Parça parça anlar,parça parça anılar,paramparça hikayeler.Bir kokuya sarılma isteğini bile anlatır. Ruhunu kaybetmiş bir adamın başka ruhlar kiralayarak yazdığı bir kitaptır.Edebiyat kurtarır.
Detaylarla süslü, anlatımı oldukça sağlam ve sadece anlatım değil, hikaye de kurgu da sağlam. "Sence insan neden intihar eder?" diye sordu. "Çok düşmanı vardır, kendisi dâhil."
Bazı cümleleri kalbinizi nişan alan kitap. "Sorun da buydu zaten. Herkese, başka hayatların roman gibi gelmesi. Oysa sadece hayattı hepsi. Anlatınca roman olmuyordu." "Düştüğüm karanlığın içinde, bağıra bağıra, kendimi duvarlara vurdum ama herkes uyuduğumu sandı..!"
Kitap aşırı sert.Taciz,tecavüz,istismar şiddetin her türlüsü ve uyuşturucu bağımlılığı kaynıyor içerisi.İkinci bölümde Oğuz Atay bir mezar gibi yükseliyor,muhteşem bir saygı duruşu var Oğuz Atay'a. "Bazı insanlar böyledir,diğerlerine göre çok daha kırılgan olurlar"
Toplumun dayattığı tüm şablonları kökünden sökmek üzerine kurulu felsefenin bir kitabı. Görkemli delilik sahibi bir karakter mevcut. "Sen, zihin kemikleri kırılmış bir insansın." "..asla yalan söylemeyiz. Gerekirse, gerçeği değiştiririz.."
Çok eskiden Antalya otellerinde sağlıkçı olduğumu ve Antalya sıcağını yanıbaşımda hatırladığım kitap.Tezgahtar argosu var bolca. Diğer kitaplarına göre konusu biraz daha yer üstü. "Pırlanta insana benzer. İki pırlanta asla aynı değildir ve mükemmel pırlanta yoktur. Mükemmel insan olmadığı gibi."
"Kitap, başındaki piç kelimesiyle, kıçındaki hiç kelimesinin arasını doldurmak için yazılmıştır. ne zaman ve nasıl yazdığımı hatırlamıyorum." Hakan Günday.