) – tudorlar
jonathan rhys meyers başrolde. henry viii'in tahta çıkışı, evlilikleri ve saray entrikaları dizinin merkezinde. aşk, ihanet ve güç mücadelesi detaylı şekilde işleniyor.
17. game of thrones (2011–2019) – taht oyunları
emilia clarke, kit harington ve peter dinklage başrolde. westeros ve essos'un entrika, ihanet ve savaş dolu dünyasında ailelerin taht mücadelesi anlatılıyor. fantastik öğeler ve epik savaş sahneleri diziyi öne çıkarıyor.
18. reign (2013–2017) – kraliçe mary
adelaide kane başrolde. genç mary stuart'ın fransa'daki saray yaşamı, aşk ve politik entrikalarla örülüyor. dizi, romantizm ve ihanet temalarını dramatik biçimde işliyor.
19. the bastard executioner(2015) – bastard infazcı
lee jones, stephen moyer ve flora spencer-longhurst başrolde. 14. yüzyıl ingiltere'sinde eski bir şövalyenin baronlar ve krallığın baskısına karşı hayatta kalma mücadelesi dramatik bir şekilde işleniyor.
20. the devil's whore(2008) – şeytanın kadını
anne-marie duff başrolde. ingiltere iç savaşı sırasında geçen politik drama, din, güç ve ihanet temalarını ön plana çıkarıyor.
21. pillars of the earth(2010) – dünya'nın sütunları
ian mcshane, rufus sewell ve matthew macfadyen başrolde. katedral inşası ve feodal mücadeleler üzerinden taht kavgası, aşk ve entrikalar anlatılıyor.
22. the hollow crown: henry iv & henry v (2012) – boş taç: henry iv & v
jeremy irons ve tom hiddleston başrolde. shakespeare uyarlaması, ingiltere'nin savaş ve taht entrikalarını dramatik ve detaylı bir şekilde aktarıyor.
23. wolf hall (2015) – kurt hall
mark rylance ve damian lewis başrolde. henry viii dönemi ingiltere'sinde thomas cromwell'in politik yükselişi ve saray entrikaları dizinin merkezinde.
24. a discovery of witches (2018– ) – cadılarla keşif
matthew goode ve teresa palmer başrolde. dizide modern zamanlar ile ortaçağ esintili fantastik bir dünya birleşiyor. cadılar, vampirler ve iblisler arasında süregelen güç mücadelesi, aşk ve entrika temaları ön planda. eski el yazmaları, büyü ve gizemle harmanlanan hikâye, karakterler arası politik ve kişisel çatışmaları detaylı şekilde işliyor.
25. the borgias(2011–2014) – borgia
jeremy irons başrolde. 15. yüzyıl italya'sında papa rodrigo borgia ve ailesinin iktidar hırsı, politik entrikaları, saray entrikaları ve suikastler üzerinden dramatik bir şekilde anlatılıyor. dizi, ortaçağ italya'sının karanlık yüzünü ve aristokrat aileler arasındaki ölümcül güç mücadelelerini detaylı biçimde sunuyor.
26. camelot (2011) – camelot
joseph fiennes ve eva green başrolde. kral arthur'un camelot'u kurma çabası, şövalyeler, büyücüler, aşk ve ihanetlerle örülü bir ortaçağ hikâyesi olarak işleniyor. saray entrikaları, sihir ve politik mücadeleler diziyi epik bir dramatik formata taşıyor.
27. knightfall: the crusades(2017–2019) – tapınak şövalyeleri: haçlı seferleri
tom cullen başrolde. kudüs ve orta doğu'daki haçlı seferleri sırasında tapınak şövalyeleri'nin askeri ve dini entrikaları, kutsal hazineler ve ihanetler dramatik bir biçimde işleniyor. dizi, ortaçağ askeri kültürü, kahramanlık ve ihanet temalarını ön plana çıkarıyor.
28. the spanish princess: catherine of aragon (2019–2020) – ispanyol prenses: catherine
charlotte hope başrolde. catherine of aragon'un ingiltere sarayına gelişi, henry viii ile evliliği ve saray entrikaları detaylı biçimde anlatılıyor. aşk, ihanet ve güç mücadeleleri dizinin merkezinde yer alıyor.
29. the white princess (2017) – beyaz prenses
jodie comer başrolde. york ve lancaster ailelerinin birleşme süreci, saray entrikaları, ihanet ve taht mücadeleleri dramatik bir biçimde işleniyor. karakterler arası aşk ve hırs temaları diziyi sürükleyici kılıyor.
30. gunpowder (2017) – barut
kit harington başrolde. 17. yüzyıl ingiltere'sinde barut komplosu ve katolik-protestan çatışmaları üzerinden dramatik bir tarih anlatısı sunuluyor. politik ihanet, dini gerginlikler ve komplolar dizinin odak noktası.
31. wolfblood (2012–2017) – kurt kanı
fantastik öğelerle ortaçağ esintili kasaba yaşamı, gençler arasında aşk, ihanet ve sırlar üzerinden işleniyor. karakterlerin gizli kimlikleri ve toplumsal çatışmalar diziyi hem fantastik hem de dramatik kılıyor.
32. the last kingdom: seven kings must die (2023) – son krallık: yedi kral ölmek zorunda
alexander dreymon başrolde. ingiltere'nin birleşme süreci ve vikinglerle mücadeleler dramatik bir şekilde ekrana yansıtılıyor. krallık entrikaları, taht kavgaları ve ihanetler ortaçağ ingiltere'sinin sert gerçekliğiyle birleşiyor.
33. poldark (2015–2019) – poldark
aidan turner başrolde. 18. yüzyıl ingiltere'sinde aşk, ihanet, sınıf çatışmaları ve maden işçileri üzerinden dramatik bir ortaçağ sonrası hikâye işleniyor. politik entrikalar ve kişisel dramlar karakterler aracılığıyla detaylı biçimde aktarılıyor.
34. knightfall: secrets of the templar (2019) – tapınak şövalyeleri: sırlar
tom cullen başrolde. tapınak şövalyeleri'nin gizli görevleri, dini sırlar, entrikalar ve kılıç savaşları dramatik biçimde işleniyor. ortaçağ gizemleri ve siyasi ihanet temaları diziyi sürükleyici kılıyor.
35. the devil's hour(2021– ) – şeytan saati
fantastik ve ortaçağ esintili psikolojik drama. ana karakterin karanlık vizyonları, mistik olaylar ve kişisel trajediler üzerinden dramatik bir anlatım sunuluyor.
36. reign: dark ages(2016) – kraliçe mary: karanlık çağlar
mary stuart ve saray entrikaları, politik hırs, aşk ve ihanet temalarıyla dramatik biçimde işleniyor. dizi, genç kraliçenin hem aşk hayatı hem de taht mücadelesini detaylı şekilde anlatıyor.
ters köşe, sürpriz sonlu, gerçeklik algısını bozan, psikolojik çöküşe sürükleyen “beyin yakan” türdeki filmler: ters köşe – beyin yakan filmler (part 2) 21. vivarium (2019) yeni ev arayan bir çift, ideal görünümlü bir siteye götürülür ama bir daha çıkamazlar. evlerin…devamıters köşe, sürpriz sonlu, gerçeklik algısını bozan, psikolojik çöküşe sürükleyen “beyin yakan” türdeki filmler:
ters köşe – beyin yakan filmler (part 2)
21. vivarium (2019)
yeni ev arayan bir çift, ideal görünümlü bir siteye götürülür ama bir daha çıkamazlar. evlerin hepsi aynı. gökyüzü sabit. çocuk bile garip. distopik bir labirente düşmek gibi.
22. the clovehitch killer (2018)
iyi bir aile babası, örnek bir toplum bireyi… ama ya karanlık geçmişi varsa? genç bir çocuğun şüpheleri üzerinden ilerleyen, finaliyle insanın içini sızlatan bir gerilim.
23. the invitation (2015 ile karıştırılmasın – 2023, ispanya)
yine bir yemek daveti. bu sefer daha stilize ve kült havasında ilerliyor. finaliyle “ne izledim ben?” dedirten bir atmosfere sahip.
24. the green butchers (2003 – danimarka)
iki kasap, kazayla ölen bir adamın etini satmaya başlar. kara mizah, rahatsız edici detaylar ve ters köşeyle hem güldürür hem tiksindirir.
25. kairo (pulse) – 2001, japonya
internetin karanlık tarafı. ruhlar, yalnızlık, teknoloji. sarsıcı ve melankolik bir korku. finalinde derin bir boşluk bırakır.
26. the nightingale(2018)
intikam hikâyesi gibi başlar ama çok daha karanlık yerlere gider. koloniyalizm, tecavüz, savaşın cehennemi… hem görsel olarak sert hem duygusal olarak yıkıcı.
27. the skin i live in(2011)
pedro almodóvar'dan sapkınca bir dönüşüm hikâyesi. estetik cerrah, intikam, cinsiyet, kimlik… sonu, yüzüne buz gibi çarpar.
28. the handmaiden (2016 – güney kore)
bir dolandırıcılık planı, aristokrat bir kadın ve hizmetçi… film üç bölümde, her biri diğerine ters köşe atıyor. erotik, görsel, zekice.
29. incendies (2010)
ölen annelerinin geçmişini araştıran ikiz kardeşler… ortadoğu'da geçen parçalı bir aile trajedisi. finali o kadar sarsıcı ki, bir süre sessiz kalırsın.
30. kill list (2011)
kirli bir iş için tekrar sahaya dönen kiralık katil… ama bu iş beklediğinden çok farklıdır. gerilim yavaşça yükselir, son bölümde yer yerinden oynar. (uyarı: çok rahatsız edici.)
31. a cure for wellness (2016)
bir sağlık tesisine giden adam, orada sağlıktan çok delilik bulur. estetik olarak büyüleyici, içerik olarak distopik. finalde “delilik” ve “gerçeklik” arasındaki çizgi yok oluyor.
32. you were never really here (2017)
joaquin phoenix, kayıp bir kızı kurtarmaya çalışan bir adamı oynar. ama bu işin içinde sadece suç değil, psikolojik yıkım da vardır. son sahne, acının tam ortasına oturur.
33. the lobster(2015)
yalnızsan, bir otelde 45 günün var; eğer eş bulamazsan hayvana dönüştürülüyorsun. absürt, kara mizah dolu ve tamamen orijinal. finali düşündürür, sarsar.
34. the guilty (2018 – danimarka)
bir acil çağrı merkezinde çalışan bir polis… sadece telefonda duyduklarımızla kurulan bir gerilim. finalde taşlar yerine oturur ve ağırlığı çökertir.
35. martha marcy may marlene (2011)
tarikattan kaçan genç kadın, geçmişin pençesinden kurtulamaz. zamansal sıçramalarla zihni alt üst eden bir yapı. sessiz ama yıkıcı.
36. noroi: the curse (2005 – japonya)
buluntu-belgesel türünde ama japonlar yapınca başka. gerilim tırmanarak büyür. finalde bütün parçalar birleştiğinde tüyler diken diken.
37. sleep tight (2011 – ispanya)
bir apartman görevlisi, mutlu insanlardan nefret eder. bu nefreti, bir kadının hayatını sabote etmeye çevirir. ters köşe bir sapkınlık hikâyesi.
38. before i wake (2016)
evlilik, kayıp, rüyalar… evlatlık aldıkları çocuğun rüyaları gerçeğe dönüşür. hem duygusal hem korkutucu. finali tokat gibi.
39. the girl with all the gifts (2016)
bir zombi filmi gibi başlar ama aslında biyolojik evrim ve insanlığın geleceği üzerine bir düşünce deneyine döner. sonu beklenmedik ve etkileyici.
40. the seventh continent(1989 – m.haneke)
bir ailenin nedenini bilmediğimiz şekilde tüm bağlarını kesmesini izleriz. yavaş, sakin, sıradan… ama sonu insanın ciğerini söker.
41. angel's egg (1985 – japonya, anime)
neredeyse diyalogsuz, sembollerle bezeli bir post-apokaliptik anime. bir kız ve bir adam bir yumurtayı korumaya çalışır. ne olduğunu anlatmaz, hissettirir. finali varoluşsal boşluğa çeker.
42. el hoyo – the platform 2(ispanya, 2019)
bir hapishane değil; sınıf sistemi alegorisi. üsttekiler yer, alttakiler bekler. ama bu sefer çözüm yukarıdan değil, aşağıdan gelir. finali ideolojik ve acı.
43. beyond the black rainbow (2010)
soğuk savaş dönemi bir bilim tesisinde geçen, retro-fütüristik bir delirme hikâyesi. görsel olarak hipnotik. anlatıdan çok deneyim yaşatır. son sahneyle tüm yapının anlamı değişir.
44. detachment (2011)
bir öğretmenin hayata ve kendine yabancılaşması üzerine. adrien brody'nin performansı güçlü, finali acımasızca sade. ters köşe değil, “iç köşe” bir tokat.
45. lake mungo (2008)
sahte belgesel formatında ilerleyen, düşük bütçeli ama ruhani bir kayıp hikâyesi. final sahnesi geldiğinde neyin ortasında olduğunu geç fark ediyorsun. soğuk, sinsi bir ağırlık bırakıyor.
46. the strange thing about the johnsons (2011 – kısa film)
aile içindeki tabu konular, rahatsız edici bir tersine çevirme. sadece 30 dakika ama etkisi günlerce sürebilir. izlemek cesaret ister.
47. aftersun (2022)
bir baba-kız tatili. her şey sade ve sıradan gibi görünür. ama finalde aniden içini delip geçen bir fark ediş yaşarsın. gözyaşları suskunluktan akar.
48. funny games (orijinal avusturya versiyonu – 1997)
zaten listedeydi ama bu defa ilk versiyon vurgusu için. seyirciyle direkt oynayan, ters köşe değil, sinemayla alay eden bir deney.
49. the reflecting skin (1990)
bir çocuğun gözünden kırsalda geçen gotik bir hikâye. vampir mi, travma mı? gerçek ne, hayal ne? finalde çocukluk biter, dünya donar.
50. the painted bird (2019)
çek-slovakya'da savaş zamanı bir çocuğun başından geçenler. estetik açıdan büyüleyici ama içeriği travmatik. finalin verdiği boşluk tarifsiz.
51. perfect sense (2011)
insanlar birer birer duyularını kaybetmeye başlıyor. aşk, ölüm, kayıp ve kabullenme iç içe. finalde yokluk bir tür arınmaya dönüşür.
52. 3 women (1977 – robert altman)
üç kadının kimliklerinin, hayatlarının, bilinçlerinin iç içe geçtiği bir psikolojik bulmaca. ters köşe değil, ters bilinç. sonunda herkes başkası olabilir.
53. resolution (2012)
bir arkadaş, uyuşturucu bağımlısı dostunu kurtarmak için ormana götürür. ama orman sadece ağaç değildir. devam filmi “the endless” gibi, döngüsel ve sarsıcıdır.
54. horse girl(2020)
zaman, hafıza, uzaylılar ve travmalar arasında savrulan bir kadının zihnine giriyoruz. gerçeklik tamamen bulanır. finalde kimin delirdiğine değil, neden delirdiğine takılırsın.
55. sound of my voice (2011)
bir tarikat lideri zaman yolcusu olduğunu iddia eder. belgeselci çift bunu kanıtlamaya çalışır ama finalde ipler kimin elinde belli değildir. sessiz ama şüphe tohumları bırakan bir kapanış.
56. benny's video (1992 – haneke)
bir genç, kamerayla ölüm anını kaydeder. ama ailesinin tepkisi, olaydan daha soğuk ve çarpıcıdır. finaliyle değil, duygu eksikliğiyle vurur.
57. possum (2018)
bir kukla, bir travma, bir çocuğun zihni. ingiliz yapımı bu sessiz film korkudan çok rahatsızlık yaratır. finalde neyi bastırdığını anladığında miden bulanır.
58. dead man's shoes (2004)
intikam hikâyesi gibi başlar ama gerçek daha derindedir. ingiliz banliyösünde geçen sert, kirli, sürprizli bir sosyal travma anlatısı. final “lan…” dedirtir.
59. the medium (2021 – tayland/güney kore)
bir belgesel ekibi, ruhani bir olayı çekmeye çalışır. ne kadarını izledin? ne kadarını atlattın? finalde kamerayı bırakmak istersin.
60. the wall(die wand – 2012)
bir kadın bir gün doğaya gider… ve bir duvarın ötesine geçemez. giderek iç dünyasına döner. distopik değil ama varoluşsal olarak tekinsiz. finali sessizliğin içinden bir çığlık gibi çıkar.
61 // world on a wire(1973) – rainer werner fassbinder | batı almanya mini dizi
bir bilgisayar şirketi, sanal bir toplum simülasyonu yaratır. ama sistemin içindeki karakterlerden biri ortadan kaybolunca, dış gerçekliğin de sorgulanması başlar.
fassbinder'in tiyatral, statik, neredeyse soğuk çekim tekniğiyle izleyiciyi simülasyon hissine soktuğu bir yapıdır. süresi uzun ama sabredenler için simülasyonun ilahi boyutuna ulaşan bir deneyim.
62/. eden log(2007) – franck vestiel // fransa
bir adam, karanlık bir yeraltı tesisinde uyanır. kim olduğunu bilmez. yukarı çıkmaya çalıştıkça sistemin iç yüzü ortaya çıkar. tamamı loş, klostrofobik ve taş gibi soğuk bir atmosfer.
neredeyse hiç müzik yok. işık yok. hatırlama yok. bu film, hem dark city hem de cube'un çorak, soyut ruhunu taşır. fransız bilimkurgusunun minimal ve depresif tarafını sevenler için bir cevher.
bir tür “bilinçaltına hapsolmuş adamın fiziksel kaçış öyküsü”.
63 // the corridor (2010, kanada)
beş eski arkadaş ormanda garip bir enerji koridoru keşfeder. bu koridor zamanla zihinlerini çarpıtır, algıları bozar.
içine girdiğin her anda seni başka bir “gerçeklik” ile yüzleştiren, düşük bütçesine rağmen akıllardan çıkmayan, rahatsız edici bir yapım.
delilik mi, gerçeklik mi? yoksa sadece içimizdeki boşluk mu?
dünyadaki en yüksek fahişelik oranları: 1-tayland (budizm) 2-danimarka (hristiyanlık) 3-italyan (hristiyan) 4-alman (hristiyan) 5-fransız (hristiyanlık) 6-norveç (hristiyan) 7-belçika (hristiyan) 8-ispanya (hristiyanlık) 9-ingiltere (hristiyanlık) 10-finlandiya (hıistiyan) dünyadaki en yüksek hırsızlık oranı: 1-danimarka ve finlandiya (hristiyan) 2-zimbabwe (hristiyan) 3-avustralya (hristiyan) 4-kanada (hristiyan)…devamıdünyadaki en yüksek fahişelik oranları:
1-tayland (budizm)
2-danimarka (hristiyanlık)
3-italyan (hristiyan)
4-alman (hristiyan)
5-fransız (hristiyanlık)
6-norveç (hristiyan)
7-belçika (hristiyan)
8-ispanya (hristiyanlık)
9-ingiltere (hristiyanlık)
10-finlandiya (hıistiyan)
dünyadaki en yüksek hırsızlık oranı:
1-danimarka ve finlandiya (hristiyan)
2-zimbabwe (hristiyan)
3-avustralya (hristiyan)
4-kanada (hristiyan)
5-yeni zelanda (hristiyan)
6-hindistan (hinduizm)
7-ingiltere ve galler (hristiyan)
8-abd (hristiyan)
9-isveç (hristiyan)
10-güney afrika (hıristiyanlık)
dünyanın en yüksek alkol bağımlılığı:
1) moldovya (hıristiyan)
2) belarus (hıristiyan)
3) litvanya (hıristiyan)
4) rusya (hıristiyan)
5) çek cumhuriyeti (hıristiyan)
6) ukrayna (hıristiyan)
7) andorra (hıristiyan)
8) romanya (hıristiyan)
9) sırp (hıristiyan)
10) avustralya (hıristiyan)
dünyadaki en yüksek cinayet oranı:
1-honduras (hristiyan)
2-venezuela (hristiyan)
3-belize (hıristiyan)
4-el savador (hıristiyan)
5-guatemala (hıristiyan)
6-güney afrika (hıristiyanlık)
7-saint kitts ve nevis (hristiyan)
8-bahamalar (hıristiyan)
9-lesotho (hıristiyan)
10-jamaika (hıristiyan)
dünyanın en tehlikeli çeteleri:
1. yakuza (din yok)
2-agberus (hıristiyan)
3-wah singh (hıristiyan)
4-jamaika patronu (hıristiyan)
5-primero (hıristiyan)
6. aryan kardeşliği (hıristiyan)
dünyanın en büyük uyuşturucu çeteleri:
1-pablo escobar - kolombiya (hristiyan)
2-amado carrillo - kolombiya (hristiyan)
3-carlos leider germain (hristiyan)
4-griselda blanco - kolombiya (hristiyan)
5-joaquin guzman - meksika (hristiyan)
6-rafael caro - meksika (hristiyan)
- sonra #islam dünyadaki şiddet ve terörün sebebidir deniliyor ve inanmamızı istiyorlar.
birinci dünya savaşı 'nı kim başlattı?
müslümanlar değil..
ikinci dünya savaşı'nı kim başlattı?
müslümanlar değil..
20 milyon yerli avustralyalı'yı kim öldürdü?
müslümanlar değil..
japonya 'da nagasaki ve hiroşima' ya kim nükleer bomba attı?
müslümanlar değil..
güney amerika 'da yaklaşık 100 milyon kızılderili'yi kim öldürdü?
müslümanlar değil..
kuzey amerika 'da yaklaşık 50 milyon kızılderili'yi kim öldürdü?
müslümanlar değil..
kim 180 milyondan fazla afrikalıyı afrika kölesi olarak kaçırdı, % 88 ' si öldü ve okyanuslara atıldı?
müslümanlar değil..
terörün veya terörün başlangıcı gayrimüslimler tarafından tanımlanmalıdır.
müslüman olmayan bir terörist eylemi yapıyorsa suçtur ama müslüman tarafından işleniyorsa terörizmdir..
çifte standart bırakılmalı..
o zaman sözlerimin hedefine ulaşabilirsin.. islamımla gurur duyuyorum..
müslüman olduğum için gurur duyuyorum..
islam dinini terörizmle bağdaştırmak, kendi terörünü saklamaktır...!
@_devletci_(x)