uyuşturucu filmi diye geçiyor ama aslında “amerikan rüyası bağımlılığı” filmi. herkes bir şeye bağımlı: televizyona, sevgiye, başarıya, maddeye. finali resmen ruh ezici.
michael haneke direkt seyirciye sinir oluyor gibi film çekmiş. şiddeti eğlenceye dönüştüren izleyici kültürünü tokatlıyor. “neden bunu izlemek istiyorsun?” diye sana saldırıyor resmen.
threads` nükleer savaş sonrası dünyanın nasıl çökeceğini aşırı gerçekçi anlatıyor. korku filmi değil ama izleyince hayat enerjisi emiliyor. en sert tarafı şu: hollywood dramatizasyonu yok, tamamen bürokratik ve sıradan insanların gözünden çöküş.
Spoiler içeriyor
savaş filmi değil, savaş travmasının direkt sinir sistemine yüklenmiş hali. belarus'ta nazi katliamlarını bir çocuğun gözünden anlatıyor. film ilerledikçe ana karakterin yüzünün fiziksel olarak yaşlanması bile insanın içine oturuyor. “insan medeniyeti aslında ne kadar ince bir kabuk?” sorusunu bırakıyor.
türk hapishanelerini ve türkleri aşırı karanlık, vahşi ve tek boyutlu gösterdiği gerekçesiyle yıllarca eleştirildi. hatta senarist oliver stone yıllar sonra filmin bazı yönlerini abarttığını söyleyip özür diledi.
Spoiler içeriyor
"En büyük devrim her şeye rağmen yaşamaktı. Gülmek ise her karanlığa şafaktı.." Sahte olan her şeyden uzak dur,özellikle de insanlardan. Seni birilerine dönüştürmelerine izin verme! Derinliğimde boğulmadan sorularımda kaybolmadan korkularımda yok olmadan gör beni.. Sahte olan her şeyden uzak dur,özellikle…devamı"En büyük devrim her şeye rağmen yaşamaktı.
Gülmek ise her karanlığa şafaktı.."
Sahte olan her şeyden uzak dur,özellikle de insanlardan. Seni birilerine dönüştürmelerine izin verme!
Derinliğimde boğulmadan
sorularımda kaybolmadan
korkularımda yok olmadan
gör beni..
Sahte olan her şeyden uzak dur,özellikle de insanlardan. Seni birilerine dönüştürmelerine izin verme!
'Binlerce yıldır birbirini öldürmekten vazgeçmeyen bir türdü insan..'
'Bedenimin içindeki canı gör,
sadece etimi değil.
Gözlerimin içindeki hayatı gör,
sadece bakışımı değil.
Hissettiklerimi gör,
sadece tepkilerimi değil.
Beni Gör.
Derinliğimde boğulmadan,
Sorularımda kaybolmadan,
Korkularında yok olmadan,
Gör beni.'
Birde fiziksel olmayan intihar var ki güzel kızım cenazen mezarlıkta değil kafanın içinde..
...peki ya kalbin ne kadar dışarıda? Temkinli davranmak ve kendimizi korumak akıllıca, buna itirazım yok ama en büyük tehlike duygularımızda kaçtığımızda çıkıyor ortaya.
Bilmeyenlerin arasında bilen olmak en büyük lanetti. Dinlemeyenlerin arasında duyan olmak ise felaketti.
Aslında insani en çok üzen şey ;
Hayal kırıklığı değil , yaşanması mümkünken yaşanmayan mutluluklar dır ...
Bir de fiziksel olmayan intihar var ki güzel kızım cenazen mezarda değil kafanın içinde..
Şeytanlıktan utanmak yerine saflığa kızar olduk,
sadece biri sevmeyi aptallık sanıp ,aldatmaya soyunduk
koyun olmayalım derken bildiğin sırtlan olduk..
Tatlı dille yılanı deliğinden çıkarıp bir süre beraber takıldık.
Sonunda kendimizi yılana bile yılan olmayı öğretirken bulduk.....
Bedenimin içindeki canı gör,
sadece etimi değil.
Gözlerimin içindeki hayatı gör,
sadece bakışımı değil.
Hissettiklerimi gör,
sadece tepkilerimi değil.
Beni Gör.
Derinliğimde boğulmadan,
Sorularımda kaybolmadan,
Korkularında yok olmadan,
Gör beni.
Bir fısıltıya koydum kendimi.
Kalbine soruyorum yerimi:
Başarabilir misin beni görmeyi?
Cesaretin yeter mi?
Topla cesaretini ve Gör Beni..
Kimsin sen? Kim olmaya karar verdin? Kendini seçtin mi? Yoksa başkalarının seçimlerinden mi etkilendin? Unutma, sen sadece olmaya karar verdiğin kişisin.
Öğreneceksin... Dünyanın hasret, ölümün vuslat olduğunu...
En büyük devrim; her şeye rağmen yaşamaktı. Gülmek ise her karanlığa şafaktı.
Rüyalarımız değil miydi gönlümüzün eksikliğini çektiği imkansızlıklarla buluşabileceğimiz tek yer?
İslam’ın savunulmaya ihtiyacı yoktur. İslam’ı yaşarsın, etrafındaki herkese örnek olacak bir zarafet ve kudrette yaşarsın, gerisi teferruattır. Ve İslam’ı yaşayabilmek için önce insan olmak gerektiğini anlamak lazım.
azra kohen // gör beni