I met a traveller from an antique land Who said: Two vast and trunkless legs of stone Stand in the desert... near them, on the sand, Half sunk, a shattered visage lies, whose frown, And wrinkled lip, and sneer of…devamıI met a traveller from an antique land
Who said: Two vast and trunkless legs of stone
Stand in the desert... near them, on the sand,
Half sunk, a shattered visage lies, whose frown,
And wrinkled lip, and sneer of cold command,
Tell that its sculptor well those passions read
Which yet survive, stamped on these lifeless things,
The hand that mocked them and the heart that fed:
And on the pedestal these words appear:
'My name is Ozymandias, king of kings:
Look on my works, ye Mighty, and despair!'
Nothing beside remains. Round the decay
Of that colossal wreck, boundless and bare
The lone and level sands stretch far away.
-
Antik diyarlardan bir gezgine rastladım.
İki büyük ve çıplak taş bacak, dedi;
Duruyor çölün ortasında dikili.
Hemen yanında, kumların üzerinde,
Yarısı yere gömülmüş bir çehre;
O çatık kaşları ve soğuk dudakları
Belli ki, onu çok iyi resmetmiş heykeltıraşı.
Öykünen bir el ve besleyen bir yürek ile,
Öyle bir damgalamış ki tutkuları o cansız şeylere,
Dayanabilmeyi başarmış ta bu güne.
Kaidesinde ise şu sözler yazılı:
"Benim adım Ozymandias, kralların kralı;
Eserlerime bak ki, bilesin haddini."
Fakat hiçbir şey kalmamış geri.
Ve o yok olmakta olan harabenin dört bir yanında,
Yalnız ve dümdüz kumlar uzanıyor uzaklara.
Hayvanlara bakıyorum da Ben de hayvanlaşıp onlar gibi yaşabilirim diyorum,hepsi kendi aleminde,huzur içinde Durumlarından sızlanmazlar,kan ter dökmezler Karanlıkta gözleri açık oturmuyorlar ve ağlamıyorlar günahlarına Tanrı'ya olan borçlarını konuşup midemi bulandırmıyorlar Hepsi hoşnut,hiçbirinin mal hırsıyla gözü dönmüş değil Ne biri diğerinin…devamıHayvanlara bakıyorum da
Ben de hayvanlaşıp onlar gibi yaşabilirim diyorum,hepsi kendi aleminde,huzur içinde
Durumlarından sızlanmazlar,kan ter dökmezler
Karanlıkta gözleri açık oturmuyorlar ve ağlamıyorlar günahlarına
Tanrı'ya olan borçlarını konuşup midemi bulandırmıyorlar
Hepsi hoşnut,hiçbirinin mal hırsıyla gözü dönmüş değil
Ne biri diğerinin önünde diz çöker ne de binlerce yıl önce yaşamış kendi türünden birinin
Hiçbiri dünyanın en mutsuzu değildir ya da en saygı değeri
~Walt Whitman
Oh shit,here we go again "Bir seferinde rüyandaki herkesin aslında kendin olduğunu duymuştum.Hatta kendini ve katlanamadığın bir serseriyi bile rüyanda görsen aslında gördüklerin kendin ve katlanamadığın serseri tarafındır." "Lazanyacı, köle, kızıl kafa, baharatlıklar, Yahudi, çekik, zenci. Kelimeler. Kelimeler silahlardır." "Sıkıcı…devamıOh shit,here we go again
"Bir seferinde rüyandaki herkesin aslında kendin olduğunu duymuştum.Hatta kendini ve katlanamadığın bir serseriyi bile rüyanda görsen aslında gördüklerin kendin ve katlanamadığın serseri tarafındır."
"Lazanyacı, köle, kızıl kafa, baharatlıklar, Yahudi, çekik, zenci.
Kelimeler.
Kelimeler silahlardır."
"Sıkıcı tek düze günleri nasıl geçirebilirsiniz? Hayatımıza anlam ve düzen katmasi gereken rutinlerimiz vardır.Ama şahitlik ederim ki bence arkamdan şişlenmek rutinden daha az korkutucudur.Çünkü rutin,rutin sizi öldürür."
"Kimi insanlar İsa'yı Tanrı'nın oğlu ve kurtarıcı olarak kabul etmezsen cennete gidemeyeceğini söylüyorlar.Ama İsa'ya inandığın zaman kurtulacağına dair bir garanti var mı?Ya da en büyük eşek şakası Tanrı'nın kendisi mi?"
"Kimisi ölümün beş aşaması olduğunu söylüyor:
İnkar,öfke,pazarlık,depresyon ve en sonunda kabullenme."
"-Oğlum öldüğü zaman Tanrı neredeydi?
-Kendi oğlu öldüğü zaman olduğu yerde."
"Bir adam kendi oğlunun ölümünü görecek kadar yaşamamalı."
"Dinle Amerika! Uyuşturuculardan kurtulamayacaksın ta ki acılarını dindirene kadar."
"Vücudunuzu sevmelisiniz, çoğu kişi sevmez.Çoğu kişi bedenlerinden nefret ederler.Vücudunuzu sevmesi için zihninizi ikna etmelisiniz.Şişman bile olsanız ya da çalışması gerektiği gibi çalışmıyor bile olsalar vücudunuzu sevmelisiniz.Çünkü tutunabileceğiniz bir tek bu var."
"Kendime yeni bir kahraman buldum.Ve kim tahmin ederdi...Kendimim.Gururlanıyorum çünkü planım işe yaradı.Elimden geleni yaptım."
"Siz enteller dünyayı gördüğünüz gibi zannediyorsunuz. Ve bunun
böyle olmadığını fark ettiğinizde,
tahmin bile edemediğinizi gördüğünüzde çirkefleşiyorsunuz, kötüleşiyorsunuz."
"Hey, bin yıl boyunca hatırlandığınızı farz edin,hayattayken yaptıklarınız zamanı aşıyor ve henüz doğmamış olanları bile etkiliyor. Ne hayal. Bu yüzden insanlar kitaplar yazıyor, dinleri kuruyor,çareler buluyor,başkanlığa aday oluyor ama ben,ben muhteşem bir insan olmak istemiyorum.Önümüzdeki 1000 yıl boyunca hatırlanmak umurumda değil.
Tüm istediğim,eğer sokakta karşılaşırsak beni fark edin."
"Ailelerimiz kim olduğumuza karar verirler,kim olmadığımıza.Bütün ömrümüzde tanıştığımız herkesle olan ilişkilerimiz aile bireylerimizle olan ilişkimizden köken alır.Dünyanın neden göt olduğuna şaşmamak lazım."
"Hayır, bütün bu boklukları bir kenara bırakmalısınız.Yeni bir başlangıç yapmalısınız.Her yeni günde yeni baştan başlamalısınız."
"Yatak,sizi çağırır.Sizi rahatlatır.Yanınızda doğru kişiyle yatacak kadar şanslıysanız ertesi sabah yataktan çıkmanız için hiçbir neden yoktur.
İyi geceler."
"Halkımızı utandırıyorsun.
-Halkımızı mı ?
Beyaz adamın gelip bizi kullanmasına izin veren halkımızı mı?Sahip olduklarımızı korumayan halkımızı mı?"
"Günün sonunda, hepimizin bir soruyu yanıtlaması gerekir.Tek bir soru ama kolay değildir: Ben kimim?"
"Siyah ya da beyaz, uçurumun kıyısındayız.Hepimiz ya tutunacağız ya düşeceğiz.Beraber ya da ayrı ayrı.Bu bizim seçimimiz.Bize kalmış.Size ve bana kalmış."
"Dünyayı sadece siyah ve beyaz görüyorsun.İnan bana, hayat gridir, bu lanet duvarlar kadar gridir."
"Aslında gerçekleri biliyoruz.Söylediğimiz çoğu şey anlamsız."
"Hatırla Cyril,sen evrenin merkezisin."
"Ama biz ilimli ölçütleri olan olgunlaşan bir toplum muyuz?Sekiz yaşındaki çocuk zekâsından fazlasına sahip olduğumuzu kim söyleyebilir? Bizim hepimizin geri zekâlı olmadığımızı kim söyleyebilir?"
Mumyalara aşık olur kimi, kimi de hortlaklara; ikisi de aynı ölçüde düşmandır ete ve kana -ah nasıl ikisi de ters gelir beğenime! Çünkü kanı severim ben. Ve herkesin tükürüp kustuğu yerde oturmak ve kalmak da istemem; işte budur benim beğenim,…devamıMumyalara aşık olur kimi, kimi de hortlaklara; ikisi de aynı ölçüde düşmandır ete ve kana -ah nasıl ikisi de ters gelir beğenime! Çünkü kanı severim ben.
Ve herkesin tükürüp kustuğu yerde oturmak ve kalmak da istemem; işte budur benim beğenim, – hırsızların ve yalan yere yemin edenlerin arasında yaşarım daha iyi. Hiç kimse ağzında altın taşımaz!
Daha da çok tiksinirim tüm salya yalayıcılardan; ve insanların arasındaki en iğrenç hayvana otlakçı adını verdim ben; sevmek istemiyordu, ama yine de sevgi sayesinde geçinmek istiyordu.
Mutsuz kişiler derim; kötü hayvanlar ya da kötü hayvan terbiyecileri olmaktan başka seçenekleri bulunmayanların tümüne: bunların arasında bir kulübe bile yapmam kendime.
Mutsuz kişiler derim: her zaman beklemek zorunda olanlara da – onlar da ters gelir beğenime, tüm bu vergi memurları, tüccarlar, krallar ve diğer toprak ve dükkan bekçileri.
Sahiden, beklemeyi de öğrendim, hem de yürekten, – ama sadece kendimi beklemeyi. Ve her şeyden önce ayağa kalkmayı ve yürümeyi ve koşmayı ve sıçramayı ve tırmanmayı ve dans etmeyi öğrendim.
İşte budur benim öğretim: bir gün uçmayı öğrenmek isteyenin önce ayağa kalkmayı ve yürümeyi ve koşmayı ve sıçramayı ve tırmanmayı ve dans etmeyi öğrenmesi gerekir: – uçmak uçarak öğrenilmez birdenbire!
İp merdivenlerle kimi pencerelere tırmanmayı öğrendim, tez ayaklarla yüksek direklere çıktım: bilginin yüksek direklerinde oturmak hiç de azımsanacak bir mutluluk gibi gelmedi bana,-
-yüksek direklerin üzerinde küçük alevler gibi titremek: gerçi küçük bir ışıktır ama, büyük bir tesellisidir gemisi sürüklenmiş gemiciler ve batan gemiden kurtulanlar için,-
Çok çeşitli yollardan ve yöntemlerden vardım kendi hakikatime, tek bir merdivenin üzerinde çıkmadım yükseğe, gözlerimin kendi uzağına baktığı yere.
Ve hiç sevmedim yol sormayı, – hep ters geldi bu beğenime! Yolları yollara sormayı ve denemeyi sevdim hep.
Bir sorma ve denemeydi benim tüm yürüyüşüm: – sahiden, yanıt vermeyi de öğrenmek gerek böylesi sorulara! Ama budur – benim beğenim!
İyi değildir, kötü değildir, ama benim beğenimdir, ne utanırım ne de sıkılırım artık ondan.
“Budur – işte benim yolum – sizinki nerede?” diye yanıt verdim bana “yolu” soranlara. Çünkü o yol – yoktur zaten!
--------------------------------------------------
Nietzsche'nin de kendi söyleyişiyle: "Herkes için ve hiç kimse için bir kitap".
Bu manifesto, varoluşçu felsefenin en sağlam referans noktalarından biridir.
Okuduğum en sağlam kitaplardan biri.
Sweetie, you know I support you, whatever you want to do, but you're not gonna find what you're looking for in these awful made-up places. The universe is a cruel, uncaring void. The key to being happy isn't a search…devamıSweetie, you know I support you, whatever you want to do, but you're not gonna find what you're looking for in these awful made-up places. The universe is a cruel, uncaring void. The key to being happy isn't a search for meaning. It's to just keep yourself busy with unimportant nonsense, and eventually, you'll be dead.
- BoJack Horseman
Spoiler içeriyor
Schopenhauer şöyle der:"Boş zaman şöyledir: Cahillerin can sıkıntısı.Sıradan insanlar sadece zaman geçirmeyi düşünürler,herhangi bir yeteneği olan ise ondan faydalanmayı." Bizim karakterlerimiz boş zamanı bırakın tüm hayatları boyunca her şeyden kaçmak kendilerini dahi unutmak istiyorlar.Sürekli uyuşturucu kullanarak her seferinde daha fazla…devamıSchopenhauer şöyle der:"Boş zaman şöyledir:
Cahillerin can sıkıntısı.Sıradan insanlar sadece zaman geçirmeyi düşünürler,herhangi bir yeteneği olan ise ondan faydalanmayı."
Bizim karakterlerimiz boş zamanı bırakın tüm hayatları boyunca her şeyden kaçmak kendilerini dahi unutmak istiyorlar.Sürekli uyuşturucu kullanarak her seferinde daha fazla düşüş yaşıyorlar.Sürekli hedonizm yanlısı bir hayat yaşıyorlar ve her seferinde,bataklığa daha çok giriyorlar.Bataklık,onlardan geriye bir hiç bırakana kadar.Her kullanım sonrası yaşanan uyanış onları daha da berbat daha da sefil hissettiriyor.Tıpkı bizlerin bir daha şunu yapmayacağım,bir daha onu kullanmayacağım,bir daha o davranışı sergilemeyeceğim diyip o herhangi şeyi yaptıktan sonra kendimizi berbat hissetmemiz gibi.Bakın,bu filmde anlatılmak istenen şey sadece uyuşturucu değil.Her şeye olan bağımlılık.
Bizler de bazen saçma sapan şeylere bağlanıyoruz.Bu bir nesne,bir insan,bir dogmatik düşünce olabiliyor.Bu saçma şeyler bizleri mahvediyor.Gizliden gizliye bizi sömürüyor.
Schopenhauer bir de şöyle diyor:
“Akıllı kişi zevkin değil acı vermeyenin peşinden koşar. "
Karakterlerimiz kendilerini bitiren hedonizmin peşinden ölesiye gidiyorlar ve acı onlarla yeniden karşılaşıyor.
Ve filmde şöyle bir konuşma geçiyor:
"Asıl savaş yaşanan acı sonrası başlar.Depresyon,can sıkıntısı...Kendini zavallı gibi hissederken kendini aşmak hissedersin."
Yine dediklerimi destekler nitelikte şöyle bir konuşma daha geçiyor:
"Tepkimiz kaldığımız yerden devam etmek ve her şeyi yine sıçıp batırmak oldu.Istırabın üzerine ıstırap yağmak,onu bir kaşığa koyup bir damla asitle eritmek.Sonra da onu iğrenç hastalıklı damarına saplamak.Bunları tekrar tekrar yinelemek.Ayılmak,dağıtmak,çalıp çırpmak,insanları kazıklamaya devam etmek...
Her şeyin dibe vurduğu günlere doğru hevesle kendimizi sevk etmek."
İşte bu sözler gerçekten sağlam psikolojik bir incelemedir.
Karakterimiz Mark, artık değişme kararını almak ister.Tıpkı bizlerin de kendimizce saçma olguları gerçekleştirdikten sonra benliğimize söylediğimiz gibi.
"Peki neden yaptım?Milyon tane cevap verebilirim ama hepsi yalan olur.Gerçek şu:Ben kötü bir insanım.Ama bu artık değişecek,değişeceğim.Bu yaptıklarımın sonuncusuydu.Artık temize çıkıp yola devam ediyorum,doğruca ilerleyip yaşamayı seçeceğim.Bunun olması için şimdiden can atıyorum."
Devamında da insanlığın monotonluğuna da gönderi yapmaktan geri kalmaz:
"Sizler gibi olacağım.İş,aile,sikik büyük ekran bir televizyon.Çamaşır makinesi,araba,CD çalar,elektrikli konserve açacağı,sağlıklı yaşam,düşük kolesterol,diş sigortası,ev kredisi,ilk ev,günlük kıyafet,valiz,oturma grubu,tak-yap ürünleri,oyunlar,abur cubur,çocuklar,parkta yürüyüş,9-5 mesai,iyi golf oynamak,araba yıkamak,süveter seçmek,aileyle Noel,emekli maaşı,vergi muafiyeti,oluk temizliği,geçinip gitmek,geleceği düşünmek ve öldüğün gün."
Son olarak şunları söylemek istiyorum.Değişeceksek tam değişelim.Artık sıçıp batırmayalım.Tekrar tekrar bizleri yıpratacak şeyleri yapmayalım.Ve Simon'ın da dediği gibi:
"Choose life."
Spoiler içeriyor
Gerçeklik nedir? Bu soru da beni hayatım boyunca takip edecek.Peşimi bırakmayacak bir soru.Gerçekliği dünya da var olduğumuz ilk andan itibaren bize sunulan şeylerle kabul ediyoruz.Ve buna gerçeklik adını veriyoruz.Peki ya öyle değilse?"Gerçek"ten her şey birer simülasyonsa?Ya bir bebeğin rüyasındaysak?Ya her…devamıGerçeklik nedir?
Bu soru da beni hayatım boyunca takip edecek.Peşimi bırakmayacak bir soru.Gerçekliği dünya da var olduğumuz ilk andan itibaren bize sunulan şeylerle kabul ediyoruz.Ve buna gerçeklik adını veriyoruz.Peki ya öyle değilse?"Gerçek"ten her şey birer simülasyonsa?Ya bir bebeğin rüyasındaysak?Ya her şey adını verdiğimiz bu evren sadece bir bilgisayar programıysa?Belki de bir gün Truman gibi sistemin bug'ını bulacağız.Kim bilir?Kimse.
Truman bir süre sonra her şeyin döngüye girdiğini fark etti.Bu döngü adeta Nietzsche'nin "Bengi
Dönüş" felsefesini andırıyordu.Bengi Dönüş(sonsuz dönüş,ebedi dönüş) düşüncesi, zamanın döngüsel bir formda olduğu ve olayların bu döngüsellikte sonsuza dek yinelenmiş olduğu, yinelendiği ve yineleneceği tezini içermektedir.Daha ayrıntılı bilgiyi araştırmanızı isterim.Gerçekten çok yaratıcı bir düşünce.Truman'a dönecek olursak,kendi realitesinin bu olmadığı sonucuna vardı.Yaşadığı adanın ilerisinde başka bir realite olma umudunu sürekli korudu ve o zamana kadar yaşadığı her şeyin tam anlamıyla kocaman bir yalan olduğunu anladı.Gerçekliğin bir sahte olduğu anlamına vardı.Kim bilir belki bizler içinde öyledir.Belki bizler de bir gün merdiven çıktıktan sonra kapalı bir kapıyı tam açacağımız anda etraftan bir yerden biri adımızla seslenecek ve belki de aramızda şu diyalog geçecek:
"-Truman,konuşabilirsin.Seni duyuyorum.
-Kimsin sen?
-İnsanlara umut,eğlence ve ilham veren televizyon programının yaratıcısıyım.
-O zaman ben kimim?
-Sen yıldızımızsın.
-Hiçbir şey mi gerçek değildi?
-Sen gerçektin.Seni izlemeyi bu kadar güzel yapan da buydu.Beni dinle,Truman.Dışarıda senin için yarattığım bu dünyadan daha fazla gerçeklik yok.Aynı yalanlar.Aynı ikiyüzlülük.
Ama benim dünyamda korkacak hiçbir şeyin yok.Seni kendini tanıdığından daha iyi tanıyorum.
-Hiçbir zaman kafamın içine kamera koyamadın.
-Korkuyorsun.İşte bu yüzden terk edemeyeceksin.Sakin ol,Truman.Anlıyorum.Bütün hayatın boyunca seni izledim.Doğarken seni izliyordum.İlk adımını attığında seni izliyordum.Okulunun ilk günü seni izledim.İlk dişini düşürdüğün bölümü.Terk edemezsin,Truman.Sen buraya aitsin,benimle.Konuş benimle.Bir şeyler söyle.Sen televizyondasın.Bütün dünyada canlı yayındasın.
-Ve olur ya belki sizi göremem.İyi günler,iyi akşamlar ve iyi geceler."
"Tabi pek çok yazar kendilerini sıradan insanlardan,yaşadıkları,alışveriş yaptıkları yerlerden,mücadele ettikleri sohbet yerlerinden soyutlamak için elinden geleni yapar ve doğal olarak eserleri boş bir şekilciliğe bürünür." "Bir anlamda bu dünyada hepimiz yalnızız, değil mi?Çoğu zaman akrabalarım ve arkadaşlarım yanımdadır ama... Sana…devamı"Tabi pek çok yazar kendilerini sıradan insanlardan,yaşadıkları,alışveriş yaptıkları yerlerden,mücadele ettikleri sohbet yerlerinden soyutlamak için elinden geleni yapar ve doğal olarak eserleri boş bir şekilciliğe bürünür."
"Bir anlamda bu dünyada hepimiz yalnızız, değil mi?Çoğu zaman akrabalarım ve arkadaşlarım yanımdadır ama...
Sana imreniyorum.Günlük rutin iş,seni nelerin beklediğini biliyorsun.İşi biliyorsun.Benim işim bir nevi sondaj,içimden bir şeyler çıkarmak.Samimi bir şeyler."
"Bir şey diyeyim mi,insan aklı;bu bölgenin hiçbir haritası yok.Keşfetmek acı verici olabilir.Çoğu insanın bilmediği türden bir acı."
"Tavsiyeni dinledim.Şunu doktora gösterdim.Kulak iltihabın var,10 dolar lütfen, dedi.Kulağımda iltihap var demiştim.Niye siz 10 dolar vermiyorsunuz,dedim.Kavga çıktı."
"Gözlerin kapalı yaşadıysan gündüzler rüyadır."
Javier Bardem'in tüm benliğiyle rolüne büründüğü Anton Chigurh karakterinin hissizliği,duygusuzluğu,her şeye karşı nötr duruşu,her şeyin uzun anlamsız bir çabadan olduğunu gösteren bakışları,hedeflerine soğukkanlılıkla ilerleyişi;paranın,toplumun zerre umrunda olmaması ve yalnızca önemli olanın kendi kararları,kendi prensipleri olması izlemek için yeterli sebepler.Bu sebeplerin…devamıJavier Bardem'in tüm benliğiyle rolüne büründüğü Anton Chigurh karakterinin hissizliği,duygusuzluğu,her şeye karşı nötr duruşu,her şeyin uzun anlamsız bir çabadan olduğunu gösteren bakışları,hedeflerine soğukkanlılıkla ilerleyişi;paranın,toplumun zerre umrunda olmaması ve yalnızca önemli olanın kendi kararları,kendi prensipleri olması izlemek için yeterli sebepler.Bu sebeplerin senaryo,sinematografi ve oyunculuklarla harmanlanışı Oscar'ı getirmiş durumda.
Anton Chigurh, film dünyasında izlediğim en sağlam karakterlerden biriydi.Açıkçası dünyada böyle insanların olmamasını umuyorum.Anton Chigurh'ün felsefesi gerçekten güçlüydü fakat aynı zamanda karanlık bir felsefeydi.Gittiği yerlere ölümü de yanında taşıyordu.Ayrıca filmin sonunda zevk veren bir şaşırma yaşadım.Coen kardeşler bu işi biliyor.İzlediğim en özgün filmlerden biriydi.
"Bu dünyanın bir parçası olacağım."
"Çok salakça bir şey yapmaya gidiyorum ama gene de gidiyorum.Dönmezsem anneme onu sevdiğimi söyle.
-Senin annen öldü Llewellyn.
-O zaman ben kendim söylerim."
Spoiler içeriyor
Her insan,yaşamak için hayatında anlam ve amaç ister.Bizim Tony,bu anlamı ve amacı eşi öldükten sonra kaybetmiş durumda.Ne yapacağını şaşırmış,nihilist tavırlarıyla hayata devam etmekte.Hayatının-eşi öldükten sonra-anlamsız olduğunu,yaşamaya devam etmeye değmeyeceğini düşünür.İntihar aklını kurcalayıp durmaktadır.Albert Camus'ün Sisifos Söyleni adlı kitabının ilk cümleleri…devamıHer insan,yaşamak için hayatında anlam ve amaç ister.Bizim Tony,bu anlamı ve amacı eşi öldükten sonra kaybetmiş durumda.Ne yapacağını şaşırmış,nihilist tavırlarıyla hayata devam etmekte.Hayatının-eşi öldükten sonra-anlamsız olduğunu,yaşamaya devam etmeye değmeyeceğini düşünür.İntihar aklını kurcalayıp durmaktadır.Albert Camus'ün Sisifos Söyleni adlı kitabının ilk cümleleri filmin ana konusunu özetler nitelikte:"Gerçekten önemli olan bir tek felsefe sorunu vardır: intihar. Yaşamın yaşanmaya değip değmediği konusunda bir yargıya varmak, felsefenin temel sorusuna yanıt vermektir."
Tony hayatına devam etmek için nihilizmi aşmak,varoluşçuyu canlandırmak zorundadır.
Hayata devam etmek istiyorsa yeni anlam ve amaçlar yaratmak zorundadır.
İzlediğim en değerli dizilerden biridir.
"- Vadem dolana dek seni geçiştirmek için oyalanıyorum. Çünkü kısacık bir anlığına bile olsa beni mutlu görürsen bil ki hala ızdırap içindeyim ve anın tadını çıkaramıyorum. Çünkü onunla paylaşamıyorum, tamam mı? Yanına gitmek için de sabırsızlanıyorum.
- Tony bu çok saçma, sen mantıklı bir adamsın. Cennete bile inanmıyorsun.
- Biliyorum o hiçliğin içinde, tamam mı? Ama şunu kafana sok. Onsuz herhangi bir yerde olacağıma onunla hiçliğin içinde olurum."
"- Zaten hepimiz anılardan ibaretiz."
"- Eğer ateistsen, cennet ve cehenneme inanmıyorsan neden istediğin kadar cinayet işleyip tecavüz etmiyorsun?
- Ediyorum. İstediğim kadar cinayet işleyip tecavüz ediyorum. Yani hiç."
"- İntihar etmek istedim. Yapamadığımda veya yapmadığımda dedim ki "Tamam yaşamaya devam etmeyi seçiyorsam kendi istediğim gibi yapacağım, istediğim her şeyi yapacağım. Olmadı intihar ederim."
-Yedek plansız olmaz tabi.
- Aynen. Ama plana uyamadım. Başta bir süper güç gibi gelmişti. İstediğimi yapabilirdim ne olacaktı? En kötü ne olabilirdi? Hiçbir şey bana koymazdı çünkü intihar edebilirdim. Ama sonra... Fark ettim ki önemsediğin şeyleri önemsemekten vaz geçemiyorsun, kendini kandıramıyorsun. Sonra senin dediğin bir şey aklıma geldi. Her şey benimle ilgili değil. Ve canım yanıyor olsa da dünyadaki kendi ufak köşemi biraz olsun daha güzel bir yer yapabileceksem eğer, hayat belki de yaşamaya değer.
- Ötesi yok. Mutluluk şahane bir şey. O kadar şahane ki sende olup olmamasının bir anlamı yok. harika bir şey. Bir toplum yaşlı adamların gölgesinde asla oturamayacaklarını bildikleri ağaçları dikmeye başladığında gelişir. İyi insanlar başkalarına iyilik yaparlar. O kadar. Ötesi yok."